10 MAYIS, CUMA, 2013

Merhaba Bayım, Bu Yalnızca Bir Pipo Değil Mi?

İslâm Dalp yazdı... Tarih yarım kalmış işlerle dolu ve bu yarım misinalar uç uca eklenerek uzamaya devam ediyor. Dev yumağın karmaşasını kim açmaya niyetli, kim geçmişin tozlu zamanlarına dalıp gerçeği yeniden kurmaya yeltenir? Bu sorunun cevabını bulmak zor olmasa gerek, D.M.Thomas ise bir Café'de ağırladığı Freud ile bir kitap hacminde sohbet edebilmiş.

Merhaba Bayım, Bu Yalnızca Bir Pipo Değil Mi?

Tarih yarım kalmış işlerle dolu ve bu yarım misinalar uç uca eklenerek uzamaya devam ediyor. Dev yumağın karmaşasını kim açmaya niyetli, kim geçmişin tozlu zamanlarına dalıp gerçeği yeniden kurmaya yeltenir? Bu sorunun cevabını bulmak zor olmasa gerek, D.M.Thomas ise bir Caféde ağırladığı Freud ile bir kitap hacminde sohbet edebilmiş.

Bir bilim adamı ve iyi bir yazar olan Freud’un ölümünün ardından ortaya çıkan hadise ve polemikleri de eserine başarıyla serpmiş Thomas. Zekice kurgulanmış diyaloglar Freud’un ömrünü verdiği teorilerin genel hatlarını sunduğu gibi onun aksi ve inatçı kişiliğini de yansıtmış.

Sorularında yazar merkezli bir zamanüstü söyleşi yapmaktansa kendisini de kurgunun içine dâhil ederek, tam da psikanalizin ruhuna uygun, aynı anda iki hastanın bulunduğu bir tabloyu gözler önüne sermiş (Kimin daha hasta olduğunu bulmak size kalmış!) Freud’un hayatı ve fikirleri etrafında dönen konuşma kimi yerlerde bir psikanaliz seansına dönüşüp Thomas’ın zihninin içi olabiliyor, daha da ilginci kendinizi Freud’a psikanaliz yaparken bulabiliyorsunuz!

Kitabı okuduktan sonra yazarın bu hayali söyleşiyi yapmasını imkânlı kılan şeyi düşünmeye başladım çünkü D.M.Thomas, roman yazarı ve bir şair. Neden Freud’a bu kadar yoğun ilgi beslesin ve neden onunla yüzleşip konuşma ihtiyacı duysun? Sanırım bu soruların cevabı Freud’un mistik karakterinde saklı çünkü o, vakalarını yazarken kısa bir roman kaleme alıyormuş gibi kıvrak bir dil kullanır ve bu sayede bir sonraki aşamada siz kendinizi akademik hassasiyetten sıyrılıp artık olayın bundan sonra nereye varacağını anlamaya çalışırken bulabilirsiniz. Rüyaların Yorumu gibi kitaplarındaysa bir şairin görme ve hissetme bilinci vardır, şiirsel bir atmosfer çiziyordur adeta kelimeleriyle. Tüm bu özellikleri Thomas’ın Freud’u meslektaşı gibi görmesine sebep olmuş, onları sohbet etmek üzere bir caféde buluşturmuş ve birer fincan kahve içmelerini sağlamış olabilir. Tabii kitabın tamamı önsüzünde denildiği gibi “Freud hepimizi şeytanlarıyla yüzleştirdi, bizim de şeytanlarımızla yüzleşmememizi istemişti” cümlesinin genel bir izdüşümü olabilir de! Hem zaten bundan daha doğal ne olabilir ki? Burada tek suçlu, masada duran kayıt cihazı işte!

Hayali Söyleşiler Freud – D.M.Thomas, Kolektif Kitap – 135 s.

0
1345
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle