10 ŞUBAT, SALI, 2015

Hikâyeyi Resimle Devam Ettirmek

“Kitapta en yoğun hayal gücü gerektiren yerlere çizim yapmak yanlış geliyor bana. O sahneleri biraz daha çocukların hayal gücüne bırakmaya çalışırım. Çünkü onları hayal kırıklığına uğratmak çok korkutur beni. Aslında metni birebir resimlemektense onu destekleyen şekilde resimlemek taraftarıyım. Metinlerin birebir anlatmadığı şeyi resmetmek daha uygun geliyor bana. Metine de birşey katmak, demek istediğim. Resimle hikâyeyi devam ettirmek gibi.”

Resimli çocuk edebiyatının verimli çizerlerinden Sedat Girgin ile Berna Gençalp konuştu.

Hikâyeyi Resimle Devam Ettirmek

Bir insana belki tüm yaşamı boyunca zihninde gezdireceği, kalbinde taşıyacağı bir imge sunmak, ruhuna bir cümle damlatmak… Çocuk edebiyatının önemi ve nazikliği biraz da burada. Sedat Girgin, resimli çocuk edebiyatı alanında sık sık karşımıza çıkan bir isim. Kendine has, ayrıksı, sert ve hüzünlü tarzı ile dikkat çeken çizerle illüstrasyon, çizimin metinle ilişkisi ve gelecek planları hakkında konuştuk. 

Sedat Girgin Hakkında

1985 yılında İstanbul’da doğan Sedat Girgin, İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’nden mezun oldu. Serbest illüstratör olarak çalışan Girgin, çocuk kitapları ve dergiler için çizimler yapıyor. 2009 yılında Tudem Resimli Kitap Yarışması’nda “Karıncanın Kardeşi” kitabındaki çalışması ile üçüncülük ödülü kazandı. Girgin, 2010 yılında ise Art Vespa Yarışması’nda birincilik ödülünün sahibi oldu. Milk Gallery & Design Store’da 2013 yılında ilk sergisini açan Sedat Girgin, İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.  

Çizgiyle ilişkiniz nasıl başladı? 

Çizgiyle ilişkim her çocuk gibi çok küçük yaşta başladı. Sürekli odaya kapanıp bir şeyler çizerdim, bundan çok keyif alırdım. Bu ilgim hiç geçmeyince ailem beni Güzel Sanatlar Lisesi giriş sınavlarına kaydetti. Sınavı kazandım ve bu okulda sonradan çok faydasını gördüğüm temel desen ve sanat eğitimi aldım. Üniversitede resim okumak istiyordum. Ancak o aralar ailemin maddi durumu kötüye gitti ve ben kendimi kurtarmak adına Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Endüstri Ürünler Tasarımı Bölümü’ne kaydoldum. Ama daha ilk dersten bu bölümün bana göre olmadığını anladım. Dört yıl boyunca lisede elimizi rahatlatmaya çalıştıktan sonra ilk derste önüme T cetveli ve gönye koymuşlardı. Bölüm derslerinde çok sıkıldığım için sürekli bir şeyler karalamaya başladım. Sonra internetle tanıştım ve benim gibi çizen insanlarla karşılaştım. Ben de işlerimi internete koymaya başladım. Üniversitenin ikinci yılında kuzenim Suna Dölek bir çocuk kitabı yazdığını ve yayıneviyle anlaştığını söyledi. Ama yayınevinin kitabı için hazırlattığı çizimlerden hiç hoşlanmamıştı. “Gel, sen çiz kitabımı” dedi. Böylece bu mesleğe adım atmış oldum. Ardından bir resimli kitap daha hazırladık ve ödül kazandık. Devamı böylece geldi. Şu an resimlediğim çocuk kitabı yetmişi geçti diye hatırlıyorum. 

Bu kulvarı niye seçtiniz ve çocuk kitapları resimlemenizin hangi yönleri hoşunuza gidiyor?

Bu kulvarı ben seçmedim, birden içinde kendimi buluverdim. Gerçeği söylemem gerekirse çizgimi çocuk kitapları için çok uygun bulmuyordum. Sert, hüzünlü bir çizgimin olduğunu düşünüyordum. Öte yandan bu tip bir çizgi çocuk kitabı dünyası için farklı bir renk ve soluk getirmiş oldu ve belki de bu yüzden bu kadar çok kitap resimledim. Bu mesleğin en hoşuma giden tarafı kalıcı bir iş yapıyor olmam. İnsanlar kitaba değer veriyor, onunla işi bitince çöpe atmıyor, bu da benim hoşuma gidiyor. Bir de tabii çocukların sonsuz hayal dünyası içinde yer alabilmek çok heyecan verici. 

Çocuk edebiyatına nasıl baktığınızı bizimle paylaşır mısınız?

Çocuk edebiyatı çok geniş, çok özgür bir alan. Türkiye'de daha yeni yeni özgünleştiğini gözlemliyorum. Yurt dışından telif alıp kitap basmak kitabevlerinin kolayına geliyor. Çünkü hazır yurt dışında tutmuş sevilmiş bir kitabın satışını yapmak daha kolay. Sıfırdan yerli yazar, yerli çizerle iyi bir kitap yapmak ise zor geliyor. Bu zor işe girişen yayınevlerine de çok saygı duyuyorum. Sağolsunlar, çalıştığım yayınevleri beni çok özgür bırakıyor. Çok fazla stilime, çizgime karışmıyorlar. Bence de doğrusu bu. Çizer, yazar ne kadar özgür olursa ortaya çıkan iş de çocukları o kadar rahat yakalayabiliyor diye düşünüyorum. Aslında bana sorarsanız ben en çok velilerden şikâyetçiyim. Çünkü kitabı asıl onların beğenisine sunuyoruz, kitapta biraz sert bir hava varsa veli hemen bırakıp, daha şeker daha ''prenses'' kitaba yöneliyor. Bir keresinde kendim şahit oldum; çocuk cadılı bir kitaba hayretle ve heyecanla bakarken annesi, “Bak kızım burada daha güzel bir kitap var” deyip elinden o kitabı aldı. 

Çocukluğunda sizi etkileyen çizimler, hikâyeler ve kitaplar hangileriydi?

Şu an aklıma Bay ve Bayan Kıl (Roald Dahl) geliyor. Çok keyifli bir kitaptı. Quantin Blake'in o özgür çizim tarzına da hâlâ hayranım. Sanki ikisi de düşünmeden içlerinden geldiği gibi yazıp çizmişler. Çok eğlenmişler gibi gelir bana.

Edebiyatla ilişkiniz nasıldır? 

Bu aralar işim gereği en çok okuduğum kitaplar çocuk kitapları. Seviyorum bu durumu aslında.

Fotoğraf: Şener Yılmaz Aslan

Fotoğraf: Şener Yılmaz Aslan

Çizgi ve metin ilişkisi konusunda ne düşünüyorsunuz? Çizmek üzere bir hikâyeyi ele aldığınızda ona nasıl yaklaşırsınız? Çizmeye nasıl başlarsınız?

İlk metin elime geldiğinde elime bir kâğıt kalem alıp okurum. Okurken hangi sahneleri çizmem gerektiğini düşünürüm, notlar alırım. Aslında ilk eskizler orada çıkar, hayalden eskizler alırım. Kitapta en yoğun hayal gücü gerektiren yerlere çizim yapmak yanlış geliyor bana. O sahneleri biraz daha çocukların hayal gücüne bırakmaya çalışırım. Çünkü onları hayal kırıklığına uğratmak çok korkutur beni. Aslında metni birebir resimlemektense onu destekleyen şekilde resimlemek taraftarıyım. Metinlerin birebir anlatmadığı şeyi resmetmek daha uygun geliyor bana. Metine de birşey katmak, demek istediğim. Resimle hikâyeyi devam ettirmek gibi.

Çocuklarla ilişkiniz nasıldır? 

Çocuklarla iyi bir elektriğim var. Onlara samimi yaklaşınca aradaki duvarı direkt kaldırıyorlar. Kendimi bir şekilde sevdiriyorum. Yetişkin gibi sohbetler ediyorum bu da onlara yakınlık hissi veriyor sanırım. Çizgilerimde de onlarla samimi olmaya çabalıyorum. Gereksiz fazla şeker, samimi, güler yüzlü çizimler yapmayı sevmiyorum. İki yaşında bir yeğenim var, bazen çizdiklerimin sağlamasını onun üstünde yapıyorum. Bir karakterin kadın mı erkek mi olduğunu ona soruyorum. “Kim bu?” dediğimde baba derse çizdiğim erkek başarılıdır benim için. Çok açık sözlüler, heyecanlı bir çizim değilse hemen başka şeye yöneliyorlar.

Çocuk kitapları dışında ne tür işler yapıyorsunuz? 

Çizgimi koruyarak daha farklı tarzda işler de yapıyorum. Sergiler açıyorum ya da karma sergilere katılıyorum. Aslında melankolik şeyler çizmeyi seviyorum, içimden öyle şeyler çıkıyor. Çizdiklerimin duygusunu verme çabasındayım. Dergilere, yetişkin kitaplarına kapaklar da çiziyorum. Reklam ajansları için de çalışıyorum. Yeri geliyor bir restoranın duvarlarına, menülerine çizimler de hazırlıyorum. 

Kullandığınız tekniklerden bahseder misiniz?

Genelde kâğıt üzerine ıslak iş hazırlamayı seviyorum. Elime hangi boya gelirse onunla çalışıyorum, su bazlı tüm boyaları kullanıyorum dersem yeridir. Eğer zaman kısıtlı ise veya değişiklik yapmak gereken durumlar olursa dijital çalışıyorum. dijital işlerde de kâğıt üzerine çalıştığım işlere yakın bir tat çıkarma çabasındayım. 

Zihinsel olarak kendinizi nasıl besliyorsunuz?

Ben insanların yaşamlarını incelemeyi çok seviyorum. Kalabalık yerlerde çaktırmadan insanların haraketlerini, davranışlarını, psikolojilerini gözlerim. Bazen onların hayat tarzlarını tahmin etmeye çalışırım. Küçüklüğümden beri kendimle oynadığım bir oyun gibi bu, aslında. Müzikle uğraşmayı da seviyorum. Bir rock grubum var ve davul çalıyorum. Sanırım bu da beni etkiliyor, rahatlatıyor. Bir de mimariye karşı çok ilgim var, yapıları incelemeyi çok seviyorum.

Nasıl bir ortamda çalışıyorsunuz? 

Çalışma ortamım her yer olabilir. Serbest çalışan bir çizer olduğumdan o konuda özgürüm. Küçük sakin bir oda benim için yeterli. Ortam yeterince sakin değilse odaklanmam çok zor oluyor. Bu yüzden herkesin uyuduğu gece saatlerini tercih ediyorum. Tam bir gececiyim. Sabahlara kadar çizip gündüz uyumak benim için daha uygun. Gündüz çalışmak durumunda kalırsam telefonları sessize alırım, perdeleri kapatırım.  

Mesleki anlamda ilerisi için planlarınız neler? 

Şu an için çok kesin planlarım olmasa da hem yazıp hem çizdiğim bir kitap hazırlamak isterim. Yaptığım kitapların yurt dışında da yayınlanmasını çok isterim. Önümüzdeki birkaç yıl, yurt dışında çalışmamın da mesleki açıdan iyi olabileceğini düşünüyorum. Bunların dışında yeni kişisel sergiler hazırlamak istiyorum. 

0
3272
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle