08 EKİM, ÇARŞAMBA, 2014

“Müzik ve Edebiyat”: Değişen Yaşamlar

Müzik ve Edebiyat dizimizde Özlem Ataünal müzisyen ve iktisatçı José Antonio Abreu tarafından kurulan, günümüzde yarım milyona yakın çocuğa yoğun bir müzik öğrenimi ve kurduğu yüzlerce gençlik orkestrasında müzik yapma şansı veren El Sistema mucizesi hakkında yazdı…

“Müzik ve Edebiyat”: Değişen Yaşamlar

‘Venezuela’nın en muhteşem kadını...’

1940’lı yılların sonlarına doğru, Venezuela’da Fransisken rahibelerinin kurup yönettiği bir müzik okulunda piyano dersleri de veriliyordu. Doralisa Jiménez de Medina, bağışlarla topladığı yedi piyanonun başındaki öğrencilerin her birine farklı bir öğretim yöntemi ile yaklaşıyordu. Öğrencilerin çoğunun yoksul ya da orta sınıftan olduğu aşikardı. Doralisa, varlıklı bir kadın değildi ancak onlardan çok az ücret talep ediyor, ödeyemeyecek olanlardan ise bir şey almıyordu. Akla gelebilecek türlü sebeplerle müzik etkinlikleri düzenliyordu. Sadece özel günler değil, o günün cumartesi olması bile kutlama yapmaları, birbirlerine veya başkalarına piyano çalmaları için yeterliydi. Çocuklar bundan müthiş keyif alıyorlar ve müziğin bir mutluluk kaynağı olduğunu keşfediyorlardı...

Yıllar sonra, o öğrencilerden biri olan José Antonio Abreu, bize özenle sakladığı siyah beyaz bir fotoğrafı uzatıyor. ‘Hikayenin başlangıcı işte burada’ diyor. ‘Doralisa... O, Venezuela’nın en muhteşem kadınlarından biridir...’

İyilik bulaşıcıdır...

‘Değişen Hayatlar’, 1975 yılında müzisyen ve iktisatçı José Antonio Abreu tarafından kurulan, günümüzde yarım milyona yakın çocuğa yoğun bir müzik öğrenimi ve kurduğu yüzlerce gençlik orkestrasında müzik yapma şansı veren El Sistema mucizesini anlatıyor. Bizleri, Karakas’da boş bir garajdan Venezuela varoşlarına yayılan, engelliler ve suçlular dahil katılmak isteyen herkese açık olan, devlet destekli bu programın tarihinde gezdiriyor. Kendisi de bir müzik öğretmeni olan yazarının, hikayenin kahramanlarıyla yaptığı görüşmeler ve gözlemler, oradaki ruhu bize de taşıyıp büyük hayaller kurmaya yüreklendiriyor. Tek başına değiştiremediklerimize doğru bir adım atmak için, iyiliğin gücünü ve bulaşıcı olduğunu hatırlamamız yeterli.

‘O çocuk, bir enstrumanın nasıl çalınacağını öğrendiği andan itibaren, artık yoksul bir çocuk değildir...’

Çok büyük çoğunluğu yoksulluk içinde yaşayan çocuklardan oluşan El Sistema’nın başarısındaki en önemli faktörlerden biri, bu kavramı doğru ve içi dolu bir  şekilde tanımlamış olması. Abreu, yoksulluğu, yeme ve barınma gibi temel ihtiyaçlardan yoksun olma hali olarak değil, manevi bir eksiklik, kabul görmeyiş ve bir nevi yalnızlık olarak algılıyor. Bu algı, onunla mücadelesinin zeminini, araçlarını ve şeklini değiştiriyor.

Çocukları, çeteler, uyuşturucu ve şiddet gibi tehlikelerden uzak tutan El Sistema, yoksulluğun onlarda ve hatta ailelerinde yarattığı ruhsal tahribatı onarmaya çalışıyor. Abreu, çocukların en kaliteli çalgıları kullanmalarında ısrarcı olduğu gibi, zarif bir atmosfer içerisinde yemek yemelerini sağlamak dahil, onlara her zaman en iyisini sunmak konusunda oldukça hassas. O, ‘Yoksullar için kültür, asla yoksul kültür olmamalıdır.’ diyor. Duyarlı ve vizyoner bir insanın etrafında şekillenen bu proje, ezberleri bir bir bozarak ilerliyor...

Yaşam, bir döngüdür...
 
Doralisa’nın Abreu’ya ders verdiği ev, yıllar sonra El Sistema’nın öğrenim noktalarından birine dönüşüyor. Bir tromboncunun oğlu olan Gustavo, henüz çok küçükken, işte bu evde öğrenimine başlayarak, akranlarının hapse düştüğü ortamdan uzaklaşabiliyor. Bir   orkestra şefi de olan Abreu’nun teşviki ve ilgisiyle, daha on sekiz yaşındayken orkestra yönetmeye başlayan Gustavo Dudamel, bugün Venezuela’daki Simon Bolivar Orkestrası’nın ve müzik direktörlüğünü yaptığı Los Angeles Filarmoni’nin şefi. Gustavo’nun orkestra üyeleriyle etkileşimi de, ifade gücü ve sahnedeki hayat dolu varoluşu da benzersiz. O, meslektaşlarından kolayca ayrılan biri, tıpkı Doralisa ve Abreu gibi...

El Sistema, müzik dünyasına Gustavo gibi bir yıldız ve başarılı müzisyenler kazandırıyor olsa da, varoluş nedenini, kendine güvenli, umutlu, yetenekli ve aidiyet duygusuna sahip bireyler yetiştirmek olarak görüyor. El Sistema’ya iki yıl önce katılan bir çocuk, ‘yaşamında ne değişti’ sorusunu, ‘Eskiden çok fazla kavgaya karışırdım. Fakat şimdi sinirlendiğim anlarda kolumu tutup sanki orada kemanım varmış gibi parmak çalışması yapıyorum.’diye cevaplıyor...

Çocukları dönüştüren El Sistema için, ‘o, bir oluş ama henüz bir varlık değil’ diyen Abreu, bizleri şaşırtmayı sürdürecek gibi duruyor...

Bir kitap al, bir çocuğun yaşamı değişsin...

‘Değişen Yaşamlar’, Mehmet Selim ve Yeliz Yalın Baki çiftinin, bundan on yıl önce, El Sistema’nın varlığından henüz haberdar değilken kurmuş oldukları ‘Barış için Müzik’i de tanımamızı sağlıyor. Baki çiftinin çıktıkları yolun, El Sistema’nınkiyle kesişmesi gecikmiyor zira onlar da, El Sistema ve ilham verdiği dünya çapındaki projelerle aynı hedefe doğru yürüyor. Edirnekapı’da bir ilk öğrenim kurumunda on beş öğrenciyle başlayan projenin bugüne kadar binin üzerinde çocuğa ulaşmış olması umut verici elbette, ancak dalga dalga yayılması için, desteklenmesi gerek.

Kitabın Türkçe baskısının satışından elde edilecek gelirin tamamı, daha fazla çocuğun yaşamına dokunmak üzere kullanılacak. Bu değerli amaç için, yayınlanma süreci, tüm maliyet kalemlerinin sıfırlanacağı şekilde tasarlanmış. Öyle ki, Amerikalı yazarı Tricia Tunstall da, onu dilimize başarıyla tercüme eden çevirmen topluluğu da, karşılık beklemeden dahil olmuşlar bu sürece.

Kitap, doğrudan Barış için Müzik’ten talep edilebileceği gibi, İKSV’den de satın alınabiliyor.

Değişen Hayatlar: Gustavo Dudamel, El Sistema
ve Müziğin Dönüştürücü Gücü
Tricia Tunstall
İngilizceden Çeviren: Gönüllü Çevirmenler Topluluğu
Barış için Müzik Vakfı Yayınları, 2014
263 Sayfa

0
1045
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle