
Ece Ayhan’ın beşi 1956-1958 yılları arasında Yenilik, Seçilmiş Hikâyeler,
Dost dergilerinde yayımlanmış, ikisi sağlığında yayımlamayı tercih etmediği yedi öyküsünün yer aldığı kitabı İyi Bir Güneş, Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.
Kitap, Ayhan’ın yalın, duru bir üslupla örülmüş öykülerini Ahmet Soysal’ın Önsöz’ü ve Tunç Tayanç’ın Sonsöz’ü eşliğinde okura sunuyor.
“Bir taksi çevirdim. Yorgundum. Eve geldik. Püsküllü Belâ’nın yanımda olduğunu düşünemiyordum. Miss Lu’nun kalan çiçeklerinin arasından geçtik. Püsküllü Belâ kadınlığı üzerinde ışıkları yaktı. Perdeleri çekti. Soyunup yattık. Beni çok seviyormuş. Çıldırıyormuş benim için. Hadi, dedim. Sonra yıkanıp yattık.
Yakınımızdaki evlerden birinde sinsi sinsi Gounod’nun Bir Kukla İçin Marşı çalınıyordu. Ancak duyabildim. Yastığımın serin beyaz örtüsüne yerleştirdim kafamı. İyi bir güneş görmek istiyordum sabahleyin. İyi bir güneş. Sevgili Miss Lu’nun çiçeklerini soldurmıyan. Miss Lu için. İyi bir güneş.”
Görsel: Maria Natalie Skjeset
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, 2009’da Cité Internationale des Arts’tda 20 yıllığına kiralanan Misafir Sanatçı Programı’nın Türkiye Atölyesi için başvurular başladı. Görsel sanatlar alanında, deneysel film, tasarım, performatif sanatlar gibi farklı alanlarda çalışan herkese açık olan başvurular 15 Ağustos’a kadar sürecek.
Misafir Sanatçı Programı’nın Türkiye Atölyesi’ne katılacak sanatçılar yedi kişilik seçici kurul tarafından seçilecek. Seçici kurulda Çelenk Bafra, Aslı Çavuşoğlu, Özer Dicle, Deniz Ova, Bige Örer, Zeynep Öz ve Rüçhan Şahinoğlu bulunuyor. Türkiye atölyesine katılmak isteyen sanatçıların başvuru formu, işlerinden seçkilerin olduğu bir portfolyo, niyet mektubu ve özgeçmişlerini e-posta yolu ile citedesarts@iksv.org adresine iletmeleri gerekiyor.
James M. Cain’in 30’lu yılların Amerika’sında yaşanan ekonomik krizin toplumsal yaşamı nasıl sarstığını anlatan Mildred Pierce adlı kitabı, Alakarga Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Berkan Kirmit ve İpek Kökeş’in dilimize çevirdiği kitapta Cain, hayatın içinde var olan tüm duyguları ustalıkla işleyip okura aktarıyor.
Mildred yavaş yavaş, sürekli fren yaparak gidiyordu. İleride, molozun bittiğini, yolun açıldığını ve asfaltın simsiyah parladığını görünce gaza bastı. Fakat frene basar basmaz araba kaydı. Farlar söndü, motor durdu. Kocaman bir alana yayılan çamurlu su birikintisinin içinde yapayalnızdı. Ayağını frenden çekince arabanın çamura gömüldüğünü hissetti. Çığlık attı.
Darcey Bell’in aynı isimli çok satan romanından sinemaya uyarlanan Küçük Bir Rica (A Simple Favor)’dan yeni bir poster ve Türkçe altyazılı yeni fragmanı yayınlandı. Yönetmen koltuğunda Paul Feig’in oturduğu filmin başrollerini Anna Kendrick ve Blake Lively paylaşıyor. Film ülkemizde ABD ile aynı anda 14 Eylül’de vizyona girecek. Fragman için tıklayın.
Filmin Konusu:
Hayatını Youtube’ta paylaştığı videolardan kazanan vlogger bir anne olan Stephanie (Anna Kendrick)’nin en yakın arkadaşı Emily (Blake Lively) aniden ortadan kaybolur. Stephanie Emily’ye ne olduğunu öğrenmeye çalışırken, Emily’nin kocası Sean (Henry Golding) da şaşırtmacalar, ihanetler, sırlar ve bu sırların açığa çıkmasıyla, aşk, sadakat, cinayet ve intikamla dolu bu hikâyede ona yardım edecektir.
Norveçli yazar Ingvar Ambjørnsen’in kendi kedisi ve köpeğinden ilhamla kaleme aldığı dört kitaplık macera dizisi “Sezer ve Tozar”ın ikinci kitabı Öfkeli Dostlar, Can Çocuk etiketiyle yayımlandı.
9 yaş ve üstü tüm çocuklara hitap eden serinin ilk kitabı Çomar Amca’nın Mirası da geçen ay yayımlanmıştı.
Tozar çirkin mi çirkin bir köpektir, Sezer ise karnı hep aç, kurnaz bir kedi. Birlikte, Tozar’ın amcasından miras kalan Körfez Pansiyonu’nu işletirler. Porsuk Şirin pansiyonun komisidir, her işten anlayan su samuru Susam ise tamir edilmesi ve elden geçirilmesi gerekenlerle ilgilenir. Körfez Pansiyonu’nda büyük haberler ve skandallar hiç eksik olmaz. Aksilikleriyle ünlü, korkunç müzik grubu Öfkeli Dostlar konser vermeye Körfez’e gelip pansiyonda kalacaktır. Bu yetmezmiş gibi, bir de on dört kiloluk dev kefal Heybe pansiyonda tatil yapmak ister. Sezer ve Tozar bütün bunlarla baş edebilecek mi dersiniz?
İstanbul Modern Fotoğraf Galerisi’nin “Bakış Açıları” isimli koleksiyon sergisi sanatseverlerle buluştu. 1960’lı yıllardan günümüze fotoğraf alanındaki deneysel üretimlerin bulunduğu “Bakış Açıları”, İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonu’nda yer alan farklı kuşaklardan altı sanatçının kompozisyon, malzeme ve ele aldıkları konuları yeniden düşünerek yarattıkları eserleri tek bir sergide buluşturuyor.
Günümüz fotoğrafına dünü ve bugünü içeren bir perspektiften bakmayı hedefleyen 25 çalışma ilk defa sergileniyor. Ali Alışır, Ani Çelik Arevyan, Orhan Cem Çetin, Şahin Kaygun, Boris Mikhailov ve Murat Germen’in çalışmalarının yer aldığı serginin küratörlüğünü Demet Yıldız üstleniyor.
Johan Daisne’in 1950’de kaleme aldığı, 1968 yılında André Delvaux tarafından sinemaya uyarlanan Bir Gece Bir Tren, Alef Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini aldı.
Daisne, gerçeküstünün gerçeklikle yan yana ilerlediği bir novella yaratıyor bu kitapta. Uyuklayan yolcularla dolu bir trende gizemli bir seyahatin ardından üç gezgin kendilerini yabancı oldukları bir yerde bulur. Bu alacakaranlıktaki zamandışı geçiş mekânında meydana gelen olaylara her biri kendince karşılık verir. Yolculuklarının nerede biteceğini bilmeksizin ölümle yaşam arasında bir yerlerde gezinirler.
Yönetmenliğini Matthew Ross’un üstlendiği, senaryosunu ise A Simple Plan filmiyle Oscar’a aday gösterilen Scott B. Smith’in kaleme aldığı Sibirya (Siberia) filmi, 20 Temmuz’da vizyona giriyor. ABD vizyonundan bir hafta sonra Türkiye’de gösterime girecek olan filmin başrolünde Keanu Reeves bulunuyor. Filmde ayrıca Ana Ularu, Pasha D. Lychnikoff ve Molly Ringwald gibi isimler yer alıyor.
Filmin konusu ise:
Amerikalı bir elmas tüccarı olan Lucas (Keanu Reeves) ender bulunan mavi elmasları satmak için St. Petersburg’a gider. Burada Lucas’ın elmaslarının gerçekliğinden şüphelenilmesiyle işler sarpa sarar. Elmasların ve ortağının ortadan kaybolmasının ardından Sibirya’ya giden Lucas burada gizemli Katya ile tutkulu bir ilişkiye başlar. Lucas’ın elmaslarını ve ortağını bulmak için vakti azalırken ihanetle dolu elmas dünyasının kirli oyunlarından kaçışı olmadığını da anlayacaktır.
Temmuz ayı boyunca yemyeşil bahçesi ve eşsiz boğaz manzarasıyla Sakıp Sabancı Müzesi’nde yapılacak ücretsiz ZEN HOUSE etkinlikleriyle, hayatın koşturmacasından uzaklaşmak heyecan verici deneyimlerle mümkün. NikePlus üyelerine özel etkinliklerle katılımcılar Sakıp Sabancı Müzesi’nde spor yaparak kendi farkındalık yolculuklarına çıkıyor.
Sahilde yapılan bir koşunun ardından Sakıp Sabancı Müzesi'nde boğaza karşı yapılacak tamamlayıcı bir yoga, Temmuz ayı boyunca konser, workshop, film gösterimi gibi özgün içeriklerle eşsiz bir farkındalık deneyimine dönüşüyor. Koşu ve yogayı tek çatı altında birleştiren etkinliklere eklenen müzik, dans ve sanat; ZEN HOUSE'da katılımcılar için şehrin içinde özgürleştirici anlar yaratıyor.
Sven Nordqvist’in Pettson ve Findus serisinde yer alan, sorunların çözüme kavuştuğu güvenli bir dünyanın kurulduğu Sebze Tarlasında Curcuna kitabı Ayrıntı Yayınları’nın Dinozor Çocuk dizisinde yayımlandı.
Nordqvist’e göre böyle bir dünya, günümüz çocuklarına ihtiyaç duyduğu güveni sağlıyor.
“Muhteşem bir ilkbahar sabahında, bütün doğa canlanırken toprak ne güzel kokar değil mi? Pettson ve Findus da aynı şeyi hissetmiş olmalı ki o sabah sebze tarlasında ekim yapmaya karar verirler. Pettson patates ve soğan ekmeyi tercih ederken Findus köfte ekmek ister. Ne harika bir fikir değil mi? Ama tohumların yeşermesine fırsat kalmadan, köftenin toprakta büyüyüp büyüyemeyeceğini göremeden hepsi ortadan kaybolur. Sebze tarlasını kim talan ediyor dersiniz?”