12 HAZİRAN, CUMA, 2015

Aziz Nesin 4: Onlar Ay’a, Biz Karaköy’e

Aziz Nesin için gerçekle yüzleşmek dövünmeyle ya da bazı olaylara yüzeysel bir değinmeyle değil, çirkin, yoz ve kötü olanın en derinine ve detayına inerek resimlemektir. Nesin güldürüyü ya da kara mizahı bir yöntem olarak incelikle kullandığı için, kültürel olumsuzluklar sebebiyle, okuru nefrete ve depresyona değil, anlayışa ve çabaya teşvik eder.

Aziz Nesin 100 yıl önce doğdu… Değerli yazarımızın 100. Doğum Yılı nedeniyle başlattığımız yazı dizisine devam ediyoruz…

Melida Tüzünoğlu yazdı: Aziz Nesin 4

Aziz Nesin 4: Onlar Ay’a, Biz Karaköy’e

Aziz Nesin yaşasaydı, ona ‘Her şey tam anlattığınız gibi, değişen bir şey yok. Bu yüzden de keskin zekânız, isabetli saptamalarınız ve sağduyunuz siyasete, kültürel yozluğa ve şehir planlamasına henüz pek de etki edemedi’ demek isterdim. Şüphesiz, Nesin Seyyahatnâme adlı eserini 1970’lerde kaleme aldığında, o çok sevdiği halkına basit bir İstanbul rehberi hazırlamadı; kara mizahın doruklarında gezinen bir eser hediye etti. Bu hediye taş topraktan yeni kurtulmuş, üstünde dumanı tüten bir elmas parçası gibi göz alıcı ve acıklı. Bu armağan elmas gibi acıklı çünkü taşın berraklığının, parıltısının bile örtemediği bir sömürge düzeninin, çarpık kültürel yapılanmanın bir ürünü.

Seyyahatnâme’nin temelinde sinema jargonunda ‘parallel cut’ olarak bildiğimiz bir anlatı tekniği var: birbirinden bağımsız iki olay eşzamanda ve birbirini kesmeden ilerler.  Seyyahatnâme Amerikalı bir turist kadın ‘Bayan Redmavs’ın İstanbul’a gelişini ve köy/kasaba ahalisinden birkaç kişinin ona şehri gezdirmeye çalışma öyküsüdür. Redmavs bu gezi boyunca bir yandan kendi el radyosundan astronot bir akrabasının Ay’a ayak basma serüvenini dinlerken, diğer yandan birkaç ‘Türk erkeği’ ile birlikte İstanbul’un uzak mahallerinden birinden yola çıkıp Karaköy’e gitmeye çalışmaktadır. Yağmur çamur, çevre kirliliği, lağım kokuları, bozuk yollar ve çukurlar, elektrik kesintileri, hırsızlık, rahatsız edici kalabalık, taciz ve benzeri olumsuz sözcükler bu gezinin anahtar kelimeleridir. Aziz Nesin eleştiri-yoğun bu uzun dizi öykülerinde (roman demek daha doğru olur belki) öyle tezat, nükteli ve komik bir dil kullanıyor ki, kahkaha yoluyla gerçekliğin ağırlığı ve ağrısı beynimize, kalbimize, göğsümüze işliyor.

Aziz Nesin için gerçekle yüzleşmek dövünmeyle ya da bazı olaylara yüzeysel bir değinmeyle değil, çirkin, yoz ve kötü olanın en derinine ve detayına inerek resimlemektir. Nesin güldürüyü ya da kara mizahı bir yöntem olarak incelikle kullandığı için, kültürel olumsuzluklar sebebiyle, okuru nefrete ve depresyona değil, anlayışa ve çabaya teşvik eder. Örneğin, yolculuk boyunca başından türlü badireler atlatan Redmavs son tacizine de uğrayınca, geziye eşlik eden imam Abbas, Redmavs’ın namusu konusuna takılır ve ‘Ben bu karıyı vuracağım’ diye çıkışır. Bekir ‘Peki ama Abbas Efendi, kadının bunda suçu yok ki... Bu olanlar senin namusuna dokunduysa, suçlu olan laf atanları, el atanları vur’ der. Abbas Efendi ise, ‘O kadar insanı nasıl vurayım, hepsiyle başa çıkamam. Bu Bayan Redmavs nasıl olsa bir kişi, izin ver de, hiç olmazsa onu vurup namusumu temizleyeyim’ diye yanıtlar. Burada Nesin’in yaptığı, yer değiştirme yöntemiyle, hem toplumsal bir yanlışı sorgulatmak hem de olayın çıkışsızlığını göstererek başka çözümler düşünmeye yönlendirmektir.

Seyyahatnâme, kısa bir yazıyla geçiştirilemeyecek kadar zengin içeriğe sahip bir eser. Sosyokültürel bir inceleme niteliğindeki analizler ve gözlemler, somut karakterler ve insan ilişkilerinin bu ülkeye mahsus nitelikleri ile eksiksiz bir anlatı. Yapısal olarak baktığımızdaysa, ‘yenilikçi edebiyat’ olarak özetleyebileceğim postmodern anlatının da Türk Edebiyatı tarihimizin en iyi örneklerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Postmodern edebiyatın belli başlı özelliklerinden oyunsu dil, kara mizah, ironi, metinlerarasılık, metni parçalara ayırma (fragmentation) ve masalsılık (fabulation) Seyyahatnâme’nin stilini oluşturan unsurlar.

Seyyahatnâme metinlerarası bir metindir çünkü şüphesiz referans noktası Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatname’dir. Her ne kadar metin içinde pastiş ya da direkt alıntı kullanmasa da, buradan yola çıktığı açıktır; gezi yazısını biçemsel olarak yeniden kurar. Nesin, günümüzdeki turist kelimesinin karşılığı olan ‘seyyah’ sözcüğünü de yine oyunsu biçimde düzenleyerek metnin ‘eğlenceli’ tarafına ilk göndermesini yapmış olur. Seyyahatnâme’de tekrarlı kullanılan folklorik öğelerin de metinlerarasılığın bir parçası olduğunu söylemek gerekli. Beyitler, dörtlükler, tekerlemeler en alakasız yerlerde yine oyunsu biçimde halk edebiyatının önemli isimlerinin ya da benzerlerinin ağzından söylenir; Fuzuli değil, Zufuli bir ikilik söyler, Namık Kemal değil Kamil Namık beytini okur. Hayali ozanlar da girer devreye, Bayan Redmavs’ın taharetiyle ilgi bir konuda şiirini söyleyen Taharri adlı kişidir. Dolayısıyla Aziz Nesin, yenilikçi bir metnin vereceği tüm hazzı Seyyahatnâme ile aktarır okura; özgür bir dili vardır, ozanlara ve tarihi metinlere temas eder, metni bozmaktan ve parçalamaktan çekinmez, sıradan kişilere ve olaylara fantastik boyut kazandırır.

0
1767
5
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle