
Bodrum Dereköy’de, Peksimet deresinin kıyısında yer alan KOMOS’un açılış oyunu İtiraz Sofrası 28, 29 ve 30 Temmuz’da izleyicilerle buluşacak.
Mustafa Avkıran ve Övül Avkıran’ın Bodrum Dereköy’de hayata geçirdiği yeni kültür merkezi KOMOS, tiyatro, dans, müzik ve performans üretimlerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
KOMOS’un ilk etkinliği ise Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran’ın tasarlayıp yönettiği İtiraz Sofrası olacak. 28, 29 ve 30 Temmuz tarihlerinde saat 20.30’da sahnelenecek yapımda Övül Avkıran, Mustafa Avkıran, Selçuk Artut ve Levent Güneş “curcunabazlar” olarak sahnede yer alacak. Metni Mustafa Avkıran’ın kaleme aldığı oyunun besteleri Levent Güneş’e, müzik düzenlemeleri ise Levent Güneş ve Selçuk Artut’a ait.
Ortaoyunu, kabare, âşık geleneği ve halk mizahını çağdaş tiyatro anlayışıyla buluşturan İtiraz Sofrası, mizah ve müzik aracılığıyla hayata, insan ilişkilerine ve birlikte yaşama kültürüne odaklanıyor. Yapım, izleyiciyi yalnızca bir gösteri izlemeye değil, ortak bir deneyimin parçası olmaya davet ediyor.
Art On İstanbul’un özgün ve bağımsız sanatçıları desteklemeyi ve onlara alan açmayı hedefleyen “Crossroads” sergi serisinin dokuzuncu edisyonu, 1 Ağustos’a kadar Piyalepaşa’da sanatseverlerle buluşuyor.
Farklı medyumlarda üretilen çalışmalar, sanatçıların özgün anlatılarını bir araya getirerek çağdaş sanatın çoğul ve çok katmanlı yapısına dair bir kesit sunuyor. “Crossroads 9”da Arda Coşan, Ayşegül Düşek, Barışcan Seval, Gizem Baytan Filik, Gizem Şanlı, Kseniia Krokhaleva, Kübra Su Yıldırım, Nida Erdoğan, Sanem Odabaşı, Sidar Alışık ve Umut Küçükarslan’ın eserleri yer alıyor.
1968 sonrasının İtalya’sında büyüyen Erri De Luca’nın tarihsel hafızanın içinden gelen hikâyesini bir kuşağın tanıklığıyla anlattığı romanı Birden Çok, İkiden Az, Kübra Koçer’in İtalyanca aslından çevirisiyle Epona’nın “Dublinesk” serisinden çıktı.
Tarihi yapan değil tarihin içinde yaşamak zorunda kalan bir kuşaktan geliyor Erri De Luca. 1968 sonrasının İtalya'sında büyüyen, siyasal mücadelelerin, işçi hareketlerinin ve sokak çatışmalarının tam ortasında yer alan bu kuşak için sosyalizm yalnızca bir ideoloji değil, dünyayı daha adil kılma arzusunun adıydı. Birden Çok, İkiden Az işte bu tarihsel hafızanın içinden doğuyor. Bu kitap ne bir politik manifesto ne de nostaljik bir hesaplaşma. Bu, tarihin insan ruhunda bıraktığı izleri anlatan bir edebiyat kitabı.
“Kitabın ilk sayfalarında anlatıcı, kaçamadığı bir polis baskınını yıllar sonra tek bir cümleyle hatırlar: “Kaçmaktan utandım.” Bu cümle yalnızca bireysel bir duyguyu değil, bir kuşağın ahlaki yükünü de taşır. Cesaret, burada kahramanlıkla değil, insanın kendi vicdanıyla kurduğu ilişkiyle anlam kazanır. Aynı nedenle De Luca, devrimi sloganların değil, insanların içinde arar. Kitabın belki de en çarpıcı cümlelerinden biri şöyledir: “Devrimci olan biz değiliz; bizi sarmalayan zaman ve dünya devrimci.” Bu söz, yazarın politik bakışını da özetler. Tarihi yapan yalnızca bireyler değildir; bazen bireyler, kendilerinden daha büyük bir çağın içinde yönlerini bulmaya çalışan tanıklardır.”
Fiba Salon İKSV, yeni sezonunu 12 Eylül akşamı çağdaş cazın önde gelen topluluklarından The Bad Plus ile açıyor.
İKSV ile Fiba Grubu arasındaki iş birliğiyle yeni sezonda Fiba Salon İKSV adını alan mekân, yeni sezonda konserlerin yanı sıra tiyatro, söyleşi ve caz kulübü etkinliklerinden oluşan çok disiplinli bir programa ev sahipliği yapacak. Yeni sezonun açılışı ise 12 Eylül’de, Salon’un 2010’daki ilk konserini de veren The Bad Plus ile gerçekleştirilecek.
2000 yılında kurulan The Bad Plus, Ornette Coleman’dan Black Sabbath’a, Aphex Twin’den Nirvana’ya uzanan repertuvarıyla caz, rock ve pop arasında geçişler kurdu. Bugün modern cazın klasikleri arasında anılan These Are Vistas, NPR’nin “All Songs Considered” programı tarafından 2000’li yılların en önemli 50 kaydından biri seçildi. 2026’nın grubun son yıllarından biri olacağını açıklayan The Bad Plus, veda turnesi kapsamında İstanbul’a gelerek dağılmadan önce son kez Türkiye’de sahne alacak. Konser, aynı zamanda Fiba Salon İKSV adını taşıyan mekânın yeni sezonunun açılış etkinliği olacak.
İKSV ile Fiba Grubu iş birliğiyle yeni ismini alan Fiba Salon İKSV, sonbahar sezonunda konserlerin yanı sıra tiyatro oyunları, edebiyat ve bilim sohbetleri ile caz kulübü akşamlarına da ev sahipliği yapacak. Yeni sezonda açıklanan konserler arasında Zeyne, Mark William Lewis, Kiss Facility, TENDER, Grouper, The Veils, The Notwist ve DakhaBrakha da yer alıyor. Sonbahar programının tamamı ise eylül ayında duyurulacak.
The Bad Plus konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
212 Photography Istanbul, bu yıl dokuzuncu kez 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek. Fotoğrafın 200. yılını odağına alan festival, uluslararası sanatçıları, sergileri, konuşmaları ve disiplinler arası etkinlikleri İstanbul’un farklı noktalarında sanatseverlerle buluşturacak.
212 Photography Istanbul, fotoğrafın 200. yılına adadığı programına haziran ayında düzenlediği söyleşi serisiyle başladı. Fotoğrafın tarihsel mirasını, günümüzdeki dönüşümünü ve farklı disiplinlerle kurduğu ilişkiyi odağına alan etkinlik, sanatçılar, akademisyenler ve sektör profesyonellerini bir araya getirerek yıl boyunca sürecek kutlamaların başlangıcını oluşturdu. Festivalin bu yılki programı da aynı yaklaşımı sergiler, konuşmalar, atölyeler ve özel projelerle zenginleştirerek fotoğrafın iki yüzyıllık yolculuğunu farklı perspektiflerden ele alıyor.
Festival, dokuzuncu edisyonunda da yalnızca bir sanat etkinliği olmanın ötesine geçerek şehirle kurulan yaratıcı diyaloğa odaklanan kapsamlı programı ve mekân desteğiyle İstanbul’un pek çok noktasında sanatla örülü bir keşif rotası sunacak. Festival kapsamında bu yıl sergilere ev sahipliği yapacak mekânlar arasında Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi, Galata Rum Okulu, Eski Posta Han, Külah Fabrikası, St. Benoît Kilisesi, 212 Studio, Akaretler, Institut français, Taksim Sanat, Soho House, Pera Müzesi ve Minoa Pera gibi İstanbul’un mimari ve tarihi açıdan öne çıkan noktaları yer alacak. Festivalin paralel sergileri kapsamında ise Anna Laudel, Art Han (Kurşunlu Han), Art ON, Collect Gallery, EVİN, Galeri 77, Kasa Galeri, offgrid Art Project, oktowallz ve Ruzy Gallery yer alacak.
Festival, Martin Parr, Yann Arthus-Bertrand, Jill Greenberg, Omar Victor Diop, Catherine Nelson ve David Szauder gibi çağdaş fotoğrafın uluslararası isimlerini bir araya getirecek. Program kapsamında Marcella Legrand Marer ve Heloisa Espada Costa küratörlüğündeki “Brazilian Modernist Photography” sergisi ile İskandinav fotoğrafına odaklanan “Colors of Scandinavia” grup sergisi de sanatseverlerle buluşacak.
Künye:
1. Martin Parr GB. England. New Brighton. 'The Last Resort' Serisi. 1983-85.
2. Konsta Punkka
3. Omar Viktor Diop, Alegori, Allégoria 5, 2021
4. Jill Greenberg, Mağrur, Maymun Porteleri, 2006
5. David Szauder
Mehtap Baydu’nun Arter’deki “Seni Sevmek Çok Zor!” adlı sergisine eşlik eden, farklı dönemlerdeki performans, yerleştirme, fotoğraf ve video çalışmalarına yer veren kitap, Arter Yayınları tarafından yayımlandı.
Baydu’nun Türkiye’deki ilk kurumsal solo sergisi olan “Seni Sevmek Çok Zor!”, sanatçının performans, heykel, fotoğraf ve video gibi farklı mecralar arasında kurduğu ilişkileri görünür kılıyor. Kitap; serginin küratörü Selen Ansen’in sanatçıya hitaben kaleme aldığı mektupla açılıyor. Baydu’nun eserlerini farklı disiplinlerden yazarların katkılarıyla ele alan yayında, küratör ve sanat tarihçisi Sandeep Sodhi’nin sanatçının üretim pratiğini değerlendirdiği “Yağmurdan Önce Tavuskuşu Dans Ettiğinde” başlıklı metni; şair ve yazar Anita Sezgener’in Baydu’nun eserlerinden ilhamla kaleme aldığı “24 Omurlu Noktasallık” adlı şiiri ve felsefeci, akademisyen Emre Şan’ın sanatçının Ben ve Her Şey Arasındaki Mesafe (Camdan Bir Beden) yapıtına odaklanan “Bedenimle Diğer Her Şey Arasındaki Mesafe” başlıklı yazısının yanı sıra, Mehtap Baydu’nun annesiyle Bingöl Zazacasında gerçekleştirdiği söyleşi de yer alıyor.
Tasarımını Ayşe Bozkurt’un üstlendiği yayındaki yazılara, Hadiye Cangökçe tarafından çekilen eser röprodüksiyon fotoğraflarının yanı sıra Kayhan Kaygusuz’un sergiden görünüm fotoğrafları ve Fırat Rüzgar’ın kurulum ve üretim süreçlerini belgelediği kareler eşlik ediyor.
Sergiyi 15 Kasım’a kadar Arter’de ziyaret edebilir, yayını Arter Kitabevi’nden satın alabilir veya kitabevi@arter.org.tr e-posta adresi üzerinden sipariş edebilirsiniz. Ayrıca, arter.org.tr/yayin aracılığıyla İstanbul Kitapçısı’ndan da temin edebilirsiniz. Arter ziyaretçileri de salı–pazar günleri 11:00–19:00, perşembe günleri ise 11:00–20:00 saatleri arasında Arter Kütüphanesi’ne uğrayarak kitabın sayfalarını karıştırabilir.
Akbank Caz Festivali’nin programına eklenen yeni sanatçılar açıklandı. Festival, 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un farklı mekânlarında düzenlenecek konserler ve yan etkinliklerle gerçekleştirilecek.
“Şehrin Caz Hali” sloganıyla gerçekleşen festival kapsamında cazın klasik mirasından çağdaş yorumlarına, doğaçlamadan elektronik ve türler arası seslere uzanan geniş bir seçki müzikseverlerle buluşacak. Akbank Sanat’ın BKM organizasyonuyla hayata geçirdiği festivalde; cazı, hip-hop ve avangart deneylerle eforsuzca bir araya getirebilen, modern cazın en cüretkâr fütüristlerinden Kassa Overall; British Council desteğiyle gerçekleşecek konseriyle, derin hikâye anlatımı ve dumanlı vokal stiliyle dinleyicileri büyülemeye hazırlanan, İngiliz caz ve neo-soul sahnesinin güçlü seslerinden Yazmin Lacey; farklı müzikal gelenekleri cesur bir üslupla bir araya getiren Yunan vokalist Savina Yannatou ve uzun yıllardır birlikte çalıştığı Primavera en Salonico’ya eşlik edecek Tunuslu şarkıcı Lamia Bedioui’nin yanı sıra Amy Winehouse’tan Quincy Jones’a uzanan dev isimlerle çalışmış saksafoncu Cochemea da kökleri geçmişten geleceğe uzanan mistik ve zamansız melodileriyle sahne alacak.
36. Akbank Caz Festivali’nde bu sene de kültürlerarası ve kuşaklar arası birlikteliği temsil eden özel projeler yer alıyor. Polonya ve Türkiye cazının ustalarını Varşova’dan İstanbul’a uzanan kültürel bir köprüde bir araya getiren Sibel Köse, “Vistula’dan Boğaz’a Uzanan Caz Köprüsü” projesini festival kapsamında Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu katkılarıyla hayata geçiriyor. Caz tarihinin efsane piyanisti, bestecisi, aranjörü ve orkestra şefi Emin Fındıkoğlu’nun liderliğindeki, cazın deneyimli ustalarını ve genç yıldızlarını bir araya getiren 15 kişilik caz orkestrası “Emin Fındıkoğlu +12” de festivalin en görkemli buluşmaları arasında yerini alıyor. Festival programında caz, krautrock ve Anadolu ritimlerini harmanlayan İstanbul merkezli davulcu Danae Palaka’nın yanı sıra deneysel doğaçlamalarıyla geleneksel tanbur icrasını çağdaş bir dile taşıyan Merve Salgar’ın ve geleneksel müzikten caza ve deneysel müziğe uzanan bir müzikal palete sahip olan çellist ve doğaçlamacı Anıl Eraslan’ın ortak projesi VELVELE de dikkat çekiyor.
Festivalin bu yılki en büyük sürprizlerinden biri olan, ACT Music iş birliğiyle kurgulanan “ACT Night” serisi ise Avrupa cazının genç yeteneklerini ve usta isimlerini festivalde bir araya getiriyor. Zamanının en özgün müzikal figürlerinden Tunuslu ud dehası ve vokalist Dhafer Youssef, yeni albümü Shiraz ile ACT Night kapsamında İstanbullu müzikseverlerle buluşuyor. Yine bu özel seri çatısı altında; Fransa caz sahnesinin prestijli Prix Django Reinhardt ödüllü tromboncusu Robinson Khoury, elektro-akustik ses manzaraları sunan yeni projesi MŸA “Transara” ile bilincin sınırlarını zorlayan bir performans vaat ediyor. Serinin bir diğer özel gecesinde ise Almanya’nın gözde saksafoncusu Jakob Manz liderliğindeki Young European Stars topluluğu sahne alıyor; Shuteen Erdenebaatar, Nils Kugelmann, Jakob Bänsch ve Leo Asal gibi ödüllü genç yıldızların sahne alacağı buluşmada cazın yeni neslinden heyecan verici yetenekleri bir araya geliyor.
36. Akbank Caz Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Doğanın hafızasını çağdaş sanatın farklı disiplinleriyle buluşturan “Symphony of the Earth” başlıklı sergi, 10 Eylül’e kadar Galeri Işık Teşvikiye’de sanatseverlerle buluşuyor.
Küratörlüğünü Zeynep Albeniz Erbelger’in üstlendiği sergi, dokuz sanatçının resim, heykel ve farklı üretimlerinden oluşan seçkisiyle doğanın dönüşümünü, zamanın izlerini ve yeryüzünün çok katmanlı yapısını izleyicilere sunuyor. Doğanın tek bir sesten değil, birbirine karışan sayısız ritimden oluşan canlı bir bütün olduğu fikrinden yola çıkan “Symphony of the Earth”, çağdaş sanatın farklı ifade biçimlerini ortak bir anlatıda buluşturuyor. Sergi, zaman, dönüşüm ve yeryüzünün hafızasını odağına alan eserleriyle ziyaretçileri doğaya farklı bir perspektiften bakmaya davet ediyor.
Soyhan Baltacı, Serdar Acar, Burak Kutlay, Nilüfer Yıldırım, Nilay Özenbay, Elif Nadas, H. Merve Güç, Özge Kahraman ve Selin Aral’ın eserlerinden oluşan seçki; resim, heykel ve farklı çağdaş sanat disiplinleri aracılığıyla doğanın görünür ve görünmeyen katmanlarını farklı estetik yaklaşımlarla yorumluyor.
Gustav Mahler’in “Bir senfoni, dünya gibi olmalıdır. Her şeyi içine almalıdır.” sözünden ilham alan sergi, resimden heykele uzanan seçkisiyle yeryüzünün görünür ve görünmeyen katmanlarını sanat aracılığıyla yeniden yorumluyor. Doğanın hafızasına, zamanın izlerine ve yaşamın sürekli dönüşümüne odaklanan eserler, izleyiciyi dünyanın çok sesli yapısı üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor.
Sander Kollaard’ın yaşama arzusuna sarılmanın, sıradanın içindeki güzelliğin farkına varmanın önemini ve insan yaşamının değerini konu edindiği romanı Köpeğin Bir Günü, Erhan Gürer’in çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.
Köpeğin Bir Günü “hikâye kisvesine bürünmüş gölgelerden” ibaret olduğumuz hayatlarımızda yaşlanmanın yolun sonu anlamına gelmediğinin altını çiziyor.
“Ellili yaşlarındaki Henk Van Doorn, temmuz ayında bir cumartesi sabahı her zamanki gibi kalkıyor, kahvaltı ediyor, köpeği Haydut’u yürüyüşe çıkarıyor ve çok geçmeden üzülerek fark ediyor ki Haydut hasta, veteriner durumunun ciddi olduğunu söylüyor. Henk yoğun bakım ünitesinde hastabakıcı olarak çalışıyor, dolayısıyla ölümden çok da uzak bir yaşamı yok fakat çok sevdiği yoldaşının hastalığıyla birlikte zihnini arada sırada meşgul eden sorgulamalar artık ayyuka çıkıyor. Fakat bugünün diğer günlerden bir farkı var: Henk, gün boyu başına geleceklerin onu hayatı ıskalamadan, doyasıya yaşamaya iteceğini henüz bilmiyor…”
Sex Pistols Featuring Frank Carter, Zorlu PSM’nin bu yıl beşincisini düzenlediği PSM Loves Summer konser serisi kapsamında 25 Temmuz akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Konserde, Sex Pistols’ın orijinal üyeleri Steve Jones, Paul Cook ve Glen Matlock'a vokalde Frank Carter eşlik edecek. Grup, repertuvarında “Anarchy in the U.K.”, “God Save the Queen” ve “Pretty Vacant” gibi parçaların yanı sıra Never Mind the Bollocks, Here’s the Sex Pistols albümünden şarkılara da yer verecek.
Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.