10 AĞUSTOS, CUMA, 2018

Üç Şehir, Üç Yazar ve Üç Zaman: siyah sert BERLİN

Enis Batur’un Berlin-Paris-İstanbul, Benjamin-Baudelaire-Tanpınar ve dün-bugün-yarın arasında üçgenler kurduğu, gezi edebiyatına ve şehir kültürüne farklı bir perspektiften bakan kitabı siyah sert BERLİN üzerine bir yazı.

Üç Şehir, Üç Yazar ve Üç Zaman: siyah sert BERLİN

Enis Batur'un kitaplarıyla geç tanıştım. Geç ama güzel bir okuma/buluşma şenliği olduğundan hiç şüphe yok. Ki bu buluşma, bir okuma ateşi olageldi. Enis Batur'un kitaplarıyla geç tanışmamdan başka, kitabı raflarda yerini aldıktan sonra da epey geç okurum. Bunun nedeni, bir anlamda kitabı kendi içinde demlenmeye bırakıp ondan sonra okumak. Bu bir okuma yöntemi mi, belki ama benim hedefim Enis Batur'u okurken  zihnimin boş olması istediğinden kaynaklanır. Belki de tam tabula rasa olma isteğidir bu; çünkü Batur'u okumak sadece kurgu dünyasında kaybolmak değil aynı zamanda hayata dokunmak hatta onun dokunuşunu takip etmek, edebiyata felsefeyle bakmak, bakış açısını genişletmek, tam da "dış dünya-düşünme-dil üçgeni"[i] çerçevesinden yol almak gibi çeşitli nedenlerin kıskacına yakalanmamdandır.

Almanya'da hiç bulunmamış olmam onun, siyah sert BERLİN üçgenler kitabı'na karşı olan ilgimi ciddi anlamda körükledi. siyah sert BERLİN, bir solukta okunacak bir kent kitabı değil, her sayfasında yaşanmışlığın imalarını tarihsel, siyasi, kültürel anlamda barındıran bir kitap. Böylece, Batur'un şehir bağlamında kendi iç dünyasını, Batur'un kendi sözcük oyunlarını yakalama yeri. Kitabı okurken yanınıza bir kaç kağıt alın, ilk kağıda bir ters üçgen çizin. Ve bu ters siyah üçgenler süregelsin. Bir siyahi tarihe gönderme olarak siyah ters üçgen... Üçgenin bir köşesine; şehir, şehir sevgisi, şehri bilmek, şehirde yaşamak, şehrin değişimlerine tanık olmak, şehrin tarihini sorgulamak gibi notlar alın. Diğer köşesine; Benjamin, Baudelaire, Tanpınar yazın, düşünce ve yazı insanlarının kendileri, şehirleri, şehir yazılarının izlerini sürün. En son köşe de, Batur'un kalemiyle nakşedilen Batur'u izlemek olsun. İşte! Bunları yapmadan bir solukta okudum, kentin izini sürdüm, diyemeyeceğiniz bir kitap bu.

İlk sayfada yer alan cümle beni günlerce oyaladı, "Hayat, seçilmiş ya da bize toslamış adreslerin arasında kıvrılarak çizer yolunu". Bu cümlenin beni bu kadar düşündürmesi hiç istemediğim insanların o toslamışlıklarından kurtulma çabası verdiğimdendir belki de. Devamında tam da Tanpınar'dan bir çizgiyle ayrılan Haşim'e uzanır kalemi, eleştiri oklarının ulaştığı yere gönül rahatlığıyla kendi adını da -haksızlık etse de- yazar. "...bizim edebiyatımızda, ben dahil, ülke sınırlarının dışına yolcu çıkan hiç kimsede rastlamadığım, benzersiz bir özne merceği işler Haşim'de: Frankfurt Seyahatnamesi'nde, Paris ve İtalya yazılarında anonim gezmen perspektifine hiç kapılmaz o, nereye giderse gitsin bindiği trenler, oturduğu vagonlar, Haşim bir başına kendi vagonudur". İlle de Berlin yazma düşüncesine kilitlenen Enis Batur'u nedir bu şehre çeken? Bölünmüşlüğün izlerindeki siyasi doku, insan, oraya ait nefes alışlar... Her okuyucu bunu kendince genişletebilir, derinleştirebilir. Batur, üçgenin bir köşesinde neden Berlin oldu diye sorar kendine. Berlin'i yazma serüveni onu, Mürekkep Zaman kitabında sigarayı bırakma serüveni kadar oyalamış olduğunu düşünürüm.

Enis Batur ©Muhsin Akgün

Enis Batur ©Muhsin Akgün

Batur'u okumanın bir aşaması da felsefe edebiyat birliği demiştim. İşte! Tam da bu noktada şunu yazar Batur "Benim yaşımda, yazı serüvenimin şu aşamasında, yazılmamış bir kitap (daha) ölüm değildir sonuçta, hem düşüşse, koskoca şehirler düşüyor günü geldiğinde, bir kitap düşecek olsa, çıkardığı sağır sesi kim duyacak?" Bu sağır ses alır sizi empiristlerden Berkeley'in kucağına bırakır, “Esse est percipi/ varolmak algılanmış olmaktır”, diyen filozof. Koskoca ormanda bir ağaç düşse, devrilirken çıkardığı sesi duyan olmazsa o ses, ses midir? Bir anda felsefeye kayar düşüncelerim.

Beni bu üçgenin bir köşesinde yer alan düşünce adamlarından en çok Benjamin çeker kendine. Belki Capri adasında tanıştığı derin aşkı Asja Lacis ile olan aşk çıkmazı, mektup yazarı Benjamin olarak adlandırılması, mekanik aletlerden dehşete kapılması, belki de trajik sonu… Benjamin adı geçen her kitabı alıp okuma tutkumu Batur'un siyah sert Berlin'ini de okumam için körükledi. Enis Batur Benjamin'in kelime izini sürerken önemli ipuçları yakalar ve bunu okuyucuyla paylaşır. Bir cümlesindeki "siz", "biz" sıçramasına dikkat çeker. "doğduğumuz diyarın bizim için gerçekten ne anlama geldiğini size uzaklaşma (konumu) gösterir" cümlesindeki bu sıçrama giden ve uzaklaşan da, yıllar sonra dönen de ben ve bir başka - ben değil midir? diye sorar. Ortaçağ Paris sokaklarının bulvarlara yerini bırakışı, cam kubbeli pasajlarla demir yığınlarının buluşması, işte bu zamanlarda yazarlar neler hissetmiştir? Bir kentin değişimi üzer mi insanı? Anılar, o ağır anılar uçuşur mu kentin içinde. Benjamin, Pasajlar kitabında Baudelaire üzerinden XIX. yüzyıl çözümlemesine işte bu cam ve demirin alaşımından girerek yazdığına, değinir Batur. Kent-Yazar ikilisini bir dörtlük ile taçlandırır.

Paris değişir! Değişmez bendeki acılar,
Ve her şey, her zaman o eski haliyle kalır:
yeni saraylar, eski mahalleler, yapılar...
​Sevgili anılarım kayalardan da ağır.

Kitap gerçek anlamda üçgenler kitabı, okurken, ikinci kağıdınıza da yine ters üçgen çizin. Köşelerine "insan", "savaş" ve "hayat" yazın. İnsanın o yaşama dokunabilmek için öldürmek zorunda kaldığı, o "arada olmaklığı"[ii] başlı başına insanı alıp götürüyor. Enis Batur, Almanya üzerine olan okumalarından alıntılar yapar "Gültekin Emre'nin “Türk Edebiyatında Berlin” seçkisinden kimi bölümleri Paris-Berlin treninde okudum. Dr. Saffet Arın Engin'in 22 Kasım 1943 akşamından başlayarak birkaç gün süren, Berlin'e büyük yaralar açan bombardıman sonrası kurduğu cümleler aydınlatıcı: 'Alman milletinin şaşılacak derecede disiplini ve teşkilatçılığı burada da kendini gösteriyor. Kimse aç, çıplak ve yersiz kalmıyor. Birkaç gün içinde Berlin tekrar kendini toparlamış, ulaştırma vasıtaları işlemeye başlamış, köprüler, yollar onarılmıştı. Mağazalar, müesseseler yeniden açmış; lakin maneviyat hayli yıkılmıştı."

Kitapta Enis Batur'un yazı dünyasını da takip edeceksiniz demiştim. İşte! İlk başta sözcük oyunları insanı çekiyor. Yazar, kelimenin yaşanmışlığına bakarak ele alıyor gibime gelir. Onun için cümlenin içinde "bonus"u kullanmak "nakşediyorum"u kullanmak veya "garp"ı yazmak aynı şey. Sözcüğün kökenine değil hayattaki duruşuna bakarak yazıyor, sözcük yaşıyor mu, kullanıyor. Ve yeni kavramlara sözcüklere hazır olun, "gözperdemin dibinde", "nokta hacısı", "bir düş harlayıcısı" vs...

Kağıdınızda yer alan üçgenin ilk köşesine yazdığınız şehir, şehri bilmek, tanımak kısmına Batur'un, şehrin öteki yüzüne kalemini kaydırışına da dikkat edin. Evet, batı veya doğu şehirlerinin bir de arka çemberi vardır. İstanbul'da "Nişantaşı'nın göbeğinde, Topağacı'nda örtünen "teneke mahalleleri"nde bir tür XIX. yüzyıl nabzı atmıyor mu?" diyerek sorar yazar. Çünkü "batı metropollerinde fakirlik olsa olsa kılık değiştirmiş durumda"dır onun için. Ve ekler "Paris'inkileri tanıyorum, her köşede birine rastlanıyor, Berlin'deki evsiz barksız nüfusu ve koşulları hakkında bilgisizim; ama Ku'dam'a çıkar çıkmaz kalabalık dilenci akını baş gösteriyor, onları yüzyıl öncesinden, Dix'in ve Grozs'un çizgilerinden tanıyorum. Bugün, içine iyice gömüldüğü kriz ortamında, Avrupa'nın yeni Sefiller'ini yazmaya hazırlanan yazarlar çıkacaktır".

Yolunuz Berlin'e düşer mi, bilmem. Ama eğer düşecek olursa mutlaka siyah, sert BERLİN yanınızda olsun. Sadece bölünmüşlüğün acısını terk etmek için çaba sarf eden bir şehri değil, o iki yakanın yeniden buluşmasının bir şenlik ateşi yakıp yakmadığını gözlemleyebilmek için. Tarihsel, siyasi, edebi yolcuğa da Enis Batur'un kitabıyla çıkmak, onun sözcük oyunları arasında yol almak insana güzel bir perspektif katacaktır.

[i] "dış dünya" "düşünme" "dil" üçgeni, detaylı bilgi için bakınız Betül Çotuksöken çalışmaları.
[ii]  "arada olmak" detaylı bilgi için bakınız Betül Çotuksöken çalışmaları Hece Dergisi Aralık 2017 ve Notos Kitap Antropontoloji - ya da İnsan-Varlık Bilgisi. İstanbul, 2018

0
1636
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle