20 EKİM, SALI, 2015

New York’un Yüzen Bir İkona Olarak Portresi

Haig Aivazian 2013’te Beyrut – Ashkal Alwan’da Home Works 6 kapsamında sergilenen To Neither Confirm Nor Deny that the Matter Neither Reflected Nor Absorbed Light isimli işinde 2011’de Manhattan’da bir kat görevlisinin Uluslararası Para Fonu (IMF) eski direktörü tarafından cinsel tacize uğradığı iddialarıyla açılan davayı yakından inceliyor. 14. İstanbul Bienali'ne Hastayım Yaşıyorum isimli çalışmasıyla katılan sanatçı ile 2013 yılında yaptığı sunum-performansın şiddeti ele alış biçimi üzerine konuştuk.

New York’un Yüzen Bir İkona Olarak Portresi

To Neither Confirm Nor Deny that the Matter Neither Reflected Nor Absorbed Light (Konunun Işığı Ne Yansıttığını Ne de Emdiğini Ne Doğrulamak Ne de Reddetmek) adlı işinden bahsedebilir misin?

To Neither Confirm Nor Deny that the Matter Neither Reflected Nor Absorbed Light 2011’de Manhattan’ın Sofitel Otel’inde Gineli bir kat görevlisi olan Nafissatou Diallo’nun Uluslararası Para Fonu (IMF) eski direktörü Dominique Strauss Kahn (DSK) tarafından cinsel tacize uğradığı iddialarıyla açılan davayı yakından inceliyor. O zamanlar New York’a daha yeni taşındığım için davayı çok yakından takip ediyordum ve davanın geçtiği yerleri ziyaret etmeye başladım. New York’u keşfetmem de bu dava ve davayı takip ederken kullandığım el kamerası üzerinden oldu. Davayla alakalı materyali ilk önce ayrıştırmaya sonra da bir araya getirmeye çalışırken bu materyali aslında televizyonda daha önce görmüş olduğum bir filmin mekân bulma çalışmalarına benzettim.

Performans bir nevi canlı izlediğimiz bir film formatını alıyor. Filmdeki anlatıcı benim. Bilgisayarda tıklayarak bir sonraki slayta geçişlerim ise bir sahneden diğer sahneye geçişte canlı montaj halini alıyor.  

İşin üretildiği bağlam nedir? Neden özellikle bu konuyu seçtin? 

Uzun zamandır reklamcılıkta küreselliğin temsiliyeti ve dünyanın çeşitli yerlerindeki önemli mimari yapıları bir araya getiren görseller üzerine düşünüyordum. Yakın zamanda The Unimaginable Things We Build (İnşa Ettiğimiz Düşlenemez Şeyler) adlı bir seriyi bitirmiştim. Bu seride özellikle Dubai’deki dünyanın en yüksek gökdeleni olan Burj Khalifa’dan hareketle, kafamda küresel finans ekonomisinde mimarinin ve zeminin cismaniliği üzerine sorular vardı. New York’un gökyüzü çizgisi ve bunun temsiliyetinin finansal kriz için bolca kullanılan ama oldukça yetersiz bir görsel mecaz olduğunu düşünüyordum. Bunlar küresel finansın sunduğu krizi hem temsiliyet hem de olayın tabiatı açısından incelememin yollarıydı.

New York’u bu işteki ana ve belki de tek karakter olarak düşünüyorum. İş, şehrin yüzen bir ikona olarak portresi, ve tabii bu ikona ancak küresel bağlamda diğer isimlerle (Paris, Tokyo, Milan vs.) birlikte düşünülünce anlam kazanıyor. New York o zamanlar gayri menkul piyasalarının çöküşüyle başlayan küresel erimeden kurtulup yeniden canlanmaya çalışan bir şehir olarak gösteriliyordu. Bu çöküş aynı zamanda ev gibi elle tutulur bir yapının nasıl döngüsel bir finansal araca döndürülebildiğiyle ilgili nesnel bir bulmaca halini alıyordu. Tabii bu finansal araçlar eninde sonunda zehirli birer malvarlığına dönüşüyor.

DSK davası bütün bu bulmacaların vücut bulmasını sağlamıştı. Neoliberal sistemin yalnızca şehir ve mimariye değil aynı zamanda vücutlarımıza ne yaptığını sorgulamamıza yol açıyordu. Sofitel’in odasındaki taciz olayı iki çok farklı küresel canlının bir buluşmasıydı. Onların kaderleri çok uluslu bir otel zincirinin bulutlar arasındaki 28. katında gerçekleşen bu buluşmanın çok daha öncesinde birbirine geçmişti. DSK materyal olmayan küresel finans ve bedensel şiddet arasındaki doğal  bağı görünür kılıyordu.

DSK’nın düşüşü ve yeniden toparlanması arasında bir kesişim noktası daha vardı: Küresel finans dünyasındaki düşüş ve iyileşmesi ve bunun New York’un 11 Eylül sonrası kendi enkazından yeniden doğuşunu sembolik olarak temsil eden Özgürlük Kuleleri’nin tamamlanışına denk gelmesi. 11 Eylül’ün aslında gayri menkul piyasalarının çöküşünde ana bir etken olması tabii burada önemli. 

Haig Aivazian, To Neither Confirm Nor Deny that the Matter Neither Reflected Nor Absorbed Light, 2013 

Bu işte, şiddete şiddeti üreten değişik açılardan bakıyorsun. Şiddetin kapsadığı tüm aktörlerin bakış açısını işin içine katmaya çalışıyorsun. Bunlar ister şiddet eyleminde adı geçen kişiler olsun, ister yargı sistemi olsun, ister de uluslararası ilişkiler ve anlaşmalar olsun. Bu konuyu biraz daha açabilir misin? 

Dava, değişik aktörlerin reddettiği ya da doğruladığı, kınadığı ya da istediği, gereğinden fazla tasvir ettiği ya da sessiz kaldığı bir şiddet karmaşasını seyircilere sundu. Cinsel ayrıma dayalı şiddetin üzerine gitmek ama bunu yaparken de DSK davasının televizyonda artık normal sayılmayacak miktarda fazla gösterilmesindeki gibi Amerikan yargı sisteminin kendi şiddetini tekrarlamak istemiyordum. Tabii bütün bunları yaparken de Fransız politik sınıfının DSK’ya yapılan haksızlık şeklindeki eleştirel tavrını da tekrarlamamam gerekiyordu.

Sonuçta basına yansımayan ama benim için üzerine konuşulması en önemli maddeler olan şiddet katmanlarıyla ilgilenmeye başladım. Bu maddelerden bir tanesi Nafissatou Diallo’yu Conakry’den New York’a getiren ekonomik koşullardı: Bu, aslında Gine’de yaşayan ve çiftçilikle (veya diğer herhangi bir sektörle) uğraşan biri için yaşanılabilir bir hayat sunamayan IMF politikalarının ta kendisi oluyordu. 

Diallo davada özellikle odaklandığın bir kişilik. Onun rolünü nasıl gördüğünü anlatabilir misin? 

Baş savcı sonuçta Diallo’nun güvenilirliğine gölge düşürerek  cinsel şiddete uğradığı iddiasını ve dolayısıyla davayı düşürdü. Bir de dava süresince Strauss-Kahn’ın avukat ekibinin bu kişiye hukuk yoluyla bir katman daha şiddet uygulamış olduğu kesin. Strauss Kahn’ın avukatı Ben Branfman müvekkilinin en az miktarda konuşması, diğer yandan ise Diallo’nun yalnızca olayın bütün detaylarını değil aynı zamanda Birleşik Devletler’e nasıl geldiğini de defalarca anlatması üzerine bir strateji belirlemişti.

Sığınmacılık dosyasındaki her tutarsızlık hırsızlık, fuhuş, komplo suçlamalarını da yanında getiriyordu. Banfman, polis, yargı sistemi ve basın hep birlikte sığınmacılık başvurularının ahlaki diktacılığının ve siyah-beyaz mantığının yeniden altını çizmiş oldular. Zira göç edilmeye zorlanan bir kişinin hayatta kalmak adına verdiği kararlara bu davada uygulanan imkansız ahlaki çerçeve karşısında Diallo’nun hiç bir şansı yoktu. Göçmen durumu hakkında kayıt altında söylediği şeylerin kendi güvenilirliğinin zeminini hazırlayacak olması bu hikayede bir şiddet katmanını daha oluşturmuş oldu. 

Haig Aivazian, To Neither Confirm Nor Deny that the Matter Neither Reflected Nor Absorbed Light, 2013 

İşte kullandığın birçok görsel var, bunlardan bazılarını kendin hazırladın, bir kısmını ise basından ödünç aldın. Bir anlamda görsellerin basında dolaşımıyla ve bu dolaşımın kamuoyunu şekillendirmesiyle ilgili yorum yapıyorsun. Bu görseller ve senin onları kullanımınla ilgili yorumda bulunabilir misin?

Görsellerin çoğunluğu mahkeme salonunda, finans merkezinde, Harlem’deki polis bölgesinde, Manhattan’daki otelde, Washington’daki İMF ofislerinde vs. kameraya aldığım görüntüler. Şehri ve mimariyi içinde insanlar olmayacak şekilde kaydetmeye çalıştım, neredeyse terkedilmiş birer kabuk gibi. Kendim çekmediğim ama bulduğum  görsellere gelince, bunların arasında görüşmelerin redaksiyondan geçmemiş versiyonları, polis aramaları ve bir takım kapalı devre televizyon kayıtları vardı. Bu materyal üzerinde hikayede ilk bakışta aktörlerin vücut dilinden anlaşılamayacak bazı katmanlarını ortaya çıkarabilmek amaçlı bir takım müdahaleler yaptım. Aynı zamanda bazı mekân ya da sahne kayıtlarını söyleşi ya da haber kayıtlarıyla birlikte çekmiş olduğum mekânlarla birleştirmeye çalıştım, sanki kayıt otel odasındaki televizyonda oynuyormuş gibi.

Bu davada aktif olan iki mahkeme odası çizeriyle konuşmuştum (Elizabeth Williams ve Jane Rosenberg). Onlara kısa metinler sundum ve bunları çizmelerini istedim. Dava sırasında fotoğrafçılara tanınan ayrıcalıklar ve çizimin böylesine bir medya sirkinde oynadığı rolü farkedince bunun da üzerine gitmeye karar vermiştim ve böylece kullandığım bir görsel katmanı daha oluştu. 

Bu işi niye bir filme dönüştürdün? 

Tam bir film kurgusu oluşmadan kayıt yapmaya başlamıştım. O noktada yalnızca bazı parametreler içinde görseller biriktiriyordum, ama bir yandan da kafamda bir film çekme sürecine girmiştim.

Filmin kurgusal belkemiğini çıkartırken, benim hikayenin içindeki yerimin sorgulanması gereken bir öğe olduğunun farkına vardım: Hem kurgudaki bazı bağları kurmak açısından, hem de el kamerasının varlığını ve aynı zamanda sesi açıklamak açısından. Format yavaş yavaş bir performans haline dönüştü fakat benim elimdeki kayıtlardan bir film yapma konusundaki merakım baki kaldı. Bu kadar çok kayıt yapmış olmam ve bunlardan yalnızca bir kısmının sunum- performansa girmiş olması da buradaki önemli etkenlerdendi tabii. 

İşin vücut bulduğu iki mecra arasındaki fark nedir sence (sunum-performans ve film)? 

Performans büyük ölçüde davanın teknik detaylarına odaklanıyor, yani filmden oldukça daha fazla araştırmacı. Filmin adı This Lightness, I Have Lost it Forever (Bu Hafiflik, Sonsuza Dek Kaybettiğim). Film, New York’un ve aynı zamanda DSK’nın vücudunun cisimsizliğinden ve hortlaklığından bahsediyor. ‘Bilgi’ye çalım atarak daha ziyade dava bilgilerinin analizinden çıkan poetikaya odaklanıyor.

Performansın zaman çizgisi tam olarak kronolojik değil, bu da benim zaman ve alanda ileri geri serbestçe hareket etmeme izin veriyor. Film için ise olayların ve mesafelerin sırasını yeniden düzenledik ve yukarıda da bahsetmiş olduğum (bulunmuş kaydı çekilmiş kayda yerleştirme gibi) bazı “efektleri” kullandık. Bu bağlamda performans ses, kayıt ve sesi katmanlaması konusunda oldukça sadeyken film doku ve katmanlama konusunda daha deneysel olmama olanak verdi.

Bu film benim için değişik bir mecrayla neler yapılabileceğini görmek açısından bir deneydi. Sahnede olmadığım ve görsellerin akışını kontrol edemediğim ve anlatıcının canlı performansının olmadığı bu mecrada nasıl gerilimler üretebileceğimi deneyimlemiş oldum. Sonucun ne anlama geldiğinden tam emin değilim ancak bence iki versiyon, metin ve görseller arasında örtüşmeler olsa da, kesinlikle iki ayrı iş. 

0
3212
3
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage
Sultanbeyli Escort