16 ARALIK, PAZARTESİ, 2013

Kiraz Mevsimi ve Sinema Bileti

 

Adnan Azar, "Yusuf Kurçenli ile Kiraz Mevsimi ve Sinema Bileti" hakkında yazdı...  Sadece tutkulu ve tutumlu bir yönetmen değil; derin kesiklerin, zor zamanların, sessizliklerin alçak gönüllü anlatıcısı. Usta ve ağabey. Yolumuz profesyonel anlamda iki kez kesişti onunla: 1987'de bir Sabahattin Ali uyarlaması olan Gramafon Avrat'a hazırlanırken “yardımcı yönetmen”lik önerisinin, o döneme rastgelen Hollanda serüvenim nedeniyle gerçekleşmediğinde...

Kiraz Mevsimi ve Sinema Bileti
<p> </p>

Sadece tutkulu ve tutumlu bir yönetmen değil; derin kesiklerin, zor zamanların, sessizliklerin alçak gönüllü anlatıcısı. Usta ve ağabey. Yolumuz profesyonel anlamda iki kez kesişti onunla: 1987'de bir Sabahattin Ali uyarlaması olan Gramafon Avrat'a hazırlanırken “yardımcı yönetmen”lik önerisinin, o döneme rastgelen Hollanda serüvenim nedeniyle gerçekleşmediğinde...Çok sonra, 2006'da, bu kere başka konumlarda ve onun At Gözlüğü filminden uzun yıllar sonra el vereceği bir TV filmi için yeniden bir araya gelişimiz; uzun görüşmelerin ardından, o projenin onunla hayata geçemeyişi... İlkeleri nedeniyle elbette. Sonra onu, son filmini çekmek üzere, ortak baba ocağına, Karadeniz'e uğurlayışımız...Ama karşılaşıp tanışmamız 80'li yılların başlarında, koyu karanlığın  gölgelediği günlerde, Papirüs Bar'ın pusu(su)nda.

Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe ile 1983'de başlayan ısrarlı ve ama çileli yolculuk... 1984'de çektiği Ölmez Ağacı'yla bulduğu özgün bir dil işçiliğiyle akıntıya karşı kürek çekmeye çoktan başlamıştı bile. Kültür kesişmelerinden göz alıcı bir kesite dikkat çektiği Mertoğlu Ömer Bey'in hemen arkasından, 1987 yılında, Sabahattin Ali'nin romanından uyarladığı Gramafon Avrat, bir dönüm noktası oldu. Edebiyat birikimini öne aldığı bu çizgiyi, iki iddialı projeyle, Melih Cevdet Anday'ın Raziye'si ve Rıfat Ilgaz'ın Karartma Geceleri ile sürdürdü. Politik sinemanın seçkin bir örneği olarak sinema çevrelerinde hakkedilmiş bir ilgi ile karşılanan Karartma Geceleri, onu, dört yıl süren bir suskunluktan sonra bir “12 Eylül hesaplaşması” olan bir başka politik çalışmaya, Çözülmeler'e taşıdı.

Sinemadan uzak kaldığı sekiz yıl boyunca hayatın seslerini dinler ve kaydederken belgeseller yaptı; televizyon dizilerine, gönülsüz de olsa,

omuz verdi. 2002'de, Amasra'da, Kadir İnanır ve Türkan Şoray'la birlikte Gönderilmemiş Mektuplar'a bakıyordu. Veda filmi Yüreğine Sor'u, doğup büyüdüğü coğrafyada dile getirdi. Son telefon görüşmemizde “daha iyi günlerim de oldu.” diyordu. Sonra, geldiği gibi sessiz, akıp gitti ipince.

O, sinema biletlerini çoğaltan kapalı gişe telâşlarını hiç hesaba katmadan, “kiraz mevsimi”ni  canlı kılacak filmler yaptı. Onun imgesiyle, çektiği filmlerin sekans sonlarının izindeyken ben, çok anlamlı iki sayfasının kendisine ayrılmış, değerbilirliklerle dolu bir kitap, Kiraz Mevsimi ve Sinema Bileti*  çıkageldi postadan. Onat Kutlar'ın “anısına” (da) adanmış, Hakan Savaş'ın deneme tadındaki değerlendirmelerini kapsayan bu toplam, hayatı, sinemayı ve edebiyatı yan yana koyarak, o büyüyle bakıyor dünyaya. Kitabın tamamına yayılmış lezzet,  şiir-felsefe-sinema bağını kuşatan doyurucu yaklaşımının yanı sıra; yitirdiğimiz sinema değerlerinin ardından kaleme alınmış güzellemelerle, olgun şiirler tadında.
Kiraz Mevsimi ve Sinema Bileti, asında bizim olan hayatın yakasına özenle iliştirilmiş kırmızı bir karanfil; yakışıyor içinde adı olan herkese. Sonra biz hepimize.

Yusuf Kurçenli'nin, filmleriyle birlikte değerli anısını ve kapağındaki eski biletlerin üzerinde yazdığı gibi, Hakan Savaş'ın, edebiyatın, özellikle şiirin içinden doğru baktığı 'film ve yönetmen okuma kılavuzu'  Kiraz Mevsimi ve Sinema Bileti adlı kitabını “sonuna kadar saklayınız”.  Saklayınız ki gelecek kuşaklar, hayatın, edebiyatın ve sinemanın, tutarlı ilkelerin izi boyunca, kırılmalara uğramayan, sürdürülebilir bir değerler bütünü olduğu, “kiraz mevsimi”nin hep sevmek, çok sevişmek, unutmamak vakti olduğu anlaşılmış olsun! Bir kere daha.

0
1512
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle