
Tjibbe Veldkamp’ın yazdığı, Mark Janssen’in resimlediği, dünyayı ve yaşamayı seven Adem’in hikâyesini anlatan Dünyayı Seven Çocuk, Gül Özlen’in çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.
10 yaş ve üzeri okurları büyülü bir hikâyenin peşinden götüren Dünyayı Seven Çocuk yayımlandığı yıl büyük yankı uyandırıp Nienke van Hichtum Ödülü, Zilveren Griffel Ödülü ve Woutertje Pieterse Ödülü'ne değer görüldü.
“Adem bir ‘olası çocuk’tur. Anne babası eski bir Doğu Avrupa şehrinde karşılaştıklarında bir kıvılcım sıçrar ve Adem canlanır. Sayısız olası çocuk vardır ve çoğu hiçbir zaman gün ışığını göremeyecektir. Ancak Adem'e dair özel bir durum söz konusudur: Anne babası, ilk tanışmalarının ardından birbirleriyle temaslarını kaybetme tehlikesiyle karşılaştıklarında, Adem hayatı için avans alır. Anne babasını yeniden bir araya getirip kendi hayatını güvence altına almak için çok az zamanı vardır. Tüm saflığıyla yola koyulur; emin olduğu bir şey varsa o da Adem'in dünyayı sevdiği ve yaşamak istediğidir.”
Avrupa caz sahnesinin önemli topluluklarından Lars Danielsson & Liberetto, 11 Mart akşamı Paribu Art’ta konser verecek.
Caz dünyasının efsane ismi Lars Danielsson, Liberetto’nun usta isimleriyle müziğin şiirselliğini çağdaş bir estetikle buluşturuyor. İsveçli kontrbasçı ve çellist Lars Danielsson’un liderliğindeki grup, sanatçının yeni albümü Echomyr’den parçalarını da ilk kez canlı olarak seslendirecek.
Danielsson’a konserde Liberetto’nun usta üyeleri; piyanoda Grégory Privat, gitarda John Parricelli, davulda Magnus Öström eşlik edecek. Cazın oda müziği duyarlılığıyla, melodinin müziğin kalbine yerleştirildiği güçlü bir yaklaşımla yorumlanacağı konser, duygulara dokunan, derin ve etkileyici bir müzikal yolculuk yaşatacak. Konser; grubun yıllara yayılan birlikteliğinin olgunluğunu yansıtan geniş bir tını paleti sunan Cloudland albümündeki parçaların yanı sıra sanatçının yeni albümü Echomyr’deki parçaların da ilk kez canlı olarak dinleyiciyle buluşmasına sahne olacak.
Lars Danielsson & Liberetto konserinin biletlerine Paribu Pass üzerinden ulaşabilirsiniz.
Tayvanlı sanatçı Hsu Yunghsu’nun “Sisyphos’un Şüphesi” başlıklı uluslararası gezici sergisi 14 Mart-26 Nisan tarihleri arasında Van’da yer alan Tariria Kültür, Sanat ve Gastronomi Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Seul’deki ilk gösteriminin ardından ve İtalya’nın Seravezza kentindeki sunumu öncesinde Türkiye’deki izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan “Sisyphos’un Şüphesi”; sabır, malzeme direnci ve beden ile toprak arasındaki zamansız ilişki etrafında şekillenen evrensel bir anlatıyı sürdürmeyi amaçlıyor.
Çağdaş seramik sanatının özgün isimlerinden Yunghsu, kili geleneksel sınırlarının ötesine taşıyarak onu bedensel direnişin anıtsal bir diline dönüştürüyor. Yaklaşık kırk yıl önce akademik kariyerinin konforunu geride bırakan sanatçı, pratiğini tamamen toprak ve ateşin ritmine adadı. Bugün üretimini Tayvan’ın Tainan kentinde, ülkenin en büyük seramik fırın atölyelerinden birinde sürdürüyor.
Yunghsu’nun sanatsal gelişimindeki belirleyici dönüm noktalarından biri, 2005-2006 yıllarında New York’ta gerçekleştirdiği sanatçı rezidansı sırasında Richard Serra’nın anıtsal çelik heykelleriyle karşılaşması oldu. Geleneksel seramik tekniklerinin pürüzsüz yüzeylerini reddeden sanatçı; çatlakları, boşlukları ve isli tonları bilinçli estetik stratejiler olarak benimsiyor. Organik büyüme kalıplarını andıran modüler yapıları, sergilendikleri mekâna göre genişleyerek izleyiciyi malzemenin gerilimi ve mekânsal ağırlığıyla doğrudan bir karşılaşmaya davet ediyor.
Kadim sarmal (coil) tekniğine geri dönen Yunghsu, her bir eserini doğrudan fiziksel temasla inşa ediyor. Üretimin giderek dijitalleştiği ve başkalarına devredildiği bir çağda, eserleri ellerin, avuç içlerinin ve dayanıklılığın izlerini taşıyor. Sisyphos mitinden ilham alan sanatçı, sanatı nihai bir sonuç olarak değil, süregelen bir varoluş ritüeli olarak ele alır; kil üzerindeki her parmak izi ve katmanlı sarmal, malzemenin içine gömülmüş bir hafıza izine dönüşüyor.
Tülin Kozikoğlu’nun yazıp Hüseyin Sönmezay’ın resimlediği çocuk kitabı Dönme Dolap, Uluslararası Gençlik Kitapları Kurulu (IBBY) İsveç temsilciliğinin düzenlediği Peter Pan Ödülleri’nde kısa listede yer aldı.
Redhouse Kidz tarafından yayımlanan savaş ve göçmenliği konu edinen Dönme Dolap, İsveççenin yanı sıra İngilizce, İtalyanca, Fransızca, Çince ve Japoncanın da aralarında bulunduğu onu aşkın dile çevrilerek dünya çocuklarına da ulaştı ve 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Middle East Book Award’a değer görüldü.
7 yaş ve üzeri okurlarını dünyanın iki farklı şehrinden yola çıkan iki aileyi odağına alarak bir yolculuğa davet eden yazar, aramızdaki görünmez bağları keşfe çağırıyor.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği 61. Venedik Sanat Bienali Türkiye Pavyonu bu yıl Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim” başlıklı sergisini sanatseverlerle buluşturacak.
9 Mayıs-22 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu, Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim” başlıklı sergisine ev sahipliği yapacak. Venedik Bienali için üretilen yeni yapıtlarının yanı sıra sanatçının önceki dönemlerinden seçilen işlerinin de yer aldığı serginin küratörlüğünü Başak Doğa Temür üstleniyor.
Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu, T.C. Dışişleri Bakanlığı himayesinde ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla Trendyol Sanat eş sponsorluğunda düzenleniyor. SAHA Derneği’nin prodüksiyon desteği sağladığı serginin havayolu partnerliğini Türk Hava Yolları üstleniyor. Vehbi Koç Vakfı da sergi kitabının hazırlığına yayın desteği veriyor.
Nilbar Güreş’in “Gözlerinizden Öperim” başlıklı sergisi, sanatçının farklı mecralara yayılan pratiğinden çeşitli eserleri bir araya getiriyor. Kültürel semboller, toplumsal eşitsizlikler ve kimlik meselelerini şiirsel, eleştirel ve nüktedan bir dille ele almasıyla öne çıkan Güreş’in fotoğraf, video, kolaj ve tekstil gibi farklı disiplinlere yayılan üretim hattı, son yıllarda giderek üç boyutlu formlara doğru genişledi. Venedik Bienali’nde Türkiye Pavyonu’nun ev sahipliği yapacağı sergi, büyük ölçekli heykel ve yerleştirmeleri izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor. İstanbul’da yürütülen yoğun ve kolektif bir üretim sürecinin ardından ortaya çıkan bu yapıtlar, Aralık 2025-Mart 2026 ayları arasında heykeltıraşlar, metal ustaları, terziler ve zanaatkârlarla birlikte üretildi. Malzemeyi yalnızca biçimsel bir unsur olarak değil, hafıza ve emek taşıyıcısı olarak da ele alan bu yeni yapıtlar, sanatçının önceki dönemlerinden seçilen işlerle birlikte sergide yer alacak.
Küratör Başak Doğa Temür, Venedik Sanat Bienali kataloğu için hazırladığı metinde sergiyi aşağıdaki sözlerle anlatıyor: “Gözlerinizden Öperim’i çizgisel bir anlatıdan çok mekânsal ilişkiler kurar. Yapıtların kimi yere yaklaşır, kimi bir yüzeye yaslanır, kimiyse tavandan sarkar ya da kendi ağırlığıyla dengede durur. Ziyaretçiyi belirli bir rota boyunca yönlendirmek yerine sergi, yavaşlamayı ve bedenin mekânla, yapıtlarla ve başkalarıyla kurduğu ilişkiye dikkat kesilmeyi önerir. Sergi içinde ilerlemek, mesafe ile yakınlık, kırılganlık ile direnç arasında sürekli yeniden kurulan bir denge arayışına dönüşür.
Bu yaklaşım, Nilbar Güreş’in farklı mecralara yayılan pratiğinin temelini oluşturur. Sanatçı yaşanmış deneyimlerden hareketle toplumsal cinsiyet, göç ve aidiyet üzerine düşünür. Yerinden edilme, ırkçılık, zenofobi ile din ya da inanç temelli ayrımcılık, onun yapıtlarında uzaktan bakılan konular olarak değil, gündelik hayatı biçimlendiren koşullar olarak yer alır. Güreş, çoğu zaman toplumsal normların ve güç ilişkilerinin bedenler, ilişkiler ve bakış aracılığıyla görünür hâle geldiği anlara odaklanır.
Künye:
1. MAYZU: Hindistan Cevizi ve Muz Veren Ağaç, 2022.jpg Nilbar Güreş MAYZU: Hindistan Cevizi ve Muz Veren Ağaç, 2022 Karışık teknik 400 x 640 x 200 cm Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
2. Nilbar Güreş 2025 Kâğıt üzerine kurşun kalem ve ruj
3. Nilbar Güreş Leda, 2025 Tuval üzerine yağlıboya ve dantel 30 x 30 x 3,5 cm Fotoğraf: Hadiye Cangökçe
4. Kadife Bakış, 2020.jpg Nilbar Güreş Kadife Bakış, 2020 Kumaş, makrame 366 x 340 cm Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
Dünyaca ünlü rapçi ve prodüktör Kanye West, ILS Vision ve TemaCC ortak organizasyonuyla 30 Mayıs akşamı Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda konser verecek.
Uzun bir aranın ardından Avrupa turnesine çıkmaya hazırlanan Kanye West’in, yeni turnesinin açılış konseri 30 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleşecek. Sahne prodüksiyonları ve görsel performanslarıyla tanınan Kanye West’in konserinin öncelikli bilet satış hakları için yeistanbul.com adresi üzerinden ön kayıtlar açıldı. Ön kayıt işlemleri pazartesi gününe kadar devam edecek, kayıt yaptıran kullanıcılar biletlere erişimde öncelik hakkı kazanacak.
Kariyeri boyunca müziğin yanı sıra moda dünyasında da önemli projelere imza atan Kanye West, global kültürün en etkili figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Her yeni projesi dünya basınında geniş yankı uyandıran sanatçı, şimdi ise Türkiye’deki hayranlarıyla ilk kez aynı sahnede buluşmaya hazırlanıyor.
Latife Tekin’in her şeyin izlenme sayılarıyla ölçüldüğü bir çağda genç bir kuşağın kaybolan geleceğini anlattığı yeni romanı Para Gürültüsü, Can Yayınları’ndan çıktı.
Grafiklerin, algoritmaların ve finans dilinin hayatı kuşattığı bir dünyada Tekin, dijital çağın enkazında insan ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatıyor.
Tekin, geleceğin çoktan konuşulmuş, paylaşılmış ve zenginlere terk edilmiş olduğunu gösteriyor. Özel jetlerle geleceğe kaçabilenlerin ardından geride kalanlar için yaşam ıslak, paslı ve zor. Yapay zekâya merhamet öğretmeye çalışan bir çağda, insan insana yabancılaşırken Para Gürültüsü’nün içinde kelimeler sınanıyor: Ya siliniyorlar ya da yanarak var oluyorlar.
“Yoksulların kasırgası zamanı tarumar edecek! Bu konuda aynı fikirdeyiz.”
Burcu Urgut’un “Khet” başlıklı kişisel sergisi 11 Nisan’a kadar x-ist’te sanatseverlerle buluşuyor.
“Khet, yazıdan önceye ait bir sesin bugünde aldığı biçimi düşünmek için ortaya çıkar. Telaffuz edildiği anda eksilen, kayda geçtiğinde geriye yalnızca tortusunu bırakan bu ses, Burcu Urgut’un pratiğinde bir imgeye değil bir eşiğe dönüşür. Sanatçı resmi temsil edilen bir sahne olarak değil; varlık ile yokluk, hareket ile durma, ses ile iz arasındaki gerilimin yüzeyi olarak kurar.
Urgut’un üretimi sinema, animasyon ve çizginin birlikte kurduğu kendine özgü bir zaman anlayışına dayanır. Bu üretimde tek bir hikâye akmaz; zaman kesilir, katmanlara ayrılır ve farklı anlar aynı yüzeyde buluşur. 19. yüzyıl gravürlerini hatırlatan çizgisel dil geçmişe gönderme yapmak için değil; zamanı yavaşlatmak ve askıya almak için kullanılır. Böylece farklı dönemlere ait görüntüler yan yana gelir, kronolojik bir düzen yerine üst üste biriken bir bellek duygusu oluşur.
Eserlerde görülen mimari öğeler, ritüeller ve gündelik hayata ait sahneler sabit anlamlar taşımaz. Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Levant’tan Mısır’a uzanan kültürel izler bir hikâye kurmak yerine ortak bir eşikte buluşur. “Khet” kelimesi de bu eşiği tarif eder; Türkçedeki “ket” ile Sami dillerindeki “khet”te bulunan durma, kesilme ve mühürlenme anlamı, sanatçının yüzeyinde görsel bir karşılık bulur. Bu eserler ilerleyen sahneler değil, izleyiciyi yavaşlamaya ve durmaya davet eden alanlardır.
Burcu Urgut’un çalışmaları, bakıp geçilecek görüntüler sunmaz; zamanın katmanlarını hissettiren, dikkatle izlenmesi gereken yüzeyler önerir. Khet, sesin görüntüye dönüşmeden önceki hâlini ve bellekte bıraktığı izi hatırlatan bir metafor olarak serginin merkezinde yer alır.”
Künye:
1. Nox, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 52 x 37.5 cm, 2025
2. Avuç, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 56 x 47 cm, 2026
3. Göçer I, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 40.5 x 28 cm, 2025
4. Anicon, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 52 x 20.5 cm, 2025
Suyun Bizi Götürdüğü Yer’in Oscar ödüllü yazarı Alan Barillaro’nun baştan sona çizimli yeni romanı Tavşan Bunns, Hatice Meryem Gelgör’ün çevirisiyle Genç Timaş’tan çıktı.
Bunns, küçük kulaklarla doğmuş bir tavşandır. Bu durum, tavşanların dünyasında bir uğursuzluk kabul edilmektedir. Bu yüzden Bunns dışlanır, hatta bu dışlanmadan aile üyeleri de etkilenir. Diğer hayvanlar arasında, Bunns’ın küçük kulaklarının köylerine felaket getireceği inancı günden güne pekişmeye başlar. Bunns, bu yüzden evini terk eder.
Bunns, evini terk ettiğinde karşısına başka hayvanlar çıkar. Onlara derdini anlatan Bunns, yaşadıkları köyde anlatılan efsaneleri öğrenir ve kulağını nasıl büyüteceğinin bir yolunu bulduğunu düşünür. Bunun için yapması gereken şey, güçlü tilkinin kapısını çalmak ve ondan bir dilek hakkı istemektir. Bunns’ın elde edeceği dilekle yapacağı şey bellidir ancak büyük ormanda işler Bunns’ın tahmin ettiği gibi kolay yürümeyecektir.
Yusuf Onur Aydın’ın yazıp yönettiği, Tiyatro Watt yapımı Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyunu, 11 ve 12 Mart’ta Arter’in performans salonu Karbon’da tiyatroseverlerle buluşacak.
Selen Uçer, Münir Can Cindoruk, Elif Nur Kerkük, Selin Hasar ve Yaren Özkoca’nın rol aldığı Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyununda, yanmış bir tekstil atölyesinden yükselen seslerin izini süren bir tiyatro ekibinin hikâyesini sahneye taşıyor. Oyun bu seslerin peşinde ilerlerken, kadınların yaşamları, göç, kentleşme ve toplumsal travmalar iç içe geçiyor.
Yanmış bir tekstil atölyesinin geçmişte kalan sesi, bir tiyatro ekibinin kulağına kadar geliyor. Sesler seslere, gerçekler kurmacaya, kadınlar kadınlara karışıyor. Birbirlerini ve hiç görülmemiş olanları görüp, tanık oluyorlar. Her şey bu denli birbirine dokunurken artık biliyorlar ki Bu Bir Prova Değil, bu bir gerçek. Peki gerçek, gerçekten temsil edilebilir mi?
11 Mart 2026 Çarşamba ve 12 Mart 2026 Perşembe akşamları saat 20:30’da Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek tek perdelik Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.