
Salon İKSV’de 17 Mayıs’ta Palmiyeler, 18 ve 19 Mayıs’ta ise +1 Sunar: Miles Kane konserleri müzikseverlerle buluşacak.
İlk kısaçalarlarını çıkardıkları 2015 yazından bu yana büyük bir hayran kitlesine ulaşan indie ve saykodelik pop-rock grubu Palmiyeler, 17 Mayıs Cuma akşamı Salon İKSV’de sahne alacak. 18 Mayıs Cumartesi ve 19 Mayıs Pazar akşamı ise Miles Kane Salon İKSV sahnesine konuk olacak. Brit-rock’ın önemli sesi Miles Kane, 13 yıl aradan sonra ilk kez Türkiye’de konser verecek.
Salon İKSV’de gerçekleşecek etkinliklerin biletlerine Passo üzerinden ulaşabilirsiniz.
Halil Altındere’nin “Motherland/Anayurt” başlıklı kişisel sergisi, 10 Haziran tarihine kadar Sabancı Vakfı Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi – Dilek Sabancı Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.
“Motherland/Anayurt” sergisi, Mardin’de doğan Halil Altındere’nin 1990’ların sonundan bu yana kendine has, sarkastik diliyle ortaya koyduğu yerleştirme, heykel, video, fotoğraf, tuval ve neonlardan oluşan seçkisinin yanı sıra; son yıllarda ürettiği ve Star Wars’un bilim kurgu evreniyle murakka ve minyatür geleneklerini harmanladığı eserlerinden oluşuyor.
Sergi; kurumlar, sınırlar, kimlikler, savaşlar, teknolojiler, gelenekler, gelecekler, popüler kültür ve alt kültürleri ele alan otuz altı eserle birlikte, son iki yılda yapay zekâ yardımıyla, robotik örme tekniğiyle üretilen, militarist ikonografiye sahip halıları ve sergiye özel olarak üretilen ve ilk kez Mardin’de görülecek bir animasyona yer veriyor. Sanatçının yakın dönemde ürettiği ve Venedik Bienali’nden Gwangju Bienali’ne, Roma Maxxi Müzesi’nden Neue Berliner Kunstverein gibi pek çok müze ve kurumda gösterilen yapıtlarının yanı sıra Afgan zanaatkârların direniş ve dayanışma sembolü olan savaş halılarından ilhamla ürettiği halı serisi ile geleneği gelecekle harmanladığı murakka çalışmaları Mardin’de ilk kez izleyici karşısına çıkıyor.
Sakıp Sabancı Müzesi ve PİLOT Galeri iş birliğiyle; Transtaş, Petrol Ofisi, MV Holding, CMC Holding, Stepevi, Teknosa, A4 Ofset ve Yaşar Holding desteğiyle gerçekleştirilen “Motherland/Anayurt” sergisini 10 Haziran tarihine kadar pazartesi günleri hariç her gün 09.00-17.00 saatleri arasında Sakıp Sabancı Kent Müzesi – Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Darüşşafaka Cemiyeti ile Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle, Sait Faik Abasıyanık anısına her yıl bir öykücüye verilen Sait Faik Hikâye Armağanı, Barlas Özarıkça’nın Hay adlı kitabına verildi.
Bu yıl 70’inci kez armağan edilen ödülün seçici kurulu Doğan Hızlan’ın başkanlığında Hilmi Yavuz, Nursel Duruel, Prof. Dr. Jale Parla, Beşir Özmen (Darüşşafaka Cemiyeti Temsilcisi), Metin Celal ve Jale Özata Dirlikyapan’dan oluştu. Kurul; gerçeklik ile düş arasında güçlü ve inandırıcı bağlar kuran, edebiyatın özünde saklı büyüyü ortaya koyarken zaman ve mekânı aşmaya çağıran, içten anlatımı ve rahat söyleyişiyle dikkati çeken öyküleriyle Barlas Özarıkça’nın Metinlerarası Kitap etiketiyle yayımlanan Hay adlı kitabına vermeyi kararlaştırdı.
Barlas Özarıkça; 1948’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Gazetecilik Yüksekokulu’ndan mezun oldu, Hamburg Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne misafir öğrenci olarak gitti. 1972’de Türkiye’ye dönüşünün ardından çeşitli işlerde çalıştı. Hekimoğlu Ali Paşa Kütüphanesi’nde beş yıl yöneticilik yaptı. İlk romanı Ters Adam (1986) bu dönemde yayımlandı. Gazeteler ve dergiler için yazılar yazdı. Özarıkça’nın Maskeli Timsahlar Kongresi, Kaçkınlar Kahvehanesi, Gülnuş, Rüya Galerisi ve Ayna Giyinen Şişko isimli kitapları da bulunuyor.
Sait Faik Hikâye Armağanı her yıl yazarın vefat yıl dönümü olan 11 Mayıs'ta açıklanıyor. Geçtiğimiz yılın kazananı da Anatomi Dersi adlı kitabıyla Ayşegül Devecioğlu olmuştu.
Türk rock müziğinin önemli gruplardan Duman, 29 Haziran Cumartesi akşamı Yüzdeyüz Müzik katkıları ve URU organizasyonuyla KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.
1999 yılında çıkardıkları ilk stüdyo albümleri Eski Köprünün Altında ile rock müziğe yeni ve kalıcı bir soluk getiren Duman, yıllar içinde Belki Alışman Lazım, Seni Kendime Sakladım, En Güzel Günüm Gecem, Darmaduman gibi albümleriyle büyük bir dinleyici kitlesine ulaştı. Vokal ve gitarda Kaan Tangöze, gitar ve geri vokalde Batuhan Mutlugil, bas gitar ve geri vokalde Ari Barokas, davulda Doğaç Titiz’den oluşan kadrosuyla Duman, etkileyici enstrüman hakimiyeti ve sahne performansı ile KüçükÇiftlik Park’ta dinleyicilerine unutulmaz bir akşam yaşatacak.
29 Haziran Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek Duman konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Japonya’nın Agatha Christie’si olarak tanıtılan Seişi Yokomizo’nun kaleme aldığı Japon polisiyesinin en önemli dedektiflerinden Kosuke Kindaiçi’nin heyecanlı maceralarından Honcin Cinayetleri kitabı, Alper Kaan Bilir’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Edogawa Rampo’nun çağdaşı olan ve sık sık onunla karşılaştırılan Seişi Yokomizo, Japon polisiyesinin en önemli yazarlarından. Honcin Cinayetleri, 1948 yılından beri verilen Japonya Gizem Yazarları Ödülü’nün ilk kazananı.
“1937 kışında Okamura köyü, İçiyanagi ailesinin oğlunun düğün hazırlıklarının heyecanıyla doludur. Ancak şenliklerle ilgili dedikodular arasında endişe verici bir söylenti de vardır: Görünüşe göre uğursuz, maskeli bir adam köyde sorular sormaktadır.
Derken, düğün gecesi İçiyanagi ailesi korkunç bir çığlık ve ardından gelen ürkütücü müzik sesiyle uyanır. “Ölüm” Okamura’ya gelmiş ve evin dışındaki tertemiz kara saplanmış kanlı bir samuray kılıcından başka hiçbir iz bırakmamıştır. Çok geçmeden amatör dedektif Kosuke Kindaiçi, bu efsanevi cinayet vakasını araştırmak üzere olay yerine gelir ama bu pejmürde hafiye, imkânsız gibi görünen suçu çözebilecek midir?”
Solist Seçil Akmirza ve bas gitarist Alp Ersönmez, Yapı Kredi 80. yıl Feelin’ Good serisi kapsamında 17 Mayıs Cuma akşamı saat 21.00’de Yapı Kredi bomontiada’da konser verecek.
Yapı Kredi 80.yıl Feelin’ Good serisi Seçil Akmirza ve Alp Ersönmez konseri ile devam ediyor. Bozcaada Caz Festivali 2020 albümündeki “Beşik” yorumuyla övgü alan solist Seçil Akmirza ve bas gitarist, besteci, prodüktör Alp Ersönmez, beste ve cover parçaların bir araya geldiği müzik repertuarları ile müzikseverlerle buluşacak. Konserde onlara Engin Recepoğulları, Evrim Tüzün ve Ediz Hafızoğlu eşlik edecek.
Yapı Kredi bomontiada Avlu’da düzenlenen Feelin’ Good konserlerine ücretsiz olarak katılabilirsiniz.
Galeri Bosfor, Funda Susamoğlu’nun “Dört Ayak” başlıklı kişisel sergisi ile Renin Bilginer’in “Yüz Kadının Gece Geçidi” başlıklı ilk kişisel sergisi 31 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Funda Susamoglu’nun son bir yılda ürettiği seramik işlerden oluşan “Dört Ayak” başlıklı sergi, yarı canlı olarak tanımladığı bir ara türe odaklanıyor. Sergideki işler, bitkilerden, taşlardan, topografik unsurlardan, hayvanlardan ve insanlardan oluşan doğal varlıkların referanslarıyla keşfedilen ama onları temsil etmeyen muğlak bir forma sahip. Sergide, Susamoğlu’nun formları, canlı ve cansız arasında, hayvan ve insan arasında, bitki veya taş arasında, peyzajı andıran adlandırması zor bir alanda yer alıyor. Ancak yaban formlarına rağmen duyumsattığı tanıdıklık hissi bizi bu formlara yaklaştırıyor. Sanatçı, yoldaş türlerin birbirleriyle iletişim kurarken dönüşüme uğradığına inanıyor; sadece bir yeniden şekillendirme değil, birbirlerini yeniden yaratma sürecine giriyorlar. Serginin adı olan “Dört Ayak”, köklenme, kendini toprağa yaklaştırma ve kendi dışındakilere yakınlaşma fikrine gönderme yapıyor. Susamoğlu’nun eserlerinin yüzeyleri dokunarak şekilleniyor, dokunmanın ihtiyacını vurgulayarak insan etkileşiminin önemini hatırlatıyor. Bu nedenle serginin atmosferi, yan yana kalmayı, birbirimize yakın olmayı, canlı ve cansız formlarla birlikte var olmayı vurgulayan bir dokunma fikriyle birleşiyor.
Renin Bilginer’in görsel dili, Doğu minyatür resimleri, Japon tahta baskıları ve Türk tekstillerinden ilham alıyor. Halı-resimler, giyilebilir parçalar ve heykel enstalasyonları olarak ortaya çıkan işlerde, el sanatlarının yeniden canlanması, kumaşların boyanması, boya pastalarının karıştırılması ve boyalı tekstillerin oluşturulması, sanatçının pratiğinin ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Malzemelerin ve sunum şekillerinin sürekli keşfiyle Bilginer, resmin nasıl evrilebileceğini ve anlatının bir deneyime dönüşmesi için nasıl genişleyebileceğini araştırıyor. “Yüz Kadının Gece Geçidi” sergisi isminin ilhamını, Japon resimli el yazmalarında görülen, bazen düzenli bir yürüyüş, bazen de bir isyan olarak gece vakti Japonya sokaklarında ilerleyen binlerce doğaüstü varlığın geçidinden alıyor. Bilginer için bu yürüyüş, hayal edilmiş eski bir anaerkil dünyadan gelen kadınsı varlıkların dünyamızla kendi dünyaları arasındaki perdeyi yırttığı bir anı keşfeden, disiplinler arası çalışmalar koleksiyonu sunuyor. Çıplak kadın karakterler, maskeler, görkemli taçlar, mücevherler ve tekstil unsurları ile süsleniyor. Bu nesneler, onların güçlü kadınsı varlıklara dönüşmelerine yardımcı oluyor. Bu karakterler, cinsiyet rollerinden ve kadınlara yönelik ataerkil beklentilerden uzaklaşarak özgürleşiyor; birden fazla kimliği keşfetmelerine izin veren hayali bir araziye yerleşiyorlar.
Künye:
1-2. Funda Susamoğlu “Dört Ayak”
3-4. Renin Bilginer “Yüz Kadının Gece Geçidi”
Türkiye, Hollanda ve ötesinden kuir sanatçıları, düşünürleri ve gece hayatı çalışanlarını çevrim içi ortamda buluşturan dayanışma, iş birliği ve sanat ağı Through The Window (TTW) bu yıl beşinci kez gerçekleşecek.
Through The Window (TTW) açılışını 13 Mayıs Pazartesi günü pop-up etkinliği ile yapacak; 26 Haziran Çarşamba günü ise çevrim içi sergi açılışı, sohbeti ve kapanış partisini gerçekleştirecek. TTW’nin 13 Mayıs’ta medya GaGa ev sahipliğinde gerçekleşecek ilk etkinliği “Commemoration For Liberation’’ adlı çevrimiçi sohbet olacak. Simon(e) van Saarloos moderatörlüğünde gerçekleşecek olan çevrim içi sohbete Nihal Rabbani, Nour Abu-Abdou ve Haneen Maikey konuşmacı olarak katılacaklar.
TTW sergisinde bu yıl Türkiye, Hollanda ve ötesinden davet edilen 30 kuir sanatçının “TTW Ateşi Görüyor” temasıyla ürettikleri işleri sanatseverlerle buluşacak. Sanatçıların; fotoğraf, resim, video, ses gibi farklı araçlarla ürettikleri işlerden oluşan disiplinlerarası sergi, 26 Haziran 2024 Çarşamba günü TTW’nin Instagram hesabında açılacak.
Performans sanatçısı, söz yazarı, dj ve LGBTQIA+ hakları aktivisti Kübra Uzun, Hollandalı yazar ve felsefeci Simon(e) van Saarloos ve dijital medya ve iletişim uzmanı Zekican Sarısoy kolaylaştırıcılığında devam eden proje, küresel pandemi sürecinde işini ve sahnesini kaybeden kuir sanatçı, aktivist ve gece hayatı çalışanlarına destek olmayı amaçlıyor.
Through The Window’un (TTW) beşinci turunu her sene olduğu gibi bu sene de sosyal medya ağı Instagram hesabından izleyebilirsiniz. Proje hakkında ayrıntılı bilgiye de burada ulaşabilirsiniz.
Türk Pop ve alternatif müziğinin önemli isimleri Epifoni organizasyonuyla gerçekleşecek Hep Yeni Kal ile 17 Mayıs Cuma günü KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.
Konserde; Türk müziğine getirdiği yeni solukla, döneminin en etkili ve üretken isimlerinden biri hâline gelen yorumcu ve müzisyen Mabel Matiz, 90’lardan bu yana her şarkısı ile dinleyicilerin beğenisini kazanan Mirkelam, Türk alternatif müziğin son dönem popüler gruplarından Kristal Kit, Fulya ve Firuze Görmüşoğlu kardeşlerden kurulu The Sisters’ın özel parti konseptli setiyle sahne alacak.
17 Mayıs Cuma günü KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleştirilecek etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Baysan Yüksel’in “Balığın Parçaları” başlıklı sergisi 11 Mayıs-11 Haziran tarihleri arasında Collect Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.
“‘Balığın Parçaları’; meta bir anlatının parçalara ayrılmış ve yeniden birleştirilmiş bir sunumunu izleyiciye aktarıyor.
Bizi karşılayan kalabalık bir akşam yemeği sahnesi Son Akşam Yemeği tablosunu hatırlatırken benzerlikler işe detaylı olarak bakmaya başlamamızla birlikte son buluyor. Son Akşam Yemeği, bir ihanetin habercisiyken Balığın Parçaları en büyük parçayı elde etme çabası, rekabet, hayatta kalabilmek için uyumlanma, kendiliğinden ve değerlerinden sıyrılma ve çoğunluğun arzu nesnesinden pay alabilme çabasında olan davetlileri bize gösteriyor.
Tablonun merkezinde yeşil, sevimli bir dev gibi tasvir edilmiş olan Molok’u görüyoruz. Mitolojik bir figür, pagan bir tanrı olan Molok (Moloch) ona inanıldığı dönemlerde bolluk ve bereket için çocuk kurban edilen karanlık bir güç. Günümüzde ise oyun teorisi bağlamında Çok Kutuplu Tuzaklar’a (multi polar traps) işaret ediyor.
Bu bağlamda Molok’u, bireyleri kazanım sağlamak amacıyla kendi değerlerinden feda ederek rekabetçi bir sistemde varlık sürdürmeye teşvik eden bir güç olarak tanımlayabiliriz. Yalnızca kazanmak adına kazanmak için yapılan adımların ve teşviklerin tümü Molok bağlamında düşünülebilir. Nihayetinde daha geniş ekosistemlerin yıkımı ve bunun neticesinde rekabet eden bireylerin de yıkımıyla sonuçlansa dahi hiçbirimiz Molok sisteminin çarklarından bağımsız değiliz. Günün sonunda sırf varlık gösterebilmek, hayatta kalmaya devam edebilmek için bile o çarkın bir parçası olmak durumunda kalıyoruz. Molok’tan tamamen kurtulmak ise imkansıza yakın çünkü global seyirde işleyen bu sisteme tüm insanlar olarak karşı durmamız gerekiyor, bir kişi bile devam ederse bu çark hızlı bir şekilde yeniden tüm gücüyle hakimiyet kuruyor. İnsan durumu bağlamında düşünürsek bunu ummak bile büyük bir hayal.”
Künye:
1. Sanatçı ve Gölet / The Artist and the Pond, 30 x30 cm, Tuval Üzerine Yağlıboya, 2023
2. Kırmızı Araba / The Red Car, 20 x20 cm, Tuval Üzerine Yağlıboya, 2023
3. Bir Zamanlar Balıktım / Once I was a Fish, 60 x100 cm, Tuval Üzerine Akrilik ve karışık Teknik, 2023