
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 17-28 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 43. İstanbul Film Festivali’nde, 74. Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı kazanan Hong Sang-soo imzalı A Traveler’s Needs, Jüri Ödülü’nü kazanan The Empire ve En İyi Yönetmen ödüllü Pepe sinemaseverlerle buluşacak.
43. İstanbul Film Festivali, her yıl olduğu gibi bu yıl da Berlin Film Festivali’nin ödüllü ve öne çıkan filmlere seçkisinde yer veriyor. Seçkide; Hong Sang-soo'nun ödüllü yeni filmi A Traveller’s Needs, Bruno Dumont imzalı Berlin’de Jüri Ödülü’nün sahibi olan L’Empire, 74. Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Nelson Carlos De Los Santos Arias’ın yeni filmi Pepe, İranlı yönetmenler Maryam Moghaddam ile Behtash Sanaeeha’nın ikinci baharın nasıl büyük bir mutluluk getirebileceğini acı-tatlı bir yolla anlattıkları yeni filmi My Favourite Cake, Olivier Assayas’ın mizah ile dramı ustalıkla bir araya getirdiği yeni filmi Hors du Temps, Moritanyalı usta sinemacı Abderrahmane Sissako'nun on yıl aradan sonra çektiği, dikkat çekici, gözlemsel ve duygusal yeni filmi Black Tea, Margherita Vicario’nun 18. Yüzyıl İtalya'sında manastırda pop müziği icat eden bir grup genç kadın müzisyenin hikâyesini anlattığı filmi Gloria! ve Kanadalı auteur yönetmen Atom Egoyan’ın Salome operasının yeniden sahnelenişi sürecini Jeanine adında bir tiyatro yönetmeninin gözünden anlattığı son filmi Seven Veils yer alıyor.
43. İstanbul Film Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Fotoğraf sanatçısı Orçun Karamustafa’nın organizasyonunu üstlendiği, queer bireylerin hikâyelerini, kimliklerini ve kendilerini ifade ediş biçimlerini bir araya getiren karma fotoğraf sergisi “What’s Your Name?” 21 Mart - 5 Nisan 2024 tarihleri arasında İstanbul Beyoğlu’nda yer alan Saye Kolektif’te gerçekleşecek.
Karamustafa’nın çalışmalarının yanı sıra sergide Anna Martynenko, Djorde Zivkovic, Edison Alcaide, Flavie Guerrand, Franziska Lange, Jadwiga Janowska, Karolina Jozwiak, Louise Carpenedo, Marco Lessner, Marko Stajonavic’in çalışmaları yer alacak. Sergi, görülenin anlamını derinleştiren ve saklanmak istenenleri cesaretle karşılayan bir hissiyat taşıyor.
“What's Your Name?” sergisi, bireylerin cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimliklerine bağlı olarak etiketlenmelerine gerek olmadığının güçlü bir ifadesi olarak izleyiciye sunulacak. Serginin küresel perspektifi, farklı ülkelerden gelen sanatçıların ortak bir mesajda birleşmesini sağlayarak, kimliklerin coğrafi veya kültürel sınırlarla kısıtlı olmadığını vurgulamayı amaçlıyor. Ayrıca bu sergi, queer topluluklar arasında güçlü bir dayanışma ve anlayış köprüsü oluşturarak, bireylerin kendi özgün hikâyelerini keşfetmeleri ve ifade etmeleri için cesur bir platform sunacak.
Karamustafa, sergiyi “Her bir kare, izleyiciye, bireyin kendini ifade etme özgürlüğünü ve benzersizliğini kutlama fırsatı sunar. 'What's Your Name?' sadece bir fotoğraf sergisi değil, aynı zamanda farklı bakış açıları ve kimliklerle ilgili bir diyalog platformu” sözleriyle anlatıyor.
Beyoğlu’nda disiplinler arası sanat ve deneyim mekânı Saye Kolektif'te 21 Mart'ta Ekinoks ile gündüz-gece eşitliğinin kutlanacağı bir açılış etkinliğiyle başlayacak sergi. Saat 19.00’da gerçekleşecek kapı açılışıyla birlikte, 5 Nisan’a kadar pazar hariç her gün 12.00-21.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Sergi kapsamında süreç boyunca fotoğrafçıların çalışmalarını anlamlandırmak ve deneyimleri paylaşmak isteyenler için çeşitli yan etkinlikler de yapılacak.
Adres: Saye Kolektif @kampüs, Bülbül Mah., Küçük Duvarcı Sok. No: 16, Beyoğlu, İstanbul
1, 2. Fotoğraf: Orçun Karamustafa, "Hazır mısın Cahide", 2022
3. Orçun Karamustafa
Dünyaca ünlü piyanist Maksim, grup-orkestrasıyla birlikte The Collection isimli klasik-crossover şovuyla 3 Mayıs’ta Volkswagen Arena İstanbul’da müzikseverlerle buluşacak.
Dünya çapında 5 milyondan fazla albüm satan, MTV Müzik Ödülleri gibi pek çok uluslararası müzik yarışmasında ödüller kazanan Maksim; Avustralya, Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’da 50’den fazla gösteriyle izleyicilerle bir araya geldi. Queen, Coldplay, John Legend gibi sanatçıların en hit parçaları, The Godfather, Pirates of the Caribbean, Game of Thrones gibi dizi ve filmlerin müzikleri, Liszt’in bazı klasik başyapıtlarının yanı sıra, Flight of the Bumblebee, In The Hall of the Mountain King ve diğer albümlerinden de seslendirecekleri parçalar ile müzikseverlere farklı bir müzikal deneyim sunacak.
3 Mayıs’ta Volkswagen Arena İstanbul’da gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Fransız blackgaze grubu Alcest, Epifoni organizasyonuyla 26 Ekim gecesi IF Performance Hall Beşiktaş sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.
Black metal, post-rock ve shoegaze müzik türünü bir araya getiren ve blackgaze adıyla anılan bu tarzın öncüsü olan Alcest, Fransız müzisyen Neige’in solo projesi olarak 2000 yılında kuruldu. Yakında yayımlanacak Les Chants de l’Aurore isimli yeni albümün turnesi kapsamında yedi yıl aradan sonra Türkiye’de sahne alacak grup, yeni şarkılarını da bu konserde ilk kez canlı olarak seslendirecek.
İlk kurulduğu yıllarda üç kişiden oluşan grup, daha sonra shoegaze tarzına geçmesiyle birlikte iki kişi olarak yoluna devam ediyor. My Bloody Valentine, Slowdive, Ride gibi gruplardan ilham alan, bu türü coldwave’in ve post-rock’ın armonileriyle buluşturan grup, 26 Ekim gecesi İstanbullu hayranlarıyla bir araya gelecek.
26 Ekim Cumartesi saat 21.00’de IF Performance Hall Beşiktaş sahnesinde gerçekleşecek Alcest konserinin biletlerine Passo ve Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.
Estonyalı sanatçı Madlen Hirtentreu’nün “Sığınak Çobanları” başlıklı kişisel sergisi 5 Mayıs’a kadar Eldem Sanat Alanı Fırın’da sanatseverlerle buluşuyor.
Madlen Hirtentreu’nün yeni sergisi “Sığınak Çobanları”, içinde bulunduğumuz hızla değişen dünyaya dair fikir ve endişelerin artefaktlar olarak somutlaştığı bir deneyim alanı sunuyor. İnsan ötesi bir bakış açısıyla, solmaya yüz tutmuş dünyaya ve artık aramızda olmayan canlılara karşı saygı ve nezaket vurgusu yaparak, çağdaş ninnileri keşfetmeye ve oluşturmaya teşvik etmenin yöntemlerini araştırıyor. Biçimsel-kavramsal tekrarlı yaklaşım ve cerrahi koşullara ilgi duyan sanatçı, yapıtlarında abject ve teknolojiyi birbirine entegre bir şekilde kullanıyor.
SAHA Sürdürülebilirlik Fonu desteğiyle düzenlenen “Sığınak Çobanları”, Madlen Hirtentreu’nün önceki çalışmaları ve yaklaşık bir ay süren konuk sanatçı programı sürecinde gerçekleştirdiği üretimlerle tüm mekâna yayılan bir yerleştirme olarak izleyici karşısına çıkıyor. Dönüştürülmüş veya modifiye edilmiş buluntu nesneleri, çelik, seramik, ses işleri, gölge ve ışık oyunları kullanarak, rüya gibi kaybolmuş bir geleceği yansıtıyor. Sanatçının mekanik-romantik bir yaklaşımla, Frankenstein-vari bir teknik dokunuşla oluşturduğu heykeller ve ses enstalasyonları, ekolojik dengenin geri dönülemez biçimde bozulmuş ancak aynı zamanda vizyonda bükülmüş bir dünyanın hayaline götürüyor. Nefesin en büyük erdem olduğu bu dünyada, unuttuğumuz veya henüz ayak basmadığımız toprakları bir araya getirmek için tutsak kalanlara ses veriyor.
Fotoğraf: Flufoto
Aytül Akal’ın günümüzün “her şeye sahip” çocuklarını paylaşma ve yardımlaşma duygularıyla tanıştıran hikâyesi Kitaplarıma Yer Yok, Burcu Koçer Oruç’un resimleriyle Tudem Yayınları’nın SEN de OKU koleksiyonunda yayımlandı.
Paylaşmanın önemine ve güzelliğine dikkat çeken Kitaplarıma Yer Yok, bir kitaplığın nasıl düzenlenmesi gerektiğine dair küçük ama etkili ipuçları sunarken kitapları yayına hazırlayan gizli kahramanları anmayı da ihmal etmiyor.
“Kerem'in hayatında kitapların yeri bambaşka!
Her kitap yeni bir keşif, farklı bir heyecan ve bolca eğlence demek renkli dünyasında.
Kerem'in okuması, hayal kurması iyi hoş ama dağınıklığı azıcık fena!
Sahi, oyuncakları rafta dururken ne işi var kitaplarının orada burada?
Kitap dediğin unutulur mu hiç çamaşır makinesinin üzerinde yahut mutfak tezgâhında?
İyisi mi derleyip toplamalı sağa sola dağılmış o kitapları tek bir noktada.
Peki ama ya yeterince yer yoksa kitaplığın raflarında?
Acaba nasıl en iyi ayrışır ve dizilir onca kitap tek bir toplayışta?
Her kafadan alabildiğine bir ses, bir öneri yükseliyor havada.
Belki de Kerem'in ihtiyacı olan en harika çözüm hemen yanı başında...”
Anne Hattaway ve Nicholas Galitzine’in başrollerini paylaştığı The Idea Of You filmi, 2 Mayıs’ta dünyada aynı anda Prime Video’da yayımlanacak.
Aynı isimli kitaptan uyarlanan The Idea of You (Sen İhtimali), August Moon grubunun solisti olan 24 yaşındaki Hayes Campbell (Nicholas Galitzine) ile 40 yaşında bekar bir anne olan Solène’in (Anne Hathaway) aşk hikâyesini anlatıyor. Michael Showalter yönettiği filmin senaryosunu Michael Showalter ve Jennifer Westfeldt kaleme aldı. Filmde Anne Hathaway ve Nicholas Galitzine’e; Ella Rubin, Annie Mumolo, Reid Scott, Perry Mattfeld, Jordan Aaron Hall, Mathilda Gianopoulos, Raymond Cham Jr., Jaiden Anthony, Viktor White ve Dakota Adan eşlik ediyor.
Eski kocası son anda sözünden cayınca Solène, Coachella Müzik Festivali’ne gidecek olan kızına eşlik etmek durumunda kalır. Beklenmedik bir anda tanışmalarıyla beraber başlayan ilişkileri, Hayes’in süperstar statüsüyle birlikte gittikçe karmaşık bir hal almaya başlar. Solène, spot ışıkları altında yaşamak durumunda kaldığı ilişkisinin, hayalleriyle uyuşmadığı gerçeğiyle yüzleşir.
The Idea of You filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=V8i6PB0gGOA
İBB Kültür AŞ ve NOKS Art Space’in iş birliğiyle düzenlenen “Tavşan Deliğine İnmek” başlıklı sergisi, Müze Gazhane Otopark -2’de sanatseverlerle buluşuyor.
“Tavşan Deliğine İnmek” sergisi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü ve Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf ve Video Bölümü öğrencilerinden seçilmiş 28 genç sanatçının sanat kariyerlerinde de bu derinliklere inmeleri için bir platform sağlıyor. Yalnızca mekânın fiziksel sınırlarına değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal katmanlarına da çağrıda bulunan sergi; izleyicilere, sanatın geleneksel sınırlarını aşarak, düşlerin ve gerçekliğin kesişim noktasında bir yolculuğa çıkma fırsatı sunuyor.
Fotoğraf sanatını alternatif mekânlara taşımayı amaçlayan sergi, izleyicileri sadece fotoğrafın derinliklerine değil, serginin gerçekleştiği yerin özgün atmosferine de davet ediyor. Müze Gazhane’nin -2 katındaki otopark alanının gri renkli beton duvarları, sarı park çizgileri ve duvarlara konumlandırılmış kırmızı renkli aydınlatmaları ile gizemli bir atmosfer yaratan fotoğraflar izleyiciye geleneksel bir fotoğraf sergisinden farklı bir deneyim sunuyor. Müzikal bir kompozisyonun parçası hâline gelen fotoğraflar, bir yandan yeraltının enerjisini ve hikâyesini anlatırken mekânın kendisi de birer anlatı öğesi hâline gelerek izleyiciyi serüvenin içine çekiyor.
Sergide; Berk İşeri, Dilara Tan, Dorottya Harsy, Ebrar Kılınç, Elif Eylül Gül, Elifsu Ateşoğlu, Emine Güler, Fulya Çoğalan, Hasan Hüseyin Çinay, H. Kübra Gönül, Hüseyin Güler, İbrahim Emir, İlayda Erkoç, İlknur Yavaşcı, İmran Caner, Meltem Telci, Merve Atagün, Mert Nazım Egin, Oğuz Kandemir, Pelin Akın, Rüya Bircan, Samim Kerem Sayin, Sena Dede, Ulvi Göktürk Çetin, Yağız Ayan, Yasemin Kalaycı, Yiğit Ayan ve Zeynep Sema Yıldız’ın eserleri yer alıyor.
Künye:
1. Dilara Tan
2. Hasan Hüseyin Çinay
3. İmran Caner
4. İlknur Yavaşcı
5. Oğuz Kandemir
6. Ulvi Göktürk Çetin
İsveçli yazar Alex Schulman’ın üç farklı zamanda ilerleyen bir tren yolculuğu üzerinden evrensel bir aile hikâyesi anlatırken yıllar önce aileyi parçalayan sırrın peşine düştüğü Malma İstasyonu, Zeynep Tamer’in İsveççe aslından çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.
Hayatta Kalanlar ile okurun tanıştığı Schulman, bu kez üç kuşak üzerinden yalnızlıklar, travmalar ve psikolojik bagajlarıyla tamir edilemez ilişkilerin dağıttığı bir ailenin hikâyesini anlatıyor.
Bir tren, enfes bir yaz manzarasında hızla ilerliyor. Yolcular arasında evliliklerinde kriz yaşayan bir çift, bekâr bir baba ve küçük kızı ile annesinin geride bıraktığı gizemin cevabını arayan bir kadın var. Hepsi Malma İstasyonu'na gidiyorlar ve ne onlar ne de okur kaderlerinin nasıl iç içe geçtiğini, nasıl görünmez ağlarla birbirlerine düğümlendiklerini biliyor. Esrarengiz Harriet, kontrol tutkunu Oskar ve arayış içindeki Yana - bu karakterlerin her biri, noktaları birleştirmeye çalışırken bir önce zamanın izlerini taşıyor. Okur da karakterlere ait bölümler boyunca onlarla birlikte zamanda yolculuk ediyor.
“Çocukluk açıklanamaz bir enstalasyon, modern bir sanat eseri gibi.”
Shirin Neshat’ın “Öfke” başlıklı kişisel sergisi 14 Mart-7 Nisan tarihleri arasında Dirimart Pera’da sanatseverlerle buluşacak.
Shirin Neshat’ın yeni sergisi “Öfke”, çift kanallı bir video yerleştirmesi ile siyah-beyaz bir fotoğraf serisini izleyiciye sunuyor. Haziran 2022’de çekilen “Öfke”, faşizmin yeniden yükselişiyle tetiklenen önsezi ve dehşet duygusunun damga vurduğu zamanın ruhunu yakalamaya çalışıyor. Sergi, sanatçının teokratik politikalar ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrım rejimleri (gender apartheid) bağlamında kadın bedeninin araştırılmasının bir devamı olarak görülse de New York’ta gerçekleşmesi uluslararası etkisini pekiştiriyor.
Sergideki video yerleştirmesi oldukça kurgulanmış ve stilize edilmiş bir yolla siyasi tutuklu kadınların maruz kaldığı cinsel sömürü konusunu ele alıyor. Serbest bırakıldıktan sonraki kalıcı duygusal yaraların farkına vardıran sergi, şimdi Amerika’da yaşayan ve esaret anılarının peşini bırakmadığı genç bir İranlı kadının psikolojik ve duygusal yolculuğunun izini sürüyor.
Video yerleştirmesiyle birlikte gösterilen fotoğraf serisi, kadın bedenini hem arzu hem de şiddet nesnesi olarak ele alıyor: bedenleri istismarın, sakatlanmanın ve toplumsal yabancılaşmanın fiziksel izlerini taşıyan kadınları. İktidarın ve otoriterliğin temelinde, kadın bedeninin kontrol altına alınma çabasının yattığı mesajı veriliyor. İranlı şair Furuğ Ferruhzad’ın (1934–1967) şiirlerinin kaligrafik el yazısıyla işlendiği bu farklı kadın portreleri güzellik, onur, güven ve gurur hisleriyle birlikte acı, savunmasızlık ve travma gibi duyguları aktarıyor. Neshat’ın çalışmaları on yıllardır İslam kültüründe, özellikle de kendi ülkesi İran bağlamında kadın bedeni konusunun farklı yönlerine yoğunlaşarak onun bir yandan günah, utanç, arzu, baskı, siyasi ve dini ideolojiler, diğer yandan isyan, iktidar ve karşı çıkışlar için tartışmalı bir mekân olmayı sürdürme biçimlerini inceliyor. Shirin Neshat, “Öfke” sergisiyle gerek İran’da gerekse küresel olarak kadınları etkileyen önemli konuları sorgulama ve gözler önüne serme konusundaki mirasına bir yenisini daha ekliyor.
Künye:
1. SHIRIN NESHAT - Flavia, from The Fury series, 2023, Digital c-print with ink and acrylic Unframed 121.9 x 182.9 cm
2. SHIRIN NESHAT - Daniela, from The Fury series, 2023 Digital c-print with ink and acrylic Unramed 101.6 x 152.4 cm