
Toygun Özdemir, çayır çimen yerine apartman boşluklarında, kumsal yerine otoban kenarlarında büyüyen ve atalarının arasındaki güleç ninelerinin yanına romantik şairler ile dışavurumcu ressamları ve modernist mimarları ekleyen bir İstanbullu sanatçı kuşağın ferdi.
Özdemir’in tuval üzerine eserlerinin yer aldığı ilk kişisel sergisi “Bütün Resimleri”, 15 Aralık 2015 – 9 Ocak 2016 tarihlerinde Öktem&Aykut’ta izlenebilecek. Sanatçı ilk kişisel sergisinde, paylaştığımız mekanlardaki kaosun içinden ona görünen, bambaşka mirasların taşıyıcısı bireylerin hafızalarında gizlenen ortaklıkları resmediyor. Hem maziye hem bugüne ait parlak görüntüler, zamansız perdelerin arasından gözüne ilişiyor. Özdemir, zihninde ansızın kah bir lütuf kah bir lanet gibi beliren imgeleri bir mizansene yerleştiriyor. Böylece, neoliberal bolluk günlerimizin görsel baskıcılığının ortasında bizi hem geçmişe hem geleceğe çapalayan bir güvence, bir ortak hafıza ve umut belgesi oluşturuyor.
2015 yazında aramızdan ayrılan ressam, gazeteci ve yazar kimliği ile tanıdığımız Fikret Otyam’ın bugün (19 Aralık) doğumgünü. Sanatçı, Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ile ilgili yazdığı röportajlarla tanındı. Bu röportajlarını çok sayıda kitapta topladı.
Otyam, röportaj ve fotoğraflarında olduğu gibi tuvallerinde de Anadolu insanını resmetti. Çalışmalarında sık sık keçi ve başı örtülü Anadolu kadınlarını figür olarak kullandı. Kendine has bir tarzı olan sanatçı, Anadolu kadınlarını iri gözlü, küçük burun ve küçük ağızlı olarak betimledi.
Fotoğraf Vakfı tarafından Kasım ayında düzenlenen Belgesel Fotoğraf Günleri’nde anılan Otyam, yaşasaydı bugün 89 yaşında olacaktı.
Güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinin işlerine şehirde yer vermeyi amaçlayan “Doğuş’la Sanata Bi Yer” platformu kapsamında başta www.doguslasanatabiyer.com adresi dijital bir galeri olarak kurgulanmış. Genç sanatçılar buraya işlerini yüklüyorlar ve toplumun farklı kesimleriyle buluşmak için bir fırsat yakalamış oluyorlar.
Platformun bir diğer ayağı ise Doğuş Grubu’na ait mekânların, güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinin işlerinin sergileneceği bir galeriye dönüştürülmesi. Aralarında D-Gym, Doğuş Center, Gina, La Petite Maison, Doğuş Oto Showroom, Da Mario, Mezzaluna ve Kitchenette gibi mekanların yer aldığı yaklaşık 75 bin metrekarelik bir alanı içeren Doğuş’la Sanata Bi Yer’e, öğrencilere yapılan duyurunun ardından ilk 20 günde yaklaşık 400 öğrenci 700’e yakın işiyle kaydolmuş. “Bu işler neler?” derseniz; resim, fotoğraf, video, heykel, enstalasyon, baskı-edisyon gibi özgün çalışmalardan oluştuğunu belirtmek mümkün.
Platformda şimdiye kadar Türkiye’nin dört bir yanından 30 üniversitenin güzel sanatlar fakültesinde okuyan öğrenciler kaydolmuş. Bunun yanı sıra School of the Museum of Fine Arts ve Vienna University of Technology öğrencileri arasından da Sanata Bi Yer’de yerini alanlar olmuş.
Bu noktada şunu belirtmek gerek, siteye yüklenen hangi çalışmanın nereye yerleştirileceğine karar veren platformun bir danışma kurulu var. Bu kurul ise şu isimlerden oluşuyor: Danışma Kurulu’nda Doğuş Grubu CEO’su Hüsnü Akhan, sanat eleştirmeni Hasan Bülten Kahraman, sanatçı Sinan Demirtaş, Kurucu Direktör Elif Çevik ve Sabiha Kurtulmuş, İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Saim Tekcan, MSGSÜ Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi Çağla Göksu ile EADE Business School Öğretim Görevlisi Semih Yalman.
İlk görselin künyesi: Selim Kır, Yansıma, Işık Üniversitesi
Sahnelere uzun bir ara veren Güven Kıraç ve Emre Karayel sahnelere Kredi adlı komedi oyunuyla dönüyorlar.
Türkiye’nin en köklü özel tiyatrolarından biri olan Ankara Sanat Tiyatrosu ve AYSA Prodüksiyon’un destek verdiği oyunda ikili İspanya’daki ekonomik krizin içindeki toplumsal borç batağına batmış iki karakteri canlandırıyorlar.
Jordi Galceran tarafından kaleme alınan oyun özgün, dinamik ve eğlenceli olaylarla bezenerek izleyeni bir yandan güldürürken bir yandan da düşündürüyor. İspanyolca’dan çevirisini Deniz Yıldız’ın, yönetmenliğini İskender Altın’ın üstlendiği Kredi ocak ayında sahnelerdeki yerini alacak.
.artSümer 25 Aralık tarihinde “Indie - Çizgi” sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Ayşegül Sönmez ve Ali Şimşek danışmanlığında hazırlanan sergide 30’a yakın sanatçının beyaz kağıt üzerine “saf çiziktirmelerini” izliyor olacağız.
Ali Şimşek’in sanatatak.com'da 28.05.2014 tarihinde yayınlanan yazısında da belirttiği gibi:
“Çizgi ya da ilüstre diyelim, benim son yıllarda tam adını koyamadığım bir eğilim var. Daha çok 1980 ve sonrası doğumlu sanatçılarda yakaladığım bir eğilime isim vermede zorlanıyordum. Takip ettiğim dergilerde bolca rastladığım bir anlayıştı. Ana akıma çok bağlı olmayan bu çiziktirmeleri müziğe referansla “Indie (bağımsız) - Çizgi” olarak adlandırmıştım kendimce. Duygulu, samimi ve de kırılganlıklarıyla etkileyiciydiler. Sigara paketlerine, menülere, gazete boşluklarına yerleştiklerinde daha da etkileyici oluyorlardı. ... Dijital efektlere, photoshop makyajlara, font ve renk seline kapılmış ana akım (mainstream) çizgi düşünüldüğünde “Indie - Çizgi” nefes aldırıyor.”
“Indie - Çizgi” 6 Şubat’a dek ziyaret edilebilir.
15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, gala sürprizlerini açıklamaya devam ediyor. Yılın en iyileri listesinde ilk sırada yer alan Diary of a Teenage Girl/Bir Genç Kızın Gizli Defteri Türkiye galası !f İstanbul’da yapılacak.
Phoebe Gloeckner’in aynı adlı çizgi romanından uyarladığı Bir Genç Kızın Gizli Defteri dünya prömiyerini yaptığı Sundance’te Görüntü Yönetmeni Ödülü’nü, Berlin’in Generation bölümünde “En İyi Film” ve en son, bağımsız sinemanın en önemli ödüllerinden Gotham’da Bel Powley’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getirdi.
Filmde 1970’lerde San Francisco’da yaşayan 15 yaşındaki Minnie adlı genç kadının eğlenceli ve sıradışı büyüme hikayesi anlatılıyor. Başrolde Oscar’a aday performansıyla Bel Powley, Alexander Skarsgård ve Kristen Wiig yer alıyor.
15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, gala sürprizlerini açıklamaya devam ediyor. Yılın en iyileri listesinde ilk sırada yer alan Diary of a Teenage Girl/Bir Genç Kızın Gizli Defteri Türkiye galası !f İstanbul’da yapılacak.
Phoebe Gloeckner’in aynı adlı çizgi romanından uyarladığı Bir Genç Kızın Gizli Defteri dünya prömiyerini yaptığı Sundance’te Görüntü Yönetmeni Ödülü’nü, Berlin’in Generation bölümünde “En İyi Film” ve en son, bağımsız sinemanın en önemli ödüllerinden Gotham’da Bel Powley’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü getirdi.
Filmde 1970’lerde San Francisco’da yaşayan 15 yaşındaki Minnie adlı genç kadının eğlenceli ve sıradışı büyüme hikayesi anlatılıyor. Başrolde Oscar’a aday performansıyla Bel Powley, Alexander Skarsgård ve Kristen Wiig yer alıyor.
Peter Zimmermann’ın Dirimart’taki üçüncü kişisel sergisi olan CMYK, 24 Aralık – 30 Ocak 2016 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.
Son resimlerinde renk ayrımı yöntemiyle çalışmakta olan Peter Zimmermann, bu sergisinde CMYK baskısında kullanılan dört mürekkebe, yani camgöbeği (cyan); galibarda (magenta); sarı (yellow) ve siyah (key) renklerine gönderme yapıyor. Sergiye adını veren bu renk modeli, mürekkebin renkleri kısmen veya tamamen açık renk bir arka planda maskelemesi ve yansımayı önlemek amacıyla bazın parlaklığını eksiltmesi için uygulanıyor. Sanatçı, resimlerinde dijital olarak manipüle ettiği fotoğrafları kullanması bir yana, imgelerinde varolan orijinal renklerden ana renkleri ayrıştırarak, izleyiciyi soyutluğu artmış resimleri yorumlamaya sevk etmek istiyor.
Zimmermann’ın resimleri, geleneksel resim sanatını Modernizm ve Color Field hareketi ile ilişki içerisinde yeniden yorumluyor. Sanatçının çalışma süreci, fiziksel olarak ya da tarayarak biriktirdiği görseller ile başlarken, bu görsellerin bilgisayar ortamında biçimlerinin bozulmasıyla evriliyor. Tanınmaz hale getirilen imgeler tuval üzerine aktarılıp, üzerlerine dökülen renkli reçine ile şekilleniyor. Zimmermann’ın, 20 yılı aşkın süredir epoksi kullanımı ile tanımış olan ve bir nevi simyasal etkileşime giren bu kompozisyonlarının, aslında kendisinin renk ve ışık algısına olan yeteneğinin bir ürünü olduğu söylenebilir.
Türk edebiyatının önde gelen polisiye yazarlarından Ahmet Ümit’in uzun zamandır beklenen kitabı “Elveda Güzel Vatanım” 1 Aralık'ta Pera Palas Hotel Jumeriah’ta dünyanın pek çok noktasından gelen basın mensuplarının katılımıyla tanıtımı yapıldı ve raflardaki yerini aldı. Romanla ilgili okurla ilk buluşma ise bugün gerçekleşiyor.
Bazı bölümlerinin Pera Palace Hotel’de geçtiği romanda 1926 yılında yıkılan Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından ayakta durmaya çalışan Cumhuriyet dönemi anlatılıyor.
Ahmet Ümit’in okuyucusuyla “Elveda Güzel Vatanım”ı konuşacağı bu buluşma bugün (17 Aralık) 15.00-17.00 saatleri arasında Pera Palace Hotel Jumeirah Orient Bar’da gerçekleşecek.
Sanat alanında yazarlık, eleştirmen ve danışmanlık yapan Mahmut Koyuncu’nun ilk belgesel filmi olan “Milyonda 1”in İstanbul’daki ilk gösterimi SALT’ta gerçekleşecek.
Film, Ermeni asıllı biri olan Zekeriya Sabunci’nin 40 yıl sonra İstanbul’dan memleketi Mardin, Derik’e yerleşip, ata mesleği sabunculuğu hayata geçirmesi etrafında gelişen olayları konu alıyor. Filmde bölge halkının belleğinde Ermenilere dair algıdaki dönüşüme tanık olunuyor.
24 Aralık, saat 19.00’da SALT Galata Oditoryum’da gerçekleşecek etkinlik ücretsizdir. Filmin anadili Kürtçe olup Türkçe altyazı seçeneği sunulacaktır.