GÜNDEM
  • 11-01-2026

    Bihrat Mavitan’ın “– Faruk, gene ben...” başlıklı kişisel sergisi 9 Ocak-14 Şubat tarihleri arasında Galeri Siyah Beyaz’da sanatseverlerle buluşacak.

    “– Faruk Sade: Sen bu yaptıklarını beğeniyor musun Biko?
    – Bihrat Mavitan: Acaba ben ne cevap verirdim? Tabii bunu bir duble rakısız konuşmamız mümkün değildi. Bir elimde kâğıt, bir elimde kalem bir elimde rakı. O kalemle kâğıda Faruk’u karalardım. Herhâlde on bir bin tane Faruk çizmişimdir. Yüzüne bakmam gerekmiyordu. Ve nedense hepsi Faruk oluyordu.
    – Faruk Sade: Anladım...!!!
    – Bihrat Mavitan: Çizgimle cevap vermeyi hep adet edinmiştim. Altı bin öğrencim oldu hepsi de Faruk’u tanıdı. Yani öğrencilerim de zengin oldu. Bu altı bin öğrencimin beş bini ismimi hatırlasa, dört bini telefonumu bulsa, üç bini telefon etse, iki bini geliyorum dese, bin tanesi gelse, bin kadeh Faruk eder.”

    4 Şubat 1984’te galeriyle birlikte açılan ilk sergisinin ardından yirminci kişisel sergisini açan Bihrat Mavitan, Faruk Sade’ye sesleniyor. Kırk iki yıllık arkadaşlığın metaforik bir bakışı olarak okunabilecek sergide sanatçının farklı dönemlerine ait eserleri yer alıyor.

    Künye:
    1. 3 Mavili, 1995, tuval üzerine karışık teknik, 60 x 80 cm
    2. Figür Alayı, 1998, tuval üzerine karışık teknik, 53 x 73 cm
    3. Kurtlu Çerçeve, 1991, tuval üzerine karışık teknik, 55 x 75 cm
    ​4. Omzu Kuş, 1992, mdf üzerine karışık teknik, 60 x 80 cm

    0
    0
    200
  • 11-01-2026

    Stephen King’in yaşamın hem mecazi hem de gerçek anlamdaki karanlık yanlarına inen 12 öyküsünden oluşan kitabı Karanlığı Seversin, Gökçe Yavaş’ın çevirisiyle Altın Kitaplar’dan çıktı.

    King, yazarken “gündelik, sıradan hayatı geride bırakmanın coşkusunu” hissetmek istediğini söylüyor. Bu kitapta da kader, ölüm, talih ve gerçekliğin içinde her şeyin mümkün olduğu kıvrımlar üzerine kurulmuş yeni öyküleri okurlarıyla buluşuyor. Bu öykülerde yazar fanilik, şans ve gerçeklik üzerine hikâyeler anlatıyor.

    ​Kitaptaki “İki Yetenekli Serseri” adlı öyküde uzun süredir bazı yeteneklerin ardında saklı kalan sırlar ortaya çıkıyor. “Danny Coughlin’in Kötü Rüyası” kısa ve benzeri görülmemiş bir rüyanın onlarca hayatı altüst etmesini anlatıyor. “Çıngıraklı Yılanlar” Kujo’nun devamı niteliğinde bir öykü; yaşlı bir adam, biraz huzur bulmak için Florida’ya gidiyor ama orada şartları çok ağır, beklenmedik bir mirasla karşılaşıyor. “Rüya Görenler”, içine kapanık bir Vietnam gazisinin bir iş ilanına yanıt vermesi ve evrenin bazı köşelerinin keşfedilmemesi gerektiğini öğrenmesi üzerine. “Cevapçı” ise önsezinin iyi şans mı yoksa kötü şans mı olduğunu sorguluyor ve dayanılmaz trajedilerle dolu bir hayatın bile anlamlı olabileceğini hatırlatıyor.

    0
    0
    201
  • 10-01-2026

    Anıl Can Beydilli’nin yazıp yönettiği, Tülin Özen ve Nilperi Şahinkaya’nın rol aldığı Ballı Süt oyunu, prömiyerini 28 Şubat’ta Fişekhane Ana Sahne’de gerçekleştirecek.

    Ballı Süt ile ilk defa bir tiyatro projesinde bir araya gelen Tülin Özen ve Nilperi Şahinkaya, oyununun prömiyeri için provalarını sürdürüyor. Ballı Süt, babaanneleri tarafından büyütülen ama yıllar içinde birbirlerinden uzaklaşmış iki kız kardeşin, geçmişle ve birbirleriyle yüzleşme hikâyesini anlatıyor. Oyun; yasın, travmanın ve büyümenin nasıl farklı şekillerde taşındığını; “güçlü olmak” ile “yalnız kalmak” arasındaki ince çizgiyi ve kardeşlik bağının zamanla nasıl dönüşebildiğini anlatıyor. Acıyla mizahın, sertlikle şefkatin iç içe geçtiği bu hikâye, seyirciyi iki kadının hayatına değil; kendi aile anılarına, kayıplarına ve yarım kalmış cümlelerine bakmaya davet ediyor.

    Kardeşlerin çocukluklarında yaşadıkları büyük bir travma, her ikisinin de hayatını farklı yönlere savurmuştur: Derya (Tülin Özen) erken yaşta “güçlü olan”, her şeyi toparlayan, başkalarına yardım etmeyi seçen biri olurken; Asiye (Nilperi Şahinkaya) hayata daha fevri, daha kırılgan ve daha dağınık bir yerden tutunmuştur.

    Oyun, üç farklı zaman diliminde ilerliyor. İlk sahne, 2002 yılının soğuk bir kış gecesinde Asiye’nin sarhoş şekilde Derya’nın kapısını çalmasıyla başlıyor. Asiye 27 yaşında kendine hâlâ bir düzen kuramamanın buhranını yaşarken, Derya kurduğu düzeni işletmeye çalışmaktadır. İkinci sahne, 2013 yılının bir yaz akşamında, Derya’nın kırkıncı yaşını kutladığı akşamdan kaçıp deniz kenarı bir bankta huzuru aramasıyla başlıyor. Derya inşa ettiği her şeyi yıkmak isterken, bu sefer Asiye onu düzene çağırıyor. Böylece iki kardeşin ortak geçmişi; çocukluk anıları, kaçınılan yas ve bastırılmış öfke üzerinden açılıyor. Son sahne ise 2022 yılında, babaannelerinin cenazesinde iki kız kardeş yılların yorgunluğu ile tekrar bir araya geliyor. Artık yetişkin bedenlerinde, çocukluklarına ve birbirlerine yeniden yaklaşmayı deniyorlar.

    Prodüksiyonu Aksel Bonfil, Begüm Ertuğrul ve hikâyenin sahibi Önem Günal’ın üstlendiği Ballı Süt oyunu sezon boyunca izleyicilerle buluşacak. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yazan ve Yöneten: Anıl Can Beydilli
    Oynayanlar: Tülin Özen, Nilperi Şahinkaya
    Yapım: Kadar, Cogito
    Yapımcı: Begüm Ertuğrul, Önem Günal, Aksel Bonfil
    Hikâye: Önem Günal
    Proje Koordinatörü: Çağla Erdoğan
    Yardımcı Yönetmen: Beril Çelik
    Dramaturg: Tuğba Sorgun
    Işık Tasarım: Yasin Gültepe
    Projeksiyon Tasarım: Okan Temizarabacı
    Oyun Asistanı: Ecem Yılmaz
    ​Afiş Tasarım: BI Creative

    0
    0
    330
  • 10-01-2026

    Timurtaş Onan’ın, kırk yıla yayılan fotoğraf pratiğinden özel bir seçkiyi bir araya getiren “Bir Sokak Sergüzeşti” başlıklı sergisi 24 Ocak’a kadar Işık Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    “Bir Sokak Sergüzeşti” sergisi, Timurtaş Onan’ın İstanbul sokaklarında ürettiği ve zaman içinde klasikleşmiş siyah-beyaz fotoğraflarından oluşuyor. 1980’lerden bu yana İstanbul sokaklarında dolaşan Onan için sokak, yalnızca bir mekân değil; süreklilik içinde kurulan bir düşünme ve tanıklık alanı. Bu sergi, belirli bir dönemi belgelemek ya da nostaljik bir geri dönüş sunmak yerine, kırk yıl boyunca değişmeden süren bir bakışın izlerini görünür kılıyor. Farklı yıllara ait fotoğraflar, acele etmeyen, hüküm vermeyen ve kendini merkeze koymayan ortak bir tutum etrafında bir araya geliyor.

    Sergide önemli bir yer tutan Tarihi Yarımada ve çevresi, bir mekândan çok zaman katmanları olarak ele alınıyor. Değişen vitrinler, kaybolan yüzler ve kalan alışkanlıklar, fotoğraflarda yüksek sesle vurgulanmaz; bunun yerine, dönüşümün içinden süzülen küçük insan anlarına odaklanılıyor. Büyük ebatlı siyah-beyaz baskılar, izleyiciye fotoğraflara yalnızca bakma değil, onların içinde zaman geçirme imkânı sunuyor. Siyah-beyaz tercih, estetik bir nostalji değil; kırk yıllık bir birikim içinde gereksiz olanı eleyerek özle baş başa kalma arzusunun sonucu. “Bir Sokak Sergüzeşti”, bir şehrin hikâyesinden çok, o şehirde kırk yıl boyunca yürümüş birinin hikâyesini anlatıyor. Sergi, izleyiciyi açıklamalara değil, tanıklığa; hızlanmaya değil, bakmaya davet ediyor.

    0
    0
    436
  • 10-01-2026

    Caldecott madalyalı yazar ve çizer Brian Floca ile Hans Christian Andersen Ödülü sahibi Sydney Smith’in çocukları doğa olayları ile tanıştırdıkları Ada Fırtınası adlı kitabı, Deniz Ayhan Koçak’ın çevirisiyle İlk Satır Yayınevi’nden çıktı.

    Ada Fırtınası, güçlü bir fırtınayı merkezine alırken çocuklara unutulmaz bir atmosfer sunuyor. Doğanın coşkusunu, gerilimini ve ardından gelen sakinliği sinematografik bir anlatımla aktarıyor.

    ​Kitap aynı zamanda Junior Library Guild Altın Standart Seçkisi’nde yer almış; Publishers Weekly, Amazon Editörleri ve Kids’ Indie Next gibi platformlar tarafından 2025’in öne çıkan çocuk kitapları arasında gösterildi.

    0
    0
    242
  • 09-01-2026

    15. Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sergisi, 12 Ocak-12 Şubat tarihleri arasında İBB Taksim Sanat’ta sanatseverlerle buluşacak.

    15. Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sergisi, yalnızca bir ödül seçkisi olmanın ötesinde; farklı coğrafyalardan bakış açılarını, kültürel çeşitliliği ve insan hikâyelerini aynı çatı altında buluşturan güçlü bir görsel anlatıyı izleyicilere sunuyor. Bu yıl yarışmaya 42 ülkeden 763 fotoğrafçı, toplam 6.294 eserle katıldı. Jüri üyelerinin değerlendirmeleri sonucunda; Doğa ve İnsan, Mutfaktan Kareler ve Serbest olmak üzere üç ana kategoride ödüle layık görülen çalışmalar belirlendi. Sergide, 3’ü Arbella Özel Ödülü olmak üzere ödül alan 30 eser ile FIAP, GPU ve TFSF mansiyonlarına layık görülen 54 eser, toplamda 84 eser izleyici karşısına çıkıyor.

    Doğa ve İnsan kategorisi, insan ile doğa arasındaki ilişkiyi; kimi zaman uyum, kimi zaman mücadele ve dönüşüm ekseninde ele alıyor. Mutfaktan Kareler, farklı coğrafyaların mutfak kültürlerini, geleneklerini ve gündelik yaşam pratiklerini fotoğrafın evrensel diliyle görünür kılıyor. Serbest kategori ise fotoğrafçılara yaratıcılıklarını özgürce ifade edebilecekleri sınırsız bir alan sunuyor.

    Arbella Uluslararası Fotoğraf Yarışması; fotoğraf dünyasının saygın kurumları olan FIAP (Fédération Internationale de l'Art Photographique), GPU (Global Photographic Union) ve TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) patronajlarında düzenlenerek, uluslararası alandaki güçlü konumunu bir kez daha pekiştiriyor.

    ​Durum Gıda CEO’su Gülçin Arslan Hazar, yarışma hakkında şunları söyledi: “Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen fotoğraflarla farklı kültürlerin hikâyelerine tanıklık etmek bizim için büyük bir mutluluk. Arbella olarak yalnızca sofralara değil; sanata, kültüre ve toplumsal hafızaya dokunan projeler üretmeyi önemsiyoruz. Bu yarışma, fotoğraf sanatının birleştirici gücünü her yıl daha da görünür kılıyor.”

    Künye:
    1. FIAP Gold Medal, Bahadır Sansarcı – Türkiye Iceland Air
    2. TFSF Gold Medal, Mahmut Serdar Alakuş - Türkiye Orkinos
    3. FIAP Gold Medal, Gamze Dönmez Maaşoğlu - Türkiye Winter’s Silent Struggle
    4. GPU Gold Medal, Eric Yi-Shuo - Taiwan Forge Of Flavors
    5. TFSF Gold Medal Halı̇t Bozkuş - Türkiye Cantık
    6. Arbella Specıal Award Nguyen Linh Vinh Quoc – Vietnam Drying Cocoons In The Kitchen
    ​7. Gülçin Arslan Hazar

    0
    0
    395
  • 09-01-2026

    Murakami’den Mişima’ya, Kenzaburo Oe’ye çevirileriyle ve Dağın Rüyası romanıyla tanıdığımız Ali Volkan Erdemir’in öykülerinden oluşan kitabı Tenha, Doğan Kitap’tan çıktı.

    Erdemir, Tenha’daki üslubuyla Japon edebiyatına sıcak ve sevgi dolu bir selam gönderdiği öykülerini okura sunuyor bu kez. Bir tenhalık var bu öykülerde... Ama insanı üşüten, yalnızlaştıran bir tenhalık değil. Issızlığın ortasında durup bakılan dünya, bildiğimiz dünya değil. Söylenen her sözde söylenmeyen, görünen her yüzde görünmeyen saklı. Ruhlar sızılı bir geçmişi anlatıyorlar; yaşayanlar ve ölüler geçmişe ve geleceğe doğru genişleyen anlarda buluşuyorlar. Kalabalık ama tenha. Keşkelerle ve umutla; gri duvarlara galebe çalan çiçeklerle; genç bir ölünün mezarına bırakılan bir demet nergisle; şiirin anlamlandırdığı sevgiyle.

    “Her insan, her an, her soluk sadece kendisiyken, zihinlerimize kazınmış imgelerden arınmak gerek. İşte o zaman anlamlı ve sahici yaşarız.”

    0
    0
    268
  • 09-01-2026

    DasDas, Kısalar Festivali kapsamında 20 dakikanın altındaki üç kısa oyunu 10 Ocak Cumartesi akşamı izleyicilerle buluşturacak.

    Geçtiğimiz sene ilki gerçekleşen Kısalar Festivali, 20 dakikanın altında üreten tüm performansçıları görünür kılmayı, yeni şeyler deneme cesaretini ve yaratma hevesini taşıyan sanatçıları desteklemeye devam ediyor. Bu yıl festivalden seçilen 3 kısa oyun, tam da bu anlayışın somut bir çıktısı olarak, birlikte düşünme, üretme ve deneme süreçleriyle şekillendi. 10 Ocak Cumartesi akşamı ilk kez tiyatroseverlerle buluşacak “Üç Kısa” 20 dakikanın altındaki performanslarla özgürlük fikrini ve sanatçılarla birlikte büyüyen yolculuğunu sahneye taşıyor.

    “Üç Kısa”da, baskılara rağmen uçmayı değil kafesinde yaşamayı seçen bir kuşun hikâyesi, bir adamın savunması, güç ve manipülasyonun iç içe geçtiği bir suçun oyunu ve kusurlarıyla yüzleşerek bakış açısını dönüştürmeye çalışan bir performansçının çabası sahnede özgürlük teması etrafında birleşip bir sese dönüşüyor.

    Künye:
    Yapım: Kısalar/Dasdas
    Proje Tasarım: Aytek Şayan
    Yönetmen: Fırat Aygün
    Yazarlar/Oynayanlar: Beyza Elçin Işığan, Ece Yaşar, Elvan Yaz Yaşa
    Yardımcı Yönetmen: Barış Kuş
    Hareket Tasarım: Deniz Atlı
    Işık Tasarım: Barış Kuş
    Müzik: Emre Şufta
    Proje Koordinatörü: Baran Can Eraslan
    Yaratıcı Ekip:
    Kosmokrator: Yalım Danışman, Meltem Salduz, Beyza Elçin Işığan
    Kafes: Zeynep Kuyumcu, Harun Milli, Cenkay Yılmaz, Buse Kara, Ece Yaşar
    İç Ses: Yasin Çıray, Tanz Kolektif,Elvan Yaz Yaşa

    “Üç ayrı hayat, üç ayrı sıkışmışlık, ama tek bir soru: İnsan ne zaman gerçekten özgürdür? Reji yaklaşımı, metinler arasındaki görünmez bağı görünür kılmaya odaklanıyor. Seyirci, üç ayrı hikâyeyi izlerken tek bir yolculuğun içinden geçer gibi; parçalı ama ortak bir özgürleşme haritasına tanıklık ediyor. Bu özel birliktelik, farklı kadın deneyimlerini tek bir ses hâline getirmek değil; aksine, her sesin kendi rengiyle birlikte, özgürlüğün ne kadar çoğul ve kişisel bir mesele olduğunu duyurmak için sahnede yan yana gelmesidir.”

    Kısalar Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    379
  • 09-01-2026

    T. Melis Golar’ın küratörlüğünü üstlendiği “Günlerin Köpüğü ve Kilerdeki Zift” başlıklı sergi, 8 Şubat’a kadar Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    Gen Z’nin görsel kültürünü ve duygu dünyasını şekillendiren estetik kodlara odaklanan “Günlerin Köpüğü ve Kilerdeki Zift” sergisinde; Başak Çalışır, Pınar Kayar, Merve Morkoç, Şafak Şule Kemancı, Christiane Peschek, Alla Güner, Berkay Tuncay, Metehan Törer, Günbike Erdemir, Şule Nur Alev, Mert Öztekin, Can Yıldırım, Taka Kono yer alıyor. İnternet çağında büyüyen bu kuşağın dünyasında; parlak, oyunlu ve sevimli imgeler ile karanlık, tekinsiz ve bastırılmış duygular iç içe geçiyor. Sergi, hızla tüketilen dijital estetikleri “köpük” metaforuyla, bu yüzeyin altında biriken huzursuzluğu ve ağırlığı ise “zift” imgesiyle ele alarak çağdaş görsel kültürün çelişkili doğasını görünür kılıyor.

    Çankaya’da bulunan Fikret Otyam Sanat Merkezi’nin iki katına yayılan sergi, mekânın karşıt karakterlerini anlatının bir parçası hâline getiriyor. Üst kat, dijital kültürün parlak ve çekici yüzünü yansıtırken; alt kat, bu estetiğin karardığı, tuhaflaştığı ve tekinsizleştiği alanlara işaret ediyor. “Günlerin Köpüğü ve Kilerdeki Zift”, sevimli ile ürpertici olanı karşıtlık olarak değil, birbirine dönüşen ve aynı anda var olabilen iki hâl olarak ele alıyor.

    Künye:
    1. Metehan Törer, Kıyıya Vuran, 2023, Seramik ve porselen üzeri sır, lüster, 35x36,5x28cm
    2. Merve Morkoç, Suyuma ve Kendine İyi Bak, 2023, Polüretan plastik, suni kürk, kumaş, 80hx68wx20d cm
    3. Başak Çalışır, Alien Baloon, 2023, tuvalcüzeriyağlı boya, 80x100 cm 
    4. Şule Nur Alev, Mermer Küre, 2025, asitsiz kağıt üzerine grafit ve kalem, 64x50 cm,
    ​5. Mert Öztekin, İsimsiz 2021, Kağıt üzerine toz pastel ve füzen, 72x52cm 

    0
    0
    364
  • 09-01-2026

    Japon yazar Nanako Hanada’nın deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı, kitapların insanlar arasında köprü kurma gücünü hatırlatan romanı Kitapçı Kadın, Yaren Yaman’ın çevirisiyle Beyaz Baykuş Yayınları’ndan çıktı.

    Yalnızlık, kadınlık, yeniden başlama cesareti, kitapların iyileştirici gücü ve büyük şehirde var olma mücadelesi gibi temaları ele alan Kitapçı Kadın, evliliğini sonlandıran ve hayatının en karanlık dönemlerinden geçen bir kadının, Tokyo’da sıra dışı bir karar alarak kendini yeniden keşfetme sürecini anlatıyor. Hanada, bir tanışma sitesi üzerinden bir yıl boyunca yetmiş farklı insanla buluşarak, her birine “ona en uygun kitabı” önermeye başlıyor. Bu karşılaşmalar, roman boyunca yalnızca başkalarının hikâyelerini değil, anlatıcının kendi kırılganlığını, cesaretini ve dönüşümünü de görünür kılıyor.

    “Her karşılaşma, kendi yalnızlığını ve umutlarını başka bir aynada görmene vesile olur.”

    0
    0
    313
DAHA FAZLA
Geldanlage