
Pera Müzesi’nin 20. yılı kapsamında İBB Kültür AŞ iş birliğiyle düzenlediği “Koleksiyon Sergilerinde Bir Yolculuk” başlıklı ücretsiz rehberli tur 30 Temmuz’da gerçekleşecek.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, kuruluşunun 20. yılı kapsamında İBB Kültür AŞ iş birliğiyle koleksiyon sergilerine yönelik “Pera Müzesi Koleksiyon Sergilerinde Bir Yolculuk” başlıklı ücretsiz rehberli tur düzenliyor. 30 Temmuz Çarşamba saat 18.00’de başlayacak turda, Suna ve İnan Kıraç Vakfı koleksiyonlarından derlenen dört sergi ziyaretçilere uzman rehber eşliğinde tanıtılacak.
Sanatseverleri tur kapsamında, yalnızca sanat tarihine değil, aynı zamanda kültürel mirasa da ışık tutan “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar”, “Osman Hamdi Bey”, “Ağırlık ve Ölçü Sanatı” ve “Sıradışı Minas” başlıklı sergileri keşfedecekler. Tura katılmak için resepsiyon@peramuzesi.org.tr e-posta adresinden rezervasyon yaptırabilirsiniz.
Paint kitabı ile Changbi Gençlik Edebiyat Ödülü’nü kazanan Lee Hee-young’un büyümeye ve dostluğa dair duygu dolu bir yolculuğa çıkardığı romanı Karıştırıcı, Yuzu Kitap’tan çıktı.
Karıştırıcı, geçmişle yüzleşmenin, kaybettiklerimize veda etmenin ve bazen ikinci bir şansın ne kadar değerli olabileceğini hatırlatan duygu dolu bir roman olarak okurla buluşuyor.
Nawoo, Seongjin ve Hanmin. Lise yıllarında aralarından su sızmayan bu üç arkadaş, yıllar sonra tekrar bir araya gelir. Ancak bu buluşma yalnızca geçmişi yad etmekle sınırlı değildir. Vaktinde söylenmemiş sözler, kapanmamış yaralar ve bir kazanın gölgesi de onlara eşlik eder. Her biri kendi savaşıyla yüzleşmek zorundadır.
Gecenin bir vakti, Nawoo’nun girdiği gizemli bir mekân, onu hayatının en büyük sorularıyla baş başa bırakır. Zihninin ve kalbinin derinliklerine inen bu yolculukta hem eski arkadaşlıklar hem de kendisi yeniden şekillenir. Üstelik zaman onunla oyun oynamaya hazırdır: Nawoo kendini on üç yıl öncesinde, lise sıralarında bulur.
"Uzun zaman boyunca kalbinde birini büyütenler bilirdi; söz verilmiş gibi dursa da aslında gerçek bir vaat olmayan şeye tüm varlığını adayabilirdi insan."
5, 6 ve 7 Aralık tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Long Play Music Film Festival için başvurular 1 Ekim’e kadar devam ediyor.
Belgesel sinemacı Gökçe Kaan Demirkıran’ın öncülüğünde hayata geçirilen Long Play Music Film Festival, katılımcılarına müzik ve sinemanın iç içe geçtiği bir deneyim sunacak. Müzik hikâyelerini sinemanın büyüsüyle buluşturan Long Play, müzik temalı filmleri seyirciyle buluşturmanın yanı sıra, müzik ve sinema üzerine yeni tartışmaların kapılarını aralamayı hedefliyor. Ayrıca, müzik ve sinema dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirilecek özel söyleşiler de izleyicilere ilham verici bir paylaşım ortamı yaratacak. Müziğin sinema perdesine yansıyan gücünü kutlamak isteyen belgesel sinemacılar için de festivalde bir belgesel film yarışması var.
Long Play Music Film Festival hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Esin Keskinoğlu, Pamir Yıldıran ve Sefa Karakuş’un eserlerinde oluşan “Benim Güzel Hatalarım” başlıklı sergide yaz boyunca x-ist’te sanatseverlerle buluşacak.
“Benim Güzel Hatalarım” sergisi, “hata” kavramına yalnızca bir sapma ya da kusur değil; aynı zamanda yaratıcı bir açılım, düşünsel bir sıçrama, estetik bir zemin olarak yaklaşan üç sanatçının üretimlerini bir araya getiriyor. Her biri kendi pratiğinde kırılma, eksilme, tutarsızlık ya da çarpıtma anlarını birer arayış ve yeniden kurma alanı olarak ele alıyor. Sergi, izleyiciyi tamamlanmış ve planlı olanın konforundan çıkararak; eksik, çelişkili, hatalı ve rastlantısal olanın içindeki sezgisel estetiğe davet ediyor.
Künye:
1. Sefa Karakuş, Echoes From The Frame, Tuval üzerine yağlıboya | Oil on canvas, 90 x 70 cm, 2025
2. Pamir Yıldıran, Cinsiyet Disforisi, Tuval üzerine Akrilik Boya | Acrylic on Canvas, 180x120 cm, 2024
3. Esin Keskinoğlu, Üç Yanlış Bir Doğruyu Getirir, Stoneware çamur | Stoneware clay, 37 x ø 34 cm, 2025
Büyük Panda ve Küçük Ejderha kitapları ile tanınan James Norbury’nin hem yazdığı hem de resimlediği, yalnızlığı, farkındalığı ve içsel dinginliği bir kedinin gözlerinden anlattığı kitabı Zen Öğreten Kedi, Epsilon Yayınevi’nden çıktı.
Kitap, her yaştan okuru Norbury’nin huzur ve bilgelikle örülü dünyasını bu kez bir kedinin rehberliğinde keşfe çıkarıyor. Zen Öğreten Kedi, yolda karşılaştığı hayvanlara Zen öğretileri aktaran bir kedinin hikâyesi üzerinden ilerliyor. Yolculuk boyunca verilen mesajlar, doğadan ve gündelik yaşamdan örneklerle sadeleştiriliyor; okuru düşüncelere sevk ederken aynı zamanda içsel bir huzur sunuyor. Yazar, farklı hayvanların hikayeleri üzerinden okurlara hem düşündürücü hem de ilham verici mesajlar sunuyor.
Yazar, Budizm’in sembollerinden biri olan lotus çiçeğini hatırlatarak, pisliğin içinden doğan güzelliğin altını çiziyor. Hayatın kaçınılmaz zorluklarına karşı bir tür içsel denge kurmayı öneriyor kitabıyla. Her karakterin karşılaştığı durumlar ve kedinin verdiği yanıtlar, Zen’in özünü sezdiriyor: Dikkatli olmak, yavaşlamak, anda kalmak, yargılamamak ve dönüşümün doğal sürecine güvenmek...
Belçikalı sanatçı Max Colombie’nin projesi Oscar and the Wolf, 8 Ekim’de %100 Müzik katkılarıyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Pop, R&B, EDM ve alternatif müziği özgün bir biçimde harmanlayan Oscar and the Wolf, sahne şovları, görselliği ve duygusal anlatımıyla uluslararası çapta geniş bir dinleyici kitlesine sahip. 2014’te yayımladığı çıkış albümü Entity ile dikkatleri üzerine çeken Oscar and the Wolf, 2017’de Infinity albümüyle kulüp müziğine yöneldi ve 2022 tarihli The Shimmer ile synth-pop dokulara daha fazla yer vererek müzikal evrimini sürdürmeye devam ediyor.
Pukkelpop, Best Kept Secret ve Tomorrowland gibi festivallerde sahne alan sanatçı, son teklisi “Angel Face” dinleyicilerini melankolik bir anlatı evrenine davet eden Oscar and the Wolf, %100 Müzik katkılarıyla 8 Ekim’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde hayranlarıyla buluşacak.
%100 Müzik Sunar: Oscar and the Wolf konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Biennials Connect, Birleşik Krallık ve Türkiye’nin de dahil olduğu belli ülkelerdeki uluslararası bienallere/festivallere 9.500 sterline kadar hibe veriyor. Başvurular 14 Eylül’e kadar devam ediyor.
Biennials Connect Hibeleri, görsel sanatçıların Birleşik Krallık ve uluslararası festivallere ve bienallere katılımını destekliyor. Bu hibeler, seyahat, yeni eserlerin üretimi, iş bağlantıları kurma, beceri geliştirme ve bienal ortakları aracılığıyla tanıtım imkanlarını kolaylaştırma yoluyla sanatçılara doğrudan fayda sağlıyor. Birleşik Krallık ve dünyanın belli ülkelerindeki görsel sanatlar bienalleri ve festivalleri, yeni ortaklıklar, kültürlerarası değişim, yaratıcı yeni eserler ve tanıtım fırsatları yaratmaya yardımcı olacak hibeler için Biennials Connect’e başvurabilirler. Detaylı bilgi ve başvuru koşullarına buradan ulaşabilirsiniz.
Scott Barry Kaufman’ın kendini gerçekleştirme deneyimine dair çağdaş bir yol haritası sunduğu kitabı Kendini Aş: Hakkını Vererek Yaşamanın Bilimi, Ece Kaya’nın çevirisiyle Mundi’den çıktı.
Columbia Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan ve Maslow’un ünlü ihtiyaçlar hiyerarşisine getirdiği yeni bakış açısıyla dünyanın en ilham verici bilim insanları arasına giren Scott Barry Kaufman, kendimizi gerçekleştirmek, yaratıcı ve tatmin edici bir yaşam sürmek, yani hayatımızın hakkını verebilmek için bize bir yol haritası sunuyor. Maslow’un yayımlanmamış makaleleri ile günlüklerinde bahsettiği, henüz tamamlanmamış “aşkınlık teorisi” üstüne çalışan Kaufman, bağlanma, yaratıcılık, sevgi gibi anlamlı ve iyi yaşanmış bir hayatın tüm yapıtaşlarını ele alarak, bilgisini güncel araştırmalarla bütünleştiriyor.
Bu sene 22’ncisi, 23 Mart-2 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Akbank Kısa Film Festivali’nin yarışma bölümlerine başvurular başladı.
2004 yılından bu yana Türkiye’de kısa filmi tanıtmak, yapımını teşvik etmek ve yeni sinemacıları desteklemek amacıyla gerçekleştirilen Akbank Kısa Film Festivali, 22’nci yılında da Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından gelen kısa filmleri sinemaseverlerle buluşturacak. 23 Mart-2 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleşecek festivalin “Yarışma Bölümü” başvuruları 19 Aralık Cuma gününe kadar devam ediyor.
Festival jürisinin yapacağı değerlendirmeler sonucunda, 22. Akbank Kısa Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde “En İyi Kısa Film” 150.000 TL, “En İyi Uluslararası Film” ise 3.000 dolar ile ödüllendirilecek. Genç Bakışlar bölümünde “En İyi Film” 50.000 TL ve “Forum: Senaryo Yarışması” bölümünde “En İyi Senaryo” 90.000 TL’lik ödülün sahibi olacak.
Tüm etkinliklerin ücretsiz olarak gerçekleştirileceği festivalde gösterimler, İstanbul’un farklı noktalarındaki salonlarda yapılacak. Festivalin bu yılki bölümleri arasında; “Festival Kısaları”, “Dünyadan Kısalar”, “Kısadan Uzuna”, “Deneyimler”, “Belgesel Sinema”, “Perspektif”, “Özel Gösterim”, “Genç Bakışlar” ve “Forum” yer alıyor. Cannes, Berlin ve Venedik gibi dünyanın önde gelen festivallerinden seçilen filmler de İstanbul’da izleyicilerle buluşacak. Atölyeler, söyleşiler ve panellerle zenginleşen festival, Ulusal ve Uluslararası Yarışma bölümlerinde İstanbul’da ilk kez gösterilecek kısa filmlere de ev sahipliği yapacak.
22. Akbank Kısa Film Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Eymen Aktel’in .artSümer’deki ilk kişisel sergisi 1 Kasım’da sanatseverlerle buluşacak.
2021 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nden mezun olan Eymen Aktel, üretimlerinde toplumsal düzen ve çoğul yaşam biçimlerine odaklanıyor. İnsan ve hayvan imgeleri üzerinden, toplumun katmanlı yapısını sorgulayan görsel anlatılar geliştiriyor. Hayvan temsilleri, yalnızca doğayı simgeleyen figürler değil; insan-doğa ilişkisini kültürel, politik ve ontolojik düzeyde tartışmaya açan simgesel araçlar olarak konumlanıyor. Bu yaklaşımla Aktel'in işleri, doğa ile toplum arasındaki geçirgen sınırları görünür kılıyor.
Sanatçının pratiği, sınıf çatışmaları, hiyerarşik yapılar ve alt-üst ilişkileri gibi toplumsal dinamikleri merkezine alırken, tüm canlıların katılımını içeren kolektif ve eşitlikçi bir yaşam tahayyülünü de barındırıyor. Antik dönem estetiği ile geleneksel sanatlara ve motiflere yaptığı biçimsel göndermeler, geçmişin görsel kodlarını bugünün toplumsal gerçekliğiyle buluşturuyor. Böylece tarihsel süreklilik ile güncel yapılar arasında düşünsel bir köprü kuruyor.
Künye: Bir Aile Hiç Şehir | One Family No City, 2024, Acrylic on canvas, 150×150 cm