31 TEMMUZ, PERŞEMBE, 2014

Üç Kızlar Yedi Devler

“Bir varmış bir yokmuş.” İşte bütün mesele bu. Varlığın ve yokluğun tüm eğlencesi ve gizi ta birkaç günlük bebekken kulaklarımıza fısıldanıp durmuş meğer… Eski zamanların, eski zaman insanlarının izleri, yaşayış biçimleri, inançları, gizemleri, gizemli evrenleri… İnsanın hayal gücünün ve deneyimlerinin söze dizilişi; doğrunun yanlışın, iyinin kötünün dişe diş, korakor savaşının öykülenişi. Masal. Nurduran Duman yazdı…

Üç Kızlar Yedi Devler

“Bir varmış bir yokmuş.” İşte bütün mesele bu. Varlığın ve yokluğun tüm eğlencesi ve gizi ta birkaç günlük bebekken kulaklarımıza fısıldanıp durmuş meğer… Eski zamanların, eski zaman insanlarının izleri, yaşayış biçimleri, inançları, gizemleri, gizemli evrenleri… İnsanın hayal gücünün ve deneyimlerinin söze dizilişi; doğrunun yanlışın, iyinin kötünün dişe diş, korakor savaşının öykülenişi. Masal. Önünde sonunda iyiliğin, güzelliğin kazandığı, sağaltıcı, büyüleyici yaratılar. Uyutmak için anlatıldığı halde uyandıran, uyanık tutan kültür mirasları. Masallar, kahramanlarıyla birlikte az gider uz gider, dere tepe düz gider ve ille de bir mutlu son’a varır. Şans, kader, emek, gayret derken her zaman bir akış söz konusudur bu yolculuklarda. Yaşamla birlikte bir akış: -imendirici bir- gelişine yaşayış. Şimdiki robotlaştırıcı ve aynılaştırıcı dünya düzeninin tersine her an her şey olabilir, insanlık hallerinin tüm türevleri hem de beklenmedik anlarda beklenmedik biçimde yaşanabilir masallarla. Ancak özellikle Türk masallarında mutlak olan bir şey vardır, hiç değişmez: İyiler her zaman kazanır.

Oğuz Tansel’in 1943-1945 yıllarında Amasya’nın Ziyedere köyünden Emine Uyaroğlu’dan dinlediği masallarda da durum aynı, onlar kazanıyor. İyiler. Okuryazarlığı olmayan Uyaroğlu o zamanlar elli yaşlarında imiş. Dilden dile, kulaktan kulağa, dimağdan dimağa aktarılarak o güne ulaşan sözlü edebiyatın sihri, Tansel’in kalem kâğıdından süzüldükten yıllar sonra, geçtiğimiz yıl yeni baskılarıyla ortaya çıkarak, yine bizlere kadar geldi, hoş geldi. Tansel’in “Üç Kızlar”, “Altı Kardeşler”, “Yedi Devler” ve “Mavi Gelin” adını verdiği kitaplar ilk olarak 1959-1966 yılları arasında yayımlandı. Yaş grubu 9-15 olarak işaret edilse de yetişkinlerin de okumaktan keyif alacağı, üstünde düşünme gereksinimi hissedeceği, yaşam ve insan olmak hakkında yeni bir şeyler öğreneceği, olaylardan ve olayların akışından dersler çıkaracağı ve nasıl derin bir kültürel mirası taşıdığının sorumluluğunu hissedeceği kitaplar bunlar. Önsözde “Bu masallar, çocukların bilincine iyiliği, doğruluğu, güzelliği notsuz, cezasız yerleştirir. Masal kahramanlarının özellikleri olan korkusuzluğu, atılganlığı, becerikliliği, güçlükleri yenmeyi benimsetip çocuklara aşılar. Ayrıca bütün yaratıkları sevmeyi, kötülüklerin cezasız kalmayacağını öğretir” diyen Tansel, öğretmenleri ve anne babaları yaratıcı halk sanatından gereğince yararlanmaya davet ediyor.

Yolları kesiştiğinde birbirlerinin yaşamlarının içine giriveren farklı boyutlara ait varlıkların (insanların ve yaratıkların) dahil olduğu olağanüstü ama

sıradanmış gibi yaşanan olayları içeren bu anlatılar, insanın hayal gücünü zorlayıcı ve/veya akılda kalıcı birçok kahramanla tanıştırıyor okuru. Birçoğuyla da yeniden buluşturuyor. Bir görünüp bir kaybolan yaratıklar, devler, dev anaları; konuşup şarkılar söyleyen hayvanlar ve hatta selvi yaprakları; kuşa aslana ayıya dönüşen periler, peri kızları, peri oğulları; oduncularla balıkçılar ve onların kızları oğlanları; padişahlar, beyler, bey kızları, bey oğulları… ama ille de zengin fakir olsun fark etmez o hanenin en küçük oğulları… Genelde en küçük oğullar daha cesur daha iyi daha kahraman bu masallarda. Emine Teyze’nin aktardıklarında, bildiğimiz Türk masallarındaki herhangi bir kahramanın farklı deneyimlerine de tanık olurken, Batı kültürü ürünü olduğunu düşüne geldiğimiz bazı motiflerle karşılaşıyor ve bu Batılı sanılan motiflerin asıl kaynağını merak etmeye başlıyoruz. Aslında bir dünya güzeli olan yeşil kurbağaya sevdalanan padişah oğlunun masalı olan “Boyu Bir Karış Sakalı Beş Karış”ı okuduktan sonra şu soru aklı kurcalamıyor değil örneğin: “Kurbağa Prens”in öz öyküsü gerçekte nereye dayanmakta?

“Evvel zaman içinde
Kalbur saman içinde
Sinek berber
Deve tellâl iken
Kurbağa katır iken…”

Dizinin dört kitabı da masal kültürümüz için hem tematik hem de anlatım açısından arşivlik değeri olan değerli çalışmalar. Masalların tamamına bakıldığında bildiğimiz tekerlemeler bazen aynen kalırken, bazen farklı biçimlerde söyleniyor. Pek yaygın olmadıkları için okurun masal’la ilişkisine göre göreceli yeni sayılabilecek söyleyişler ise zenginleştirici olduğu kadar da heyecan verici.

“Adamın bir kızı varmış, / Babasına bir bakraç çorba, bir testi su getirmiş. / Bakracı, testiyi almış, / Adam, kulaklarına küpe takmış. / Kız dönüp anasına gelmiş, gördüklerini anlatmış. / Anası ekmek yapmayı bırakıp, / Kızgın sacın üstüne çıkmış. / Onlar arasınlar kurtuluş yolunu, / Biz tutalım masalcının elini, / Açtıralım ağzını, çözdürelim dilini.”

Üç Kızlar - Altı Kardeşler - Yedi Devler - Mavi Gelin / Oğuz Tansel / YKY

0
1770
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle