10 MART, CUMA, 2017

Anlat Bakalım

Ashley Ramsden ile Sue Hollingsworth'un yirmi yılı aşkın süredir hikâye anlatma alanında edindikleri deneyimi ve hikâye anlatmaya ilgi duyanlara özel teknikler, pratik öneriler ve bazı ipuçları sunmak için hazırladıkları Hikâye Anlatma Sanatı, üzerine bir inceleme.

Anlat Bakalım

Hikâye anlatmak insanlığın en eski geleneklerinden biri… Edebiyatın ve tarihçiliğin binlerce yıla dayanan ilk örnekleri sözlü anlatımla gerçekleşmişti. Öyle ki, dilden dile aktarılan efsaneler, hikâyeler toplumların sosyal ve kültürel yapılarını, dolaylı olarak da devletlerin kaderlerini etkilemişti. Yaşadığımız toprakların da hikâye anlatma geleneğinde çok köklü bir geçmişe sahip olduğunu biliyoruz. Sözlü tarihin öncü sayılan isimleriyle, halk ozanlarıyla, dengbêjleriyle bu coğrafyanın zengin bir hikâye anlatma kültürü olduğunu söyleyebiliriz.

Peki hikâyenin kendisi ne kadar iyi olursa olsun, eğer kötü anlatılırsa, eğer hakkı verilmezse bir değeri kalır mı ? İnsanlar hatırlar mı? Kim bilir, belki de tarihte ilk anlatıcısının beceriksizliği yüzünden yok olmuş birçok hikâye vardır… Konumuz bu soruya cevap aramak değil, ancak cevabını bildiğimiz bir soru var: Hikâye anlatmak bir beceri, bir zanaat mıdır? Kesinlikle evet.

Ali Bucak’ın çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıkan Hikâye Anlatma Sanatı, bizlere bu zanaatın (kitabın içinde çoğunlukla zanaat olarak bahsedildiği için ben de yazıda bu tabiri kullanmayı tercih ettim) inceliklerini anlatıyor. Kitabın yazarları Ashley Ramsden ve Sue Hollingsworth, yıllarca bu konuda çeşitli ülkelerde ve İngiltere’deki Hikâye Anlatma Okulu’nda dersler verip hikâyeler anlattıktan sonra tecrübelerini böyle bir çalışmada toplamışlar. Hatta Ramsden, 2015 yılında Türkiye’ye de gelmiş ve burada Uluslararası Hikâye Anlatıcılığı Merkezi’nin kuruluş aşamasında da bilgi ve tecrübesiyle yardımcı olmuş. Kitapla ilgili şunu söylemek gerek ki, bu aslında bir nevi “ders kitabı”, zira içerisinde hemen her bölümde çok sayıda alıştırma göreceksiniz. Ancak bu sizi korkutmasın, çünkü bu mecburen alıp okumak zorunda olduğunuz sıkıcı bir ders kitabı değil!

Kitap, hikâye anlatırken dikkat edilmesi gerektiği belirtilen ses ve sessizliğin kullanımı, mizaç, jestler, duyular, kutupsallık, ilişki kurma ve bunun gibi birçok farklı noktaya değiniyor. Bunların önemi ve yapılması gerekenlerle birlikte, bu konulara dair hikâye anlatma alıştırmaları ve oyunlarla karşılaşıyoruz. Alıştırmaların çoğu bir ya da daha fazla partnerle yapılıyor. Kimi alıştırmalar çok ilgi çekici gözükmeyebilir veya o konuda bir eksiğiniz olduğunu düşünmeyebilirsiniz, ancak özellikle de bir arkadaş grubuyla yapıldığında eğlenceli ve yararlı olacağa benziyorlar. Kendi adıma, öncelikle kokular üzerinden hikâye anlatma ve hikâyenin eşik bölümü (dönüm noktası) ile ilgili alıştırmaları fırsat bulduğumda mutlaka denemek istediğimi söyleyebilirim. Tüm bölümlerin sonunda, farklı kültürlerden derlenmiş kıssadan hisseler okuyacağınızı da belirtmekte yarar var. Bunların bazıları fazlasıyla iyimser masallar, bazıları ise sonunu tahmin edebildiğiniz ya da bildiğiniz halde tekrar tekrar okumaktan keyif alabileceğiniz türde öyküler.

İyi anlatılmış bir hikâye, anlatıcı ve dinleyici açısından birleşik bir tecrübedir. Hikâyeye anlatıldığı şeklini veren, içerikle duygunun evliliğidir. Bunu sağlamak için de sessizliğin çıplaklığına ihtiyaç vardır ve onunla birlikte kendini riske atacak cesarete.”

Özellikle öğretmenler, çocuklarla çalışanlar, oyuncular, tek kişilik gösteriler yapanlar, bir şekilde insanlara hitap eden yöneticiler, antrenörler, ama aslında herkes aynı zamanda birer hikâye anlatıcısıdır. İnsanları anlattıklarına inandıramadıkları sürece sağlıklı bir iletişim kurmaları, motivasyon sağlamaları ve başarılı olmaları zordur. Kaldı ki, yaptığımız işle ilgisi olmasa bile sanırım kimse fıkrasına gülünmeyen kişi olmak istemez ve emin olun sorun sadece fıkranın kendisi değil! Eğer iyi bir anlatıcı olmakla ilgileniyor ve bu konuda yazılı bir rehber arıyorsanız, elimizde iyi bir örneği var… 

Görseller: Daniel Bueno

0
3006
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle