27 AĞUSTOS, ÇARŞAMBA, 2014

Denizleri Aşmak, Bir Tahtanın Üstünde

“Müzik ve Edebiyat” dizimize Özlem Ataünal yazdı…

Denizleri Aşmak, Bir Tahtanın Üstünde

‘Usul usul ağlamaya koyuluyorum, yan odadaki babam işitmesin diye başımı yastığa gömmeye çalışarak. Demek ki artık yetişkin oldum.'

Bilmediği bir dünyada, tek başına yaşamak zorunda bırakılmışken, yalnızlığını okuma aşkıyla hafifletecek, henüz on bir yaşındaki bu ‘yetişkin’in sözleriyle, otobiyografik bir eser olan, ‘Solo Keman için Füg’de karşılaştım. Kitap, yazarının samimi, zaman zaman mizahi üslubu ve anlam derinliği olan ifadeleriyle, ilk sayfadan itibaren okuru içine çekiyor. Yazarın kaleminden dökülenler, Deniz Yetkin’in başarılı çevirisiyle, lezzetini kaybetmeden okura ulaşıyor. Norgunk Yayıncılık, edebiyata ve özellikle inşa edilmiş yaşamlara ilgi duyanlara kıymetli bir kitap armağan etmiş. Kitabın adı, hak ettiği geniş okur kitlesini yakalamaya yardımcı olmadığından, yayınevi tercih ettiği sade ve estetik kapak tasarımında, keşke türüne yönelik bilgiye de yer vermiş olsaydı, diye düşünüyorum.

‘Cesaret Tedi, Bach’la teselli bul’

Yazar, Tedi Papavrami, 1971 yılında Arnavutluk’ta doğuyor. Henüz beş yaşındayken keman çalmaya başlayan bu harika çocuğun resmi eğitimi, Güzel Sanatlar Lisesi’ne kabul edilmesiyle başlıyor. Keman öğretmeni olan babası Robert, eğitimini evde de sürdürüyor. Fransız hükümetinden aldığı burs ve özverili çalışması, on bir yaşındayken Paris Ulusal Müzik Yüksek Konservatuarı’nın kapılarını açıyor ona. Dört yıl süren eğitimini, kendi kendini yetiştirme dönemi izliyor. Fransa’da kalmayı sürdürmenin omzuna yükledikleriyle, günde sekiz bazen on saat keman çalışıyor. Bu çaba, çok sayıda uluslararası ödülün yanında, ülkemiz dahil geniş bir coğrafyaya yayılan turneleri ve konserleri beraberinde getiriyor. Bugün, keman profesörü olarak atandığı Cenevre Üniversitesi’nde görev yapan Tedi, kemancılık kariyeriyle birlikte, aktörlük dahil farklı faaliyetler yürüten biri.

Tedi, Arnavut yazar İsmail Kadere’nin kitaplarını Fransızcaya kazandırmasının ardından, çeşitli müzik eserlerinin transkripsiyonlarını hazırlıyor. İlk olarak Scarletti’nin piyano sonatlarını, geçtiğimiz yıl ise, çok genç yaştan itibaren müziğinde teselli bulduğu Bach’ın org için yazdığı ‘Fantezi ve Füg’ü, solo kemanla çalınabilir hale getiriyor. Aynı yıl basılan bu kitabında, bu eser dahil ‘Violon Seul’ albümünde yer alanların kesitlerine ulaşmayı sağlayan barkotlar da yer alıyor. Büyük bir mücadele verdiği müziğini dinleme isteği duymaktan kendimi alamazken, sayfaların arasında kemanının tınısını işitiyor olmak, hoş bir sürpriz.

Belirsiz olan uğruna çabalamak, denizleri aşmak, bir tahtanın üstünde*

Bu özgeçmiş, Tedi hakkında çok az şey söylüyor. Oysa Tedi’nin komünist rejimle yönetilen bir ülkeye doğmuş olması, hikâyesini en baştan griye boyuyor... Yeteneğini çok erken fark ederek gelişimini sağlayacak şartları yaratan ve kendileriyle ilgili hayati kararlarda bile Tedi’yi önceliklendiren bir


*Kitapta Blaise Pascal’dan alıntılanmıştır.

aileye sahip olması, onun en büyük şansı. 1944 doğumlu rejimin kapanına kısılmış olan babası Robert ve annesi Yolanda, büyükbabası Dodo dahil, kendi hayatlarındaki eksilmişlikleri ve özlemlerini Tedi’ninkinde var etme çabası içindeler. Bu iyi niyetli gayretkeşliğin içine, kimi zaman Robert’ın değişken ve karanlık ruh halleri de karışmıyor değil. Tedi’ye düşen rol, bir çocuk olarak bunu anlamak, baş etmek ve ‘hayat yayan şahdamarına yapışık duran kemanını’ en iyi şekilde çalmak. Yeteneğinin ve ailesinin mücadelesinin onu nereye götüreceğini bilmeksizin...

Flütist ve piyanistin verdiği hediyeler

Neyse ki yaşamda, uzun zaman gösterilen çabanın karşılığıymış gibi duran gizemli tesadüfler de var. Konser vermek için, piyanisti ile birlikte gittiği Arnavutluk’ta, Güzel Sanatlar Lisesi’ni ziyaret eden Fransız flütist Alain Marion’un dokuz yaşındaki Tedi ile karşılaşması gibi. Piyanist, beğenisini göstermek için çantasından bulup çıkardığı bir nesneyi Tedi’ye hediye ederken, Alain’in ülkesine döner dönmez ilk işi, hükümetinden Tedi için burs talep etmek oluyor.

Fransız Hükümeti’nin sağladığı bursa, ülkeyi kapitalizm hastalığından korumakla görevli rejimin geçit vermesi imkansız gözükse de, Robert’ın mücadelesi başka bir tesadüfle birleşince, Fransa hayal olmaktan çıkıyor. Tedi’nin resmi eğitimini tamamladıktan sonra Fransa’da ve bu sefer ailesiyle birlikte kalması, çok daha travmatik bir sürecin yaşanmasını gerektiriyor. Son hamleleri, geride kalanları Arnavut hükümetinin misillemesine maruz bırakacak, siyasi suç işlemiş sayılan tüm akrabaları ancak rejim değiştiğinde özgürlüklerine kavuşacaklardır.

Piyanistin verdiği ve okuldaki arkadaşlarının imrenerek baktığı hediyeye dönersek eğer, babaannesi tarafından yemek odasının duvarında yerini almıştır çoktan. ‘Bic’ marka yeşil bir tükenmez kalem...

‘Belki de en çok kendimiz olduğumuz anlar, bir başkasının hassasiyetini içimizde duyduğumuz, kendimizi unutarak çoşkulu bir izleyiciye dönüştüğümüz, kendimiz olmaktan çıktığımız anlardır.’

Tiran’da mandalina ağaçlarının sık yapraklarının altına gizlenmiş bir evde başlayıp, Saint Jean de Luz, Paris ve Bordeaux’da geçen hikâyesiyle ilgiyi canlı tutan kitap, Tedi Papavrami’nin bu cümlesiyle son buluyor. ‘Solo Keman için Füg’ okura tam da bunu hissettirebilecek, davetkâr bir kitap.

‘Sıra bize geldiğinde, kendimizden bir şeyler katabilmemiz için, bu zorunludur.’

Solo Keman için Füg
Tedi Papavrami
Fransızcadan Çeviren: Deniz Yetkin
Norgunk Yayıncılık, 2014
237 Sayfa

0
1432
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle