24 TEMMUZ, ÇARŞAMBA, 2019

Toplumsal Yapılara Gerçeküstü Bir Yorum

Versus Art Project 13 Haziran-27 Temmuz tarihleri arasında Metehan Özcan’ın kişisel sergisi “Dekor”a ev sahipliği yapıyor. Geçmiş sergilerinde insansızlaşmış mekân fotoğrafları, buluntu ve kendi çektiği fotoğrafların kolajları karşımıza çıkan sanatçı üçüncü sergisinde ise daha çok gündelik yaşama odaklanıyor.

Toplumsal Yapılara Gerçeküstü Bir Yorum

Kentsel dönüşüm, göç, metropol ve modernizm gibi olgular sanatçının çalışmalarının yapı taşlarını oluşturuyor. Metehan Özcan ile son sergisinin ortaya çıkış süreci, Kent İmgesi kitabı ile sergi arasındaki ilişki ve üretim pratiği hakkında konuştuk.

Versus Art Project’te açılan üçüncü solo serginiz “Dekor” nasıl ortaya çıktı, nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz? 

Sergilerin eserler üzerinden çoğunlukla seyir deneyimi yaratıyor oluşu tatmin etmediği için, yeni bir solo sergi fikrinden uzun süredir kaçıyordum. Belirli bir tekniğe ya da malzemeye dayalı, çok özgün işler ürettiğimi düşünmüyorum. Paylaşabilmek için özgün olmasına gerek olmadığını da anlamam zaman aldı. Yakın dönemde kamusal alanda ve sanat dünyasında yaşanan değişimler sanatın farklı şekiller ve mekânlarda da deneyimlenebileceğini bize yeniden hatırlattı. Sergilerde kurulan sanatçı izleyici kutuplaşması farklı proje mekânları ya da bağımsız oluşumların düzenlediği atölye gibi katılımcı etkinlikler sayesinde biraz kırıldı diyebiliriz. Ben de sergileri çabucak gezip, daha çok konuşma, atölye, yayın gibi mecralara vakit ayırmaya çalıştım. Özellikle İstanbul’da Salt ve Studio-X Istanbul, İzmir’de Akdeniz Akademisi gibi kurumların kentte farklı yaş ve meslek gruplarını bir kavram etrafında izleyiciden öte, açık çağrı yoluyla bileşen olarak bir araya getiren çalışma biçimleri üzerimdeki baskıyı azalttı. Geçen yıl Yıldız Çintay Sanat Topluluğu ile Studio-X Istanbul’da hazırladığımız “İzmir’de yaşıyor ve üretiyor: Kent Müellifleri” sergisi kentin hafızası hakkında yayınlar, notlar, fotoğraflar ve eskizler paylaşmaktan ibaretti. Bir de yakın dönemde İzmir’de üretilmiş çeşitli yapıt ve projeleri misafir etme şansımız olmuştu. “Dekor” kent hakkında gerçekleşmiş bu kolektif serginin bende bıraktığı yoğunluğu daha sessiz ve yazısız paylaşma isteği olarak gelişti. 

Kevin Lynch’in 1960 tarihli Kent İmgesi kitabında ele aldığı, “yapılı çevrenin imge yaratma olasılıkları” konusu “Dekor” sergisinin temelini olşturuyor. Sergi ile kitabın ele aldığı düşünce arasında nasıl bir denklem kuruyorsunuz? 

1960 tarihli kitap Kevin Lynch’in Amerika’daki çeşitli kentleri, insanların kentle nasıl ilişkilendiğine göre analiz ettiği, karşılaştırdığı ve zihinsel haritalar ile görselleştirdiği bir çalışmanın ürünü. Bireyin kenti algılama şekillerinin kişisel olabileceğini ve bunun sadece yapılı çevre ile değil, orada gerçekleşen faaliyetler ve imgelem ile de ilgili olduğu bölüm benim ilişkilendiğim. Yaşadığımız kentin yerel yönetim ve tasarımcılar tarafından şekillendirilmesi ve bunların zamanla farklı algılanıyor oluşu çalıştığım konular arasında. Geçmişte oluşturulan peysaj, anıt ya da mimari ögelerin bugün farklı algılandığını tartışabilmek günümüz normlarını da tartışabilmeye yardımcı olur mu?

Hukukçular Sitesi’ndeki gündelik yaşamı konu edinen çalışmanız Tarifler No 24 de sergi kapsamında karşımıza çıkıyor. 2014 yılında Venedik Bienali 14. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nda sergilenen çalışmadan biraz bahsedebilir misiniz? 

14. Venedik Mimarlık Bienali’nin küratörü Rem Koolhaas'ın belirlediği temalardan biri de 1914-2014 yılları arasında ülkelerin moderniteyi nasıl özümsedikleriydi. Türkiye Pavyonu’ndaki “Hafıza Mekanları” projesi için Pelin Derviş koordinatörlüğünde, kent üzerine farklı ölçeklerle çalışan beş sanatçı (Ali Taptık, Alper Derinboğaz, Candaş Şişman ve Serkan Taycan) bir araya gelip toplantılar yaptık. Ben de toplantılarda bana önerilen, mimarlar Haluk Baysal ve Melih Birsel’in tasarlamış oldukları bir sosyal konut projesi olan, Hukukçular Sitesi’ndeki iç mekânları çalıştım. İnşa edildiği 60’lardan bu yana birçok daire değişim geçirmişti. Yenilenmiş, tadilat görmekte olan, ofis olarak kullanılan ya da ilk hâlindeki gibi korunmuş olan daireler vardı. Sosyal konut olarak tasarlandığı için birçok detay düşünülmüştü. Salonda raf görevi gören nişler, yatak odalarında ve ortak alanlarda gömme dolaplar, ayakkabılık ve dolap içerisinden çıkan ütü masası gibi detaylar vardı. Özellikle mutfak ve salon hacimlerini ayıran, üzerinde bir dönemin simgesi olan servis açıklığı bulunan duvar her dairede başka bir dönüşüm geçirmişti. Genel olarak dekorasyon, manzara ve arzu nesneleri gibi kategoriler üzerinden fotografik işler ürettim. Sergi hakkında detaylı bilgi için http://placesofmemory.iksv.org/tr/sergi.asp adresine bakabilirsiniz. 

0
4557
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle