22 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2016

“Yetişkinlerin de Çocuk Kitapları Okumaya İhtiyacı Var”

Resimli çocuk kitapları kategorisinde hangi vitrine ya da rafa baksanız bir Feridun Oral kitabı görebilirsiniz. Oldukça üretken ve ürettikleri beğenilen bir sanatçı ile karşı karşıyayız. Üstelik sadece resimli çocuk kitabı alanında değil plastik sanatlar alanında da düzenli olarak açtığı sergilerle, şaşırtıcı ve ironik dünyasını izleyicilerle paylaşıyor.

“Yetişkinlerin de Çocuk Kitapları Okumaya İhtiyacı Var”

1980’lerin ortalarından beri çocuk kitapları resimleyen Feridun Oral, ilerleyen yıllarda hikâyesini de kendi yazdığı kitaplarla çocukların karşısına çıktı. 1993 yılında UNESCO tarafından Tokyo`da düzenlenen Noma-Concour yarışmasında, yazıp resimlediği Ormandaki Ses adlı kitabıyla Runners-Up ödülünü; 2001 yılında ise Avrupalı İllüstratörler Bienali`nde Düş Kedileri adlı çalışmasıyla Onur Ödülü’nü alan sanatçının yazıp resimlediği çocuk kitapları yurt dışında, başta Minedition olmak üzere çeşitli yayınevleri tarafından yayınlandı. İngilizce, Almanca, Fransızca, Japonca ve başka dillerde çocuklarla buluştu. Biz sanatçı ile İstanbul Ataşehir’deki atölyesinde bir araya geldik.

Çocuk kitapları alanında çalışmaya nasıl başladınız? 

Çocuk Kitapları ve dergileriyle üniversitenin son yıllarında tanıştım. Çeşitli çocuk dergilerine illüstrasyonlar, vinyetler çizdim. Güzel Sanatlar’ın tekstil bölümünde okuyordum, mezun olduktan sonra bu alanda hiç çalışmadım. Çünkü okurken yaptığım staj dönemlerinde, bu sektörde çalışma biçiminin tamamen ticari bir çerçevede olması nedeniyle, bilgi, beceri ve yaratıcılığımı hayata geçirmemin mümkün olmayacağını gördüm. O zamanki koşullarda yanlış yönlendirilmeyle seçtiğim bölümün aslında bana uygun olmadığını fark ettiğimde artık bölüm değiştirme şansım yoktu. Ama daha yolun başındaydım. Çocuk kitapları ve çocukların dünyası hayal gücümün,  yaratıcılığımın gelişmesi açısından biçilmiş bir kaftandı.

  • Berna Gençalp ve Feridun Oral ©Korhan Karaoysal
  • Feridun Oral ©Korhan Karaoysal

Feridun Oral ©Korhan Karaoysal

Çok üretkensiniz. Belli bir tarzınız var, ancak kitaplarınıza bakıldığında, içeriğine göre farklı görsel yaklaşımlar geliştirdiğiniz dikkat çekiyor. Kitaplar için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? 

Kitaplarımı yazarken görsellerini de hayal ediyorum. Bu süreçte konuyla ilgili detayları araştırıyor, öğrenmeye çalışıyorum. Pazardan aldığımız çilekle ormandan topladığımız dağ çileklerinin arasındaki farkı, yere düşen kar tanelerinin ahengini, salyangozların antenlerinin aslında gözleri olduğunu ve bunun gibi daha birçok ayrıntıyı bilmem gerekiyor. Görsellerde duyguyu vermeye çalışıyorum, çünkü hikâyenin algısını kuvvetlendiren, görsele sahicilik katan en önemli etken bu. İllüstratif uygulamalarımda içeriğe göre farklı anlatımlar deniyorum. Örneğin; Babaannem Kime Benziyor kitabında antikacıdan aldığım bir fotoğrafı kolaj ve illüstrasyon tekniğiyle kullandım. Pirinç Lapası ve Küçük Ejderha’yı Japon ağaç baskı sanatını çağrıştıran bir tatta anlatmaya çalıştım. Farklı Ama Aynı’da yürüme engelli bir keçinin hikâyesini yazarken hayvanlara protez takan kişi ve kurumlar hakkında bilgi topladım, görselleri inceledim. Hatta plastik bir keçi biblosuna tekerlekli bir protez yaptım ve onu o şekilde yürütüp anlamaya çalıştım.  Kırmızı Elma’da hiç elma sevmeyen küçük bir okuyucumun bu kitap sayesinde elma yemeye başladığını öğrenmek beni mutlu etti.  Kitaplarımda çocukların küçük basit sorunlarını çözmeye, onlara yeni oyun alanları yaratmaya çalıyorum. Örneğin, Bu Kış Kimse Üşümeyecek kitabının üzerine çalı çırpı koyarak upuzun kırmızı kitap ayracıyla kızak gibi çekilmesi, hatta kedilerin kitap ayracıyla oynaması beni gülümsetiyor.

Hem çocuklar için hem de yetişkinler için tasarladığınız kitaplarda hayvanlar ve doğa neredeyse hep başrolde. Bu, herhalde bir tercih. Nedenini merak ediyorum. 

İster çocuk ister yetişkin olsun;  kitaplarımda ve plastik sanatlardaki çalışmalarımda doğa-insan ilişkisi benim temel konumdur. Bu bir tercih değil hayatın ta kendisi ve yaşam biçimimdir. Teknoloji alıp başını gitse de doğa hiç bir yere gitmiyor. Hayvan nesli hızla tükeniyor, çevre kirliliği artıyor. Dünyaya baktığımızda teknolojinin yeni bir insan nesli yarattığını görüyoruz. Doğa arka fonda selfie’lerde yer alan bir görüntü sadece. Benim kitaplarımda hayvan karakterler birbirlerinin beslenme zincirlerinde olmalarına rağmen, dost olabilir. Bir fare ile bir baykuş arkadaş olabilir. Bir ayı tilkiyi, tavşanı, fareyi midesine indirmez. Tam tersine Kırmızı Elma kitabımda anlattığım gibi soğuk ve açlıkla mücadele ederken ağaçta kalmış bir elmayı yere düşürmek için dayanışma örneği gösterirler. Bu dayanışma hayvanlar açısından bakıldığında ütopik dursa da zaman zaman medyada bu türden bizi şaşırtan haberlere de rastlıyoruz.

Her canlının doğasında öldürmek içgüdüsü olsa da insanda durum farklıdır. İnsan bu içgüdüyü kontrol edebilir ama öte yandan zevk için “avlanmak” adına öldürebilir, buna da sportif faaliyet adını koyar. Oysaki hayvan karnını doyurmak, yavrularını ve/veya alanını korumak için öldürür. İnsanların doğaya verdiği zararları, tüketim çılgınlığını ve her şeyden önemlisi yaşanan savaşların trajedisini, tüm bu kargaşayı, kaosu çocuklara nasıl izah edebileceğimizi bilmiyorum. Aslında çocuklardan çok yetişkinlerin çocuk kitaplarını okumaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal

©Korhan Karaoysal

Yetişkinler için de kitap çalışmalarınız olduğunu biliyorum. Örneğin; Fark Etmemişim Bilmiyordum–Şile Kitabı. Bu kitap çizim, fotoğraf ve metinlerden oluşan, çok sık rastlamadığımız türden bir çalışma. Sonra Mırname-Büyüklere Kedi Şiirleri kitabı var... Yetişkinler için kitap hazırlarken kendinizi daha özgür hissediyor musunuz? 

Fark Etmemişim Bilmiyordum-Şile Kitabı,  Şile ve çevresinin florasını, faunasını farklı bir bakış açısıyla ve illüstrasyonlarla anlattığım bir kitap. Mırname-Büyüklere Kedi Şiirleri ise, Yalvaç Ural’ın kedi illüstrasyonlarımdan çok etkilenerek bunlara şiirler yazmasıyla ortaya çıkan bir kitap. Mona Lisa-Buruk Bir Tebessümün Kısa Hikâyesi adlı kitabımı ise sergi-kitap projesi olarak tasarlayıp yazdım. Leonardo Da Vinci’nin sanat tarihine geçen Mona Lisa adlı eserini hayali karakter berber-dişçi Lanzi üzerinden kurgulayıp anlattım. Çocuk kitapları dışındaki çalışmalarımı, kitaplarımı hazırlarken kendimi daha özgür hissediyorum çünkü karşıma bir hedef kitle koymuyorum. Aslında temelinde sanki doğaçlama bir biçimde kendime çalışıyorum, yapmak istediklerimi bir sınır, bir baskı düşünmeksizin hayata geçirmeye çalışıyorum.

Elbette çocuk kitaplarında da aynı düşünce biçimiyle çalışıyor olsam da, bu alanda sonsuz özgür olmanız çeşitli nedenlerle mümkün değil. Çocuklar her şeyi hayal etmenize izin verir teşvik ederler ama mutlaka sonunda mantıklı bir açıklama beklerler, işin en zor kısmı da budur zaten. Ayrıca pedagojik açıdan sorumluluklarınız vardır. Aklınıza müthiş fikirler gelse de hikâyeleştirme aşamasında bir pedagog gibi de düşünmeniz gerektiğinden başına buyruk hareket edemezsiniz. Okul öncesi çocukların dünyasını, dikkatlerini ve algılama konusundaki doğrularını göz ardı etmek mümkün değildir. 

Uzun yıllardır hem çocuk kitapları üretiyorsunuz hem de plastik sanatlar alanındaki çalışmalarınızı sürdürüyor, sergiler açıyorsunuz. Sizin açınızdan bu işler arasında ne tür benzerlikler ya da farklılıklar var?

Her iki alanda da çalışırken çocuksu bir hayalin peşinden koşar gibiyim. Zamanı tersine çevirerek çocuksu yanımı korumaya çalışırken, çocukların dillerinden renklerinden seslenirken, benzerlikler-çağrışımlar oluyor, olacaktır. Hangi alanda olursa olsun hayatta bir araya gelmesi mümkün olmayan hayvanlar-şeyler-objeler çalışmalarımda bir şekilde yan yana gelir ve bu birliktelikten alışılmadık görsel ve kavramsal işler ortaya çıkar. Hayalle gerçek karışır, tıpkı çocukların dünyasında olduğu gibi…  Yetişkinlere de farklı, yaratıcı bir bakış açısıyla sorular sordurur, gülümsetir, onları okumaya davet eder.

  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal

©Korhan Karaoysal

O davetinizin çok somut bir örneği geldi aklıma. Şile Kitabı’nda  “Sıcak Bir  Yaz Gecesi Yıldızların Altında Kitap Okuma Fikri” başlığı taşıyan bir bölüm var. Orada “Paylaşıldığında daha güzel oluyor” notuyla nefis bir tarif veriyorsunuz. Peki, şu ara tezgâhınızda ne var? Yeni bir kitap mı, sergi mi?

Bu yıl iki farklı sergi üzerinde çalışıyorum. Biri Alüvyon isimli retrospektif özellikler taşıyan bir sergi. Diğeri ise İtalya’da da sergilenmesi planlanan Anatolitalia isimli sergi. Bu sergi, “İtalya-Türkiye” kültür ve yaşamına ait nesnelerin, objelerin farklı bir anlatım ve teknikle bir araya getirildiği çalışmalardan oluşuyor. Bu çalışmalarda da bütün işlerimde olduğu gibi kara mizah var.

Okul öncesi çocuklar için hikâye geliştirmek ve bunu kitaba dönüştürmek konusunda bu alana yeni girecek yazar ve çizerlere neler önerirsiniz? Özellikle sizin gibi çizerlikten gelen genç sanatçıların hikâye kurma konusunda kendilerini geliştirmek için neler yapabileceğini düşünüyorsunuz?

Hangi alanda olursa olsun; iyi bir işin özeti çalışmak, araştırmak ve gözlem yapmaktır. Bu bir yaşam biçimidir. Tabii, her şeyde insanın kendisini keşfetmesi ve ne yapmak istediğini bilmesi gerekir. Keşke bir timsah hikâyesi yazmak için yaşadığı ortama gidebilsek. “Neden?” de bana… Çünkü ister hayvan ister başka şey olsun gerçeğini çıplak gözle izlemekle bir fotoğrafa bakarak çizmek arasında çok büyük bir fark ve tat var. Hiç unutmuyorum, yıllar önce Eminönü’ndeki yayınevinden eve dönerken Mısır Çarşısı’nın yanındaki çiçek ve hayvan pazarından hayvan kiralardım. Bir gecelik hayvan misafirimin desenlerini uykum gelinceye kadar çizerdim. Tüylerini, gözlerini, anatomik yapısını yakından incelerdim. Sabah işe giderken aldığım yere bırakırdım. Bu çalışmaları yapmaktaki amacım onu daha doğru ve hissederek çizmektir.  Her şeyin bir hikâyesi olduğunu düşünürüm. Önemli olan ona nasıl baktığınız ve sizdeki izdüşümünün ne olduğudur. Hayal gücü, yaratıcılık önemli olmakla birlikte, bir hikâyeyi insan üzerinden anlatarak evrensel bir dil yakalamak istediğinizde kültürel farklılıklar ve yaşam biçimleri devreye girer.  Oysaki her zaman belirttiğim gibi, bir tilki her yerde tilkidir.  Nerede yaşarsak yaşayalım, gece aynı aya ve yıldızlara bakarız, sabah aynı güneşle uyanırız.

Feridun Oral ©Korhan Karaoysal

Feridun Oral ©Korhan Karaoysal

Çocuklarına iyi kitap seçmek derdinde olanlara önerileriniz neler olabilir? Sizce iyi resimli çocuk kitabı nasıl olur? 

Çocuk kitaplarının organiği olur mu bilmiyorum. Marketlerde satılan oyuncaklı, çıkartmalı, dijital tasarımlı, simli, allı pullu kitaplar görüyoruz. Tamamen ticari amaçla tasarlanmış “albeni”li, yapay tatlı, glikozlu, zararlı bir yiyeceğe benziyorlar. Çocuk kitapları dipsiz bir kuyu. Yüzlerce kitabın arasında tabii ki iyiler de var, çocuk kitabı kılığına girmiş kurt kitaplar da… Ama dikkatli ebeveynlerin kitap seçerken tüm bunları fark ettiğini düşünüyorum.

0
28448
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle