GÜNDEM
  • 11-07-2020

    Akbank Sanat, Akbank Kısa Film Festivali kapsamında kısa filmlerin çevrim içi olarak izleyicilerle buluşabilmesi için yeni bir projeye hayat veriyor. Akbank Sanat YouTube hesabı üzerinden oluşturulan Kısa Film Kanalı, izleyicilere yerli ve yabancı birçok kısa filmden oluşan geniş bir seçki sunuyor.

    16 yıldır aralıksız sinemaseverlerle buluşan Akbank Kısa Film Festivali, izleyicilere her yıl dünyanın farklı bölgelerinden yapımları bir araya getiren geniş bir kısa film seçkisi vadediyor. Geçtiğimiz yıl 74 ülkeden toplam 2.217 kısa filmin başvurduğu festival, bu yıl da yoğun bir ilgiyle karşı karşıya. Festival bu yılki çalışmalarıyla kısa film kültürünü daha geniş kitlelere yaymayı ve izleyiciler için kolay ulaşılabilir bir platform meydana getirmeyi amaçlıyor.

    Aralarına Gökalp Gönen’in Avarya, Daria Kashcheeva’nın Daughter, Zeynep Köprülü’nün Orada, Sinan Kesova’nın Hinterlant, Alican Yücesoy’un Taş, Mohammad Hormozi’nin Inner Self, Ragıp Türk’ün Tor ve Murat Çetinkaya’nın Sonsuz filmi gibi önemli kısa filmlerin bulunduğu 8 filmlik seçki Türkçe altyazı seçeneği ile Akbank Sanat Youtube Kısa Film Kanalından izlenebilecek.

    ​Festival için hazırlanan internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    197
  • 11-07-2020

    Ağaçların Gizli YaşamıAğaçların Nasıl Konuştuğunu Duyuyor musun? gibi doğa üzerine yazdığı kitaplar ile tanınan Peter Wohlleben’ın yeryüzünü paylaştığımız türlü çeşit hayvanın hikâyesine yer verdiği kitabı Hayvanların Gizli Yaşamı, Zehra Aksu Yılmazer’in çevirisiyle, Kolektif Kitap tarafından yayımlandı.

    Wohlleben, bu kitabında birbirlerine adlarıyla seslenen kuzgunlardan kendi yaptıklarına kafa yorup pişman olan sıçanlara, tavukları kandıran horozlardan sadık domuzlara, utangaç atlardan yas tutan geyiklere ve yavrularını eğiten keçilere kadar pek çok hayvanın hikâyesini anlatıyor.

    “Kimisi evimizin sakini, kimisi sokakların, kimisiyle penceremizde karşılaşıyoruz kimisiyle yabanda, ama kesin olan şu ki ne zaman seslerine kulak versek günümüz güzelleşiyor. Ne kadar farkında olduğumuz bir yana onları duyuyor, onları görüyor, onları etkiliyor ve onlardan etkileniyoruz. Bu kitap farklılıklarıyla bizi büyüleyen hayvanlarla duygu, düşünce ve değerler dünyamızdaki ortaklıkları gösteriyor. Bu sayede bizi hayvanlar âleminin diğer üyeleriyle ilgili varsayımlarımızı sorgulamaya ve bizimki kadar kırılgan yaşamlarına iştirak ederken bu bilgiyle hareket etmeye davet ediyor.”

    “Geyikler, yabandomuzları ya da kargaların, kendi içinde mükemmel olan hayatlarını yaşarken eğlenebildiklerini de kavrayan biri, kadim ormanlardaki yapraklar arasında neşeyle dolaşan o minik hortumluböceklerine de saygı duyabilir belki.”

    0
    0
    180
  • 10-07-2020

    Ferit Burak Aydar’ın Shakespeare'in en tartışmalı ve üzerine en çok yorum yapılmış kitaplarından biri olan Hamlet'i bir edebiyat metni olarak ele aldığı çalışması Hamlet’in Bağlanan Basireti Üzerine – Hamlet ve Sürünceme, Sel Yayınları’ndan çıktı.

    Aydar, farklı versiyonlarını karşılaştırdığı ve metnin bağlamına odaklandığı çalışmasında hem tarihsel hem de politik örüntüleri ilmek ilmek çözerken Hamlet'in gerçek edebi değerini ancak toplumsalın gövdesinde kavrayabileceğimizi ileri sürüyor.

    Hamlet'in Bağlanan Basireti Üzerine, özellikle iki öğeyi mercek altına alıyor: Bir kahraman olarak Hamlet'in "sürünceme"si ve Ophelia'nın erkek egemen toplum tarafından delirtilip ölmesi. Ne var ki, bunu yaparken bir yandan da Hamlet'e "çöreklenmiş" yorum endüstrisine, metne kendi siyasi veyahut felsefi gündemini doğrulamak için uzananlara, okumayı kolaylaştırmak yerine suları bulandıranlara yine metnin içinden satırlarla yanıt veriyor. Böylelikle karakter olarak Hamlet'i putlaştıran eleştirmenlerin kalemlerinin gölgesinde kalmış Ophelia'yı çok daha net ve gerçekçi bir biçimde görmemizi sağlıyor.

    0
    0
    224
  • 09-07-2020

    Stuart Turton’ın tekrarlanan gün fikrini çetrefil bir polisiye hikâyeyle harmanladığı Evelyn Hardcastle’ın Yedi Ölümü, Özge Onan’ın çevirisiyle, İthaki Yayınları tarafından 10 Temmuz’da yayımlanacak.

    Turton’ın bu ilk romanı yayımlandığında tüm dünyada ilgiyle karşılandı, İngiltere’de iki yüz binden fazla sattı. 2018 yılında Costa Kitap Ödülleri’nde “En İyi İlk Roman” ödülünü kazandı.

    ​“Varlıklı, mazisi karanlık bir ailenin genç ve güzel kızı olan Evelyn Hardcastle bu gece ölecek. Yarın da. Ertesi gün de. Blackheath Malikânesi’nde bir kutlama için toplanan kalabalık, partinin keyfini çıkarırken Evelyn son nefesini verecek. Tekrar, tekrar ve tekrar. Katilin kim olduğunu bulması gereken ve her gün malikânedeki başka biri olarak uyanan kahramanımız ise kendi ismini dahi hatırlamıyor. Gizem gittikçe karmaşıklaşıyor: Bugün neden ve nasıl sürekli tekrar ediyor? Salgın doktoru kılıklı adam kahramanımıza neden yardım ediyor? Ayakçı ne istiyor? Anna kim? Hardcastle ailesi neler saklıyor? Bu cehennemden kurtulmak mümkün mü?”

    0
    0
    246
  • 09-07-2020

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Garanti BBVA sponsorluğunda sonbahar aylarında gerçekleştirilecek 27. İstanbul Caz Festivali’nin habercisi Genç Caz değerlendirme konserleri, bu yıl Salon İKSV’nin YouTube kanalı üzerinden canlı olarak gerçekleştirilecek.

    Geçtiğimiz aylarda 27. İstanbul Caz Festivali’nin uzantısı olan Genç Caz’ın başvuruları 30 Haziran 2020 tarihine kadar uzatılmıştı. Bu yıl son dönemdeki en yüksek başvuru sayısına ulaşan Genç Caz değerlendirmeleri sonucunda sahneye çıkmaya hazırlanan gruplar da belli oldu.

    11-12 Temmuz 2020 tarihlerinde Salon İKSV’de gerçekleştirilecek konserler kapsamında Afroloji, An Quartet, Büşra Kayıkçı, Cemre Kıralioğlu Quartet, Deli Bakkal, Gökhan Ulusoy Quintet, Ox, Saynur Eren Duo Project, Tersopalas ve Udgang Trio sahne alacak.

    ​Konserler İKSV’nin YouTube kanalından canlı olarak yayımlanacak. Konser saatleri bu hafta içerisinde İstanbul Caz Festivali sosyal medya hesaplarından ve web sitesinden duyurulacak. 

    0
    0
    400
  • 09-07-2020

    Ayşe Güren'in yavaş ve sakin gezegen Mirya'dan geldiklerini düşünen ama Dünya'da doğup büyüyen beş arkadaşın maceralarını anlattığı "Miryalı Sarp Sakin'e Göre Dünya" serisi Sedat Girgin’in çizimleriyle, üçüncü ve yeni kitapla birlikte tek ciltte Can Çocuk tarafından yayımlandı.

    Serinin daha önce basılan ilk iki kitabı Gökten Yağan İkizler Aşkına ve Dinozor Kuşları'nı, yeni yazdığı üçüncü kitap İnsan Kurtçukları’yla birlikte, Miryalı Sarp Sakin'e Göre Dünya adlı tek kitapta topladı. Sarp Sakin, evde, okulda, sokakta Dünyalılara karşı kahramanca direnen Miryalıların yaşadıklarını Ayşe Güren'in kulağına fısıldadı. O da oturup yazdı.

    “Dünyalı anne babalar mı? Çok zordu, onlara tüm bu olan biteni anlatmak çok zordu…

    Dünya’da doğmuştum, evet! Annem annem, babam babam, kardeşim de kardeşimdi, evet! Ama ben Dünyalı değildim. Hayır, değildim! En yakın arkadaşlarım, Ege, Sarkis, Suzi, Dicle de Dünyalı değildi!

    İpek mi? Hayır, o da Dünyalı değildi. Aslında henüz sevgilim de değildi. Ama bir gün olacaktı, biliyordum. Beş cümlelik öyküler yazıyor, salyangozların anteniyle evren arasında sıkı bağlar olduğunu söylüyor, her gece aynı saatte, sessiz odasının sesini kaydediyor, uzun uzun gökyüzünü seyrediyordu. Hepimizin arasında görünmez bir bağ vardı. Arkadaşlarım, İpek ve ben, biz oralıydık, ötedendik, yukarıdan ya da aşağıdan. Uzayda yön belirlemek zordu, ama çok iyi bildiğimiz bir şey vardı: Biz Miryalıydık!

    Mars’la Dünya’nın arasında sakin sakin dönen küçük, yeşil Mirya, bizim asıl gezegenimizdi. Doğudan batıya, Dünya’nın tersine dönüyordu Mirya. Evet, MİRYA. Mirya’dan geliyorduk biz… Tabii…”

    0
    0
    329
  • 08-07-2020

    Utku Varlık’ın 3 Mart 2020’de Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda açılışı gerçekleşen fakat salgın nedeniyle ara verilen “Sanrı” isimli sergisi kaldığı yerden ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor.

    Varlık, “Sanrı” isimli sergisinde kendisini etkileyen yazar ve şairlere duyduğu saygıyı açıkça dile getiriyor. Tinsel bir yolculuğun nihayetinde üretilen eserler, oldukça karmaşık ve iç içe geçmiş dünyaları tuval üzerine farklı bir kimlikle yansıtıyor.

    Yeni sergisinin odağına gördüğü “sanrı”ları koyan Utku Varlık, Fransız şair Charles Baudelaire’in ifade ettiği gibi resimlerini “düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara” adıyor. Eserlerini “düş yoksunu” bir dünyadan kaçış olarak gören Varlık, konuyla ilgili “Geceleri çıkıp gittiğim pencere hep sonsuzluğa açık, kuzey yıldızıyla karşı karşıya, gündüz ise bir parka bakıyor, çocukların oynadığı…” ifadelerini kullanıyor. Son olarak Rilke’den bir alıntı yapan Varlık, sözlerini şöyle sonlandırıyor:

    “Ve kadınlarda ne hüzünlü bir güzellik vardı; gebe olup ayakta durdukları vakit, ince uzun ellerinin, kendiliğinden üzerine düştüğü şişkin karınlarında iki meyva taşıyorlardı: biri çocuk, biri ölüm. Tamamen boşalmış yüzlerinde görülen yoğun, adeta besleyici gülümseme, bazan bunların ikisinin birden büyüdüğünü düşünmelerinden ileri gelmiyor muydu?”

    ​“Sanrı”, 28 Ağustos 2020 tarihine kadar Bozlu Art Project Mongeri Binası’nda görülebilir.

    0
    0
    329
  • 08-07-2020

    Britanyalı psikolog ve yazar Ken Richardson’ın insanları gen tabanlı bir hiyerarşiye yerleştirip insan beynini derecelendirdiği, genler, beyin ve zekâ alanlarındaki son ilerlemelerin zafiyetlerini ele aldığı Zekânın Bilimi ve İdeolojisi: Genler, Beyin ve İnsanın Potansiyeli, Mehmet Doğan’ın çevirisiyle Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından yayımlandı.

    ​Zekâyı aramaya sinir sisteminin mikro patikalarında başlayan Richardson, değişken çevrelere uyum sağlamak için esneklik, iş birliği ve iletişimin yasalaştığı dinamik bir sistemle karşılaşıyor. Genlerin efendi konumunu yitirdiği, iş birliği ve kültürün sonuç değil bağlama dönüştüğü bu bilişsel evrim ortamında sinir sistemimiz diğerlerinin sinir sistemine öylesine bağlanıyor ki sınıflı ve hiyerarşik mevcut toplum kadar olası bir başka seçenek daha ufukta beliriyor: Katılımcı, eşitlikçi, kapısı herkese açık bir dünya!

    ​Görsel: Behance

    0
    0
    368
  • 08-07-2020

    Salgın nedeniyle uzun bir süredir sanatseverlerden uzak kalan Pera Müzesi, yeni sergisiyle ziyaretçilere merhaba dedi. Müze, 7 Temmuz ile 15 Kasım 2020 tarihleri arasında “Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” başlıklı karma sergiyi ziyaretçilerin beğenisine sunuyor.

    Arnavutluk tarihinin farklı dönemlerine dair oldukça ilginç eserleri izleyicilerle buluşturan “Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” sergisi, ziyaretçileri ülkede sosyalizmin kuruluş ilkelerini yaymayı amaçlayan siyasi tavrın hâkim olduğu diktatörlük yıllarına doğru tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Küratörlüğünü Artan Shabani’nin üstlendiği sergi, dönemin gündelik hayatını, işçi sınıfı, lider portreleri, rejim temsilleri ve gelecek kuşaklara duyulan umut gibi konuları ön plana çıkarıyor. Arnavutluk’un önde gelen sanatçılarının çalışmalarını içeren sergi, sosyalist gerçekçiliği birçok farklı yönüyle gündeme getiriyor. Shabani, Arnavutluk sanatının 40 yılına damgasını vuran “toplumcu gerçekçilik” anlayışını, devletin, sanat ve edebiyat başta olmak üzere, kültürel hayatın hemen her alanına hâkim olduğu, sanatçıları ve yaratıcılığı yönlendirdiği bir dönem olarak tanımlıyor ve serginin, Arnavutluk’un önde gelen sanatçılarının eserlerinden geniş bir seçkiyle hazırlandığını söylüyor.

    Öte taraftan sergi kataloğu için kapsamlı bir yazı kaleme alan Tiran Güzel Sanatlar Akademisi öğretim üyesi Ermir Hoxha, Arnavutluk’ta benimsenen sanat anlayışının 1991 yılına dek sürdüğünü ve bu süreçte oldukça ilginç eserler üretildiğini belirtiyor.

    ​Sergi kapsamında eserlerine yer verilen sanatçılar arasında Arnavutluk Güzel Sanatlar Akademisi’nin kurucularından Guri Madhi; Arnavutluk görsel sanatının en önemli grafik sanatçılarından olan Safo Marko, Pandi Mele ve Pëllumb Bylyku; asker ve sporcu tablolarıyla Robert Përmeti; Arnavutluk inşa etme coşkusunu betimleyen çalışmalarıyla Agim Faja, Zef Shoshi, Dhimitër Theodhori, Skënder Kamberi, Ramazan Memishi; etkileyici karakalem portreleriyle Kristofor Naslazi ve Lumturi Blloshmi; kent ve kır manzaralarıyla Sami Roçi, Lec Shkreli, Guri Madhi, Ilija Rota; film afişleriyle Myrteza Fushekati, Shyqyri Sako, Namik Prizreni, Aziz Karalliu, Bujar Zajmi, Kleo Nini, Astrit Tota gibi isimler yer alıyor.

    0
    0
    378
  • 08-07-2020

    Jodi Picoult’nun sevginin ve cesaretin sınırlarını sorguladığı yeni romanı Yapboz, Ergin Kaptan çevirisiyle April Yayıncılık tarafından yayımlandı.

    Picoult, Yapboz'da bir kez daha can yakan bir konuyu merceğine alıyor, adaletin sınırlarını, sevdiklerimize karşı işlenen suç karşısında duracağımız yeri, ölçüyü nereden alacağımızı sorguluyor.

    Savcı Nina Frost kusursuz bir hayata sahip. Parlak bir kariyer, sevgi dolu bir eş. Hepsinden öte, şirin ve akıllı bir oğlu var, Nathaniel. Bir gün Nathaniel öylece susuyor. Konuşmayı kesiyor, ağzını bıçak açmıyor, sessizliğe gömülüyor. Nina çaresiz, Nathaniel ne yaşadı, bir şey mi saklıyor? Çok geçmeden sessizliğin sırrı büyük bir gürültü koparır.

    ​“En derin kuşku her şeyin kusursuz uyum içinde göründüğü durumlarda uyanır.”

    0
    0
    329
DAHA FAZLA
Geldanlage