08 NİSAN, ÇARŞAMBA, 2015

Aziz Nesin 2 - Mebus Paltosu

Çoğu zaman toplumsal sorunların tabiatına hâkim olmak, iyi edebiyatçı ve iyi yazar olmayı beraberinde getirmez; Aziz Nesin’i özel ve dahi kılan şey hem güncel problemlere tatlı ve komik bir hikâye ile girişmesi, hem de kendini bu hikâyelerin içine atarak, hikayedeki karakterlerle eşit bir yerden konuşmasıdır. Okurun Aziz Nesin’i sevmesinin bir sebebi onun üretken dehasıysa, diğer sebebi de bir yazar olarak okurla mesafesini mükemmel şekilde kurmuş olmasıdır.

Aziz Nesin 100 yıl önce doğdu… Değerli yazarımızın 100. Doğum Yılı nedeniyle başlattığımız yazı dizisine devam ediyoruz…
Melida Tüzünoğlu yazdı…

Aziz Nesin 2 - Mebus Paltosu

Sözlükler sözcükleri istifler, onları sessizleştirir, disipline eder. Oysa her sözcük kendi içinde vahşidir, avlanır, başka kelimelere yanaşır, seçer ve yutar ya da onlara can verir. Bir kelimeyi sözlükten çekip aldığınızda, bedensiz kalmış bir yürek gibi atar kendi kendine, yabancı bir bedene nakledilir; mecburen uyum sağlar. Yeni cümlelere, paragraflara, yazılara bağlanır, dili oluşturur. Kendine ait bir doğası olur kelimelerin, ruhları, karakterleri vardır. Bazen eşanlamlı sözcüklerle, bazen uzun tanımlamalarla, bazen dile getirilemeyen duygularla, bazen de etrafını saran yakın mefhumlarla açıklamaya çalışırız onları.

Aziz Nesin öykücülüğü için çok kullanılan bir anahtar kelimedir, hiciv. ‘Hiciv’i sıradan kelimelerden ayıran şey, bir atfetme ve bir yazı stili olmasından çok, hicveden için ‘olmazsa olmaz’ olan deha unsurudur. Bu nedenledir ki her yergi, her absürt taşlama ya da satirik deneme, edebiyat tarihinde bir değer ifade etmez. Aziz Nesin’in öykücülüğündeki ‘ridiküle etme hali’ ya da eleştirel/alaycı/komik yaklaşımı, onun toplumsal normları, bürokratik yapılanmayı, doğu-batı çatışmasını, az gelişmiş ülke krizlerini iyi tanımasından kaynaklanır. Çoğu zaman toplumsal sorunların tabiatına hakim olmak, iyi edebiyatçı ve iyi yazar olmayı beraberinde getirmez; Aziz Nesin’i özel ve dahi kılan şey hem güncel problemlere tatlı ve komik bir hikaye ile girişmesi, hem de kendini bu hikâyeerin içine atarak, hikayedeki karakterlerle eşit bir yerden konuşmasıdır. Okurun Aziz Nesin’i sevmesinin bir sebebi onun üretken dehasıysa, diğer sebebi de bir yazar olarak okurla mesafesini mükemmel şekilde kurmuş olmasıdır.

Yeni dönem edebiyatın tanınmış isimlerinden Donald Barthelme, kaleme aldığı ‘James Joyce’dan Sonra Yazmak’ başlıklı makalesinde, Joyce’un eserlerinin, okunsun ya da okunmasın, 20. yüzyıl edebiyatını etkilediğini söyler. Kısacası, Barthelme’ye göre Joyce’un yalnızca o eserleri yazmış ve birilerinin okumuş olması, klasik ve gelenekçi anlayışın kırılmasına yeterli olmuştur; kolektif bilinç Joyce’un yenilikçiliğini edebiyata ve düşünceye bir katman gibi yaymıştır ve yayacaktır. Aziz Nesin için de benzer bir şey söylemek mümkün: okunsun ya da okunmasın, onlarca yıl önce geçerli olan meseleler günümüzde hâlâ geçerliyse, ve bu meselelere bakışımızda eleştirel, alaycı ve komik taraflar varsa, bunu Aziz Nesin külliyatının etkisi ve katkısı vardır. Aziz Nesin’in olaylara bakışı ve konumu öyle belirgindir ki, okuru dipsiz muğlaklığa sürüklemez; ona üzerinde duracağı bir zemin yaratır. Okurun kendine güvenmesini sağlar böylece, en tekinsiz ve gurur kırıcı gerçeklik karşısında dahi okurun kendine güvenini zedelemez. İşte bu güven de okuru yazarın dehasına inandıran en önemli öğelerden biridir. Kendine güvenen okur, Nesin’in hikâyeerinde karamsarlığı değil, özgüveni, aklı ve mücadeleyi öğrenir. Nesin’in öykülerindeki nüktedan ve komik anlatı da flörtöz bir rahatlama alanıdır.

Çok üretken bir yazar Aziz Nesin. Şüphesiz aşırı üretim beraberinde tekrarlar getirir. Bu nedenle farklı öykülerinde zaman zaman aynı karakterler çıkar karşımıza beklenmedik biçimde, yadırgatır. Bu da, Nesin’in öykülerindeki ‘gerçek olaylardan yola çıkma’ hali ile dinlenmeksizin ve mütemadiyen yazmanın bir kusurudur. Yine de bahsettiğim şey, Aziz Nesin öykü kitaplarındaki ‘anı’ boyutunun da bir uzantısıdır. Ayrıca, yazarın bazı hikâyelerindeki didaktik taraf da saf kaygıdan doğmuştur: modernleşme sürecini tamamlamamış topluma dahil olan okura ne demek istediğini açık seçik anlatmak. Bu nedenle hikâyelerdeki karakterler paylaşılabilir.

Aziz Nesin şüphesiz ki yüzlerce müthiş öykü yazmıştır. Beni en çok yakalayan öykülerinden biri, Yüz Liraya Bir Deli kitabında yer alan ‘Mebus Paltosu’ndan ufak bir girişle bitireyim sözlerimi.

Yazar, eline geçen ufak miktarda bir parayla kışın kendine palto almak için mağazaları dolaşır. Gezer durur. Terziler ve hazır giyimciler çok pahalı gelir. Sonra ikinci el bir palto almak üzere eskici dükkânlarına uğrar. Sonuncu dükkânda kurnaz bir tüccara rastlar. Seçtiği devetüyü paltoyu dener yazar, palto öyle büyüktür ki, üzerinden dökülür, eteği yerleri süpürür. Ama alicengiz dükkân sahibi ‘Palto dökümlü olmalıdır’ der, ‘Harika durdu. Çok kaliteli kumaştır, mebus paltosudur’ diye ikna eder yazarı. Yazar çekiştirir paltoyu, kolları bacakları adeta kaybolur içinde, fakat önceden bir milletvekiline ait olduğunu düşünerek 'Tamam' der. Bütçesini bu paltoyu satın almak için kullanır. Üzerine giyer, dükkândan ayrılır. Yol boyu sigara, çakmak satın alır, cebine atar. Bunlar bir süre sonra yok olur. Defter kalem alır, yok olur. Cüzdanı, anahtarları çoktan yok olmuştur. Maaşını alır iş yerinden, cebine atar, paralar yok olur. Cebine ne atsa her şeyi yutar bu palto ve olaylar gelişir... Alegorik bir mebus paltosudur bu, Nesin’in hiciv kavramının her boşluğunu doldurduğu, çok boyutlu, nefis bir metindir.

Not: Kapak görseli, Aziz Nesin’in Mebus Paltosu’ndan etkilenen Melida Tüzünoğlu tarafından çizilmiş resimlenmiştir.

0
1344
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle