GÜNDEM
  • 06-03-2026

    Latife Tekin’in her şeyin izlenme sayılarıyla ölçüldüğü bir çağda genç bir kuşağın kaybolan geleceğini anlattığı yeni romanı Para Gürültüsü, Can Yayınları’ndan çıktı.

    Grafiklerin, algoritmaların ve finans dilinin hayatı kuşattığı bir dünyada Tekin, dijital çağın enkazında insan ruhunun hâlâ bir sesi olduğunu hatırlatıyor.

    Tekin, geleceğin çoktan konuşulmuş, paylaşılmış ve zenginlere terk edilmiş olduğunu gösteriyor. Özel jetlerle geleceğe kaçabilenlerin ardından geride kalanlar için yaşam ıslak, paslı ve zor. Yapay zekâya merhamet öğretmeye çalışan bir çağda, insan insana yabancılaşırken Para Gürültüsü’nün içinde kelimeler sınanıyor: Ya siliniyorlar ya da yanarak var oluyorlar.

    “Yoksulların kasırgası zamanı tarumar edecek! Bu konuda aynı fikirdeyiz.”

    0
    0
    176
  • 06-03-2026

    Burcu Urgut’un “Khet” başlıklı kişisel sergisi 11 Nisan’a kadar x-ist’te sanatseverlerle buluşuyor.

    “Khet, yazıdan önceye ait bir sesin bugünde aldığı biçimi düşünmek için ortaya çıkar. Telaffuz edildiği anda eksilen, kayda geçtiğinde geriye yalnızca tortusunu bırakan bu ses, Burcu Urgut’un pratiğinde bir imgeye değil bir eşiğe dönüşür. Sanatçı resmi temsil edilen bir sahne olarak değil; varlık ile yokluk, hareket ile durma, ses ile iz arasındaki gerilimin yüzeyi olarak kurar.

    Urgut’un üretimi sinema, animasyon ve çizginin birlikte kurduğu kendine özgü bir zaman anlayışına dayanır. Bu üretimde tek bir hikâye akmaz; zaman kesilir, katmanlara ayrılır ve farklı anlar aynı yüzeyde buluşur. 19. yüzyıl gravürlerini hatırlatan çizgisel dil geçmişe gönderme yapmak için değil; zamanı yavaşlatmak ve askıya almak için kullanılır. Böylece farklı dönemlere ait görüntüler yan yana gelir, kronolojik bir düzen yerine üst üste biriken bir bellek duygusu oluşur.

    Eserlerde görülen mimari öğeler, ritüeller ve gündelik hayata ait sahneler sabit anlamlar taşımaz. Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Levant’tan Mısır’a uzanan kültürel izler bir hikâye kurmak yerine ortak bir eşikte buluşur. “Khet” kelimesi de bu eşiği tarif eder; Türkçedeki “ket” ile Sami dillerindeki “khet”te bulunan durma, kesilme ve mühürlenme anlamı, sanatçının yüzeyinde görsel bir karşılık bulur. Bu eserler ilerleyen sahneler değil, izleyiciyi yavaşlamaya ve durmaya davet eden alanlardır.

    ​Burcu Urgut’un çalışmaları, bakıp geçilecek görüntüler sunmaz; zamanın katmanlarını hissettiren, dikkatle izlenmesi gereken yüzeyler önerir. Khet, sesin görüntüye dönüşmeden önceki hâlini ve bellekte bıraktığı izi hatırlatan bir metafor olarak serginin merkezinde yer alır.”


    Künye:
    1. Nox, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 52 x 37.5 cm, 2025

    2. Avuç, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 56 x 47 cm, 2026

    3. Göçer I, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 40.5 x 28 cm, 2025

    4. Anicon, Kanvas üzeri akrilik ve akrilik mürekkebi | Acrylic and acrylic ink on canvas, 52 x 20.5 cm, 2025

    0
    0
    216
  • 06-03-2026

    Suyun Bizi Götürdüğü Yer’in Oscar ödüllü yazarı Alan Barillaro’nun baştan sona çizimli yeni romanı Tavşan Bunns, Hatice Meryem Gelgör’ün çevirisiyle Genç Timaş’tan çıktı.

    Bunns, küçük kulaklarla doğmuş bir tavşandır. Bu durum, tavşanların dünyasında bir uğursuzluk kabul edilmektedir. Bu yüzden Bunns dışlanır, hatta bu dışlanmadan aile üyeleri de etkilenir. Diğer hayvanlar arasında, Bunns’ın küçük kulaklarının köylerine felaket getireceği inancı günden güne pekişmeye başlar. Bunns, bu yüzden evini terk eder.

    ​Bunns, evini terk ettiğinde karşısına başka hayvanlar çıkar. Onlara derdini anlatan Bunns, yaşadıkları köyde anlatılan efsaneleri öğrenir ve kulağını nasıl büyüteceğinin bir yolunu bulduğunu düşünür. Bunun için yapması gereken şey, güçlü tilkinin kapısını çalmak ve ondan bir dilek hakkı istemektir. Bunns’ın elde edeceği dilekle yapacağı şey bellidir ancak büyük ormanda işler Bunns’ın tahmin ettiği gibi kolay yürümeyecektir.

    0
    0
    214
  • 05-03-2026

    Yusuf Onur Aydın’ın yazıp yönettiği, Tiyatro Watt yapımı Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyunu, 11 ve 12 Mart’ta Arter’in performans salonu Karbon’da tiyatroseverlerle buluşacak.

    Selen Uçer, Münir Can Cindoruk, Elif Nur Kerkük, Selin Hasar ve Yaren Özkoca’nın rol aldığı Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyununda, yanmış bir tekstil atölyesinden yükselen seslerin izini süren bir tiyatro ekibinin hikâyesini sahneye taşıyor. Oyun bu seslerin peşinde ilerlerken, kadınların yaşamları, göç, kentleşme ve toplumsal travmalar iç içe geçiyor.

    Yanmış bir tekstil atölyesinin geçmişte kalan sesi, bir tiyatro ekibinin kulağına kadar geliyor. Sesler seslere, gerçekler kurmacaya, kadınlar kadınlara karışıyor. Birbirlerini ve hiç görülmemiş olanları görüp, tanık oluyorlar. Her şey bu denli birbirine dokunurken artık biliyorlar ki Bu Bir Prova Değil, bu bir gerçek. Peki gerçek, gerçekten temsil edilebilir mi?

    11 Mart 2026 Çarşamba ve 12 Mart 2026 Perşembe akşamları saat 20:30’da Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek tek perdelik Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    254
  • 05-03-2026

    Pera Müzesi’nin Halil Paşa’nın yaşamı ve sanatsal üretimini odağına alan yeni sergisi “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” kapılarını açtı.

    Dr. Özlem İnay Erten küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının portre, natürmort ve peyzajlarını arşiv belgeleri, fotoğraflar ve desen defterleriyle bir araya getirerek yaşamı, çevresi ve dönemiyle ilişkili kapsamlı bir okuma sunuyor. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye’de resim sanatının dönüşümünde belirleyici bir rol oynayan Halil Paşa’nın yaşamı ve üretimi arasındaki ilişkiye odaklanan sergi, sanatçının farklı coğrafyalarda şekillenen üretimlerine ait eserleri, arşiv belgelerini ve özel koleksiyonlardan ödünç alınan çalışmaları bir araya getiriyor.

    Sergi, Asker Ressamlar Kuşağı’nın en üretken isimlerinden Halil Paşa’nın akademik disiplinle izlenimci duyarlılığını bir arada taşıyan resim diline odaklanıyor. Sanatçının portre, natürmort ve peyzaj arasında kurduğu geçişler, ışık ve renk kullanımındaki özgün yaklaşımı, İstanbul kıyı resimlerinde belirginleşen atmosfer etkisi ve farklı coğrafyalarda çeşitlenen sanatsal bakışı, serginin kronolojik akışı içinde öne çıkıyor. Sergi kurgusu bu akışı yalnızca tarihsel bir sırayla değil, sanatçının yaşamındaki mekânlar, ilişkiler ve üretim çevreleri üzerinden katmanlandırarak izleyiciye aktarıyor.

    Küratör Dr. Özlem İnay Erten sergiyi şu sözlerle anlatıyor: “Bu sergide Halil Paşa’yı yalnızca usta bir portre ve manzara ressamı olarak değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme sürecinde yeni bir görme biçiminin oluşmasına katkı sunan öncü bir sanatçı olarak ele aldık. Asker ressam geleneğinden gelen disiplinini Paris’te aldığı akademik eğitimle birleştiren ve Paris-İstanbul-Kahire ekseninde çeşitlenen sanatını; eserlerinin yanı sıra desen defterleri, arşiv belgeleri ve dönemin kaynaklarıyla birlikte okuyarak, Halil Paşa’yı hem yaşadığı dönemin koşulları içinde hem de sanat tarihimizdeki belirleyici konumuyla yeniden değerlendirmeyi amaçladık.”

    “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisini 23 Ağustos’a kadar Pera Müzesi’nin 5, 4 ve 3. katlarında ziyaret edebilirsiniz.

    Künye:
    1. Halil Paşa Sahilde Gezinti | Seaside Stroll, 1899 Tuval üzerine yağlıboya | Oil on canvas 80 x 55 cm © Bozluolcay Koleksiyonu | Collection Fotoğraf | Photograph: Hadiye Cangökçe
    2. Halil Paşa Çengelköy, 1876–77 (Rumi 1293) Tuval üzerine yağlıboya | Oil on canvas 32 x 42.5 cm © Lucette-Mustafa Taviloğlu Koleksiyonu | Collection Fotoğraf | Photograph: Hadiye Cangökçe
    3. Halil Paşa Oynayan Çocuklar | Children Playing, 1904 Tuval üzerine yağlıboya | Oil on canvas 35 x 60 cm Özel Koleksiyon | Private Collection
    4. Halil Paşa Yemiş Toplayan Kız | Girl Gathering Fruit, 1904 Ahşap üzerine yağlıboya | Oil on wood 46 x 29.5 cm Özel Koleksiyon | Private Collection​
    5. Halil Paşa Pembeli Kadın Portresi | Portrait of a Woman in Pink, 1904 Tuval üzerine yağlıboya | Oil on canvas 125.5 x 80.5 cm © Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi Koleksiyonu, SSM 200-0260

    0
    0
    260
  • 05-03-2026

    Harvard Üniversitesi Beşerî Bölümler Merkezi direktörü ve İngilizce profesörü Marjorie Garber’ın Shakespeare’in 38 oyununu kronolojik bir yöntemle ele aldığı kitabı Shakespeare Oyunları Hakkında Her Şey, Tufan Göbekçin’in çevirisiyle Alfa Yayınları’ndan çıktı.

    Kitap, Garber’ın Yale ve Harvard’da son otuz yıldır verdiği son derece popüler derslere dayanan yetkin bir çalışma sunuyor. Bu çalışma, Shakespeare’in izleyiciyi bağlantı kurmaya davet eden o büyülü jestine cevap veren ve “her çağın kendi Shakespeare’ini yarattığını” belirten saygın bir hocanın bu çağa en büyük armağanı olarak nitelendiriliyor.

    Shakespeare Oyunları Hakkında Her Şey, oyunları incelerken okura imgeleri, sahneleme tekniklerini ve dil kullanımının gelişmini de aktarıyor. Kitap, yalnızca edebiyat öğrencileri ve tiyatro tutkunları için değil; insan doğasının ve modernitenin sanatla buluşmasını yakından keşfetmek isteyen okurlar için de önemli bir başvuru kaynağı.

    0
    0
    688
  • 05-03-2026

    Özgün tınıları ve sahne kurgusuyla koro müziğini çağdaş bir performans deneyimine dönüştüren Chromas, 7 Mart’ta Paribu Art’ta müzikseverlerle buluşacak.

    Başak Doğan yönetimindeki koro; yakın armoniler, beatbox ritimleri, sürpriz konuklar ve doğaçlama anlarla şekillenen repertuarını izleyicilere sunacak. Vocal Painting metoduyla seyirci etkileşiminin de yer alacağı konserde, Gevende ile tanınan davulcu CheChe (Gökçe Gürçay) Chromas’a birçok eserde eşlik edecek.

    Sahne üzerindeki aktüel handycam kullanımı sayesinde izleyici, performansı adeta koronun içindeymiş gibi deneyimleyebiliyor. Şefin anlık yönlendirmeleri, yüz ifadeleri ve koristlerin dinamizmi büyük ekrana yansırken, müziğin sahnedeki enerjisi tüm detaylarıyla görünür hâle geliyor. Işık ve ses olanaklarının maksimum düzeyde kullanıldığı konser, koro deneyimini klasik sahne anlayışının ötesine taşıyor. Chromas’ın ParibuArt’ta ilk kez gerçekleştireceği bu performans, mekânla kurduğu bütüncül ilişki sayesinde izleyiciyi çok katmanlı bir işitsel ve görsel atmosferin içine çekiyor.

    Türkiye’de yalnızca Başak Doğan tarafından uygulanan Vocal Painting (VoPa) metodu, konserin en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturuyor. Şefin anlık işaretleriyle şekillenen doğaçlama müzik, seyirciyi performansın aktif bir parçası hâline getiriyor ve her konseri benzersiz kılıyor.

    ​Chromas konserinin biletlerine Biletix ve ParibuPass üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    327
  • 05-03-2026

    Barın Han, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü “Her Şey Konuşur” sergisi kapsamında gerçekleşecek konuşma ve İstanbul Blockchain Women ve WBN Türkiye organizasyonuyla kadın, veri ve görünmez emeğe odaklanan “İnsan ve Makine” sergisinin açılışı ile kutlayacak.

    Küratörlüğünü Prof. Dr. Merve Güven Özkerim ve Başak Burcu Apaydın’ın üstlendiği “İnsan ve Makine” sergisi, günümüzün gözetim toplumunda anonim kalmayı bir zayıflık değil, sisteme karşı geliştirilmiş bilinçli bir duruş ve strateji olarak ele alıyor. Dijital dünyada her kimliğin bir veriye hapsedildiği ve sınıflandırıldığı bir dönemde, bilinçli anonimlik kavramı, kadının üzerindeki toplumsal ve algoritmik baskıyı kırmak için bir direnç alanı olarak konumlanıyor. Sergi, bu sessiz ama güçlü duruşun sanatçılar tarafından nasıl bir ifade biçimine dönüştüğünü, veri odaklı dünyada var olmanın farklı yollarını keşfetmeyi amaçlıyor. Algoritmaların ötesinde sanatsal bir manifesto niteliği taşıyan sergi, yapay zekâ, veri yapıları ve teknolojik üretim süreçleri içinde kadın bedeni, kimliği ve emeğinin nasıl temsil edildiğini veya görünmez kılındığını sanat aracılığıyla sorgulayan dijital ve fijital üretimleri bir araya getiriyor.

    “İnsan ve Makine” sergisinde dijital, fiziksel / fijital eserleriyle; Ana Maria Caballero, Begüm Tarako, Simon Hipkins, Özge Topçu, SS21.art sanatçı ikilisi, RAST & ASTRO, MHX, Dilara Başköylü, Serdar Yılmaz, Elçin Arpaçay, Erythric, M.Yeşim Yorulmaz, Güzide Akkulak, Leyla Aliyeva, Burcu Berberler, Deniz Varlı, Aliye Erkurtulgu Ceylan, Sinem Ünal Gerdan, Nergis Kartal, Aslı Acar, Eda Seda Tosun, Duygu Aydemir ve Gül Ünlüçay yer alıyor. Sergisiyi 8-15 Mart tarihleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

    Hem hatırlamanın hem de unutmanın aracı olan aile fotoğraflarını ürettikleri imgelerle yan yana getirerek, görünmez bağlarla örülü hikâyelerin kontürünü çizen, çekilmemiş nice fotoğrafın hayalini kurduran, geçmişi bugüne bağlarken izleyicisini de yeni hikâyeler yazmaya davet eden “Her Şey Konuşur” sergisi kapsamında 8 Mart Pazar günü saat 12.30'da moderatörlüğünü İpek Yeğinsü’nün üstlendiği, Aysun Barın, Arzu Arbak, Aylin Zeynep Ertem, Hülya Avdan ve Tülin Safi’nin katılımıyla gerçekleşecek bir konuşma gerçekleşecek.

    Aylin Zeynep Ertem, Hülya Avdan ve Tülin Safi’nin katılımıyla gerçekleşen; kurgu ve yürütücülüğünü Arzu Arbak’ın yaptığı “Aile Fotoğrafları ile Görsel Konuşmalar” atölyesinin bir sonucu olan “Her Şey Konuşur” sergisini, 15 Mart Pazar gününe kadar her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Barın Han’ın 3. katında ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    320
  • 05-03-2026

    Isabella Maldonado’nun bir seri katil hikâyesi anlattığı, suç, gerilim ve polisiye temalarını içeren ödüllü romanı Savaşçı Kız, Altın Kitaplar’dan çıktı.

    Amazon’da “En İyi Polisiye Kitap” seçilen, FORBES’un tüm zamanların en iyi 30 polisiyesinden biri olarak gösterdiği ve Washington Post’ta “Yoğun, trajik ve anında bağımlılık yapıyor” yorumunda bulunduğu Savaşçı Kız, saplantılı bir seri katilin elinden kurtulan genç bir kadının hikâyesini anlatıyor.

    “On altı yasındaki Nina Esperanza acımasız bir katilin elinden son anda kurtulur. Bu travmatik olayın ardından İspanyolca “umut” anlamına gelen soyadını Querrera, yani “savasçı” olarak değiştirir ve yeni bir yaşama adım atar. On bir yıl sonra FBI ajanı olarak çalışmaya başlayan Nina için geçmiş artık yalnızca karanlık bir gölgeden ibarettir. Ta ki parkta bir gaspçıyı kıskıvrak yakaladığı bir video internette viral oluncaya dek.

    ​Katil, Nina’yı hiç unutmamış ve bu viral videoya kadar da izini bulamamıştır. Ancak Nina’nın bir ajan olduğunu öğrenince karmaşık şifreleriyle hem polisi hem de halkı kışkırtarak ölümcül bir oyun başlatır. Polisin çözemediği her şifre zavallı bir kızı ölüme sürüklemektedir. Kendisine Şifre diyen bu psikopatın tek bir arzusu vardır: bir zamanlar tamamlayamadığı işi bitirip Nina’yı, Savaşçı Kız’ı öldürmek!”

    0
    0
    440
  • 04-03-2026

    Zeynep Kaçar’ın kaleme aldığı, Cansu Yeşim Aldoğan’ın tek kişilik performansıyla hayat verdiği Var Olmayan Ayşe’nin Muhteşem Maceraları, 5 Mart’ta Kadıköy Boa Sahne’de, 17 Mart’ta da Şişli Tiyatrosu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.

    Yönetmenliğini Halil İbrahim Kutlu’nun üstlendiği Var Olmayan Ayşe’nin Muhteşem Maceraları; sıradan bir kadının, sıradan sanılan ama aslında büyük cesaret isteyen hayatını sahneye taşıyor. Var Olmayan Ayşe’nin Muhteşem Maceraları, yalnızca bir karakterin değil; sesi kısılmaya çalışılmış, varlığı görmezden gelinmiş tüm kadınların hikâyesini anlatıyor. Oyunun müzikleri ise Erdem Eskimez imzası taşıyor. Geçtiğimiz sezon seyircisi ile buluşan ekip, mart ayında da seyirciyle yeniden buluşmaya devam ediyor. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yazar: Zeynep Kaçar
    Yönetmen: Halil İbrahim Kutlu
    Oyuncu: Cansu Yeşim Aldoğan
    Dramaturg: Akın Altıntaş
    Yönetmen Yardımcısı: Başak Kaya
    Müzik: Erdem Eskimez
    Işık: Gülşah Sürek
    ​Yapımcı: Furkan Duran

    0
    0
    525
DAHA FAZLA
Geldanlage