
Bilsart, Seniha Ünay’ın “Manzaranın Yakınında, Çok Uzakta” başlıklı kişisel sergisini 2-11 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
“Manzaranın Yakınında, Çok Uzakta” sergisi, şehirlerin değişen manzarasını Düzce üzerinden anlamaya çalışıyor. Bu çerçevede uygulama alt yapısını 1990’lı yıllarda TRT 2 ekranlarında yayımlanan, Bob Ross’un sunduğu Resim Sevinci programından; teorik zeminini Henri Lefebvre’nin “Kent Hakkı” kavramından alıyor. Kente dair haklarımızı düşünürken, bu konuya sadece insanlar özelinde değil insan dışı canlılar perspektifinden de bakmayı, doğayı insanın onunla kurduğu ilişki içerisinde yeniden düşünmeyi öneriyor.
“Manzaranın Yakınında, Çok Uzakta”, bir Avrupa Birliği projesi olan CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı tarafından finanse ediliyor.
Dilge Güney'in büyüme çağındaki çocukların duygularını tanımaları, anlamaları ve doğru yönetmeleri üzerine kaleme aldığı, Gül Sarı’nın resimlediği kitabı İçimdeki Kurbağa, Tudem Yayınları’ndan çıktı.
Okurlarının hayal gücünü esnetmeyi amaçlayan bu kitap Turna’nın midesine ''kazara'' yerleşen kurbağadan kurtulmak için verdiği mücadeleyi konu ediniyor. Gül Sarı'nın her duyguyu boya paletindeki başka bir renkle ilişkilendirdiği bu kitap, karar alma sürecinde duyguların rolü ve etkileri hakkında düşündürtüyor.
Turna'nın içinde abisinin yaptığı tatsız şakadan bu yana acayip şeyler dönüyor. Kimi zaman hoplayıp zıplayan, kimi zaman midesine oturan, kimi zamansa kalbine sarılıp yemek borusuna tırmanan davetsiz bir misafirle uğraşmak zorunda! Turna, evcil hayvanını içinde büyütüyor. Turna'nın içinde günden güne büyüyen bir kurbağa var: Kıpırdak!
“İnsan içinde hop edip duran bir canlıyla yaşar mı hiç?'' demeyin sakın. Eğer mecbur kalırsa neden olmasın? Gerçi Turna'nın can dostu Sinan ne yapıp edip bu kurbağadan kurtulmaları gerektiğini düşünüyor. Üstelik bunun için de harika deney planları var. Hımm, acaba önce hangisini hayata geçirse? Karabiber deneyi başarılı olacak sanki... Peki, işin sonunda Turna içinde dört dönen Kıpırdak'tan kurtulabilecek mi dersiniz?
Kâh içimizde uçuşan kelebeklerle kâh nefesimizi sıkıştıran bir taşla bize işaret veren duygularımıza tercümanlık eden İçimdeki Kurbağa, önce kendimizle, sonrasında hayatın getirdikleri ve götürdükleriyle yüzleşmenin önemine vurgu yapıyor.
Hem zaten ne demişler: ''Hiçbir şey mideden kurbağa çıkarmak kadar zor değildir. Özellikle de içinde...”
Arter’de sanatseverlerle buluşan “GLOSSOLALALA” sergisinde yer alan, Dilek Winchester’ın Okunmayanlar Üzerine Koreografiler başlıklı video serisinden yola çıkan “Tap Dans ile Ritim” başlıklı etkileşimli yetişkin atölyesi, 4 ve 11 Mayıs’ta Arter’de gerçekleşecek.
4 ve 11 Mayıs 2024 Cumartesi günleri saat 14.00’te Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkileşimli atölye çalışması “Tap Dans ile Ritim” kapsamında sergiyi ziyaret eden katılımcılar, serinin performansçılarından Irmak Kuyumcu’nun yönetiminde önce adımlar ile ritim oluşturmayı anlama, sonra da kendilerini ifade etme üzerine kısa çalışmalar yapacaklar. Katılımcılar, Afrika kökenli geleneksel bir ritmik dans olan tap dansını kullanarak ayak vurma hareketleriyle sesler ve ritimler oluşturacak, kendilerine özgü fiziksel ifade biçimleri keşfecek ve beden, dil ve ritim arasındaki ilişkiyi yeniden düşünecekler. Katılımcıların atölyeye gelirken varsa tap ayakkabılarını yanlarında getirmeleri, yoksa bileklerini açıkta bırakan (spor ayakkabı hariç) düz, sert tabanlı bir ayakkabı giymeleri öneriliyor.
“Tap Dans ile Ritim” atölyesinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Künye: Dilek Winchester Bâkî (Okunmayanlar Üzerine Koreografiler serisinden) 2024 Video (renkli, sesli) 1’56’’
Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın yeni sergileri mayıs ayından itibaren sanatseverlerle buluşmaya başlayacak. Salt Beyoğlu ve Salt Galata’da iki yeni sergiye, bir dizi ses enstalasyonu ile kamu programları eşlik edecek.
2050+ tasarım stüdyosunun Havaya Dair enstalasyonu Salt Beyoğlu’ndaki Forum alanında; sanatçı Itziar Barrio’nun “Öyleyse En Başa Dönelim” sergisi Salt Galata’da sanatseverlerle buluşacak. Salt Beyoğlu’nun dördüncü katındaki Kış Bahçesi’nde ise Haziran 2024’ten Mart 2025’e Özcan Ertek, Fulya Uçanok, Ömer Sarıgedik, Zeynep Hatipoğlu ve Passepartout Duo’nun ses enstalasyonları yer alacak.
Disiplinlerarası tasarım stüdyosu 2050+ tarafından Salt Beyoğlu’ndaki Forum alanı için tasarlanan Havaya Dair, 8 Mayıs-18 Ağustos tarihlerinde sanatseverlerle buluşacak. İstanbul İtalyan Kültür Merkezi iş birliğiyle gerçekleştirilen Havaya Dair; materyal, işitsel ve görsel deneyler üzerinden hava kirliliğine dair unsurları somutlaştırmayı amaçlıyor. Sergiye, video işlerin sunulduğu bir gösterim programı da eşlik edecek. Enstalasyon, bir dizi müdahale aracılığıyla ziyaretçileri havanın maddeselliğiyle ilişki kurmaya teşvik ediyor. Havaya nüfuz eden ve hava yoluyla yayılan zehirli maddelerin yanı sıra bu zehirliliğin işaret ettiği toplumsal ve politik sonuçları, yerel ve küresel izlekleri, gezegen ölçeğindeki inkâr edilemez bağıntıları da irdeliyor. Havanın, bir bölgedeki faaliyetlerin binlerce kilometre ötedeki insan ve insan olmayan nüfusları etkileyebilen ortak bir alan olmasından yola çıkan sergi, temiz ve solunabilir havanın müşterek ve evrensel bir hak olduğu bir dünya için kolektif eylemin gerekliliğine de vurgu yapıyor.
Itizar Barrio’nun Madde Üçlemesi’ni oluşturan video işleri bir araya getiren “Öyleyse En Başa Dönelim” sergisi, BBVA Vakfı’nın desteğiyle 23 Mayıs-29 Eylül tarihleri arasında Salt Galata’da sanatseverlerle buluşacak. Üçlemenin ilk bölümü A Demon that Slips into Your Telescope While You’re Dead Tired and Blocks the Light [Sen Yorgun Düşmüşken Teleskobuna Girip Işığı Kesen Şeytan] (2019), bilim insanları ve teknoloji uzmanlarının dünyaya bakışımızı nasıl etkilediğini irdelerken “nesnel” bilgi alanlarını şekillendiren toplumsal sistemlere ve iktidar yapılarına odaklanıyor. ROBOTA MML (2019-2023), Çekçe zorunlu çalışma anlamına gelen robota kelimesinden türetilen ve ilk kez Karel Čapek’in 1920 tarihli R.U.R. oyununda kullanılan “robot” kavramının etimolojik kökenlerini takip ediyor. İnsan emeğinin özgürleşmesi için robotların üretildiği bir fabrikada geçen bu oyunun karakterleri, Barrio’nun işinde sınıf bilinci, biyoiktidar, kimlik ve toplumsal cinsiyete duyarlı güncel bir bağlama yerleştiriliyor. Barrio’nun, sanatçı ve besteci Seth Cluett ile birlikte ürettiği Particle Matter [Parçacıklı Madde] (2021) ise maddi dünya ve bilimsel araştırmanın yanı sıra insan deneyiminin duyusal boyutlarını keşfe çıkıyor. Üçlemeyi oluşturan bu çalışmalarda, bilim insanlarından teknoloji çalışanlarına, vücut geliştirmeciden robotik mühendisine, farklı alanlardan uzmanların görüşlerine de yer veriliyor. Sergi, ortak varoluş fikriyle hafıza, duyumsama ve deneyimin merkezi olarak bedenin işlevine dair açılımlar barındırıyor. Zaman, mekân ve kolektif deneyimin kesişimlerine dikkati çekerken, daha geniş toplumsal bağlamlar ile bireyleri bir arada tutan bağlantıları yeniden düşünmeye davet ediyor.
Haziran 2024’ten Nisan 2025’e Salt Beyoğlu’ndaki Kış Bahçesi’nde sunulacak “Bitkiler ve Bitkileri Sevenler için Sıcacık Toprak Sesleri” programı, adını elektronik müziğin öncülerinden Mort Garson’ın bitkiler için hazırladığı Mother Earth’s Plantasia (1976) albümünden alıyor. L’Internationale’nin Museum of the Commons [Müşterekler Müzesi] projesi kapsamında hazırlanan programda, Özcan Ertek, Fulya Uçanok, Ömer Sarıgedik, Zeynep Hatipoğlu ve Passepartout Duo’nun ses enstalasyonları yer alacak.
Künye:
1-2. Itziar Barrio’nun ROBOTA MML (2019-2023) videosundan bir kare Sanatçının izniyle
3. 2050+ tasarım stüdyosunun Salt Beyoğlu’ndaki Havaya Dair sergisi için hazırladığı görsel
Selim İleri’nin bir yaşamdan birçok yaşama, bir evden birçok eve dağılmış, hiç dinmeyen acıları, genç ölümleri, darağaçlarını anlatan yeni romanı Yalnız Evler Soğuk Olur, Everest Yayınları’ndan çıktı.
İleri ile romanın anlatıcısı arasındaki ilişki, İleri’nin çok sevdiği Nahid Sırrı Örik’in “Bir Küçük Çocuk” öyküsüne düştüğü notu hatırlatıyor: “Bu yazının anlattığı çocuk ben değilim ve çocukluk hatıraları benim kendi çocukluğumun hatıraları değildir. Fakat kendi çocukluğumun hatıralarıyla bu hatıralar arasında bazı kısımlar birbirinin aynı gibidir.”
“İçi boşalmış, bomboş deniz kabuklarından denizin sesi duyulur, sona sürükleyen amansız dalgaların sesi. Çok eski çağlardan çıkagelir. Uğultuyu bir an olsun dindiremezsiniz. Yazarlar ikide bir de bu uğultuyu yazmak isterler. Deniz kabuklarından birçok kez insan sesleri de işittim, kesik, boğuk; deniz uğultularına karışmış. Bugüne kadar yazamadım.
Öyküleri, romanları, senaryoları, eleştirileri, edebiyat dünyasına dair gözlemleri ve anılarıyla yazıyla ilişkimizi hep diri tutanlardan Selim İleri’nin yeni romanı Yalnız Evler Soğuk Olur’un kendine has bir özelliği var: Bu romanın anlatıcısı Selim İleri’ye çok benziyor; adeta onun anılarına sahipmişçesine aynı yollardan geçiyor, yaşadığı yerlerden, onunkine benzer bir çocukluktan sahneler hatırlıyor. Dahası, tıpkı İleri gibi o da yazıyor, hatta belki aynı kitapları kaleme almış.
Vaktiyle yaratmış olduğu kahramanlar, özellikle aşk romanları yazarı Süha Rikkat karşısına çıkıp ondan hesap sorduğunda, anlatıcı tıpkı Selim İleri’nin de yapacağı gibi, elli yılı aşan bir yazı deneyimiyle onunla yüzleşiyor.” (Tanıtım metninden)
Goethe-Institut’un German Films iş birliği ve Ernst Reuter İnisiyatifi (ERI) katkılarıyla düzenlediği “Kino 2024: Alman Filmleri Türkiye’de” programı 2-5 Mayıs tarihleri arasında Sinematek/Sinema Evi’ne konuk olacak.
Son bir yıl içerisinde festivallerde dikkat çeken ve ödüller kazanan başarılı Alman yapımlarını izleyicilerle bir araya getiren programın Sinematek/Sinema Evi’nde gerçekleşecek gösterimlerde yedi film sinemaseverlerle buluşacak. Bu yılki yolculuğuna 43. İstanbul Film Festivali çerçevesinde gösterilen Alman yapımlarıyla başlayan Kino 2024’ün Sinematek/Sinema Evi'ndeki programının açılış filmi Timm Kröger’in yönettiği Her Şeyin Teorisi (Die Theorie von Allem) olacak. Geçtiğimiz yıl Venedik Film Festivali’nin ana yarışmasında Altın Aslan ödülü için yarışan Her Şeyin Teorisi filminin başrol oyuncusu Jan Bülow Kino 2024’ün konuğu olarak İstanbul’a gelecek ve gösterime katılacak. Şubat ayında gerçekleşen Berlin Film Festivali’nden ödülle dönen filmler de Kino 2024 seçkisinde yer alıyor. En İyi Belgesel dalında Teddy Ödülü kazanan Teaches of Peaches bunlar arasında yer alıyor. Philipp Fussenegger ve Judy Landkammer’in birlikte yönettikleri film, electroclash akımının öncü isimlerinden Peaches’ın ilk albümüyle aynı adı taşıyor.
2009 yılında Almanya’ya iltica başvurusu yapan İranlı muhalif sinemacı Narges Kalhor’un yönettiği Shahid, Kino 2024 seçkisi kapsamında izleyicilerle buluşacak. Kalhor’un yeni filmi de hem geride bıraktığı ve kurtulmaya çalıştığı köklerinin hem de yeni vatanında sürekli karşı karşıya kaldığı katı bürokrasinin yaratma sürecini nasıl etkilediği üzerine bir taşlama. Filmin gösterimi ardından Nergis Kalhor ile çevrim içi bir söyleşi yapılacak. Thomas Arslan’ın yeni filmi Verbrannte Erde’nin Türkiye’deki ilk gösterimi de Kino 2024 kapsamında yapacak. Her türlü süsten uzak, polisiye türünün en temel unsurlarına odaklanan bu minimal film, olayların beklendiği gibi gitmediği bir soygunu konu alıyor. Yönetmenin 2010 yapımı filmi Gölgede’nin (Im Schatten) devamı diyebileceğimiz Verbrannte Erde, sadece biçimsel anlamda bir sürekliliğe işaret etmiyor. Her iki filmin de başrolündeki Mišel Matičević, bir kez daha Trojan karakterini canlandırıyor. Berlinale’de Panorama bölümünde gösterilen Verbrannte Erde, eleştirmenlerden olumlu tepkiler aldı.
80’li yıllar boyunca Batı Berlin’in yeraltı kültürünü yakından takip etmiş ve çektiği fotoğraflarla belgelemiş sanatçı Jürgen Baldiga’nın hayatını konu alan, Markus Stein imzalı belgesel film Baldiga: Özgür Kalp (Baldiga – Entsichertes Herz) Kino 2024’e Berlinale seçkisinden gelen yapımlar arasında yer alıyor. Programdaki bir diğer belgesel olan, Dane Komljen’in Berlin’in doğusundaki kuir feminist bir komünün gündelik hayatını filme aldığı Bahçe Kadansları’nın (The Garden Cadences) ilk gösterimiyse mart ayında Cinéma du réel festivalinde gerçekleşti. Tarabya Kültür Akademisi konuk sanatçı programının bursiyerlerinden Aslı Özarslan’ın yönettiği Dirsek (Ellbogen) de yine bu yıl Berlin Film Festivali’nde Generation bölümünde prömiyer yaptı. Fatma Aydemir’in aynı adlı ödüllü ilk romanından sinemaya uyarlanan film, 18. yaş gününü kutlarken beklenmedik şekilde ölümcül bir kazaya bulaşan Hazal’ın Almanya’dan Türkiye’ye kaçmasını konu alıyor. Programın kapanış filmi Dirsek’in gösterimi film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.
Kino 2024 seçkisi hakkında detaylı bilgiye buradan, Sinematek/Sinema Evi’ndeki gösterimlerin biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Belm’art Space’in yeni sergisi “Baskı Meselesi / the Printmaking Issue” 15 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.
Seçkisi Beyza Boynudelik tarafından yapılan “Baskı Meselesi / the Printmaking Issue” sergisinde; Ahmet Sarı, Altan Çelem, Antonio Cosentino, Barış Sarıbaş, Beyza Boynudelik, Burcu Günay, Desen Halıçınarlı, Doğu Gündoğdu, Ekin Saçlıoğlu, Engin Esen, HORASAN, Hüsnü Dokak, İrfan Önürmen, Leyla Emadi, Murat Akagündüz, Setenay Alpsoy’un eserleri yer alıyor. Sanatsal üretim pratiklerine baskı resmi dahil eden çağdaş sanatçılardan bir kesit sunmayı hedefleyen sergide, baskı resmin deneysel, demokratik ve çoğulcu dili üzerinden bir anlatım kullanılıyor. Değişen ve dijitalleşen dünyanın tam da bu çağında hem zanaat yetkinliği hem de kişiye özel bir dil oluşturmadaki yöntemsel zenginlik, baskı resmin tüm segmentlerini bir kez daha değerli kılıyor. İmgenin sonsuz ve kontrolsüz çoğaltıldığı çağımızda sınırlı sayıda üretim, biricik olma hâli ve malzemeye hâkimiyet gibi konuları tam da bu sebeple tartışmaya açmak isteyen sergide gravürden litografiye, dijital baskıdan serigrafiye birçok farklı baskı tekniğiyle üretilmiş iş yer alıyor.
Künye:
1. Setenay Alpsoy, Arka Bahçedeki Çalılar 2019, Cyanotype ve Metal Gravür (eau forte) 40.5x29.5cm, 1/1 ed.
2. Beyza Boynudelik, Kendi /the Self 2023, 123x80.7cm, Metal Gravür (eau forte + aquatint), 1/15 ed. + 3A.P.
3. HORASAN, İsimsiz, 2010, Fine Art Print, 98x78cm, 1/1 ed.
4. Antonio Cosentino, Yelken Kulaklı, 2019, Litografi, 73x53cm, 16/35 ed.
Alan Gratz’in kitap yasakları ve sansüre karşı ilham verici romanı Bu Kitabı Yasaklayın, Tuğçe Özdeniz’in çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.
Bu kitap Amy Anne’nin en sevdiği kitap okul kütüphanesinde yasaklandığında sesini yükseltme ve karşı koyma cesaretini bulmasıyla ilgili. Anne en sevdiği kitabı okul kütüphanesinden almaya gittiği gün başlar her şey. Kütüphaneci Bayan Jones ona kötü haberi verir: Amy Anne'in en sevdiği kitap yasaklanmıştır! Bunun nedeni ise sınıf arkadaşlarından birinin annesinin bu kitabın çocuklar için uygun olmadığını düşünmesidir. Çok geçmeden, Amy Anne ve arkadaşları kendilerini kitap yasağı, sansür ve neyi okuyup neyi okumayacaklarına kimin karar verebileceği konusunda beklenmedik bir mücadelenin içinde bulurlar.
“İşte o zaman, Yasaklı Kitaplar Dolap Kütüphanesi işine neden giriştiğimi hatırladım. İyi kitaplar saklanmamalı, mümkün olduğunca çok insan tarafından mümkün olduğunca çok defa okunmalıdır. Ama bu tam olarak doğru sayılmazdı. Saklanmaması gereken sadece iyi kitaplar değildi, hiçbir kitap saklanmamalıydı. Ne hakkında olduklarının, benim, Bayan Spencer'ın ya da okul yönetim kurulunun onları sevip sevmemesinin bir önemi olmaksızın. Ben şanslıydım, istediğim takdirde ailem bana istediğim kitabı alırdı. Ama bütün ebeveynler bunu yapmazdı, yapamayabilirdi. Kütüphaneler de bunun için vardı zaten: Herkesin bu kitaplara eşit imkânlarla erişmesini sağlamak için. Yasaklı Kitaplar Dolap Kütüphanesi işine bu yüzden giriştim ve bu yüzden Bayan Spencer'ın yasaklattığı ne kadar kitap varsa almayı kafama koydum.”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Garanti BBVA sponsorluğunda hayata geçirilen 31. İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleştirilecek +1’li Gece Gezmesi, 18 Temmuz Perşembe akşamı Kadıköy’de müzikseverlerle buluşacak.
Bu sene 3-18 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek İstanbul Caz Festivali’nin en hareketli etkinliklerinden +1’li Gece Gezmesi, 18 Temmuz Perşembe akşamı festival coşkusunu Kadıköy-Moda hattındaki sevilen mekânlara taşıyacak. Festivalin bu yıl +1’in desteğiyle, dokuzuncu kez düzenleyeceği etkinlikte gece boyunca 4 mekânda 10 konserin müzikseverlerle buluşacak. “Festival içinde festival” vadeden +1'li Gece Gezmesi, Kadıköy ve Moda’da tek bir biletle giriş yapılabilecek 4 mekânda 10 konsere ev sahipliği yapacak. Konserler; Moda Sahnesi, Dorock XL, Kadıköy Sahne ve Kadıköy Sineması’nda gerçekleşecek.
+1’li Gece Gezmesi’nde; bas ağırlıklı groove’larıyla Baby Berserk; Avrupa pop, caz ve klasik müzik türleri arasından çekip çıkardığı kendine has pop’uyla Thomas Azier; dünyanın dört bir yanından topladıkları hikâyeleri saykedelik folk ve caz rock’la buluşturan Gevende; saykedelik, rock, caz ve lirikten harmanlanan, Anadolu ile yoğrulan müziğiyle Korhan Futacı; kıtalararası müziğiyle Amerika ve Türkiye’yi buluşturan Coşku Turhan; derin sözlerini, synth pop ve indie rock grubu Eve Dönüş Yok; sözleriyle gündelik mücadelelerimize ve varoluş sancılarımıza dokunacak, gitar tellerinden yükselen asi tınılarından güç alacağımız Yangın; kimliklerimiz ve ait olduklarımızı sorgulatacak, feminizmde müzikal bir cephe açacak Min Taka; synthwave’den post-punk’a uzanan “buğulu ve atmosferik” müziğiyle Brek ile Anadolu’nun geleneksel seslerine kattıkları özgün yorumla Telli Davul, Kadıköy’ün çeşitli sahnelerinde dinleyicilerle bir araya gelecek.
+1’li Gece Gezmesi hakkında detaylı bilgiye buradan, biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
LG OLED partnerliğinde, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Rumeli Salonları’nda gerçekleşen CI Bloom’un üçüncü edisyonunda, LG OLED’in çağdaş sokak sanatı hareketinin önemli isimlerinden Shepard Fairey gerçekleştirdiği iş birliği sanatseverlerle buluşuyor.
LG OLED partnerliği ile, 25-28 Nisan tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Rumeli Salonları’nda gerçekleşen CI Bloom’da, 24 çağdaş sanat galerisi, 5 kurum ve inisiyatif yer alıyor ve 267 sanatçının 568 eseri sergileniyor. Yeni nesil sanatçıları ve sanat profesyonellerini sanatseverlerle buluşturan fuarda, LG OLED, çağdaş sokak sanatı hareketinin önemli isimlerinden sanatçı, sosyal aktivist ve OBEY sokak giyim markasının kurucusu Shepard Fairey ile gerçekleştirdiği iş birliğini sanatseverlerin beğenisine sunuyor.
Shepard Fairey tarafından özel olarak seçilen ve günümüz toplumunun karşı karşıya olduğu en acil sorunlardan bazılarına dikkat çeken çalışmaların yer alacağı sergide, sanatçının tanınmış eserleri son teknoloji LG OLED ekranlarında izleyici karşısına çıkıyor. Geleneksel ve ticari sanat arasındaki sınırı bulanıklaştıran Fairey, baskı, duvar resimleri, çıkartmalar ve posterler aracılığıyla eleştirilerini ve düşüncelerini çalışmalarına yansıtıyor.
Shepard Fairey şunları söylüyor: “Sanatın her zaman dekoratif veya rahatlatıcı olması amaçlanmamıştır, aslında rahatsız edici konuşmalar yaratabilir ve rahatsız edici duyguları harekete geçirebilir.”
CI Bloom’un üçüncü edisyonunda yer alan, medya sanatçısı Ahmet Said Kaplan’ın DECOL iş birliğiyle gerçekleştirdiği “Living Things (Canlı Şeyler)” sergisi, izleyicilere “canlılar” kavramını farklı ve etkileyici bir biçimde deneyimleme fırsatı sunuyor. DECOL’ün kurucu ortağı ve yaratıcı yönetmeni Ahmet Said Kaplan, insan-bilgisayar etkileşiminin yenilikçi yollarını ve olanaklarını arıyor. “Living Things”, geleneksel yaşam ve suni yapılar gibi kavramlara odaklanarak organik ve inorganik âlemler arasındaki karmaşık etkileşimi inceliyor. Her bir yerleştirme, teknolojinin doğal dünyanın unsurlarını nasıl taklit edebileceğini, geliştirebileceğini ve onlarla nasıl etkileşime girebileceğini gösteriyor. Bu alanda sergilenecek üç büyük interaktif enstalasyondan Mirora Unfold’u sanatseverler LG OLED ekranlarda deneyimleme fırsatı buluyor.
Sanata ilham veren LG OLED, yeni sanat biçimleri ile ilerleyen birçok sanatçıya yol gösterici oluyor. LG’nin sanat ve teknolojinin gücüyle hayatı daha iyi hâle getirme misyonunun bir parçası olan LG OLED ART projesi geleneksel medyanın sınırlarını aşarak dijital sanata ve sanatçılara yeni olasılıklar sağlamaya devam ediyor. LG, OLED ekranlarına dayalı farklı iş birlikleriyle oluşturulan işlerin, “OLED ART” adlı yeni bir kültürel akım oluşturmasını hedefliyor.