03 MART, PERŞEMBE, 2016

Kim Korkar Çağdaş Sanattan? Peki ya Soğan Ağacından?

“Ne düşünmeniz gerektiğini bulmak için öyle uzun uzun uğraşmanıza gerek yok. Tek yapmanız gereken insanların ne düşündüğüne bakmak. Eğer halleri tavırları hoşunuza gitmiyorsa tam tersini düşünün, bu kadar basit!” 

Kim Korkar Çağdaş Sanattan? Peki ya Soğan Ağacından?

Seyirci, Dot’un Kanyon’daki yeni salonunu yavaş yavaş doldururken beyaz bir perde ve bir soğan ağacıyla karşılaşıyor. Yerine geçtiğinde eğer kulak kabartırsa sürekli bozulan bir müzik zihninde yankılanmaya başlıyor. Başlangıçta karşılaştığı dünya hayattan kopuk, steril ve aslında bir boşluk izlenimi yaratıyor. Dot’un 2016 oyun repertuvarında yer alan İngiliz yazar Nick Hornby’in oyunu Bunu Ben De Yaparım (Nipplejesus), ilk gösterimini Şubat ayında yaptı. Tek kişilik oyunda Dave karakterine hayat veren oyuncu İbrahim Selim. Kendimi tutamayıp hemen söyleyeceğim, İbrahim Selim’in performansı “Bunu ben n*h yaparım” dedirtecek türden. Kreşendosu kalp ritminizi hızlandırıyor, sahneye ve karaktere sıkı sıkı tutunuyor, oyunun sonuna kadar asla bırakmıyor. İbrahim Selim’in performansıyla birlikte, Dave’i uzun süredir görmediğiniz ama buluştuğunuzda kaldığınız yerden devam ettiğiniz - o çoğumuzun hayatında mutlaka olan- arkadaşınızın yerine bir çırpıda koyuveriyorsunuz. Başından geçen hikayeyi dinliyor, Dave’in samimiyetine inanıyor, onu anlıyorsunuz. Oyunu çözümleme ve prova sürecini Selim şöyle anlatıyor “Biz on senedir beraber tiyatro yapan bir ekibiz ve çalışma alışkanlıklarımız var. Masa başı çalışmasına özen gösteriyoruz. Yönetmenimiz Serkan Salihoğlu ve dramaturgumuz Melisa Kesmez ile birlikte sekiz haftalık çalışma sürecimizin neredeyse beş haftası ağırlıklı masa başı çalışmasıyla geçti. Sürekli orijinal metne bakıp yeni düzeltmeler yaptık. Metnin orijinali aslında öykü ve dramaturgumuz da edebiyatçı olduğu için yararlanabileceğimiz çok iyi kaynaklar bulduk. Bu metnin bize anlatmayı seçtiği odağı tespit ettikten sonra, biz tiyatro olarak bu metinle ne anlatmak istediğimizi belirledik.”

Oyuna gelince... Dave sanattan hiç anlamıyor. Karısıyla daha fazla görüşebilmek ve artık gece hayatının “sert” yüzünden bıktığı için güvenlik görevlisi olarak çalıştığı gece kulübünden ayrılmak istiyor. Günlerden bir gün karısı “müzede güvenlik görevlisi aranıyor” ilanını görüyor ve ikinci çatışma ortaya çıkıyor.

Seyirci önce Dave’e, ardından da Dave’in hikaye anlatıcılığına gülmeye başlıyor. İbrahim Selim bu durumu şöyle anlatıyor “Seyirci oyun karakterine eleştirel baktığı için gülüyor öncelikle. Ancak hikayedeki etkileyici kısım, seyircinin eleştirel yaklaştığı karakterle finale doğru empati kurabiliyor olması. Karakterin  yaşadığı aydınlanma bunu yaratıyor bence. Hikayenin bize söylediği de bu zaten. Sanat eserini anlamak ya da bağ kurabilmek için onunla vakit geçirmelisiniz. Bu sosyal sınıf ya da herhangi bir bakış açısından bağımsız olarak sizi iyi olana götürecektir.” Dave, Martha Marsham’ın irili ufaklı yüzlerce memeden oluşan işi “Jesus on the cross”un güvenliği olarak işe başladığı ilk gün aklından geçen şu oldu: İnsan bir resmin önünde dururken ne kadar zorlanabilir ki  Dave, bu manipülatif ve kışkırtıcı işle geçirdiği zaman zarfında  galeriyi ziyaret eden karakterleri tanır. Sanatçının ne kadar genç ve bir melek kadar güzel olduğunu kendi gözleriyle görür. Sanatçının ona davranış biçimini hoş bulur. Resmi ilk başta dine, İsa’ya ve hatta kendine yapılmış bir saygısızlık olarak değerlendirse de, oyunun sonuna doğru değişim, dönüşüm geçirir. Çocukluğundan bu yana sanat ile olan ilişkisini samimi bir dille seyirciye anlatır. İbrahim Selim, sanatçı Martha Marsham’ın oyun içindeki iki işini de oldukça başarılı buluyor ve ekliyor “Ama detay verirsem spoiler olur diye çok bahsetmek istemiyorum ama oyunu seyrettikten sonra soran olursa anlatırım.” Ben de bu 60 dakika süren oyunun hikayesini anlatmak niyetinde değilim. 

İbrahim Selim tek kişilik performansı ve çalışma disipliniyle ilgili şunları ekliyor “Biz öncelikle metnin neye ihtiyacı var üzerine çalışıyoruz. Oyunun tek kişilik olması bizim için fikir olarak çok önemli bir bilgi olmadı bu yüzden. Yalnız kişisel olarak; sahne üzerinde oyuncu arkadaşlarımla yardımlaşmayı hatta partnerimin daha iyi oynayabilmesi için alan yaratmayı önde tuttuğum için bir miktar endişelendiğimi söyleyebilirim. Çünkü sahnede benim dışımda bir soğan ağacı var ve soğan ağacıyla yardımlaşabileceğim bir alan yok, yoksa var mı?”

“Bunu Ben De Yaparım”, sezon boyunca Dot’un yeni yeri Dotkanyonda’da izleyici ile buluşuyor.

0
2158
3
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle