14 KASIM, SALI, 2017

Breece Pancake ve Öyküleri

Amerikalı genç yazar Breece D'J Pancake’in ölümünden sonra kitaplaştırılmış öyküleri ilk kez Türkçede Kışın İlk Günü ismiyle Yüz Kitap etiketiyle yayımlandı. Breece D'J Pancake ve öyküleri üzerine John Burnside'ın 8 Ağustos 2014 tarihinde The Guardian'da yayımlanan yazısını Barış Cezar'ın çevirisiyle okurlarımızla paylaşıyoruz. 

Breece Pancake ve Öyküleri

8 Nisan 1979 günü, 26 yaşında Batı Virginialı bir adam kendini vurdu. İlk ve son kitabı (ölümünden sonra 1983’te basıldı) ABD’de başlıca yazar ve eleştirmenlerden övgüler aldı. New York Times’da, Joyce Carol Oates "Bu genç yazar öyle olağanüstü yetenekli ki, insanın bu ilk çalışmayı Hemingway’le kıyaslayası geliyor," yorumunu yaparken, Jayne Anne Phillips kitaptan “Amerika’nın Dublinliler’i” olarak bahsetti. Günümüzde hayranları arasında Margaret Atwood, Kevin Powers ve öykülerinden alıntılar tweet’leyen şarkıcı Lorde gibi isimler var.

Pancake’in yayımlanan ilk öyküsü Trilobitler, 1977’de The Atlantic’te yayımlandı. Her açıdan bir başyapıt; hayret verici olansa bir yazarın yayımlanan ilk öyküsünün bu kadar muhteşem olması. İlk bakıldığında eser taşrada değişim ve yalıtılmışlıkla ilgili. Colly adında bir genç doğup büyüdüğü küçük çiftliği çekip çevirmeye; artık bunun mali açıdan mümkün olmadığını bilen annesi ise çiftliği satmaya çalışıyor. Colly, yemek için bir kaplumbağa avlıyor, annesiyle çiftlik konusunda tartışıyor, yeni bir hayat kurmak üzere gittiği Florida’dan kasabaya ziyarete gelen eski kız arkadaşı Ginny’le gezmeye çıkıyor. İki yıl önce sonsuza kadar birlikte olacaklarını sanıyorlardı; şimdiyse Ginny’nin aklı başka yerde; Colly’yle sevişmekten ve takılmaktan memnun, ama Colly’nin ona olan aşkını ne paylaşıyor ne de anlıyor:

-Ne kadar kalacaksın? diyorum.

-Burada sadece bir hafta, sonra bir hafta da babamla New York’ta. Geri gitmek için ölüyorum. Harika bir yer orası.

-Sevgilin var mı?

Bana o komik gülümsemesiyle bakıyor. “Evet, sevgilim var. Plankton araştırmaları yapıyor.”

Ölçülü, hassas ve ufak melankolik mizah dokunuşlarıyla Trilobitler, karakter gözlemi bakımından bir şaheser. Hem Colly hem de Ginny kaybettikleri bir ebeveynin hatırasıyla baş etmeye çalışıyorlar, ama ilkin keder içindeyken Ginny annesinin ölümünden bahsetmeyi reddediyor ve kendini eğlenmeye veriyor. Öykünün zirvesinde, Colly ve Ginny harap bir binada sevişirlerken Colly içindeki acıya daha fazla direnemiyor:

“Onu yavaşça yere yatırıyorum. Kokusu burnuma geliyor, yer açmak için kasaları kenara itiyorum. Beklemiyorum. Ginny benimle sevişmiyor bu gece, yatağa atıyor. Peki, diye düşünüyorum, peki. Yatağa at beni. Pantolonunu ayak bileklerine indiriyorum, hoyratça alıyorum onu. Tinker’ın kız kardeşini düşünüyorum. Ginny burada değil. Altımdaki Tinker’ın kız kardeşi. Üzerimden mavi bir ışık dalgası geçiyor. Gözlerimi açtığımda döşemeyi görüyorum, yağmurdan ıslanmış ahşaptan çıkan yosun kokusunu alıyorum. Karayılanlar. Babamın beni dövmek zorunda kaldığı tek seferdi.

“İzin ver seninle geleyim,” diyorum. Pişman olmak istiyorum ama olamıyorum

“Colly lütfen…” Beni itiyor. Boya ve cam parçalarının arasında uzanan başını çeviriyor.

Uzunca bir süre gözlerini gizleyen çukur gölgelere bakıyorum. O uzun zaman önce tanıdığım biri. Bir an için adını hatırlayamıyorum, sonra hafızam yerine geliyor. Sırtımı duvara yaslayıp oturuyorum, omurgam ağrıyor. Kum yaban arılarının yuva yapışını dinliyorum ve parmağımı Ginny’nin gerdanında gezdiriyorum.”

Bu perişan edici korkunç bir an ve o son hareket, bıçağın yerini alan parmak, bize aşk ve cinayet şarkıları geleneğine sahip dağlık Amerika’da olduğumuzu hatırlatıyor. 

Pancake’in karakterlerinin pek çoğu gibi Colly de sonunda çiftliğini kaybeder. Bu öykülerin çoğu elindekileri kaybedenlerle ilgili, ama bunun asla sadece maddi bir şey olmadığı aşikâr; bu çiftlikler ve ufak toprak parçaları toz toprak içinde ve işlenemez halde, para etmiyorlar; fakat üzerlerine kazınmış olan nesiller boyu tarih ve o kafası karışık sevgi sakinlerinin gözünde parayla ölçülemez değerde. Öyle ki, bu tarih ve kafası karışık sevgi hissi Pancake’n alameti farikası denebilir.


Her şeyin ötesinde, Pancake yaralı, korkmuş ve atık kılınmış erkeğin öfkesini ve romantik özlemlerini anlıyordu. Yer, zaman ve sınıf farklarına rağmen bu öykülerdeki melankoli Çehov’a çok benzer gelirdi ve Joyce’un Dublinliler’iyle kıyaslanması da gayet adil. Kuşkusuz bunları yaşadığı için bu kadar iyi biliyordu. Ama sayısız insan da benzer acı ve hayal kırıklıkları dolu yaşamlar geçirmiş ve durumlarının acısını –kimi zaman da kırılgan güzelliğini– böylesine dile getirememiştir. Pancake’in en iyi öykülerinden “Tilki Avcıları”, kırsal erkeklerin keyfi şiddete eğilimlerini inceliyor; fakat seks için para ödedikleri ölü bir kız hakkında “gerçekle iç içe geçmiş yalanlarla saatleri deviren” yarı sarhoş tilki avcılarının karşısına "bu nadir ıssızlık anlarında dünyanın geri kalanı ya uyumaya hazırlanır ya da henüz kalkmamışken” kendini bulan yalnız yeniyetme Bo’yu koyuyor. “Tek başınaydı, yalnızlığın ne kadar büyük bir güç olduğunu bilir, yine de ondan korkardı. Güvensizlik kanında yayıldı, onu yeniden güçsüz bıraktı."

Bu kırsal öykülere o güçsüzlük ve bu karakterlerin en iyilerinin çoğu zaman yarı uyanık, günün toplum içinde geçen dilimlerini ruhlarından veya alelade aşklarından kalan kırıntıları korumak adına neredeyse uyurgezer gibi geçirdikleri hissi hâkim. Çoğunlukla buralardan çekip gitmeyi planlıyorlar; fakat onları esas tanımlayan o zorluklarla kazanılmış kimlik hissi ve belli bir yere ait olmanın laneti.

​Breece D'J Pancake’in yeterince iyi tanınmadığını söylemek hiç de abartı olmayacaktır. Belki de bu tuhaf ismi yüzündendir. Bununla birlikte, ne kadar göz ardı edilmiş olursa olsun, son 50 yılın en iyi dört beş öykü yazarından biri olduğu su götürmez. Elimizdeki bu külliyat sadece (muhtemelen) beş altı yılda yazılmış on iki öyküden ibaret; yaşasa neler başarabileceğini düşünmek üzücü ve kaybı gerçek bir trajedi. Pancake’in ciddi alkol problemi vardı ve yalnız, aksi ve çoğunlukla zor bir insandı; ancak gerçek bir edebi dehaydı ve spekülasyonun bize bıraktığı bu muhteşem armağanın önüne geçmesine izin vermek çok ciddi bir hata olur.

Fotoğraflar: Tiina Törmänen

0
427
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle