01 EKİM, ÇARŞAMBA, 2014

Bir Şair Kaç Kere Ölür?

Şair Didem Madak'ı kaybedeli üç yıl oldu.
Grapon kâğıtlarına yazıp bize bıraktığı “çiçekli”,”ah'lı”, “pulbiberli” benzersiz şiirleri için teşekkürlerimizi gökkuşağına yazara
bulutlarla ona göndermek istiyoruz.

Şükran Yücel yazdı..

Bir Şair Kaç Kere Ölür?

Şair Didem Madak'ı kaybedeli üç yıl oldu. Grapon kâğıtlarına yazıp bize bıraktığı “çiçekli”,”ah'lı”, “pulbiberli” benzersiz şiirleri için teşekkürlerimizi gökkuşağına yazarak bulutlarla ona göndermek istiyoruz.

Didem Madak'ı 24 temmuz 2011'de kaybettik. Şiirimizde kimseye benzemeyen farklı sesini işitenler vardı. Şiir seçkilerinde yayımlandı, yurt dışında yabancı dilde yayımlanan antolojilerde yer aldı. Kendine özgü bir şiir dili, içine doğarak dizelerinde hayat buldu. O hep iç sesini dinleyerek yazdı şiirini. Sezgiyle yazdığı şiiri kendi sesini buldu. Umurunda değildi, söz sanatları. Ama kendiliğinden fışkıran eğretilemeler, benzetmeler, tezat, tecahül-ü arifane, mecaz, cinas kaleminden akıyordu. Mizah, ironi, hiciv dizelerine  görünmeyen bir el tarafından konuyordu. O imgelerle yer değiştiriyor, “mazmûnlara sürgün” gidiyor, “şiirde tam pansiyon” kalıyordu. O hayatını kelimelerle şiire tercüme etti. Gündelik hayatın ayrıntıları, masallar, filmler, diziler, kediler, eşyalar, onda iz bırakan her şey şiirine yansıdı. Hayatla beslediği şiirleri kimi zaman acıyı, kederi, hüznü kimi zaman aşkı, sevdayı, tutkuyu, çoğunlukla hissettiği tedirginliği, öfkeyi, endişeyi ve isyanı dile getirdi. O kelimeleri aşkla sevdi, kelimelerle kavgası hiç bitmedi. “Kelimelerin mezarlığında gece bekçisi” olan Didem Madak, dirilecekleri günü bekledi sabırla. Edebiyat dünyasının gösterişine, şanına, ün merakına hiç kapılmadı.

“Şapkadan tavşan çıkaran şairler okulundan atılmış
Kol manşetinden şiir çıkaranlara intisap etmiştik

Rutubetten akmayan tuzluklardan farkımız yoktu
Biraz pirinç atmak lazımdı bana  
Kıçına vurarak şiir  ekeledim ortalığa
Aranıyor ilanlarındaki resmi de benzemiyordu kendine
Kayıp bir şiir çıkardım
Dizelerden birini  düşürmüş ve sonra bulamamıştım.
Haytalığa gitmiş olabilirdi ya da sinemaya.
Tabelamı astım :
Bu şiirde asgari sanat tarifesi uygulanmaktadır !
Sonra bağırdım :
Bul karoyu al parayı !
Bizi ancak dili ile sinek avlayan kurbağalar paklardı”

(Pulbiber Mahallesi, Metis, 2007)


Didem Madak, içinde şiirle doğmuş bir kadındı. Hayatın ona armağan ettiği şiiri acılarla keşfetti. Annesinin erken yaşta kaybını şiirle doldurmaya çalıştı.

“  Annem
    Ki beyaz bir kadındır
    Ölüsünü şiirle yıkadım.”


Kadın şairler hep kuşkuyla karşılanır. O da bu kuşkudan payına düşeni aldı. Sözünün gücü, şiirinin etkisiyle kendini şair camiasına kabul ettirse de, görmezden gelenler az değildi. Nedense, kadınların şiir yazamayacağı şeklinde bir önyargı oluşmuştu. Antolojilere

girebilmeyi başarmış kadın şairlerin sayısı oldukça azdır. Örneğin Memet Fuat'ın 'Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi'nde (Adam Yayınları, 1987) tek bir kadın şair yer alır: Gülten Akın. Kadın şairlerin sayısı, Mehmet H. Doğan'ın hazırladığı antolojide (YKY, 2001) artmıştır. Bu da kadınların 90 sonrasında şiire daha bir cesaretle girdiklerini gösterir.

Didem Madak'ın ilk kitabı Grapon Kâğıtları'nda farklı bir kadın şairin gelişini müjdeliyordu. “Kadın şair” lafının küçümsemeyle dudak bükerek söylendiği bir coğrafyada neden bunu vurguluyorum? Didem, kadın şair, şair kadın olmaya önem verirdi. Kadınlığın bu denli açık ve altı çizili olarak cesaretle modern şiirimize girişine itiraz edenler olmuştu. “Kadınlık halleri”nin şiire girişini küçümseme nedeni olarak görenler vardı. 'Haraşo örgüler', 'eski tül perdelerden gelinlikler', 'ıslak unutulmuş taş bezi gibi', 'uçlarından çile damlayan yorgun çamaşırlar', 'kalbinin raflarına dizdiği rengarenk reçeller', 'yamanan aşk', 'çoktandır öksüz kalan mutfak', 'kalbim ucu kararmış tahta kaşık gibi' türü benzetmeler, imgeler onlara 'şairane' gelmiyor olabilir. Didem Madak 'şairane' olmak istemiyordu zaten. Şiirin ruhunun derinliklerinden, kendiliğinden tüm doğallığıyla çıkmasını bekliyordu. “Siz Aşktan N'Anlarsınız Bayım?” dediği gibi, biz de sorabiliriz, siz şiirden ne anlıyorsunuz?

John Keats gibi şiirin, hayatın içinden, bir ağacın yapraklarının yeşerdiği gibi doğallıkla çıkması gerektiğini düşünüyorsanız, kadın şairin şiiri de onun hayatını yansıtmalıdır. Bir kadının şiiri ağaç gibi yeşerirse, “Ah'lar Ağacı” olur. “Ah”larını yaprak gibi yeşertir şiiriyle. Ahların ağacı ahlat ağacının dallarına rengarenk çaputlar bağlar gibi rüyalarını yazar. Bazen “zehrinden korktuğu kelimeleri yanlışlıkla yutar, apoletleri sökülecek kelimeleri seçer, ister ki kelimeler bahçe havuzunda kırmızı balıklar gibi yüzsünler”.  Çiçekli şiirler yazmayı ruhuna faydalı bulur:

    “Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
     Bilmiyorsunuz darmadağın gövdemi
     Çiçekli perdeler arkasında saklıyorum. ...
     Yıllardır kendini bulutlarda saklayan
     İllegal bir yağmurum.”


Didem Madak'ın ilk şiirlerine annesinin ölümüyle giren “ölüm”ün gölgesi eksilmeyerek tüm şiirlerine sızar.  O şiirlerinde hayatını yazdığı kadar ölümünü de yazar:

    “Bilmeyecekler, bilmeyecekler bir çingenenin
    İsmini vererek kendime öldüğümü.”
    “Ben ne zaman öleceğim tanrım!
    Sabah olunca mı?”
    “Ölü mavi bir kelebeğim
    Kuruttum kanatlarımı
    Mavi bir bilyenin göbeğini öptüm
    Her dehlize girdim, her sırra erdim.
    Çocuklar gibi ölmeyi bilmeden öldüm.”


    (Grapon Kâğıtları, 2000)

Didem Madak şiirlerini yazarken, defalarca ölmüş, defalarca küllerinden dirilen anka kuşu gibi yeniden dirilmişti.

    “Yeniden doğmuş olurdum oysa,
    Öldüğümü sandıklarında,
    Yalnızca kâğıtlarda iyi koşan bir at olarak.
    
    Vasiyetimdir:
    En güçlülerinden seçilsin
    Beni taşıyacak olanlar.
    Ahtım olsun,
    Yükleri ağırlaşsın diye iyice,
    Tabutumun içinde tepineceğim.”

    “Anlatarak bitiriyorum hayatımı
    Bilmiyorum başka nasıl bitirilir hayat”
    (Ah'lar Ağacı, 2002)
    “Hikâyeme bir hayat yazmak istiyorum
    Pek de inandırıcı olmayan
    Hayatıma bir ölüm.
    
    Beni masalların ortasında bırakıp giden ruhuma
    Romantik radyo dinleyen o eski arkadaşıma
    Son bir kere daha limon ağaçlarından bahsetmek istiyorum
    Otobüs duraklarında yağmurlar bekliyor beni
    Yağmurla beraberliğimden doğan
    Birinci ve yüzbininci hayaletim
    ...
    Hayatıma bir ölüm yazacağım
    Bir ölüm, pek de inandırıcı olmayan”


Bu sefer ölümü inandırıcı oldu. Önce inanamadık ama o “hüzün sektöründe 41 yıl bilfiil görev yaptıktan” sonra “şiirin içine girerken... Rüyaların büyük harfle başladığı bir ülkeye” gitti. Ardında çok sevdiği, doyamadığı kızı Füsun'u ve şiirlerini bırakarak. Her sözün onun şiirinin yanında eksik kalacağını biliyorum. Polyanna'ya Son Mektup şiirinde yazdığı gibi acıyı tercüme etmek zor.

    “Muhabbet kuşumuz öldü
    Arkasında uçuşan tüyleriyle mavi bir sonbahar bırakarak
    Biliyorsun ölüm, mavi boş bir kafestir kimi zaman
    Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna”


Üç yıldır internette geziyor Didem'in şiirleri. Giderek çoğalıyor okurları. Ölümünden hemen sonra yazdığım yazıda “Sylvia Plath gibi efsane olacak”, demişim. Tek farkla, Didem kaç kere öldüyse de şiirlerinde, her seferinde yeniden dirilmişti. Ölüm onu çağırsa da, tüm ameliyatlardan sonra o kalmak istemişti, küçük kızı Füsun'u annesiz bırakmamak için. Ölümünden sonra yayımlanan 128 Dikişli Şiir'de onun son sözlerini buluyoruz:

    “Doğdum, doğurdum
    Bir insan nasıl büyüyor gördüm
    Hayatta kalmak için
    Ve hayatta kalmanın yanında
    İnandım şiir bir gevezelikti
    Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda
    Satırlar artık bomboş
    Karnımda hissiz bir şiir var
    İçimde durmadan bölünen şiirler
    Birlikte yok olacağımız şiirler
    Birlikte unutulacağımız şiirler
    Hiç borcu olmamış şiirler
    Ve bu yüzden çok acıyan şiirler

    Acı aniden diner yağmurun dindiği gibi
    Bazen sadece tanrı öyle istediğinden
    Sadece bir mağarada resim çizerim belki
    Rüyaların büyük harfle başladığı bir ülkede
    Üstümden kaldırılmış bir ölü var
    Ahbap senin istediğin o mu?”

   (Pulbiber Mahallesi, Metis, ikinci basım 2012)

-Kitap-lık 174. sayıda yayımlanmıştır.
-

0
3723
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle