GÜNDEM
  • 11-03-2024

    Helen Mortimer’in yazdığı, Cristina Trapanese’in illüstrasyonlarıyla renklendirdiği “Küçük İnsanlar İçin Büyük Sözler” serisinin son kitabı Sevgi, Esra Kökkılıç’ın çevirisiyle Mundi’den çıktı.

    4 yaş ve üzerindeki tüm okurlara seslenen Sevgi, sevmek, sevilmek, aile, kayıp, şefkat gibi kavramlar odaklanırken çocuklara duygularını keşfetmeleri için yardımcı olmayı amaçlıyor. Kitap “Sevgi ne demek?” sorusunun etrafında şekilleniyor; başkalarını sevmenin gerçekte ne demek olduğunu, sevgiyi doğru gösterme yöntemlerini ve sevildiğini anlamanın yollarını anlatıyor.

    Sevgi, sonunda yer alan “on etkinlik” önerisi ile çocuğuyla verimli ve yaratıcı vakit geçirmek isteyen anne babalara yararlı bir yol haritası sunuyor. Oxford’un tüm dünyada ilgiyle karşılanan “Küçük İnsanlar İçin Büyük Sözler” serisi kapsamında geçen aylarda Mutluluk, Elinden Gelenin En İyisini Yapmak, Cesaret ve Nezaket duygularının işlendiği kitaplar yayımlandı.

    0
    0
    1367
  • 10-03-2024

    Murat Kahya’nın “Sonsuz Manzaralar” başlıklı sergisi 13-23 Mart tarihleri arasında Bilsart’ta sanatseverlerle buluşacak.

    Murat Kahya, eserleriyle izleyicilerin yaşadıkları dünyanın güzelliklerini ve karmaşıklıklarını benimsemelerini, kendi deneyimlerinin inceliklerini keşfetmelerini ve zamanın ve değişimin sürekli gelişen doğasından ilham almalarını hedefliyor.

    ​“‘Sonsuz Manzaralar’ adını verdiğim mekâna özgü yerleştirmede, 2019’dan beri üzerinde çalıştığım ‘Along the River’ adlı projemden bir kesit sunuyorum. Bu çalışma, Kızılırmak nehri ve suyu merkezine alarak nehrin çeşitli bölgelerinde dört yıl boyunca çektiğim fotoğrafların çeşitli biçimlerde birleşmesinden oluşuyor. Bu yerleştirmede, nehri takip ederek elde ettiğim bu imgelere su aracılığıyla organik bir ilişki kurduruyor, bu ilişkiden doğan yeni manzaraları keşfediyorum. Yerleştirmenin birinci kısmını oluşturan video çalışmasında, atölyede gerçekleştirdiğim, transparan kâğıda basılmış fotoğrafların birleştirilmesinden oluşan çeşitli kolaj çalışmalarının yaratım sürecini ve kolajlara dair hikâyeleri izliyoruz. Bu kolajlar, nehrin farklı bölgelerinde çekilmiş olmalarına rağmen atölyede spontane bir şekilde bir araya gelen çalışmaların bir sentezi niteliğindedir. Fotoğraflardaki öğeleri kullanarak, bu birlikteliği kurarken yeni olasılıkları keşfediyorum. Su yoluyla birbirine bağlanmış bu imgeleri, yine su yardımıyla birleştirerek var olmayan manzaralar yaratıyorum. Baş ve sonu birleşen ve birbirinden uzak olsa da su vasıtası ile ilişkiye girmeye başlayan bu imgeleri, nehirde bulunan buluntu nesnelerle destekleyerek boyutlandırıyor ve zenginleştiriyorum. Bu video çalışmasında izleyiciler için tepegözlerin bulunduğu alanda ne yapabileceklerini göstermeye çalışırken, olasılıkları keşfediyor ve çeşitli deneysel çalışmalar yapıyorum. Bu denemeler sırasında ortaya çıkan manzaraları, yerleştirmede iki cam arasına sıkıştırılmış bir şekilde objeleştiriyorum. Böylelikle, ortaya çıkan yeni manzaraların ve mekânların fiziksel olarak deneyimlenebileceği bir alan oluşturuyorum. Tepegözlerin bulunduğu alanda ise izleyiciler için interaktif bir alan yaratıyorum. Bu alanda, izleyicilerin kendi deneyimlerine dayanarak manzaraları birleştirebilecekleri ve yeni olasılıklar yaratabilecekleri bir ortam sunuyorum. Yerleştirmede yer alan video çalışması ve fotoğraf yerleştirmesinin izleyiciler için bu anlamda rehberlik etmesini hedefliyorum. İzleyicilerin sergi süresi boyunca deneyimleyecekleri çalışmaları kayıt altına alarak, serginin bir çıktısını oluşturmayı hedefliyorum.”

    0
    0
    1256
  • 10-03-2024

    Pera Müzesi ve Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlenen “Yazar-Editör Sohbetleri” başlıklı buluşma serisine 12 Mart akşamı Pınar Öğünç ve Beliz Güçbilmez konuk olacak.

    Pınar Öğünç ve Beliz Güçbilmez, sohbette yakın dönemde yayımlanan kitaplarının yanı sıra kurmaca-gerçek ilişkisi ve bunların arasındaki kaçış çizgilerini ele alacaklar. İlk romanı Şu Anda Burada mıyız?’da, çağın insanlarının zihninde, kalbinde, damarlarında dolaşan Pınar Öğünç, kendini dünyanın tüm haritalarında kaybolmuş hissedenlerin dünden ve yarından koparak âna sıkışan hikâyelerini aktarıyor. Beliz Güçbilmez ise Anne Ben Düştüm mü? başlıklı yeni kitabında, kurmaca-gerçek ilişkisini, ilk bakışta göze çarpan benzerlikleriyle değil de benzerliğin bağrındaki farkla düşünmeyi öneriyor.

    ​12 Mart akşamı Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlik ücretsiz ve herkesin katılımına açık olacak. Rezervasyon alınmayacak ve etkinlik dili Türkçe olacak.

    0
    0
    1419
  • 09-03-2024

    İngiliz post-punk/alternatif rock grubu New Model Army, Can Sertoğlu (MOREmanagement) ve Epifoni Organizasyon iş birliğiyle 27 Kasım’da Beşiktaş’taki IF Performance Hall’da konser verecek.

    New Model Army, sene başında yayımladığı Unbroken isimli yeni albümünün turnesi kapsamında İstanbul’da sahne alacak. Kuzeybatı İngiltere’nin punk kökenli, sert duruşlu, ilkeli ve tavizsiz müzik elçileri, kurucu solist Justin Sullivan liderliğinde sahnede dinleyicilerle buluşacak.

    Pandemi döneminde, 2021’de yazılmaya başlayan Unbroken albümüne özgün karakterini veren Tchad Blake mix’i, yoğun gitarlar, sağlam bas ve davul ile her zamanki NMA sound’unu yansıtırken yeni ve farklı unsurlar da barındıran bir çalışma. Bu albümün şarkılarını repertuarının klasikleriyle harmanlayarak oluşturdukları turne seti dinleyicilere farklı bir konser deneyimi vaat ediyor.

    ​27 Kasım’da IF Performance Hall’da gerçekleşecek New Model Army konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1074
  • 09-03-2024

    Resim ve heykel sanatçısı Adviye Bal’ın tablolarından ve heykellerinden oluşan “Zamansız/Timeless” başlıklı kişisel sergisi 23 Mart’a kadar Teşvikiye’deki Red Rouge Art Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Derya Aydoğan’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi, Adviye Bal’ın insanın enerji düzeylerine göndermeler yapan siluetlerden oluşan eserleriyle izleyicilerin zihnine yeni bir boyuta geçiş anahtarını sunuyor. Renkler ve figürler arasında bir yolculuk sunan sergideki eserler retinaya yansıyan renkler, aslında ruhsal enerji düzeylerini açık eden yalın bir gerçekliğin soyutlamaları olarak Bal’ın resimlerine yansıyor. Sanatçı serginin ismini “Bir olay, bir nesne, bir başlangıç noktası yoksa şimdi de yoktur. Şimdi yoksa geçmiş ve gelecek de olamaz. Öyleyse hiçbir şeyin olmadığı yerde zaman da yoktur. Biz varsak zaman var.” sözleriyle anlatıyor.

    ​Atatürk Üniversitesi Coğrafya Bölümü ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Bölümü mezunu olan ve bu iki ayrı alanı üretimlerinde bir araya getiren sanatçının bronz döküm ve taş yontu heykelleri, resimlerinden taşan kompozisyonların üç boyutlu bir görüsünü ortaya çıkarıyor. Sergideki kozmos odası, zaman kavramının hem önemli bir eşlikçisi olarak mekânda yer alıyor hem de bu kavramın günümüz olanaklarıyla henüz aşamadığı “ışık”la bütünleştiği bir arena yaratıyor. Kozmos odasında, ışık hızından daha hızlı tek olgu olan düşüncenin, zamansız algıya bir geçit yaratacağı simgeleniyor. İzleyicinin, düşüncelerine sızarak ışık hızını geçmesi ve dünyada bulunmayan renklere ulaşma dürtüsü tetikleniyor.

    0
    0
    1835
  • 09-03-2024

    Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk kadın yazar olan Selma Lagerlöf’ün dünya edebiyatında önemli bir yer edinen ilk romanı Gösta Berling Efsanesi, Berkan Başören’in İsveççe aslından çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Gösta Berling Efsanesi; 1924’te, aynı isimle Mauritz Stiller’in yönettiği, Greta Garbo’nun başrolde olduğu klasik bir filme de konu olmuştu.

    Romanın başkahramanı Gösta Berling, içkiye düşkünlüğü ve meslektaşlarından ayrılan davranışlarıyla genç yaşında görevden alınmış etkileyici bir papazdır. Bildiği düzenden uzaklaşmak onu boşluğa düşürmüştür. Yaşamın anlamını kaybettiği, yolun sonuna geldiğini düşündüğü bir anda güçlü ve otoriter Margareta’yla karşılaşır ve bir anda tüm dünyası değişir. Demirhaneleriyle nam salan Ekeby’de, Napoléon Savaşları’nın birbirinden tuhaf karakterli gazilerini de barındıran bir malikâne, bu tükenmiş adama yuva olacaktır. Azametli Margareta’nın malikânesinde siyasi entrikalar birbirini izlerken, 1820’lerin İsveç kırsalının muhteşem kış güzelliği fonunda Berling’in ölüme, aşka ve kahramanlıklara meydan okuyan şiirsel ruhu, büyüsüne kapılan bir dizi kadını kendine çeker.

    0
    0
    1407
  • 08-03-2024

    Kanadalı şarkıcı ve söz yazarı Bryan Adams, NEO Events & Stellar Co. organizasyonuyla “So Happy It Hurts” dünya turnesi kapsamında 18 Ekim Cuma akşamı Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda müzikseverlerle buluşacak. Konserin biletleri 11 Mart Pazartesi saat 10.00’da Passo’da satışa çıkacak.

    Oscar, Grammy, MTV gibi birçok prestijli ödül adaylığı ve sayısız ödülü bulunan Bryan Adams, kariyerinde 100 milyonun üzerinde albüm satışına imza attı. Adams, 2023 Grammy Ödülleri’nde En İyi Rock Performansı dalında aday gösterilen 15’inci stüdyo albümü So Happy It Hurts ile aynı adı taşıyan turnesi kapsamında İstanbul’da sahne alacak.

    Cuts Like a KnifeReckless ve Waking Up the Neighbours gibi albümlerinin yanı sıra “Summer of '69”, “Everything I Do, Run to You”, “Heaven, Please Forgive Me”, “Have You Ever Really Loved a Woman?”, “When You’re Gone” gibi pek çok hite imza atan Bryan Adams, Billboard tarafından dünya müzik tarihinde tüm zamanların en başarılı 30’uncu sanatçısı olarak da seçildi.

    0
    0
    1666
  • 08-03-2024

    Zeynep Kayan’ın “sandalye ile ikinci kez” başlıklı kişisel sergisi 11 Mayıs’a kadar Zilberman’ın Mısır Apartmanı’ndaki ana galeri mekânında sanatseverlerle buluşuyor.

    ​Sergi, Zeynep Kayan’ın yakın dönem eserlerini bir araya getirerek, Rijksakademie’de kaldığı süre boyunca oluşturduğu benlik ve tekrar arasında bir diyalog kuruyor. “sandalye ile ikinci kez” sanatçının geçmiş tecrübeleri ziyaret ve tecrübe ederek onlara bir kez daha teşebbüs ettiği tekrar kavramıyla olan yolculuğunu ele alıyor. Sergi bu anlamda benlik, beden ve insanlık hâline dair temaları tekrarın merceğinden araştıran bir içgörü ve de bir otoportre niteliği taşıyor. Sanatçı uzam, tekrar ve devinime dair sanatsal araştırmaları geleneksel sanat medyumlarının ötesine uzanırken hem varlığın şiirsel boyutlarına hem de gerçeklik ve algı arasında süregiden ve devamlı olarak dönüşen oyuncu ilişkiye dair anlık bir bakış sunuyor.

    Künye:
    1. Zeynep Kayan’ın “sandalye ile ikinci kez” sergisi
    ​2. Zeynep Kayan, second time with the chair- blue portraits I, 2024

    0
    0
    1662
  • 08-03-2024

    Biyolojik antropolog Kate Clancy’nin günümüzde hâlâ birçok toplumda fısıltıyla konuşulan ve gizlenmeye çalışılan menstrüasyonu hem biyolojik açıdan hem de toplumsal ve kültürel açılardan ele aldığı çalışması Muayyen Günler - Menstrüasyonun Gerçek Hikâyesi, Özde Duygu Gürkan’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Menstrüasyonu bireysel bir tecrübe olarak değil toplumsal bir mesele olarak gören Clancy, “İnsanların yaklaşık yarısının, hayatları boyunca yüzlerce defa yaşadığı regl süreci hakkında tam olarak ne biliyoruz? Bildiklerimiz neden bu kadar kısıtlı ve muğlak?” sorusundan yola çıkıyor bu kitabı için. Menstrüasyonu bir gizem olmaktan çıkarmak için de bu kitabı şu sorular çerçevesinde kaleme alıyor: Menstrüasyon neden ve nasıl gerçekleşir? Evrim sürecinde insanlığa nasıl bir katkısı olmuştur? “Normal regl döngüsü” diye bir şey var mıdır? Bedenin enerji mekanizması, bağışıklık sistemi ve psikososyal stres faktörleri regl döngüsünü nasıl etkiler? Gelecek, menstrüasyon için ne gibi yenilikler ve bakış açıları getirebilir?

    “Umarım bu kitabı benim yazdığım kadar hevesle okursunuz, rahmin failliğine ve uyum sağlama becerisine dair öğrendiklerinizden keyif alırsınız ve en azından menstrüasyona ve menstrüel onarıma karşı biraz saygı duymaya başlarsınız. Umarım menstrüasyonla ilgili yanlış kanıları açığa çıkarmak söz konusu olduğunda iktidar, toplumsal cinsiyet ve ırk arasındaki bağlantıların ne kadar girift olduğunu görürsünüz. Yazdıklarımın, bedensel özerklik için mücadele ettiğimiz ve radikal gelecekler hayal ettiğimiz bir dünyanın neye benzeyebileceğine dair yeni fikirlerin yetişeceği bereketli bir toprak sunmasını diliyorum.”

    0
    0
    1065
  • 08-03-2024

    Güneş Özgeç’in yeniden yorumladığı “Likyalı Kadınlar” şarkısı yayımlandı.

    Sözleri Melih Cevdet Anday, müziği Ömer Özgeç’e ait olan “Likyalı Kadınlar” şarkısının aranje ve prodüksiyonu Güneş Özgeç ve Mehmet Mutlu, mix’i Alp Turaç, mastering’i Erdem Helvacıoğlu tarafından, kapak ise Sadi Güran tarafından yapıldı. “Likyalı Kadınlar” şarkısı, Güneş Özgeç’in 15 Mart’ta çıkacak ilk albümünden son teklisi.

    Güneş Özgeç “Likyalı Kadınlar” şarkısı hakkında bunları söylüyor: “Likya anaerkil bir halktı, dolayısıyla Likyalı Kadınlar şiiri ve bu şarkı da böylesine güçlü bir kadın şarkısı kanımca, 8 Mart’ta yayımlıyor olmak benim için çok anlamlı. Bu akustik parçada viyola, ksilofon, bas ve tuşluları ben, 12 telli akustik gitarı ise Alaca ve Polen’den de bildiğimiz Mehmet Mutlu çaldı. Çağdaş Türk Şairlerinden Melih Cevdet Anday’ın şiiri ve babam Ömer Özgeç’in bestesini kendi yorumumla ağlamadan söylemeyi başardım ve dinleyiciye sunuyorum.”

    Güneş Özgeç ilk üç şarkısını (“Kahve”, “Ikaria” ve “Sonbahar”) akustik biçimde düzenledi. Temmuz 2021’de yayımladığı “Bence Gerçek Hepsi” ile başlayan süreçte, şarkının tüm aranje, enstrümanlar ve tüm prodüksiyonunu tek başına yapmaya başladı. Ardından çıkan tüm şarkılarını tamamen kendi düzenledi. Kendi şarkıları dışında da aranje, film müziği bestecilik ve prodüktörlük çalışmalarında bulunan Güneş, solo konserlerine ve “Ayda Bir Güneş” isimli sohbetli konser serisine de devam ediyor.

    Güneş Özgeç’in yeni şarkısı “Likyalı Kadınlar”ı buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1569
DAHA FAZLA
Geldanlage