12 ARALIK, SALI, 2023

Haşim Nur Gürel’den Geriye Kalanlar: “Sığ Sularda Derin Hayaller”

Billur Tansel ile küratörlüğünü üstlendiği “Haşim Nur Gürel Anısına: Sığ Sularda Derin Hayaller” isimli retrospektif sergi üzerine konuştuk.

Haşim Nur Gürel’den Geriye Kalanlar: “Sığ Sularda Derin Hayaller”

1 Kasım 2023 tarihinde Elgiz Müzesi’nde Billur Tansel küratörlüğünde açılan “Haşim Nur Gürel Anısına: Sığ Sularda Derin Hayaller” isimli retrospektif sergi, sanatçı Haşim Nur Gürel’in farklı tekniklerle ürettiği resim, seramik, heykel ve enstalasyonlarından oluşan bir seçki ile izleniyor.

Sergi başlığı, Haşim Nur Gürel’in 1983-1996 seneleri arasında görsellik üzerine kaleme aldığı yazılarından oluşan 1996’da yayımladığı Sığ Sularda Sanat ve Siyaset kitabından ilham alıyor. Bu kitabıyla, sanat alanındaki gözlemlerini yalın bir dille okuyucuya ulaştırma çabası oldukça değerli. Kitap ve sergi başlığı, sanatçının bir diğer tutkusu olan denizaltı dünyasını keşfe çıktığı dalış deneyimlerine de gönderme yapıyor.

2010-2022 seneleri arasında Elgiz Müzesi’ne yönetim ve danışma kurulu üyesi ve küratör olarak katkıda bulunan Haşim Nur Gürel, günümüzde de devam eden “Teras Sergileri”nin başlatılmasına ön ayak oldu. Şimdi yine Elgiz çatısı altındayız ve bu kez Türkiye’deki sanat tarihine birçok katkısıyla ve eserleriyle birlikte kendisini anıyoruz. Elgiz’de bu serginin gerçekleşmesi duygu yüklü bir anlama sahip.

​Haşim Nur Gürel’in farklı koleksiyonlarda bulunan eserlerinden bir seçkiye de yer verilen “Haşim Nur Gürel Anısına: Sığ Sularda Derin Hayaller” sergisi Elgiz Müzesi’nde 17 Şubat 2024 tarihine kadar izlenebilir.

Öncelikle hazırladığınız bu kapsamlı serginin kavramsal sürecini merak ediyorum. Haşim Nur Gürel’in eserlerine yer verilen sergi, aynı zamanda bu tarihe ışık tutan bir arşiv sergisi niteliğinde. Bu arşivi incelediğinizde en çok neler dikkatinizi çekti? Nasıl kurgulamayı düşündünüz?

Türkiye’ye çok önemli bir kültür mirası bırakan değerli Gürel’e ülke olarak büyük bir vefa borcumuz var. Elgiz Müzesi bu sergi aracılığı ile Haşim Nur Gürel’i farklı yönleriyle, yaptığı çalışmaları, bıraktığı mirası ile yeni nesillere tanıtmak, onlarda bu konular ile ilgili farkındalık yaratmak ve bu mirasın sürdürülebilirliğine destek olmak istedi. Araştırma aşamasında, Gürel hakkında yazılmış yazılara ek olarak kendi yazmış olduğu kitaplar yolumuzu büyük ölçüde aydınlattı. Kitapları aynı zamanda sergi konsepti içinde ilham kaynağı oldu. Sergi başlığı, Gürel’in 1996 yılında yayımlanmış olan Sığ Sularda Sanat ve Siyaset kitabına bir referans mahiyetinde belirlenmiştir. Bu kitapta, bir balık adam olarak çok iyi bildiği denizin sığ suları ve yaşantısıyla, o dönemde içinde bulunulan sanat ve siyaset dünyasını kıyaslayarak, dönem ve yaşananlara dair eleştiri ve düşüncelerini derlemekte ve buradan yola çıkarak önerilerde bulunmaktadır Gürel. 

​Kendi ifadesiyle, görsel sanatların güncel alanlarını, farklı bakış açılarından gözlemleyerek genç sanatçı ve yeni koleksiyoner adaylarına okunabilir bir dil ile ulaştırabilme çabası içerisinde yazmıştır bahsi geçen kitabı. Sergide bu sergiye ismini veren kitabı ile Türkiye’de sanat alanında önemli oluşumlara ilham kaynağı teşkil eden Muhayyel Müze kitaplarından bölümlerin de ses kayıtları yer almaktadır.

Haşim Nur Gürel’in hayatı boyunca üstlenmiş olduğu farklı görevler var. Bu sergide ise mimar, koleksiyoner, galerist, sanatçı, sanat yazarı ve küratör olarak her yönüyle zengin bir düşünce yelpazesini de beraberinde getiriyor. Türkiye’de bu mesleği üstlenen bir isim olarak Haşim Nur Gürel’in çok emek isteyen bu mücadeleci yolun öncülerinden. Küratör olarak sizin bakış açınızla, dönemin çeşitli zorlukları sergi kurgusuna nasıl yansıyor?

Haşim Nur Gürel üstlenmiş olduğu her görevi başarıyla yürütmüş, birçok genç yazara, küratöre, sanatçıya, koleksiyonere destek olmuş ve yol göstermiş. Muhayyel Müze kitabını yazdıktan sonra Bülent Eczacıbaşı ile birlikte ilk “Sanal Müze” projesini hayata geçirerek Türk sanatı için kapsamlı bir arşiv yaratmış, o dönemde bu konuda başka bir girişim mevcut değilmiş. İstanbul Modern’in kuruluşu aşamasında önemli katkıları olmuş, müzenin küratöryal çalışmaları, koleksiyon yönetimi, eğitim programlarını yönetmiş. Önemli bir kurumun temellerinin atılması konusundaki çabalarıyla Türkiye’de Türk ve dünya sanatını tanıtmak, sevdirmek, bir ulusun kültür sanat alanında ufkunu açmak konusunda önemli ve sürekliliği olan girişimlerde bulunmuş. Elgiz Müzesi Danışma ve Yönetim Kurulu üyesi olarak genç, sanatçı, küratör adaylarına platform yaratma süreçlerine dahil olmuş.

​Yazıları ve kitapları ile genç nesillere önemli önerilerde bulunmuş, arşiv niteliği taşıyan belgeler oluşturmuş, dönemin siyasi ve kültürel konjonktürüne dair tespitlerde bulunmuş. Bir örnek olarak, Sığ Sularda Siyaset ve Sanat başlıklı kitabında “sanat ve siyaset” alanlarındaki yetersizlikleri, yanlışlıkları ve bozuklukları “sığ sular” benzetmesi ile açıklamış ve günümüz içinde geçerliliğini koruyan tespit ve önerilerde bulunmuş. Sığ sular benzetmesi karamsar ve olumsuzluklarla dolu olsa da bilinçli izleyiciler için olumlu yanları da varmış Gürel’e göre.  Uzun vadede, demiş Gürel; “Derin Suların” istikrarlı ve dingin ortamının ülkemizin sanat ve siyaset alanının kaderi olması, genç kuşakların akıllarının karışmaması ve diğer ölçütlerinin doğru oluşabilmesi için zorunlu görünmektedir. Ve sözlerini şöyle tamamlamış Gürel; “mücadele sürüyor; sığ sulardan derin sulara, sanattan siyasete, düzeysizlikten düzeyliliğe, bilinçsizlikten bilince bu gelişim adım adım, resim resim, yazı yazı, taş taş üstüne kona kona kazanılmak zorunda.”

Sanatçının otoportreleri bu sergide bize neler anlatıyor?

İlk otoportre çalışmalarına 1965-66 senelerinde başlamış Gürel ve bu çalışmalarını hayatı boyunca sürdürmüş. 2000’lerde otoportre serileri üzerinde yoğun olarak çalışmaya başlamış.  Bunun başlıca sebeplerinden birisi de Türk resminde özellikle son dönemde portrenin ihmal edildiğini düşünmesiymiş. Çok sayıda ve sürekli üretiyormuş.

Otoportreler sanatçının kendisini sorguladığı dönemlere işaret ediyor, dönemsel değişiklikleri kaydetmek ve gösterme çabasıyla yaptığı günceleri, kendi duygu durumunu ortaya koyan çalışmalar niteliğini taşıyor. Otoportreleri izleyiciye sanatçının iç dünyasına yolculuk imkânı veriyor, kendisi çok konuşmayı sevmeyen bir insandı, sadece gerektiğinde konuşmayı yeğlerdi ama otoportreleri bize iç dünyası hakkında çok şey anlatıyor. 

Ona göre insan kendisiyle sürekli bir hesaplaşma içinde ve otoportreler de bunun bir parçası.  Konular bittiği zaman otoportrelere dönebiliyordu, çünkü neticede insanın tek konusu kendisiydi Gürel’e göre: Kendisinin dünyaya bakışı, onu algılayışı, onunla baş etmeye çalışması. Otoportre üzerine çalışırken, bir sürü planları olan yüzü çalıştıkça kendi yüzünü de daha iyi tanıyabiliyor, ışığı da farklı açılardan vererek çeşitlemeler yapabilmek onu heyecanlandırıyordu. Otoportrenin en çekici yanının ise ressama sınırsız bir özgürlük sağlaması olduğunu söylüyordu. Bu ona göre suretlerini beğenmeyen aile yakınları, arkadaşlar veya poz vermekten yorulan profesyonellerden arınmış bir süreçti. Adeta kendisini karikatürize ettiği otoportre güncelerinde ruh hâllerini ironik bir şekilde tuvale yansıtıyor, kendi yüzünü istediği özgürlükle deforme edebiliyordu. Bu sayede mizah anlayışını da ortaya koyabiliyordu. Kendi sözleriyle bu hislerini şöyle ifade etmiş:

“Anı kavrama’ isteğim; içimde var olan duyguları dışa vurabilmek, ruhumun karanlık ve aydınlık yanlarını aramak, kendimi daha iyi tanıyabilmek, dünyaya bakışımı, değer ölçülerimi somutlaştırıp bir anlatıma dönüştürebilmek ve yapıtlarım aracılığı ile çevremle iletişim kurabilmek hedeflerimin tümü ile bağlantılı…”

Sergi, sanatçının farklı dönemlerde yaptığı çalışmalardan örnekler ortaya koyuyor, gene 2000’li yıllarda iç mekân resimlerinde aynadan kendi yansıması ile içinde bulunduğu mekânı resmediyor. Bu resimleri hem iç mekân hem de ona paralel olarak kendi gizemli ve tılsımlı iç dünyasına bir bakış niteliği taşıyor. Esasında bütün eserleri birer otoportre niteliği taşıyor sanatçının, her birinde kendi iç sorgulamaları devam ediyor adeta.

Sergi açılışı da “Sanata Adanmış Bir Hayat” başlıklı bir panel ile gerçekleşti. Sanatçının yakın dostları Alp Orçun, Nilüfer Ergin, Gültekin Çizgen ile Haşim Nur Gürel’i andığımız keyifli bir söyleşiydi. Ayrıca açılış konuşmaları, Elgiz Müzesi kurucusu Turgut Can Elgiz ve İstanbul Modern’in kuruluşunda birlikte çalıştığı Bülent Eczacıbaşı tarafından yapıldı. Sanatçının farklı yönlerine değinilen bu konuşmalar da izleyicinin sergi ile daha organik bir bağ kurmasını sağlamıştır şüphesiz. Tüm bu isimlerin bir araya geldiği konuşmalarda paylaşılanlardan yola çıkarak sizin eklemek istedikleriniz var mı?

“Sığ Sularda Derin Hayaller” sergisi 2010- 2022 seneleri arasında Elgiz Müzesi’ne Yönetim ve Danışma Kurulu Üyesi ve küratör, hayatı boyunca da Türkiye’de çağdaş sanatın gelişmesine, genç yazarların, sanatçıların, sanat alanındaki profesyonellerin yetişmesine büyük ve çok değerli katkılarda bulunmuş olan Haşim Nur Gürel’in anısına düzenlenmiş bir sergidir. Mimarlık formasyonuna sahip olan Gürel; galericilik, sanat yazarlığı, eleştirmenlik, sanat danışmanlığı, müzecilik, jüri üyeliği ve küratörlük gibi farklı misyonlar edinmiş ve bütün bu alanlarda bir örnek teşkil etmiştir. Sanatçı olarak da; yıllar içinde etap etap geliştirmiş olduğu kişisel tarzı ve söylemi ile birikimini, kişiliği ile harmanlayan bir resim dili ortaya koymayı başarmış ve sanat dünyasında önemli bir yer edinmiştir.

Bu serginin amacı farklı yönleriyle Haşim Nur Gürel’in hayatından dönemlere ışık tutan belgelerin yanı sıra; yazmış olduğu kitapların, sanat yazılarının, üretmiş olduğu eserlerin şiirselliğiyle bir arada sergilendiği bir arşiv sergisi ortaya koymaktır. Bu retrospektif sergide sanatçının 17 yaşında Robert Kolej’de yaptığı ilk soyut sergisinden hayatının son dönemine kadar aynı tutkuyla, farklı tekniklerle ürettiği resim, seramik, heykel ve enstalasyondan oluşan yapıtlarından bir seçki ile sanatçının sanat anlayışının gelişim sürecine ve onun gizemli dünyasına sürprizlerle dolu bir seyahat ve “renkli” bir gözlem imkânı veriyor. Sakin, sessiz, bilge, mütevazi duruşuyla bilinen Gürel’in iç dünyasının değişken, canlı, zengin renkleri, dokuları ve barındırdığı gizemler resimleri yoluyla gün yüzüne çıkıyor.

Sergide aynı zamanda Gürel’in kendi çalışmalarından ve sanat felsefesinden bahsettiği bir video kaydı ve kitaplarından bölümlerin sesli kayıtlarına da yer verilmiştir.

​Hayatı boyunca içinde yaşadığı coğrafyanın sınırlarını zorlayarak hayallerinin ve ideallerinin peşinden koşan Haşim Nur Gürel, 4 Ekim 2022 tarihinde arkasında yüzlerce eser, yüzlerce yazı ve zamanının ötesinde birçok proje, arşiv, belge ve bellek bırakarak aramızdan ayrılmış olsa da gelecek jenerasyonlara paha biçilmez bir miras bırakmıştır.

0
2495
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage