09 MAYIS, CUMA, 2014

“Şair Hikâyeleri”: Şair’in Şöförü

Sıddık Akbayır, “Şair Hikâyeleri”nde Ahmet Telli’nin şiirlerini okuduktan sonra İstanbul’a gidip şair olmaya karar veren bir minibüs şoförünün hikâyesini anlatıyor…

“Şair Hikâyeleri”: Şair’in Şöförü

Adıyaman’ın Gerger ilçesinin uzak bir köyü… Dünyanın dışında, sıfır noktası gibi bir yer… Şiir heveslisi, bir sınıf öğretmeni bu köye atanır. Kasabayla; ekmekle, sigarayla,  kitapla, gazeteyle tek bağı köyün minibüsüdür. Öğretmenle minibüs şoförü arkadaş olurlar. Ona, Yangın Yılları’ndan Köy Öğretmeni’nin Günlüğü’nü okur. Şoför, öğretmenin kitaplarına ve kasetlerine heveslenir. Bir akşam, Ahmet Telli’nin şiir kitaplarından birkaçını ve kendi sesinden şiir kasetini öğretmenden ödünç alır. İki gün sonra, köye döndüğünde minibüsün her yanını Ahmet Telli’nin dizeleriyle donatmıştır: ‘Gidersen yıkılır bu kent’, ‘Yüreğin kadar büyüksün’, ‘Hüznün İsyan Olur’… Köylüler, heceleyerek okudukları bu tuhaf yazılara bir anlam veremezler. Ancak, şoförün pek de iyi durumda olmadığını fark edip üzülmeye başlarlar. Bir hafta sonra da minibüsü sattığını ve İstanbul’a şair olmaya gideceğini söyler.

Öğretmen şaşkındır. Şoför, "'Büyük aşklar yolculuklarla başlar - ve serüvenciler  düşer bu yollara ancak' diyor ya senin şair. Ben de aşka, serüvene ve şiire gidiyorum öğretmen" der. Şoför, altmışına yakındır ve İstanbul’a daha önce hiç gitmemiştir. Öğretmen; Ahmet Telli yüzünden aylarca, gazetesiz, kitapsız, ekmeksiz, sigarasız kalır. Üstelik şoförün eşi ve çocukları tarafından koca adamın kafasını karıştırıp düzenini bozduğu için tehdit de edilir. Aşka, serüvene ve şiire ulaşamayan şoför, tam altı ay sonra döner İstanbul’dan. Öğretmene söylediği ilk şey şu olur: "Senin şu şairin bana bir minibüs borcu var hoca." Yıllar sonra, Şükrü Erbaş’la birlikte Besni’ye imza ve söyleşi için çağrılan Ahmet Telli, şoförü yoldan çıkaran öğretmenle karşılaşır. Hikâyeyi dinlediğinde, kıpkırmızı ve kekemedir.

0
2439
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle