21 ŞUBAT, SALI, 2017

Vicdani Bir Hesaplaşmanın Sorgusu

“Omelas’ı Bırakıp Gidenler”, Ursula K. Le Guin’in aynı adlı öyküsünden esinlenerek ortaya konulan bir sergi. Küratörler Özlem Ünsal ve Gülben Çapan izleyiciyi, tıpkı yazarın da okuruna yaptığı gibi vicdani bir hesaplaşmaya doğru itiyor.

Vicdani Bir Hesaplaşmanın Sorgusu

Ahmet Elhan, Murat Morova, Erdağ Aksel, Ali Elmacı, Berat Işık, Berkay Tuncay’ın eserlerini bir araya getiren “Omelas’ı Bırakıp Gidenler” adlı sergi aslında günümüzün yaşam tarzına ve ülkenin bulunduğu duruma bir gönderme niteliğinde. A44 Galeri’de gerçekleşen serginin küratörleri Gülpen Çapan ve Özlem Ünsal bir yandan “yaşadığımız ülkeden ya da şehirden gitmeli miyiz?” sorusuna gönderme yapıyor, diğer yandan ise tüm olup bitenlerden bağımsız düşünmenin mümkün olup olmadığını sorguluyorlar. 

“Omelas’ı Bırakıp Gidenler”, Ursula Le Guin’in Gülün Günlüğü adıyla derlenen kitabında yer alan ilk öyküsü, Le Guin bu eserde felsefi bir tez üzerinden ilerliyor ve filozof William James’in yorumuna göre bu tezde toplumdaki ahlaki değerler sorgulanıyor. Hikaye bir ütopyayı anlatıyor. Hayali bir ülke olan Omelas’taki yaşamdan bahsediyor. Omelas’ta çok mutlu bir halk yaşar ve bütün bu mutluluk adına kurban edilmiş küçük bir çocuk vardır. Bu çocuk kendi isteği dışında zorla şehrin karanlık bodrum katında tutulur ve çocuğa sadece yaşamını devam ettirecek kadar su ve ekmek verilir. Omelas’ta yaşayan kişileri bir gün bu çocuğun varlığından haberdar olur, ama kimse onun için bir şey yapmaz ya da yapamaz. Bir yanda herkesin kendi refahının devam etmesini sağlayan şey çocuğun acı çekmesidir, diğer yanda ise Omelaslılar vicdani hesaplaşma ile karşı karşıya kalırlar. Bu durumda da Omelas’ı terk etmeye başlarlar. Öykü, “bizler refah içinde yaşarken bir kişinin bu uğurda acı çekmesi doğru mudur?” ya da “bu durum nereye kadar görmezden gelinir?” gibi sorularla karşı karşıya bırakıyor okuru.

Tam bu noktadan bakmayı amaçlayan küratörler de sergide bu vicdani hesaplaşmayı odak noktasına oturtarak altı sanatçının eserleri sayesinde sorguluyorlar. İzleyiciye de belirli bir vicdani hesaplaşmanın gerçeklini sunan sergi gitmeyi mi seçerdiniz, kalmayı mı seçerdiniz sorusunu soruyor. Küratörlere göre, bu hikaye ve sergi eş zamanlı olarak sosyal ve politik zıtlıkları güncel sorunları irdeliyor.

Bu yüzden sergide Omelas'ı temsil eden şehir tasvirlerinin yanı sıra hikayede bahsedilen çocuğa dair alegorik anlatımlar ve kent sakinlerinin duygu durumlarıyla empati yapmamıza sebep olacak eserlere yer veriliyor. 

Farklı disiplinlerde üretim yapan, farklı kuşaklardan sanatçıları bir araya getiren sergi yine farklı disiplinlerde üretilen eserleri sergiliyor. “Omelas’ı Bırakıp Gidenler”deki  eserler birer birer bir ütopyaya gönderme yapıyor. Sanatçıların eserlerinin birleşiminde ütopik bir yaşantının genel olarak sorgulanması ya da ütopya olarak adlandırılan olgunun aslında ne derece ütopik değeri olduğunu düşündürüyor. Sanatçıların eserlerinin ortak noktası ise kent, ütopya ve ayrılış üzerine yoğunlaşıyor. Ali Elmacı, Onu Öldür Beni Güldür I adlı eseriyle bir ütopyayı anlatıyor. Murat Morova da çalışmasında Omelas şehrine gönderme yapan, sürreal bir kent sergiliyor. Ahmet Elhan’ın La Defence adlı serisinden iki fotoğrafı da Omelas'ın ütopik yaşamını anlatıyor. Erdağ Aksel, Omelas'tan gidenlere referans verirken, Berkay Tuncay da enstalasyonuyla ütopik bir dünyayı dijital olarak tasvir ediyor. Berat Işık, sergide Benden Uzak adlı lightbox işiyle hikayenin içinde kurban edilen çocuğu tasvir ederek izleyicinin karşısına çıkıyor.

*Sergi 5 Mart tarihine kadar 44A Sanat Galerisi'nde devam ediyor.

0
13953
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage