01 ŞUBAT, CUMA, 2013

Yaratıcı Yazarlığa Giriş 

Aklınıza gelen şeyleri, gözlemlerinizi, izlenimlerinizi bir kenara yazın. Bunların ille de önemli, güzel, derin, çarpıcı falan olmaları gerekmez. Sıradanlıktan korkmayın. Onu başka türlü aşamazsınız çünkü. Daha sonra okuduğunuzda size hiçbir anlam ifade etmeyebilir yazdıklarınız; bunun bir önemi yoktur, en fazla çöpe atarsınız. Onlar sizin zamanla büyü araçlarınız olacaktır. 


<p>Yaratıcı Yazarlığa Giriş </p>

Sıddık Akbayır

1966 Erzurum doğumlu. Uludağ Üniversitesi Balıkesir Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Akademik çalışmalarını Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde yaptı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde görevlidir. Yaratıcı Yazarlığa Giriş, yazarın Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuttuğu Yaratıcı Yazarlık / Kuram ve Uygulama dersinin notlarından oluşmaktadır.  Notların bir bölümü, yazarın Yazılı Anlatım / Nasıl Yazabilirim, [2. Basım, Pegem Akademi Yayınları, Ankara 2011.] kitabında da yer almıştır. 


1. BÖLÜM

YAZMANIN ON BEŞ YOLU


NİÇİN YAZILIR? Ferit Edgü


Kimileri için yazmak bir alışkanlıktır:

(‘Yazmadan edemiyorum’, hatta ‘yazmadan uyuyamıyorum’)

Kimileri için yazmak bir tutkudur:

(‘Yazmasaydım çıldırırdım’)

Kimileri için yazmak yaşama bir anlam aramaktır.

Kimileri için bir anlam vermek.

Kimileri için yazmak bir kavgadır.

(‘Benim silahım kalemimdir. Buyrun savaşa.’)

Kimileri için, yaşamı, dünyayı, olup bitenleri sarakaya almaktır.

Kimileri için ölümle dalga geçmektir.

Kimileri Tanrı'yi yüceltmek için yazar.

Kimileri tanrılı ya da tanrısız inançları.

Kimileri kendini çağının bir tanığı olarak görür.

(Tanık, gördüğünü olduğu gibi, yani doğru olarak söylemekle yükümlüdür -tabii söz konusu tanık yalancı tanık değilse.)

Kimileri haklıyı haksızdan ayırmak için yazdığını söyler.

(Burada söz konusu olan, tanıklık değil, yargıçlıktır.)

Kimileri için bazı soruların karşılığını aramak

ya da bulduğu karşılıkları insanlığa sunmaktır.

Kimileri içinse yalnızca sorular sormak.

Kimi yazarlar insanlığı kurtarmak için alırlar eline kalemi.

Kimileri yurdunu kurtarmak için.

Kimileri de kendilerini kurtarmak için.

Kimileri içinde yaşadığı toplum düzenini beğenmez, bu düzeni değiştirmek için yazar.    

Kimi yazarlar insanı değiştirmek ister.

Kimileri bu ikisinin birbirinden ayrılamayacağına inanarak kullanır kalemini.

Kimileri sözcüklerle oynar.

Kimileri cümlelerle.

Kimileri düşüncelerle.

Kimileri biçimlerle.

Kimileri suçluluk duygusuyla yazar.

Kimileri suçlayarak.

Kimileri için bir uyarıdır yazmak.

Kimileri için bir eğitme.

Kimileri kendisi için yazdığını söyler.

(Ama gene de yayımlamaktan alıkoyamaz kendini.)

Kimileri halk için.

Özel olarak kadınlar ya da çocuklar için yazanlar da vardır.

Kimileri bugün için yazar.


Kimileri yarın için.

(Farkına varmadan dün için yazanlar da vardır bunların aralarında.)

Kimileri kargımak için yazar.

Kimileri kargınmak için.

Kimisi de kargınmış olduğu için yazar.

(‘Yitirecek başka neyim var?')

Kiminin bir bildirisi vardır, onu bildirmek için yazar.

Kiminin bir düşüncesi vardır, onu dışa vurmak için yazar.

Kiminin bir derdi vardır, onu söylemek için yazar.

Bu arada, Niçin yazdığını bilmeyenler de vardır. Bu notların yazarı daha çok onlardandır. Bu notlarda Niçin?'den çok Nasıl? karşılığını aramasının nedenlerinden biri de budur. 

(Edgü, Ferit; Yazmak Eylemi, YKY, İstanbul 1996.)   


‘YAZMA’NIN ON BEŞ YOLU
1. NOT ALMA 



Açıklama
Yazar olmak, daha güzel yazmak, yazdıklarının daha bir okunabilir kılmak isteyenler, öğüt diye çoğu kez uzun, çapraşık, muğlak, belki şimdi kavrayamadıktan ama zamanla anlayabileceklerine inanacakları derinmiş izlenimi uyandıran müphem, buğulu sözler duymak isterler. Oysa en temel doğrular sıkıcı ölçüde yalındır. ‘İlk akla gelen’ lafı boşuna edilmemiştir, akıl dediğimiz şey akla ilk gelenlerle çalışır çünkü.

Aklınıza gelen şeyleri, gözlemlerinizi, izlenimlerinizi bir kenara yazın. Bunların ille de önemli, güzel, derin, çarpıcı falan olmaları gerekmez. Sıradanlıktan korkmayın. Onu başka türlü aşamazsınız çünkü. Daha sonra okuduğunuzda size hiçbir anlam ifade etmeyebilir yazdıklarınız; bunun bir önemi yoktur, en fazla çöpe atarsınız. Onlar sizin zamanla büyü araçlarınız olacaktır. Zor zamanlar için toprağa kemik saklayan köpekler gibi sayfalara gömün notlarınızı. Herhangi bir söz, birinden duyduğunuz bir cümle, bir dize, bir diyalog, kulağınıza çarpan bir konuşma, bir tanım, bir benzetme, herhangi birinin dikkatinizi çeken bir davranışı, tarihi bir kişinin adı, bir anekdot, argo bir deyiş, bir atasözü, yerel ağızdan devşirdiğiniz bir sözcük, bitki, çiçek, hayvan, sokak adları çağnşım ağı öreceklerdir zihninize ve ileride hiç ummadığınız, beklemediğiniz bir anda gömüldükleri sayfalardan koşup yardımınıza yetişeceklerdir.


Eski bir Çin atasözüne göre, en soluk mürekkeple yazılmış bir yazı bile en güçlü hafızadan daha güvenilirdir.

Herkesin aklında kaldığıyla idare ettiği, duyduğu kadarıyla bildiği bir toplumda her şeyi not almakta, kayda geçirmekte, tarih düşmekte sonsuz yarar vardır. Aklınızda kalana, kaldığı kadarına asla güvenmeyin, sürekli not alın. Daha sonra bunları değiştirip, dönüştürecekseniz de en azından bilerek yaparsınız bunu.

İleride yazının içinde ustalık kazandıkça öylesine rasgele çıkmış sandığınız cümlelerin nasıl birdenbire parladığını görmeniz için bir zamanlar aldığınız notları nice unuttuktan sonra bulmanız gerekir. Ancak o zaman kavrarsınız not almanın; hayatı kimyaya batırmanın, yazıyı sürekli yazıyla yıkamanın önemini.  

Kimileri yarın için.

(Farkına varmadan dün için yazanlar da vardır bunların aralarında.)

Kimileri kargımak için yazar.

Kimileri kargınmak için.

Kimisi de kargınmış olduğu için yazar.

(‘Yitirecek başka neyim var?')

Kiminin bir bildirisi vardır, onu bildirmek için yazar.

Kiminin bir düşüncesi vardır, onu dışa vurmak için yazar.

Kiminin bir derdi vardır, onu söylemek için yazar.

Bu arada, Niçin yazdığını bilmeyenler de vardır. Bu notların yazarı daha çok onlardandır. Bu notlarda Niçin?'den çok Nasıl? karşılığını aramasının nedenlerinden biri de budur. 

(Edgü, Ferit; Yazmak Eylemi, YKY, İstanbul 1996.)   


‘YAZMA’NIN ON BEŞ YOLU
1. NOT ALMA 



Açıklama
Yazar olmak, daha güzel yazmak, yazdıklarının daha bir okunabilir kılmak isteyenler, öğüt diye çoğu kez uzun, çapraşık, muğlak, belki şimdi kavrayamadıktan ama zamanla anlayabileceklerine inanacakları derinmiş izlenimi uyandıran müphem, buğulu sözler duymak isterler. Oysa en temel doğrular sıkıcı ölçüde yalındır. ‘İlk akla gelen’ lafı boşuna edilmemiştir, akıl dediğimiz şey akla ilk gelenlerle çalışır çünkü.

Aklınıza gelen şeyleri, gözlemlerinizi, izlenimlerinizi bir kenara yazın. Bunların ille de önemli, güzel, derin, çarpıcı falan olmaları gerekmez. Sıradanlıktan korkmayın. Onu başka türlü aşamazsınız çünkü. Daha sonra okuduğunuzda size hiçbir anlam ifade etmeyebilir yazdıklarınız; bunun bir önemi yoktur, en fazla çöpe atarsınız. Onlar sizin zamanla büyü araçlarınız olacaktır. Zor zamanlar için toprağa kemik saklayan köpekler gibi sayfalara gömün notlarınızı. Herhangi bir söz, birinden duyduğunuz bir cümle, bir dize, bir diyalog, kulağınıza çarpan bir konuşma, bir tanım, bir benzetme, herhangi birinin dikkatinizi çeken bir davranışı, tarihi bir kişinin adı, bir anekdot, argo bir deyiş, bir atasözü, yerel ağızdan devşirdiğiniz bir sözcük, bitki, çiçek, hayvan, sokak adları çağnşım ağı öreceklerdir zihninize ve ileride hiç ummadığınız, beklemediğiniz bir anda gömüldükleri sayfalardan koşup yardımınıza yetişeceklerdir.


Eski bir Çin atasözüne göre, en soluk mürekkeple yazılmış bir yazı bile en güçlü hafızadan daha güvenilirdir.

Herkesin aklında kaldığıyla idare ettiği, duyduğu kadarıyla bildiği bir toplumda her şeyi not almakta, kayda geçirmekte, tarih düşmekte sonsuz yarar vardır. Aklınızda kalana, kaldığı kadarına asla güvenmeyin, sürekli not alın. Daha sonra bunları değiştirip, dönüştürecekseniz de en azından bilerek yaparsınız bunu.

İleride yazının içinde ustalık kazandıkça öylesine rasgele çıkmış sandığınız cümlelerin nasıl birdenbire parladığını görmeniz için bir zamanlar aldığınız notları nice unuttuktan sonra bulmanız gerekir. Ancak o zaman kavrarsınız not almanın; hayatı kimyaya batırmanın, yazıyı sürekli yazıyla yıkamanın önemini.  

Bazı sözler, yürekteki buz tabakalarını, ne kadar kalın olurlarsa olsunlar, birkaç saniyede kırarlar. Katılığın sarsılmaz kalelerini birdenbire çökertirler, duygusallığın önünde yükselmiş duvarları yıkarlar. Bizi, içinde tek yolcu olarak ‘pişmanlığın’ oturduğu bir ‘duygulararası’ uçağa bindirir ve büyük bir hızla anılarımıza çarparlar. Onlardan geriye sadece savrulan gölgeler ve yaralanmış harfler kalır. 

Fırat da, doğanın kaçınılmaz sonucu olarak bir gün büyüyecektir. O zaman, babası onu sırtına alıp sokaklarda gezdiremeyecektir. “Baba, beni sırtına alsana!” demeyi bir gün kendiliğinden bırakacaktır. Onun çocukluğunun bittiğini babası belki o zaman anlayacaktır. Yıllar sonra, sanki gizli bir kentten söz eder gibi, “Ben nasıl bir çocuktum baba, anlatsana!” diye soracaktır. Yazar da, o zaman kendine “Şimdi ben o çocuğu nerde bulabilirim?” diye sormamak için, oğlunun sorularını evrensel temalar biçimine dönüştürüp Fırat’a sunacaktır. 

■  Uygulama 2

Attila İlhan'ın şiir kitaplarından birkaçını okuyunuz. Okuduğunuz kitapların sonunda yer alan ‘Meraklısı İçin Notlar’ bölümünü inceleyerek şiirlerin yazılış serüvenlerine yönelik anekdotlar çıkarınız.

 ‘MERAKLISI İÇİN NOTLAR’

Attilâ İlhan'ın ‘Başı bereli, yağmurluklu genç kız’ tipini simgeleyen Pia şiirinin, İstanbul’da bir belediye otobüsü yolculuğunda yazıldığını, Attilâ İlhan’ın şiirine Pia ismini otobüsle Mecidiyeköy’den Taksim’e gelirken Elmadağ’da Divan Pastanesi’nin yanında gördüğü bir tabeladan aldığını, Pia’nın açılımının, Pakistan International Airliens, yani, Uluslar arası Pakistan Havayolları olduğunu, bir dönem sandallara, dolmuşlara, kamyonlara yazılan, radyo reklamlarına çıkan, herkesin platonik aşkı gizemli dilber Pia, Pakistan Havayolları olduğunu; Ben Sana Mecburum’ adlı şiirini ise bir kamyonetin arkasında yazılı bu sözden esinlendiğini, kamyon şoförünün büyük bir şaire esin kaynağı olabildiğini biliyor muydunuz? 


■ Uygulama 3

Anlatım Biçimi: Açıklama

Düşünceyi Geliştirme Tekniği: Karşılaştırma-Örneklendirme-Tanık Gösterme

Sunay Akın’ın, aşağıda örnek metinleri verilen şiir kitaplarını notlar alarak okuyunuz. Şairle yapılan söyleşileri, şairle ilgili değerlendirme, eleştiri, çözümleme yazılarını ve şairin deneme kitaplarını da araştırarak Sunay Akın’ın şair kimliğini ‘çocukluk’ kavramı çerçevesinde, çıkarmaya çalışınız. 

  

MAKİ

Bir an önce görülsün

diye Akdeniz

Toroslar’da ağaçlar

hep çocuk

kalır  


ROMATİZMA

Islak çamaşırlara 

konan serçe

hemencecik kaç oradan

sen de yoksa annem

gibi hastalanıp

ölebilirsin  


MİNARE

Top oynayan arkadaşlarını

Minareden gördüğü

İçin acelecidir

Ezan okuyan

Çocuğun sesi      ÇOCUK VE HÜZÜN


I

Ne zaman bir çocuk ölse

Gözü evlerinde

Annesinin kavurduğu

Helvada

Kalır


II

Yoksul bir çocuk görsem

Yağmur altında üşüyen

Köprü olmak geçer

Hiç değilse 

İçimden


III

Her akşamüstü oyuncakçı

Camekânından

Çocuk ellerinin

İzlerini 

Siler


( Akın, Sunay; Makiler, Cem Yayınları, 2.Basım, İstanbul 1994, s.9.  Akın, Sunay; a.g.y., s. 20.  Akın, Sunay; Antik Acılar, Cem Yayınları, 2. Basım, İstanbul 1995, s.20. Akın, Sunay; a.g.y., s. 44-45.

Bazı sözler, yürekteki buz tabakalarını, ne kadar kalın olurlarsa olsunlar, birkaç saniyede kırarlar. Katılığın sarsılmaz kalelerini birdenbire çökertirler, duygusallığın önünde yükselmiş duvarları yıkarlar. Bizi, içinde tek yolcu olarak ‘pişmanlığın’ oturduğu bir ‘duygulararası’ uçağa bindirir ve büyük bir hızla anılarımıza çarparlar. Onlardan geriye sadece savrulan gölgeler ve yaralanmış harfler kalır. 

Fırat da, doğanın kaçınılmaz sonucu olarak bir gün büyüyecektir. O zaman, babası onu sırtına alıp sokaklarda gezdiremeyecektir. “Baba, beni sırtına alsana!” demeyi bir gün kendiliğinden bırakacaktır. Onun çocukluğunun bittiğini babası belki o zaman anlayacaktır. Yıllar sonra, sanki gizli bir kentten söz eder gibi, “Ben nasıl bir çocuktum baba, anlatsana!” diye soracaktır. Yazar da, o zaman kendine “Şimdi ben o çocuğu nerde bulabilirim?” diye sormamak için, oğlunun sorularını evrensel temalar biçimine dönüştürüp Fırat’a sunacaktır. 

■  Uygulama 2

Attila İlhan'ın şiir kitaplarından birkaçını okuyunuz. Okuduğunuz kitapların sonunda yer alan ‘Meraklısı İçin Notlar’ bölümünü inceleyerek şiirlerin yazılış serüvenlerine yönelik anekdotlar çıkarınız.

 ‘MERAKLISI İÇİN NOTLAR’

Attilâ İlhan'ın ‘Başı bereli, yağmurluklu genç kız’ tipini simgeleyen Pia şiirinin, İstanbul’da bir belediye otobüsü yolculuğunda yazıldığını, Attilâ İlhan’ın şiirine Pia ismini otobüsle Mecidiyeköy’den Taksim’e gelirken Elmadağ’da Divan Pastanesi’nin yanında gördüğü bir tabeladan aldığını, Pia’nın açılımının, Pakistan International Airliens, yani, Uluslar arası Pakistan Havayolları olduğunu, bir dönem sandallara, dolmuşlara, kamyonlara yazılan, radyo reklamlarına çıkan, herkesin platonik aşkı gizemli dilber Pia, Pakistan Havayolları olduğunu; Ben Sana Mecburum’ adlı şiirini ise bir kamyonetin arkasında yazılı bu sözden esinlendiğini, kamyon şoförünün büyük bir şaire esin kaynağı olabildiğini biliyor muydunuz? 


■ Uygulama 3

Anlatım Biçimi: Açıklama

Düşünceyi Geliştirme Tekniği: Karşılaştırma-Örneklendirme-Tanık Gösterme

Sunay Akın’ın, aşağıda örnek metinleri verilen şiir kitaplarını notlar alarak okuyunuz. Şairle yapılan söyleşileri, şairle ilgili değerlendirme, eleştiri, çözümleme yazılarını ve şairin deneme kitaplarını da araştırarak Sunay Akın’ın şair kimliğini ‘çocukluk’ kavramı çerçevesinde, çıkarmaya çalışınız. 

  

MAKİ

Bir an önce görülsün

diye Akdeniz

Toroslar’da ağaçlar

hep çocuk

kalır  


ROMATİZMA

Islak çamaşırlara 

konan serçe

hemencecik kaç oradan

sen de yoksa annem

gibi hastalanıp

ölebilirsin  


MİNARE

Top oynayan arkadaşlarını

Minareden gördüğü

İçin acelecidir

Ezan okuyan

Çocuğun sesi      ÇOCUK VE HÜZÜN


I

Ne zaman bir çocuk ölse

Gözü evlerinde

Annesinin kavurduğu

Helvada

Kalır


II

Yoksul bir çocuk görsem

Yağmur altında üşüyen

Köprü olmak geçer

Hiç değilse 

İçimden


III

Her akşamüstü oyuncakçı

Camekânından

Çocuk ellerinin

İzlerini 

Siler


( Akın, Sunay; Makiler, Cem Yayınları, 2.Basım, İstanbul 1994, s.9.  Akın, Sunay; a.g.y., s. 20.  Akın, Sunay; Antik Acılar, Cem Yayınları, 2. Basım, İstanbul 1995, s.20. Akın, Sunay; a.g.y., s. 44-45.

Bazı sözler, yürekteki buz tabakalarını, ne kadar kalın olurlarsa olsunlar, birkaç saniyede kırarlar. Katılığın sarsılmaz kalelerini birdenbire çökertirler, duygusallığın önünde yükselmiş duvarları yıkarlar. Bizi, içinde tek yolcu olarak ‘pişmanlığın’ oturduğu bir ‘duygulararası’ uçağa bindirir ve büyük bir hızla anılarımıza çarparlar. Onlardan geriye sadece savrulan gölgeler ve yaralanmış harfler kalır. 

Fırat da, doğanın kaçınılmaz sonucu olarak bir gün büyüyecektir. O zaman, babası onu sırtına alıp sokaklarda gezdiremeyecektir. “Baba, beni sırtına alsana!” demeyi bir gün kendiliğinden bırakacaktır. Onun çocukluğunun bittiğini babası belki o zaman anlayacaktır. Yıllar sonra, sanki gizli bir kentten söz eder gibi, “Ben nasıl bir çocuktum baba, anlatsana!” diye soracaktır. Yazar da, o zaman kendine “Şimdi ben o çocuğu nerde bulabilirim?” diye sormamak için, oğlunun sorularını evrensel temalar biçimine dönüştürüp Fırat’a sunacaktır. 

■  Uygulama 2

Attila İlhan'ın şiir kitaplarından birkaçını okuyunuz. Okuduğunuz kitapların sonunda yer alan ‘Meraklısı İçin Notlar’ bölümünü inceleyerek şiirlerin yazılış serüvenlerine yönelik anekdotlar çıkarınız.

 ‘MERAKLISI İÇİN NOTLAR’

Attilâ İlhan'ın ‘Başı bereli, yağmurluklu genç kız’ tipini simgeleyen Pia şiirinin, İstanbul’da bir belediye otobüsü yolculuğunda yazıldığını, Attilâ İlhan’ın şiirine Pia ismini otobüsle Mecidiyeköy’den Taksim’e gelirken Elmadağ’da Divan Pastanesi’nin yanında gördüğü bir tabeladan aldığını, Pia’nın açılımının, Pakistan International Airliens, yani, Uluslar arası Pakistan Havayolları olduğunu, bir dönem sandallara, dolmuşlara, kamyonlara yazılan, radyo reklamlarına çıkan, herkesin platonik aşkı gizemli dilber Pia, Pakistan Havayolları olduğunu; Ben Sana Mecburum’ adlı şiirini ise bir kamyonetin arkasında yazılı bu sözden esinlendiğini, kamyon şoförünün büyük bir şaire esin kaynağı olabildiğini biliyor muydunuz? 


■ Uygulama 3

Anlatım Biçimi: Açıklama

Düşünceyi Geliştirme Tekniği: Karşılaştırma-Örneklendirme-Tanık Gösterme

Sunay Akın’ın, aşağıda örnek metinleri verilen şiir kitaplarını notlar alarak okuyunuz. Şairle yapılan söyleşileri, şairle ilgili değerlendirme, eleştiri, çözümleme yazılarını ve şairin deneme kitaplarını da araştırarak Sunay Akın’ın şair kimliğini ‘çocukluk’ kavramı çerçevesinde, çıkarmaya çalışınız. 

  

MAKİ

Bir an önce görülsün

diye Akdeniz

Toroslar’da ağaçlar

hep çocuk

kalır  


ROMATİZMA

Islak çamaşırlara 

konan serçe

hemencecik kaç oradan

sen de yoksa annem

gibi hastalanıp

ölebilirsin  


MİNARE

Top oynayan arkadaşlarını

Minareden gördüğü

İçin acelecidir

Ezan okuyan

Çocuğun sesi      ÇOCUK VE HÜZÜN


I

Ne zaman bir çocuk ölse

Gözü evlerinde

Annesinin kavurduğu

Helvada

Kalır


II

Yoksul bir çocuk görsem

Yağmur altında üşüyen

Köprü olmak geçer

Hiç değilse 

İçimden


III

Her akşamüstü oyuncakçı

Camekânından

Çocuk ellerinin

İzlerini 

Siler


( Akın, Sunay; Makiler, Cem Yayınları, 2.Basım, İstanbul 1994, s.9.  Akın, Sunay; a.g.y., s. 20.  Akın, Sunay; Antik Acılar, Cem Yayınları, 2. Basım, İstanbul 1995, s.20. Akın, Sunay; a.g.y., s. 44-45.

0
2100
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle