GÜNDEM
  • 28-03-2026

    Anathema’nın kurucu üyelerinden Vincent Cavanagh, görsel ve işitsel sınırları zorlayan sinematik projesi The Radicant ile 11, 12 ve 13 Nisan’da Türkiye’de müzikseverlerle buluşacak.

    The Radicant’ın ilk Türkiye turnesi, 11 Nisan’da Ankara Tosca Play, 12 Nisan’da IF Performance Hall Beşiktaş ve 13 Nisan’da İzmir SoldOut Performance Hall’da gerçekleşecek. Bu turne, Vincent Cavanagh’ın yeni dönem üretimini canlı ve bütüncül bir deneyim olarak izleme fırsatı sunarken, Anathema’nın zamansız ruhunu da farklı bir formda yeniden hissettirecek. Türkiye turnesi kapsamında gerçekleşecek bu özel performanslarda, The Radicant repertuvarının yanı sıra Anathema’dan seçilmiş parçalar da sahnede yer alacak. Bu bölümlerde Vincent Cavanagh’a, Anathema’nın ikonik vokallerinden Lee Douglas eşlik edecek.

    The Radicant’ın çıkış EP’si “We Ascend”, Vincent Cavanagh’ın Anathema ile özdeşleşmiş atmosferik dünyasından beslenirken, müzikal olarak daha deneysel ve elektronik bir alana yöneliyor. EP’de drum’n’bass ritimlerinden sinematik elektronik dokularına uzanan geniş bir ses paleti dikkat çekiyor. Melodik psikedelik, ambient ve elektronik unsurların iç içe geçtiği bu yapı, hem Anathema dinleyicilerine tanıdık bir duygusal derinlik sunuyor hem de Cavanagh’ın yeni ifade alanlarını keşfettiğini açıkça hissettiriyor. Kayıt süreci ise Fransız prodüktör Ténèbre ile yapılan iş birliği sayesinde güçlü, berrak ve görsel çağrışımı yüksek bir prodüksiyonla tamamlandı.

    Vincent Cavanagh, The Radicant ile birlikte müziği yalnızca işitsel bir anlatım olmaktan çıkarıp görsel sanatlarla doğrudan ilişki kuran bir forma taşıyor. Daha önce sergiler, enstalasyonlar ve farklı disiplinlerden sanatçılarla yürüttüğü projeler, bu yaklaşımın temelini oluşturdu. Canlı performanslarda müzik, görsel anlatı ve sahne tasarımı bir bütün olarak ele alınıyor; ortaya klasik bir konserden çok, izleyiciyi içine çeken sinematik bir deneyim çıkıyor.

    ​%100 Metal Sunar: The Radicant + Selected Anathema Songs with Lee Douglas konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    816
  • 28-03-2026

    Sanem Özdemir’in “Bravado” başlıklı kişisel sergisi 29 Mart-25 Nisan tarihleri arasında Bursa’da Meteor Balat Kültürevi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    Ömer Uğurluoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği “Bravado”, çağdaş dünyada cesaret, güç ve görünürlük kavramlarının nasıl performatif bir yapıya dönüştüğünü sorgulayan kapsamlı bir seçki sunuyor. Özdemir’in işleri, abartının sürdürülemez doğasına işaret ederken, günümüzün rekabet ve görünürlük odaklı yapısında “güçlü görünme” zorunluluğunu mercek altına alıyor. “Bravado”, cesaretin etik bir duruş olmaktan çıkarak izlenmeye değer bir performansa dönüştüğü bir çağda, bu gösterinin kırılgan anlarını görünür kılıyor. Sergi, “gösteriden vazgeçme ve kırılganlığın görünür olmasına izin verme cesareti”ni alternatif bir varoluş biçimi olarak öneriyor.

    Sergi, güçlü görünmenin konforlu ancak sınırlayıcı alanı ile kırılganlığın açtığı özgürleşme ihtimali arasında bir yüzleşme öneriyor. Sergi, “sahte bir otoritenin gürültüsünden de samimi bir aptallığın sessiz bilgeliğinin bizi gerçeğe daha çok yaklaştıracağını” savunarak izleyiciyi kendi hakikatiyle karşılaşmaya davet ediyor.

    Künye:
    1. Döngüyü Kır, 134 x 180 cm. Tuval üzerine yağlı boya,2025
    2. Cehennem, 182 x 175 cm. Tuval Üzerine Yağlı Boya, 2025
    ​3. Umut, 24 x 18 cm. linolyum üzerine yağlı boya, 2025

    0
    0
    783
  • 28-03-2026

    Murathan Mungan’ın içeriğini yazarın yakın tarihli bazı söyleşileri oluşturan kitabı Masa Mikrofonu, Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Masa Mikrofonu, Mungan’ın düzyazı ve söyleşilerini bir araya getirdiği Devam Ağacı ve Güne Söylediklerim kitaplarının izinden gidiyor.

    ​Mungan şöyle diyor bu kitabı için: “Farklı kentlerde, dinleyicisi kısıtlı mekânlarda yapılan söyleşilerin daha geniş kitlelere ulaşması için bunları bir kitapta toplamayı, böylelikle yazılı tarihin belleğine emanet etmeyi her zaman önemsemiş, kendi açımdan daha güvenilir bulmuşumdur. Önceden hazırlanmış yazılı metne dayanan konuşmalarla, daha serbest düzen kotarılmış olan söyleşileri aynı dalga boyunda buluşturmaya çalıştım. Bu ikinci türdeki söyleşilerin doğaçlamalı ritmini, tınısını, tonunu, yerine göre alçalıp yükselen tansiyonunu koruyarak yazıya aktarmaya çalıştım.”

    0
    0
    778
  • 27-03-2026

    Yapı Kredi bomontiada, Avusturya Kültür Ofisi iş birliğiyle düzenlediği “Günümüz Avusturya Sanatında Kadın Sanatçılar: Ulrike Köb ve Die 4 Grazien” başlıklı sergiyi 29 Mart-12 Nisan tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada GALERİ’de sanatseverlerle buluşturacak.

    Yapı Kredi bomontiada, 29 Mart’tan itibaren Avusturya çağdaş sanatını temsil eden iki sergiyi ağırlıyor. Avusturya Kültür Ofisi iş birliğiyle gerçekleştirilen sergilerden ilki, fotoğraf sanatçısı Ulrike Köb’ün sanat ve çevresel farkındalık arasındaki benzersiz kesişim noktalarına odaklanan eserlerini bir araya getiriyor. Mela Diamant, Susanna Schwarz ve G. Maria Wetter’den oluşan sanatçı kolektifi Die 4 Grazien ise farklı disiplinlerde ürettikleri çalışmalar aracılığıyla, izleyicileri kadın kimliği, temsil, toplumsal roller ve tüketim kültürü üzerine düşünmeye davet ediyor.

    Avusturyalı fotoğraf sanatçısı Ulrike Köb, “Reuse-Reduce-Rethink” (Azalt-Yeniden Kullan-Yeniden Düşün) başlıklı sergisinde, sürdürülebilir ve atıksız bir doğal döngü için gereken tüketim alışkanlıklarımız üzerine odaklanıyor. Estetikle çevre farkındalığını harmanlayan sanatçı; plastik atıklar, gündelik eşyalar ve yiyecekler ile yarattığı düşündürücü ve bazen de rahatsız edici kompozisyonlar ile izleyicinin dikkatini çekmeyi amaçlıyor. Görseller, gündelik eşyaların ne kadar düşüncesizce atıldığını, atıkların çevremizi nasıl etkilediğini ve hızlı modanın hayatlarımızı yönlendirirken gezegenimizi nasıl tahrip ettiğini canlı bir şekilde hatırlatırken su kaynaklarının duyarlı bir şekilde kullanılması ve doğal yiyeceklere verilen değerin önemini de vurgulamayı hedefliyor.

    Yapı Kredi bomontiada GALERİ’de yer alan diğer bir sergi ise Viyana merkezli sanatçı kolektifi Die 4 Grazien’in eserlerinden oluşuyor. 2002 yılında Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde kurulan kolektif, feminist dayanışma ve ortak üretim fikrini merkezine alan bir sanat pratiği geliştiriyor. Birlikte ürettikleri fotoğraf ve videoların yanı sıra bireysel olarak ürettikleri resim, grafik sanatlar ve tekstil gibi farklı disiplinler arasında dolaşan çalışmalar, kadınlığa atfedilen kültürel anlamları ve bu anlamların günümüz rol modelleri üzerindeki etkisini ele alıyor. Kolektifin çalışmaları genellikle kadın sanatçı olarak üretmeye devam etmenin zorluklarını ve dayanışmanın dönüştürücü gücünü vurguluyor. Böylece sergi, kadın sanatçıların hem kişisel hikâyelerini hem de ortak deneyimlerini görünür kılan çok katmanlı bir anlatı oluşturuyor.

    Künye:
    1. Die 4 Grazien, Susanna Schwarz 
    2. Die 4 Grazien, Heldinnen
    3. Die 4 Grazien, Maria Wetter
    ​4. Ulrike Köb 

    0
    0
    907
  • 27-03-2026

    DasDas, Haldun Taner’in Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunu sahneye taşıyor. 27 Mart akşamı prömiyerini yapmaya hazırlanan oyun, 10 özel temsille tiyatroseverlerle buluşacak.

    Haldun Taner’in tiyatro tarihimize ışık tutan oyunu Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, sezonda sadece 10 temsille DasDas’ta perde açmaya hazırlanıyor. Oyunun kadrosunda Aydın Şentürk, Ayşegül Aydın, Birol Tezcan, Burak Tamdoğan, Didem Balçın, Mert Fırat, Özge Fışkın, Özgün Aydın, Taner Rumeli yer alıyor.  Mart ayında 2 temsili gerçekleştirilecek oyun, prömiyerin ardından 28 Mart Cumartesi akşamı bir kez daha DasDas’ta sahnelenecek.

    Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Türk tiyatrosunun geçirdiği büyük dönüşümü sahne üzerinde, oyun içinde oyun anlayışıyla seyirciyi eğlenceli bir yolculuğa çıkarıyor. “Metne sadakat mi, yoksa doğaçlamanın özgürlüğü mü?” sorularını mizahın ince zekâsıyla soran oyun, tiyatromuzun batılılaşma serüvenine de ayna tutuyor. Oyun, geleneğin ve yeniliğin sahnedeki çekişmesini görünür kılıyor.

    Künye:
    Yazan: Haldun Taner
    Yönetmen: Kadir Çevik
    Dramaturg: Birol Tezcan 
    Reji Asistanları: Aysel Guliyeva, Dilara Kavasoğlu, Elif Mandan
    Işık Tasarım: Ersin Yaşar 
    Dekor Tasarım: Kadir Çevik, Ersin Yaşar 
    Koreograf: Pınar Ataer
    Müzik Düzenleme: Persenk 
    Kostüm Tasarım: Yelda İşlekel
    Kostüm Asistanı: Şadiye Elbir
    ​Oyuncular: Aydın Şentürk, Ayşegül Aydın, Birol Tezcan, Burak Tamdoğan, Didem Balçın, Mert Fırat, Özge Fışkın, Özgün Aydın, Taner Rumeli

    0
    0
    804
  • 27-03-2026

    Mai Moçizuki’nin iyi insanlara rehberlik eden kedilerle ilgili bir hikâye anlatan kitabı Dolunay Kafe, Didem İpekoğlu’nun çevirisiyle DEX’ten çıktı.

    Japonya’da kediler iyi şansın sembolüdür. Bir efsaneye göre, onlara iyi davranırsanız bir gün size iyiliklerini geri öderler. Eğer doğru kediye iyi davranırsanız, kendinizi Kyoto'nun parıldayan dolunayı altında gizemli bir kahve dükkânında bulabilirsiniz. Bu özel kahve dükkânı diğerlerine benzemez. Sabit bir yeri ve çalışma saati yoktur, sadece hayatlarının önemli dönüm noktalarında olan kişilere beklenmedik anlarda görünür. Ayrıca kediler tarafından işletilir.

    ​Dolunay Kafe’nin müşterileri ikramların tadını çıkarırken, kediler de yıldız haritaları ve kader çizgileri hakkında danışmanlık yapar, onlara hayatlarının nerede yoldan saptığını açıklar… çünkü burayı ziyaret eden herkes kendini biraz kaybolmuş hissetmektedir. 

    0
    0
    737
  • 26-03-2026

    Merve Şendil’in “Sadece Bir Rüyaydı” başlıklı kişisel sergisi 11 Nisan-22 Mayıs tarihleri arasında Troya Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    Küratörlüğünü Ceren Erdem’in üstlendiği “Sadece Bir Rüyaydı” sergisi, izleyiciyi Troya’nın tarihsel ve mitolojik katmanları arasında dolaşırken rüyanın yalnızca bir kaçış değil, gerçekliği algılamanın başka bir yolu olabileceğini düşünmeye davet ediyor. Resim, çizim, fotoğraf, video ve metin temelli işlerden oluşan sergi, Troya’nın mitolojik ve tarihsel katmanlarından yola çıkarak rüya, hafıza ve zaman arasındaki geçirgen ilişkileri araştırıyor.

    “Troya mitlerin, anlatıların ve hayal gücünün iç içe geçtiği çok katmanlı bir hafıza mekânıdır. Antik anlatılarda Kraliçe Hekabe’nin rüyasında gördüğü alevli meşale, Troya’nın kaderini önceden haber veren bir kehanet olarak yer alır. Bu rüya, kentin tarihsel anlatısının daha en başından itibaren rüya ile felaket, kehanet ile tarih arasında kurulduğunu gösterir.

    Şendil’in sergisi tam da bu belirsiz eşikte konumlanır. Sanatçının yağlı boya ve pastel bulut resimleri, onun ‘tarihin gaz hâli’ olarak tanımladığı bir durumu görünür kılar. Bu işler, henüz toprağa çökmemiş anlatı ve hafıza parçalarını çağrıştırarak geçmişi sabit bir kronoloji olmaktan çok, sürekli hareket hâlinde bir oluş olarak düşünmeye davet eder.

    Sergide yer alan video işi, sanatçının yazdığı bir şiirin bulutların arasında kısa süreliğine belirmesiyle izleyiciyi yön duygusunun kaybolduğu bir atmosfere davet eder. Bu geçici görünümün ardından sergi yere yönelir: The Memory of a Walk başlıklı işte, sanatçının uzun bir arayışın ardından fotoğrafladığı tek bir ağaç görüntüsü yer alır. Sanatçının kendi bedeniyle aynı ölçekte basılan bu fotoğraf, aynı zamanda bir otoportre olarak da okunabilir.

    Sergide ayrıca boncuk ve dantel teknikleriyle üretilmiş metin temelli işler de yer alır. Bu işler, dilin maddi ve zamansal boyutlarını görünür kılarak rüya ile gerçeklik arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olabileceğini hatırlatır.”

    Künye:
    1. Gökyüzü̈ kayıtları no.1 120x150 cm tuval üzerine yağlıboya 2025
    ​2. Gökyüzü kayıtları no.6 100x75 cm Tuval üzerine yağlıboya 2025

    0
    0
    870
  • 26-03-2026

    Latin pop müziğinin ünlü isimlerinden Ricky Martin, 15 yıl aradan sonra yeniden İstanbul’a gelmeye hazırlanıyor. Porto Rikolu süperstar, 11 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta, TemaCC organizasyonuyla konser verecek.

    Latin popun küresel ölçekte yayılmasında en önemli figürlerden biri olarak kabul edilen Ricky Martin’in İstanbul konserin öncelikli biletleri bir gün boyunca geçerli olmak üzere 30 Mart Pazartesi günü saat 12.00’de yüzde 30 indirimli olarak satışa açılacak. Bilet için buradan kaydolabilirsiniz.

    Yaklaşık otuz yılı aşan kariyerinde müzik dünyasına sayısız hite imza atan Ricky Martin, “Livin’ la Vida Loca”, “She Bangs”, “Maria”, “The Cup of Life” ve “Vente Pa’ Ca” gibi şarkılarla dünya listelerinde zirveye çıktı, bugüne kadar milyonlarca albüm satışı gerçekleştirdi, Grammy ve Latin Grammy dahil sayısız ödülün sahibi oldu. Sahne enerjisi, dans performansları ve güçlü vokaliyle tanınan Ricky Martin, dünya turneleriyle de milyonlarca dinleyici ile bir araya geldi.

    ​Kariyeri boyunca pop, Latin pop ve dans müziğini benzersiz bir sahne diliyle birleştiren Ricky Martin, müziğin evrensel gücünü İstanbul’da bir kez daha hissettirmeye hazırlanıyor. Sanatçı bu özel gecede kariyerinin en sevilen şarkılarını seslendirmenin yanı sıra yeni projelerinden parçalarla da sahnede olacak.

    0
    0
    829
  • 26-03-2026

    Japon yazar Natsuko İmamura’nın bedenin, kimliğin ve sessizliğin parçalandığı üç öyküsünden oluşan kitabı Ağaca Dönüşen Kız, Ali Volkan Erdemir’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    Yazar bu kitabındaki öykülerde toplum kıyısına itilmiş, sesi bastırılmış kadınların var olabilmek için biçim değiştirdiği bir evren kuruyor. Bu evrende kadınlık, tek bir bedene sığmıyor; kimi zaman bir ağaca, kimi zaman bir ruhun titreşimine, kimi zaman bir kedinin sessizliğine çekiliyor. Şintoist çağrışımlar, fablvari anlatımlar ve toplumsal eleştirilerle örülü üç öyküden oluşan Ağaca Dönüşen Kız, nesnelerin bile ruh taşıyabildiği bir evrende, kadın olmanın ne anlama geldiğini sarsıcı bir dille sorguluyor.

    Asa, herkese bir şeyler sunmak isteyen ama hep reddedilen bir kız; sonunda kendini bir yemek çubuğuna dönüştürerek kabul edilme arzusunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Nami, ona fırlatılan hiçbir nesnenin isabet etmediği bir bedende yaşarken, ruhuna dokunan şiddeti sessizlikle karşılıyor. Bir kedi gibi yaşamayı seçen Mayumi ise kendini inkâr etse bile boyun eğmekten kurtulamıyor.
    Kadınlar dönüşüyor ama dünyaları da sarsılıyor.
    ​Kadınlar dönüşüyor ama özgürleşemiyor.

    0
    0
    833
  • 25-03-2026

    Sanatçı Annie Booker’ın yazıp resimlediği insanlığın doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı farkındalık uyandıran hikâyesi Büyük Ayı, Hülya Dayan’ın çevirisiyle Uçanbalık’tan çıktı.

    Büyük Ayı, kutup ayısının ana vatanı Arktika ile Arktik Okyanusu'nu gelecek nesiller için korumanın gerekliliğini hatırlatan evrensel bir hikâye anlatıyor. Ekolojik dengenin bozulmasına dikkat çeken, gezegenimizin yaralarını sarmak için herkesi sorumluluk almaya davet eden bu kitap, aslolanın yaptığımız hataları telafi etmek olduğunu vurguluyor.

    ​Bir zamanlar Dünya'nın en kuzeyinde, yaşam dolu bir okyanus vardı. Dev yosun ormanlarıyla kaplı sularının çok ama çok derinlerinde ise deniz kadar yaşlı, deniz kadar bilge Büyük Ayı yaşardı. Derken bir gün, bambaşka bir şey çıktı ortaya. Bir insan ve peşinden sürüklenen devasa gölgesi! Gölgeler büyüdükçe hava kirlendi, sular bulandı; yosunlar, balıklar, kuşlar ve diğer tüm canlılar çaresizce karanlığa teslim oldu. Ta ki engin denizlerin koruyucusu Büyük Ayı, tüm bu yaşananlara daha fazla seyirci kalamayıncaya kadar...

    0
    0
    959
DAHA FAZLA
Geldanlage