GÜNDEM
  • 24-04-2025

    Dünya çapında flamenko gitarının önemli isimlerinden biri olan Vicente Amigo, 1 Ekim Çarşamba akşamı 21.30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek.

    Latin Grammy ödüllü flamenko starı Vicente Amigo, etkileyici tekniği ve duygusal derinliğiyle tanınıyor. Paco de Lucia’nın tahtının varisi; Sting’den Bob Dylan’a, John McLaughlin’den Alejandro Sanz’a kadar ünlü isimlere gitarıyla hayat veren sanatçı; TierraMemoria de los Sentidos ve Poeta gibi albümleriyle flamenkonun sınırlarını genişletmeye devam ediyor. 2000 yılında “Endülüs Madalyası” ile ödüllendirilen sanatçı aynı yılın Ekim ayında, kendisine Latin Grammy ödüllerinde En İyi Flamenko Albümü ödülünü kazandıran Ciudad de Las Ideas albümünü yayımladı. Bu albümle İspanya’nın en önemli ödüllerinden Premio Onda’yı da alan Vicente Amigo, Cordoba şehri tarafından “şehrin oğlu” unvanı ile ödüllendirildi.

    ​Stagepass organizasyonuyla 1 Ekim Çarşamba akşamı saat 21.30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleşecek Vicente Amigo konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1499
  • 24-04-2025

    Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi ve Bor Sanat iş birliğiyle gerçekleşen, Ebru Nalan Sülün küratörlüğündeki “Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ” sergisi kapsamında hazırlanan sergi kitabının lansmanı 26 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’te gerçekleştirilecek.

    Ebru Nalan Sülün ve Pelin Okvuran tarafından yayına hazırlanan sergi kitabında; Ebru Nalan Sülün’ün “Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ”, Zeynep Yasa Yaman’ın “Nakkaş”, Ayşe Nahide Yılmaz’ın “Varoluşçuluk Perspektifinden Paris’te Sanatçı Olmak: Neden Buradayım?”, Necmi Sönmez’in “Bir Paris Münzevisi: Fikret Muallâ”, Nedim Gürsel’in “Fikret Muallâ’nın Fırçasından”, Seda Yavuz’un “Anti-kahraman, Özdeşleyim ve Özgünlük: Muallâ’nın İmgeleri”, Youki Desnos’un “Muallâ”, başlıklı yazıları yer alıyor. 26 Nisan Cumartesi günü saat 13.00’te, Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde kitap lansmanı ve yazarların katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirilecek.

    Fikret Muallâ’nın eserlerini anlayabilmenin en önemli yolunun -tüm diğer sanatçılarda olduğu üzere- yaşam öyküsünü içselleştirmek olduğunu düşünürüm. Bu hissiyat, Fikret Muallâ söz konusu olduğunda daha da artar. Bu artışın en önemli nedenleri arasında, yıllar içerisinde hayatının belli başlı ve aslında çok az yönlerinin konuşulur, bilinir olduğunu düşünmem ve deneyimlemem yer almakta. Sergi başlığında da ifade edilen ‘rota’; ‘görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol’ olarak tanımlanmakta. Fikret Muallâ’nın yaşam öyküsüne yönelim, tam da bu noktada önem kazanmakta. Sanatçının hem yaşadıkları hem yaşanılanların ruhsal yansımaları hem de 1939’da Paris’e gidene dek uğradığı ülkeler/kentler/deneyimler ve tüm bu sürecin onun yaşamında yarattığı değişimler, bu yolda çizilen rotanın bir parçası olma özelliğinde.”
    Ebru Nalan Sülün’ün sergi kitabında yer alan metninden alıntı.

    Konuşmacılar ve konu başlıkları: 
    Moderatör: Tansel Türkdoğan
    -Ebru Nalan Sülün / “Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ”
    -Zeynep Yasa Yaman / “Nakkaş: Fikret Muallâ”
    -Seda Yavuz / “Anti-kahraman, Özdeşleyim ve Özgünlük: Muallâ’nın İmgeleri”
    -Necmi Sönmez / “Paris’in Lanetlileri: 1945 Sonrası Paris Sanat Ortamı ve Türkiyeli Sanatçıların Konumu
    ​-Nedim Gürsel / “Fikret Muallâ’nın Nafile Dünyası”

    0
    0
    1424
  • 24-04-2025

    Macaristan’ın ünlü Jókai Tiyatrosu, Avrupa turnesi kapsamında Yabancılar ve Tanıdıklar oyunuyla 28 Nisan Pazartesi 20.00’de İstanbul Devlet Tiyatrosu Mecidiyeköy Büyük Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak.

    Macaristan’ın Békéscsaba şehrinin ünlü tiyatro stüdyosu Jókai Tiyatrosu, Tibor Zalán’ın kaleme aldığı Yabancılar ve Tanıdıklar oyununu İstanbul Aydın Üniversitesi Drama ve Oyunculuk bölümünün iş birliğiyle İstanbul’da sahneleyecek. Macaristan Sanat Akademisi tarafından da desteklenen oyun, Mór Jókai’nin 200. doğum yıldönümü kapsamında izleyicilerle buluşuyor. Ayrıca oyun bittikten sonra oyuncularla soru-cevap gerçekleştirilecek.

    Oyun, 19. yüzyılda Macaristan’da eserleriyle büyük üne kavuşmuş iki Macar sanatçıya; yazar Mór Jókai ve ressam Mihály Munkácsy’ye odaklanıyor. Her ne kadar oyun bu sanatçıların döneminde ve ikisi arasında diyalog şeklinde geçse de konusu her zaman güncelliğini koruyor. Oyun “Uluslararası üne sahip sanatçı mı yoksa halkının günlük temsilini üstlenen bir sanatçı mı vatanına daha çok hizmet eder?” sorusuna odaklanıyor.

    Künye:
    Yönetmen: Tamás Herczeg T.
    Munkácsy: Csaba Gerner
    Jókai: Attila Czitor
    Ressamın eski hizmetçisi: Kornélia Kövesdi.
    Müzikler: Bálint Varga
    ​Süre: 80 dakika

    0
    0
    1193
  • 23-04-2025

    İstanbul Modern Sinema’nın, yılın öne çıkan kısa filmlerinden oluşan seçkisi “Gelecek Kısa”, 24-27 Nisan tarihleri arasında izleyicilerle buluşacak.

    İstanbul Modern Sinema’nın Türk Tuborg A.Ş. katkılarıyla hazırladığı ve Türkiye’den kısa filmlere yer veren “Gelecek Kısa” programında, kurmacadan belgesele yılın öne çıkan kısa filmleri ve yönetmenleri sinemaseverlerle bir araya gelecek. 17 filmden oluşan program kapsamında; dünya prömiyerini 70. Oberhausen Kısa Film Festivali’nde yapan Mori, Cannes Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası bölümünde ilk kez gösterilen Noksan ve bu yıl Sinema Yazarları Derneği’nin “En İyi Kısa Film” seçtiği Neredeyse Kesinlikle Yanlış gibi yılın öne çıkan filmleri gösterilecek.

    İstanbul Modern Sinema Küratörü Müge Turan şunları söyledi: “Dördüncüsünü düzenlediğimiz ‘Gelecek Kısa’ programında bu yıl 17 filme yer veriyoruz. Programda, dünya prömiyerini 70. Oberhausen Kısa Film Festivali'nde yapan Mori, Cannes Film Festivali’nin Eleştirmenler Haftası bölümünde ilk kez izleyiciyle buluşan Noksan ve bu yıl Sinema Yazarları Derneği’nin “En İyi Kısa Film” seçtiği Neredeyse Kesinlikle Yanlış gibi yapımlar yer alıyor. Bu yılki programın öne çıkan projelerinden bir tanesi de Mimaroğlu Remix Projesi. Yönetmen Serdar Kökçeoğlu ve yapımcı Dilek Aydın’ın küratörlüğünde 30’dan fazla sanatçının katkısıyla hayata geçen proje, İlhan Mimaroğlu’nun 8mm arşiv filmlerini yeniden biçimlendirerek görsel ve işitsel açıdan bambaşka bir sanat deneyimine dönüştürüyor. İstanbul Modern Sinema’da bir kısa film festivali gibi hazırladığımız ‘Gelecek Kısa’yı, her yıl olduğu gibi filmlerin yönetmenlerinin katılımıyla gerçekleştireceğiz.”

    “Gelecek Kısa” programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1063
  • 23-04-2025

    Chihiro Maruyama’nın kaleme aldığı, bir labirent macerasını konu alan Labirent Dedektifi Pierre kitabı Mundi Çocuk etiketiyle yayımlandı.

    Chihiro Maruyama’nın macera dolu kitabında, opera şehrini kurtarmak için meşhur dedektif Pierre ve arkadaşı Carmen’e katılan okurlar, ipuçlarını takip ederek, gizemleri çözmeye yardımcı oluyor. Kitapta çocukları birçok labirent, saklı nesne ve ekstra görev bekliyor.

    “Bay X, Opera şehrini kocaman bir labirente dönüştürebilen Labirent Taşı’nı çaldı. Pierre ve arkadaşı Carmen, zorlu görevleri yerine getirerek on beş farklı labirenti aşmak ve Bay X’i durdurmak zorunda. Opera şehrini kurtarmak için bu karmaşık ama heyecanlı macerada dedektif Pierre’e ve Carmen’e yardım etmek gerek.”

    0
    0
    1458
  • 22-04-2025

    Martch Art Project, yedinci yılı kapsamında bir araya getirdiği 17 sanatçıdan oluşan “yedionyedi” başlıklı karma sergisini 27 Nisan’a kadar Akaretler Sıraevler 37-39 nolu binalarda sanatseverlerle buluşturuyor.

    Koordinatörlüğünü Ömer Uğurluoğlu’nun üstlendiği “yedionyedi” başlıklı karma sergide; Serdar Acar, Burak Ata, Zeynep Beler, Mustafa Boğa, Ecemnaz Dalmaz, Sinem Dişli, Merve Denizci, Mia Dudek, Casper Faassen, Sedef Gali, Ekaterina Gerasimenko ve Ece Haskan, Fırat İtmeç, Can Kabba, Merve Morkoç, Alp Sime, Ayşe Uluçay’ın eserleri yer alıyor.

    Sergi, birlikte üretmenin, bir arada var olmanın ve sanatın doğası gereği taşıdığı karşılaşmaların bir yansımasını izleyicilere sunuyor. Birlikteliğin sadece fiziksel yakınlıkla değil, düşünsel, duygusal ve tarihsel bir bağlamla da mümkün olduğunu hatırlatıyor. Sanatçılar arasında kurulan bu ilişkiler ağı, izleyiciyi de içine çekerek, onu bu dinamik yapının bir parçası olmaya çağırıyor. Sergi, sanatın bireysel bir ifade biçimi olduğu kadar kolektif bir hafıza oluşturma aracı olduğunu da vurguluyor. Her eser, diğerleriyle kurduğu bağlar sayesinde yeni anlam katmanları kazanıyor; sanatçının niyetini aşan ve izleyicinin deneyimiyle tamamlanan bir sürecin parçasına dönüşüyor.

    ​Tekil seslerin çokluk içinde eriyip yeniden şekillendiği, sanatsal birlikteliğin gücünü kutlayan bir mekân olarak varlık bulan sergi, izleyiciye sanatın yalnızca bireysel bir yaratım olmadığını, aksine paylaşılan bir deneyim, ortak bir bilinç ve kolektif bir gelecek tahayyülü sunduğunu hatırlatıyor.

    0
    0
    1131
  • 22-04-2025

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlediği “Yazar Editör Sohbetleri” serisine sanatçı-yazar Gökçe İrten ve yazar-editör Gökçe Ateş Aytuğ ile devam ediyor. Çocuk edebiyatının görsel anlatımı üzerine konuşulacak bu etkinlik, 25 Nisan Cuma saat 18.00’de Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın hemen ardından düzenlenecek etkinlikte, resimli kitapların yaratıcı dünyası masaya yatırılacak. Bir yazar ile bir çizerin ortak çalışma dinamiklerinin ele alınacağı sohbette, Türkiye’de ve dünyada resimli kitaplara dair güncel eğilimler de değerlendirilecek. Gökçe İrten ve Gökçe Ateş Aytuğ’un bir araya gelerek resimli kitapların üretim süreçlerini ve bu alandaki yaratıcı iş birliklerini ele alacakları bu etkinlikte, görsel anlatımın bir ifade biçimi olarak çocuk edebiyatındaki yeri sorgulanacak; resimli kitaplara yalnızca birer çocuk yayını olarak değil, aynı zamanda birer sanat eseri olarak da bakılacak.

    Pera Müzesi Oditoryumu’nda 25 Nisan Cuma saat 18.00’de ücretsiz gerçekleşecek etkinliğe rezervasyon da alınmayacak.

    Künye:
    2. Gökçe İrten
    ​3. Gökçe Ateş Aytuğ

    0
    0
    864
  • 22-04-2025

    İstanbul’da çekilen ilk yabancı film Enis Aldjelis, Doğunun Çiçeği, BaBa ZuLa’nın canlı müzik performansı eşliğinde 30 Nisan Çarşamba akşamı saat 19.00’da Beyoğlu Sineması’nda izleyicilerle buluşacak.

    BaBa ZuLa, Avusturyalı yönetmen Ernst Marischka’nın 1920’de çektiği Enis Aldjelis, Doğunun Çiçeği adlı sessiz filme müzikleriyle ses verecek. Grup, psikedelik doğaçlamaları, geleneksel enstrümanları ve elektronik dokularla oluşturduğu çağdaş müzik anlatımıyla, yüzyıllık bir İstanbul hikâyesini yeniden yorumlayacak.

    İstanbul’da çekilmiş ilk konulu yabancı film olan Enis Aldjelis, Doğunun Çiçeği, Sirkeci Paşa’nın oğlu Ahmet’in babasının isteği üzerine erdemli bir eş arayışını ve bu süreçte Enis Hanım’a olan aşkını konu alıyor. Ancak Ahmet’in dilenci kılığında sokaklarda dolaşarak tanıştığı Enis Hanım ile yaşadığı aşk, kötü niyetli kişilerin oyunları ve yanlış anlaşılmalar nedeniyle zorlu bir sınavdan geçiyor.

    ​Beyoğlu Sineması’ndaki etkinliklerin biletlerine İstanbul Senin uygulaması üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1417
  • 22-04-2025

    İtalyan fotoğrafçı Luigi Ghirri’ye bir saygı duruşu niteliğindeki “İtalya’da Yolculuk” sergisi 25 Nisan-28 Mayıs tarihleri arasında Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    İstanbul İtalyan Kültür Merkezi, Kültür Bakanlığı Çağdaş Yaratıcılık Genel Müdürlüğü, Çağdaş Fotoğraf Müzesi (MUFOCO), Luigi Ghirri Varisleri Vakfı iş birliğinde ve Ankara İtalyan Büyükelçiliği himayesinde düzenlenen “İtalya’da Yolculuk” sergisi, Ghirri’nin 1984 yılında tasarladığı aynı başlıklı fotoğraf projesinin 40. yıldönümü vesilesiyle, 86 fotoğrafı orijinal baskılarıyla bir araya getiriyor.  Matteo Balduzzi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergi, Paris İtalyan Kültür Merkezi ve Londra İtalyan Kültür Merkezi’nin ardından Avrupa turunun üçüncü durağı olarak Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde izleyicilerle buluşacak.

    Luigi Ghirri tarafından 1984 yılında tasarlanan ve çağdaş İtalyan fotoğraf tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen “İtalya’da Yolculuk” projesiyle aynı başlığı taşıyan sergi, projeden 86 fotoğraflık bir seçkinin orijinal baskılarından oluşuyor. İtalyan manzarasını yeni ve şiirsel bir bakışla anlatan sergi, Ghirri gibi usta fotoğrafçıların ve çağdaş sanatçıların, İtalya’nın görsel kimliğini nasıl yeniden şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

    Seyahate ve sürekli evrim geçiren bir ülkenin görsel hafızasına bir övgü niteliğindeki “İtalya’da Yolculuk” sergisi kapsamında hem çağdaş fotoğrafçılık hem de sanatçı kitabı tarihinin en önemli eserlerinden biri olan ve artık nadir bir koleksiyon parçası hâline gelen Viaggio in Italia (Il Quadrante, Alessandria 1984) adlı orijinal katalog da yeniden basılıyor. Luigi Ghirri, Gianni Leone ve Enzo Velati’nin editörlüğünü, Paola Borgonzoni’nin tasarımını yaptığı katalogda, Arturo Carlo Quintavalle’nin bir makalesi ve Gianni Celati’nin bir denemesi yer alıyor. Kitap, Çağdaş Yaratıcılık Genel Müdürlüğü ve Çağdaş Fotoğraf Müzesi’nin küratörlüğünde, Luigi Ghirri Varisleri Vakfı iş birliğiyle Quodlibet yayınevi tarafından yeniden yayımlandı.

    Sergide; Olivo Barbieri, Gabriele Basilico, Gianantonio Battistella, Vincenzo Castella, Andrea Cavazzuti, Giovanni Chiaramonte, Mario Cresci, Vittore Fossati, Carlo Garzia, Luigi Ghirri, Guido Guidi, Shelley Hill, Mimmo Jodice, Gianni Leone, Claude Nori, Umberto Sartorello, Mario Tinelli, Ernesto Tuliozi, Fulvio Ventura, Cuchi White gibi önemli sanatçıların eserleri yer alıyor.

    Künye:
    1. Luigi Ghirri, Alpe di Siusi, Bolzano, 1979 © Eredi di Luigi Ghirri - Museo di Fotografia Contemporanea, Milano-Cinisello Balsamo.
    2. Andrea Cavazzuti, Lido degli Scacchi, Ferrara, 1982 © Andrea Cavazzuti - Museo di Fotografia Contemporanea, Milano-Cinisello Balsamo.
    3. Mario Cresci, Stigliano, Potenza, 1983 © Mario Cresci - Museo di Fotografia Contemporanea, Milano-Cinisello Balsamo.
    4. Carlo Garzia, Trani, 1982 © Carlo Garzia - Museo di Fotografia Contemporanea, Milano-Cinisello Balsamo.
    5. Vittore Fossati, Oviglio, Alessandria, 1981 © Vittore Fossati - Museo di Fotografia Contemporanea, Milano-Cinisello Balsamo.
    ​6. Giovanni Chiaramonte, Mottarone, Novara, 1980 © Eredi di Giovanni Chiaramonte - Museo di Fotografia Contemporanea, Milano-Cinisello Balsamo.

    0
    0
    1050
  • 22-04-2025

    Miras romanıyla tüm dünyada yankı uyandıran Norveçli yazar Vigdis Hjorth’un anneler ve kızlarını, aileler ve enkazlarını merkezine aldığı, çocukluğu aşma ve aile denen savaş alanından sağ çıkma olasılıklarına yaslandığı romanı Annem Öldü mü, Dilek Başak’ın çevirisiyle Siren Yayınları’ndan çıktı.

    Bu roman; anı, yaratı ve saplantı üçgeninde sorular, bağlar ve hesaplaşmalar, ufak tefek darbelerle tetiklenmeyi bekleyen fay hatlarıyla örülü. Hjorth, anne-kız ilişkisinin çıkmazlarını, anneliğin açmazlarını ve aile içi travma aktarımını derinlemesine iredeliyor. Okuruna bir de soru bırakıyor: Yara açmayan bir annelik, öldürmeyen bir sevgi mümkün mü?

    ​Roman, seçimleri nedeniyle ailesi tarafından dışlanmış bir kadının başarılı bir ressam olarak doğup büyüdüğü yere geri dönüşünü ve geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalışını konu alıyor. Olaylar, anlatıcının bir gece vakti yıllardır görüşmediği annesini araması, annesinin de telefonu açmamasıyla başlıyor. Anne ile kızını, kazananı olmayan bir kedi-fare oyununa sürükleyen bu cevapsız çağrı, çığ gibi ilerleyen bir çözülmeyi de beraberinde getiriyor.

    0
    0
    2126
DAHA FAZLA
Geldanlage