24 ARALIK, SALI, 2013

Karanlık Şiirler

Mustafa Fırat'ın Mühür Kitaplığı'ndan çıkan dördüncü şiir kitabı Karanlık Şiirler 35 şiirden oluşuyor. Artful Living okurları için o şiirlerden tadımlık paylaşıyoruz.

Karanlık Şiirler

Mustafa Fırat 1978 yılında İzmir'de doğdu. İlkokulu İstanbul'da orta ve lise eğitimini Antalya'da Özel Antalya Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü'nü bitirdikten sonra MEB kadrosunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Ülkenin birçok nitelikli edebiyat ve kültür dergisinde şiir ve yazılarıyla imzası görüldü. İlk şiir kitabı 2003 yılında Paslı Ayna'dan sonra ikinci şiir kitabı 2005 yılında Lâlezar yayınlandı. Bu kitabıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Nüzhet Erman Şiir Ödülü'nü aldı. Üçüncü şiir kitabı İçimdeki Telaş ise 2009 yılında Mühür Kitaplığı'nca yayınlandı.

2009'dan bu yana düzenli olarak dergilerden seçtiği şiirlerden derlediği şiir seçkisi Şair Dağın Doruğunda'yı hazırlıyor.

Mühür Şiir ve Edebiyat Dergisi'nin editörlüğün sürdürüyor.

"Karanlık Şiirler, adından farklı çok zıt şiirlerden oluşuyor. Kitabın tematik olma özelliği, yalnızca gecede ve ona ait ne varsa o bağlamda yazılmış olması bakımından dikkatleri çekiyor. Aydınlık şiirler. Evet. Yer yer toplumsal göndermeleri ile unutulmaması gerekenlere işaret eden şair, bunu yaparken de lirik söylemin gücünden yararlanıyor. Yer yer de şiirin gerçek şairlerine ve onların enfes şiirlerine bir taş daha koyarak konumunu çiziyor. Şiirlerin otuz beş şiirden oluşması ve kitabın 2013 yılında şairin yaşına ithaf edilmesi şaşırtıcı olmasa gerek. Dante'ye oradan da Cahit Sıtkı'ya sıcak bir tebessüm. Büyük bir geleneğin içinden yazılan Karanlık Şiirler, kısa sürede  ikinci baskı yaparak okurun karşısına yeniden çıktı. Söylenenlere göre yeni yılda yeni bir baskı daha yapması bekleniyormuş Karanlık Şiirler'in...”

Yukarıda tanıtım bülteninden bir bölüm aldığımız, Mustafa Fırat'ın Mühür Kitaplığı'ndan çıkan dördüncü şiir kitabı Karanlık Şiirler 35 şiirden oluşuyor. Artful Living okurları için o şiirlerden tadımlık paylaşıyoruz.

V.

tüm çocuklar uykudayken
yaz beni sevgilim
vicdanının son mürekkebiyle şimdi
yaz durmadan dönen bir şarkıdır…

sana en parlak yıldızları
çalacağım bu uçsuz karanlıktan
ve sen mutlu olacaksın
sana getirdiğim için bu parıltıyı

gel bir ömrü okuyalım yan yana
yakıla yakıla en temmuzda
çağlar yürüsün biz yürüyelim
yüzümüzdeki utançla…


VI.

ben seni sevdim diye
bir kuyudan çıkardığım
güç bela kerbelâ suda boğuldum
hasretimi al boynunda olsun bir kolye…
ruhumu en dar sokaklarda
tuttum gezdirdim elinden
kör bir bıçak gibi bilenmeyi beklerken
denizin tuzu leke oldu vücudumda…

ben seni öptüm diye
rüya çarptı aşıkların yüzüne
en sert haliyle birden
l e y l a oldu a l y e l…

XXX.

bir riyadan bir rüyayı kaçırdım sormadım
uzanıp duran suretlerde
yok bir şarkının makamında
ölmelerden ölmek değildir yol arayan adam

susup sessizliğimizi içelim
parmak uçlarında gelen bu gizemli
gölgeyi karşılayalım hep birlikte
ürperti mi sıkıntı mı değil çevirdiğimiz öteki

ve dinleyelim ninnisini karanlığın
sürekli sürekli yolculuğa çıkar gibi
dinleyelim ninnisini karanlığın bıkmadan
avutalım içimizdeki çocuğu o ki şiirin tâ kendisi…


XXXIII.

ben ağaçları sevdim en çok senden sonra
nasıl olduğunu bilmediğim uzun bir şarkıyla
sevdim dallarıyla uzayan yalnızlığımı
ve gördüm bir ağacın bir ağaca çok geldiğini

beyaz şiirler okudum sonra benimle büyüyen
geceye has kumaşlar keserek
bildim nağmesini ağaçların rüzgârda çok
duydum ve dokundum denizlerin derin kıyısına…

sonra ve yine sonra sevgilim
yüzün nereye baksa diyorum ve eğilse
orası güzelleşir bir ay yıldızı kıskanır
işte bu yüzden müzik bitmesin ve gölgemiz sarksın aşka…

XXXIV.

bir şiir sonra bitecek iyiden iyiye
büyüttüğümüz bu şarkı en tenha yanlarımızda
bir kedi gelecek pencerene bakacak sonra sonsuz
gözler yalan söylemez kediler hiç oysa

bir yola koyulur gibi koyulacağız birlikte
usulca dinleyeceğiz gecenin ayak seslerini
işte yaşlanıyoruz kaldık biz bize
ve gemiler geçecek gözlerimizden dalgalı…

sahi ben hangi gemiye binsem aniden
saçları taranmış kentler bekler limanlarında
o kentler mi ben mi sen mi
taşar eteğinde gecenin gölgeleriyle bir kucak hüzün…


XXXV.

yolun yarısı diyorduk ya geldik
işte geldik ve durduk soğuk ırmaklar kadar üzgün
bana kalbin şarkısını yazdıran sana ve geceye
yeşil gözlerine bir de mırıldanış inceden inceye…

çok ölümler gördük ve ülkelerinden geçtik
ağaçların ağlayışını ve rüzgârın uğultusunu
kattık içimize uçup giden kuşlara ağıt yaktık
ekledik manzaralarını hayatın dilimiz az çöl

kurudum ve dirildim yeniden bu çağın önünde
durarak kuruldum ölümün felç olmuş eşiğinde
bu lezzet bu karanlık kim bilir belki bitmesin diye
büyük bir hülyayla yazdım bu şiirleri…

0
2350
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle