GÜNDEM
  • 13-08-2026

    İstanbul Modern tarafından hazırlanan, NESCAFÉ Gold’un Migros desteğiyle yürüttüğü “Sanat Yolunda” projesine katılan genç sanatçıların üretimleri, müzenin internet sitesinde yer alan çevrim içi galerisinde sanatseverlerle buluşuyor.

    Türkiye’nin farklı şehirlerinden programa dahil olan genç sanatçıların üretimlerini görünür kılmayı amaçlayan dijital gösterim alanı, katılımcıların proje süresince geliştirdikleri çalışmaları bir araya getiriyor. Galeri, genç sanatçıların üretimlerini daha geniş kitlelerle paylaşmalarına olanak sağlarken, projenin iki yıllık birikimini de kalıcı bir dijital arşive dönüştürüyor.

    “Sanat Yolunda” projesi, ikinci yılını tamamlayarak bugüne kadar 200 genç sanatçıya ulaştı. Proje kapsamında Türkiye’nin farklı şehirlerinde gerçekleştirilen atölyeler, sanat tarihi seminerleri ve çevrim içi buluşmalarla genç sanatçıların üretim süreçleri desteklendi.

    İlk yılında Nevşehir, Mardin, Trabzon ve Van’da gerçekleştirilen program kapsamında genç sanatçılar; Prof. Dr. Necla Rüzgâr’ın “İnsan Etkisi”, Prof. Dr. Alper Maral’ın “Ses ve Kültür”, Sabire Susuz’un “Otantik Özne” ve Doç. Dr. Ali Asgar Çakmakcı’nın “Doğa ve Sanat” başlıklı atölyelerine katıldı. Projenin ikinci yılında ise rota Adana, Diyarbakır, Artvin ve Kars’a uzandı. Bu kapsamda Adana’da Neriman Polat ile “Bellek ve Kolektif Hafıza”, Diyarbakır’da Seçkin Pirim ile “Yeni Form Arayışları”, Artvin’de Ahmet Elhan ile “Nesneler ve Gölgeler” ve Kars’ta Bager Akbay ile “Kavramsal Sanat, Portfolyo ve Yapay Zekâ Destekli Araştırma” başlıklı atölyeler gerçekleştirildi.

    Yüz yüze atölyelerin yanı sıra Doç. Dr. Seda Yavuz ve Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün tarafından yürütülen Sanat Tarihi Seminer Programı ile Doç. Dr. Fırat Arapoğlu’nun yürüttüğü panel programı da katılımcıların çağdaş sanat alanındaki bilgi ve üretim süreçlerini destekledi.

    ​“Sanat Yolunda” projesine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    183
  • 13-08-2026

    Adam Phillips’in arzularımıza ve korkularımıza dair paradoksları ortaya çıkarmak için edebiyatı, masalları, sanat eserlerini ve vaka çalışmalarını incelediği çalışması Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet, Aydın Çavdar’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

    Phillips, incelemeleri ışığında okuruna şu soruları yöneltiyor kitabında: Yeterlinin gerçekten yeterli olduğunu nasıl anlarız? Aşırıya kaçmanın doğru olduğu zamanlar var mıdır? Külkedisi’nin en büyük sorunu neden prens değil de diğer kadınlardır? III. Richard’ın kendi çaresizliğine dair öfkesi bize kendi arzularımız hakkında ne anlatabilir? Aşırılıklara karşı çok mu takıntılıyız? Çocukluk bize kötü davranışlar hakkında ne öğretebilir? Ve sadece mutlu mu olmalıyız, yoksa mutlu olmaktan daha fazlası mümkün mü?

    ​“Hiçbir şey bizi aşırılıktan daha aşırı yapmaz; hiçbir şey bizi diğer insanların yemeğe, alkole, paraya, uyuşturucuya veya şiddete olan aşırı iştahına karşı daha cezalandırıcı, daha onaylamaz, daha fazla iğrenir hale getirmez; hiçbir şey bizi diğer insanların siyasi ideallere veya dini inançlara olan aşırı bağlılığından daha fazla korkutmaz, daha fazla öfkelendirmez, daha fazla umutsuzluğa sürüklemez.”

    0
    0
    369
  • 12-08-2026

    Arca Art Space iş birliğiyle İlke Çolak ve Ecem Naz Çakır’ın küratörlüğünde düzenlenen “Giardinetto I – Herbaryum” sergisi 16 Ağustos’a kadar uzatıldı.

    “Giardinetto” sergileri, adını İtalyancada “küçük bahçe” anlamına gelen giardinetto kavramından alıyor. Seri, kent içinde ziyaretçilerin gündelik hayatın temposundan uzaklaşabileceği bahçe alanları üzerinden şekilleniyor. “Giardinetto I” sergisinde Gülin Algül Kardaş (Asanni), Ahmet Hamdi Başsöz, Bilalcan Kara, Demir Kardaş, Esra Mengülerek, Mehmet Ali Yıldız, Özge Akdeniz, Sanem Tufan ve Yağız Seis yer alıyor.

    “Giardinetto, İtalyanca'da ‘küçük bahçe’ anlamına gelse de tarih boyunca insanın kendine açtığı özel ve değerli bir dünyayı temsil etmiştir. Rönesans’ın düzenli bahçelerinden mücevher sanatındaki çiçek kompozisyonlarına kadar bu kavram, güzelliğin korunduğu bir sığınak fikriyle özdeşleşmiştir. Günümüzde yoğun kent yaşamının kakofonisi içinde nefes alabileceğimiz alanlar azalırken, Giardinetto sergileri tam da bu ihtiyaçtan hareketle şehrin içinde, soluklanılacak birer durak görevi görür.

    Şehrin gürültüsü içinde gizlenmiş, sokağın hemen yanı başında filizlenen bu sergiler, kıymetli birer mücevher gibidir. Giardinetto, yalnızca izlenen bir sergi değil; ziyaretçisine sunulan bir mola ve zihni kalabalıktan arındıran bir kaçış alanıdır. Her biri kendi içinde bir ekosistem olan bu bahçeler, ziyaretçisini gündelik hayatın hızından uzaklaşıp, bu kompozisyonun bir parçası olmaya davet eder.

    Herbaryum, kurutulmuş bitkilerin saklandığı arşivdir; toplanan her çiçek rengini ve suyunu kaybeder ama biçimini korur. Giardinetto da benzer bir saklama biçiminin adıdır: 18. yüzyıldan bu yana kuyumcular, solup gidecek olan çiçeği taşa ve madene dönüştürerek doğanın geçiciliğine karşı sessiz bir yanıt üretmiştir. Herbaryum çiçeğin kendisini, giardinetto ise onun imgesini saklar; ikisi de aynı sorudan doğar: solup gidecek olan, nasıl korunur? Giardinetto I - Herbaryum, bu soruyu duvarlarla çevrilmiş küçük bir bahçeye taşıyor. Bir araya gelen eserler, neyin saklanmaya, neyin hatırlanmaya değer olduğunu sorarken; bu bahçe, izleyicisini saklananları keşfetmeye davet ediyor.”

    Fotoğraflar: Samet Özer

    0
    0
    360
  • 12-08-2026

    Colleen Hoover’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan, Anne Hathaway, Dakota Johnson ve Josh Hartnett’in başrollerinde yer aldığı psikolojik gerilim filmi Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, TME Films dağıtımıyla 2 Ekim’de vizyona girecek.

    Michael Showalter’ın yönettiği, senaryosunu Nick Antosca’nın kaleme aldığı filmde Dakota Johnson, maddi zorluklarla mücadele eden yazar Lowen Ashleigh’i canlandırıyor. Geçirdiği kaza sonrası yazı yazamaz hâle gelen ünlü yazar Verity Crawford’un yarım kalan serisini tamamlamak üzere işe alınan Lowen, ailenin gözlerden uzak malikanesine taşınır. Burada Verity’nin kaleminden çıkan otobiyografik notları bulan Lowen, yazarın eşi Jeremy Crawford hakkındaki rahatsız edici ve karanlık itiraflar ile derin bir şüpheye sürüklenir.

    ​Amazon MGM Studios sunumuyla hazırlanan Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, Türkiye’de TME Films dağıtımıyla 2 Ekim’de sinemalarda olacak. Filmin fragmanına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    389
  • 12-08-2026

    Felsefeci ve psikolog Svend Brinkmann’ın yaşamı kişisel deneyime endeksleyen bakış açısının etik ve psikolojik sonuçlarını araştırdığı kitabı Deneyim Toplumunda Hayatta Kalmak - Öznelliğin Ötesinde Yaşam, Mercan Yurdakuler’in çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Yazar, bireylerle dünyanın arasına deneyim katmanları koymanın nasıl ahlâki fakirleşme ve dünyaya yabancılaşma riskine kapı araladığını gösteriyor. Bugün toplum hayatında alışverişten sağlık hizmetine kadar her şey “kişisel deneyim”le ölçülüp değerlendiriliyor. Deneyim kavramı eğitim, iş hayatı, siyaset, kültür ve ahlâk dahil, hayatımızı oluşturan her tür olgu ve eylemi anlamanın anahtarına dönüşmüş durumda.

    ​Peki bir şeyin değerini, bireylere verdiği memnuniyetle ölçmek mümkün müdür? Hayatın gitgide daha fazla alanının deneyime dönüşmesinin bireylere ve topluma bedeli nedir? Deneyim ekonomisi nedir, sürekli eğlence ve tatmin arayışına dayalı hayat görüşünün yaygınlaşmasına nasıl katkıda bulunur? Birbirinden ayrı ve bireysel deneyim dünyalarında yaşamak, bizi birbirimize ve dünyaya nasıl yabancılaştırır? Dünyayla öznel algımızın ötesinde aklımızla, mantığımızla ve bedenimizle bağ kurmak bizi daha gerçekçi ve sorumlu bir varoluşa götürür mü? Hayatı bir deneyim projesi olarak gören hâkim anlatı, bizi öznellik hapishanesine tutsak edip aslında dünyayı gözden kaçırmamıza neden oluyor olabilir mi?

    0
    0
    395
  • 11-08-2026

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) desteğiyle, Çatalca Belediyesi’nin düzenlediği Çatalca Film Festivali, 27, 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek.

    Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel’in ev sahipliğinde 27, 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek 1. Çatalca Film Festivali’nin Kısa Film Yarışması’nda 10 film finale kaldı. Genç yönetmenlere yeni üretim alanları açmayı ve sinema sanatını desteklemeyi hedefleyen yarışmaya bu yıl toplam 224 başvuru yapıldı. Yönetmen Kerem Yükseloğlu, yapımcı Gamze Topuz ve kurgucu İsmet Araç’tan oluşan ön jürinin değerlendirmesi sonucunda 10 film seçildi.

    Beril Tan’ın Alis, Fatih Diren’in Baletler Köyü, Utku Ali Güler’in Feridun, Semih Ellialtı’nın Galaksinin Tezenesi, Doğa Kılcıoğlu Esen’in Kirpik, Mehmet Oğuz Yıldırım’ın Kudret, Turgut Kanal’ın Mümeyyiz, Rabia Özmen’in Prosedür, Ozan Takış’ın Salman Gitmek İstiyor ve Dalya Keleş’in Yerçekimi adlı filmleri Altın Erguvan Ödülleri için yarışacak.

    Ana jürinin değerlendireceği finalistler arasından En İyi Kısa Film (100.000 TL), Büyük Jüri Özel Ödülü (75.000 TL), Jüri Özel Ödülü (50.000 TL) ve Mansiyon Ödülü (25.000 TL) olmak üzere toplam 250.000 TL tutarındaki ödüller sahibini bulacak.

    ​Çatalca Belediyesi’nin düzenlediği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) desteğiyle ilki gerçekleşecek Çatalca Film Festivali; sinema üretimine destek olmayı ve alanındaki gelişmelere katkı sağlamayı hedefliyor. Festivalin direktörlüğünü yönetmen Cengiz Özkarabekir, genel koordinatörlüğünü yönetmen Onur Güler, program, etkinlikler ve iletişim koordinatörlüğünü ise kurumsal iletişimci Serdar Çamkır üstleniyor. Festival; film gösterimleri, söyleşiler, atölyeler ve kısa film yarışmasıyla sinemaseverleri 27, 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde Çatalca’da bir araya getirecek.

    0
    0
    431
  • 11-08-2026

    Pi Artworks İstanbul, Nancy Atakan ile Dilek Aydın’ın uzun yıllara dayanan iş birliğini “Ne Tatlı Ayrılık” başlıklı ilk ortak sergiyle 17 Eylül-31 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Ne Tatlı Ayrılık”, yaratıcı alanlarda üretim yapan kadınların gözünden doğum deneyimini ele alan disiplinler arası bir sergi olarak kurgulanıyor. Sergi, doğumu anne ile çocuğun fiziksel olarak birbirinden ayrıldığı bir eşik anı olarak ele alırken, bu ayrılığın aynı zamanda yeni bir yaşamın, yeni kimliklerin ve yeni yaratıcı yolların başlangıcını temsil etmesine odaklanıyor.

    Sergi, Ne Tatlı Ayrılık başlıklı yeni video çalışması, portre kartpostallardan oluşan bir heykel yerleştirmesi, kişisel metinlerle işlenmiş bebek battaniyelerinden oluşan bir enstalasyon, Bye Bye Baby yazılı neon işi ve Nancy Atakan’ın daha önce ürettiği Homage to Myrna Lewis ile Mersin Hastanesi adlı iki video çalışmasını bir araya getiriyor. Bu yapıtlar, doğum deneyiminin kadınların hem kişisel hem de yaratıcı yaşamlarında bıraktığı izleri görünür kılarken, samimi anlatılar ile sanatsal düşünüş biçimlerini bir araya getiriyor.

    Sergi mekânı, izleyiciyi sıcak, açık ve düşünmeye davet eden bir atmosferin içine çekiyor. Yerleştirmeler, yavaşlamayı, dikkatle bakmayı, derinlemesine dinlemeyi ve duygusal bir karşılaşmayı teşvik ediyor. Mekânsal kurgu, tekstil işler ve kişisel tanıklıkların bir araya gelişi, doğumun çoğu zaman göz ardı edilen ancak son derece insani ve karmaşık dönüşümünü görünür kılan çok katmanlı, duyusal bir deneyim sunuyor.

    Sergi süresince düzenlenecek Açık Mikrofon Oturumları, sergi mekânını yaşayan bir paylaşım alanına dönüştürmeyi ve izleyicinin doğrudan katılımını teşvik etmeyi amaçlıyor. Sergi boyunca iki ila üç kez gerçekleştirilecek bu özel oturumlarda önceden kayıt yaptıran veya davet edilen kadınlara, canlı yayın karşısında doğum hikâyelerini paylaşmaları için 10’ar dakika ayrılacak. Her oturum en fazla 6 katılımcıyla gerçekleştirilecek ve yaklaşık bir saat sürecek. Bu etkinlikler, sergide ele alınan anlatıları eserlerin ötesine taşıyarak, doğaçlama gelişen hikâye anlatımı ile ortak duygusal deneyimlerin ortaya çıkmasına alan açmayı amaçlıyor.

    Künye: Nancy Atakan, Bebek Battaniyeleri, 2026, örgü ve nakış

    0
    0
    465
  • 11-08-2026

    Knut Hamsun’un dilimizde 1979 yılında 12 bölümlük radyo tiyatrosu olarak yayımlanan romanı Benoni ile Rosa, Behçet Necatigil’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Behçet Necatigil, Knut Hamsun’un Benoni romanını 1960’ta, Rosa’yı 1968’de çevirmiş, birbirinin devamı olan bu iki romanı “Benoni ile Rosa” adıyla radyoya uyarlamıştı. Arşivinde daktilo edilmiş sayfalar hâlinde bulunan ve 1979’da İstanbul Radyosu “Arkası Yarın” kuşağında 12 bölüm olarak yayımlanan oyun ilk kez kitaplaştı. Yönetmeni Engin Uludağ, efektörü Erhan Mesutoğlu olan oyunu seslendiren sanatçılar; Muazzez Küçük, Jeyan Mahfi Tözüm, Kâmuran Usluer, Bilge Zobu, Sait Ergenç, Nüvit Özdoğru, Sezai Altekin, Nedret Denizhan, Zihni Göktay, Mümtaz Ener, Müşfik Kenter ve Kadriye Kenter’di.

    ​“Benoni, Norveç’in küçük kıyı kasabalarından birinde genç bir balıkçıdır, posta sürücülüğü de yapmıştır. Komşu köyün rahibinin kızı Rosa ile evlenmek ister. Uzun süredir nişanlısı bulunan hukuk öğrencisi Nikolay Arentsen’den ümidini kesmiş olduğu için Rosa, Benoni’nin teklifini kabul eder görünür, fakat bir süre beklemesini söyler.”

    0
    0
    472
  • 10-08-2026

    İki yıl aradan sonra İstanbul’a dönen MUBI FEST, bu yılki programında farklı festivallerden ödüllerle dönen yapımlara yer veriyor. 79. Cannes Film Festivali’nde iki başrol oyuncusuna En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazandıran Coward, Paweł Pawlikowski’ye En İyi Yönetmen Ödülü getiren Ata Yurdu (Fatherland) ve Un Certain Regard (Belirli Bir Bakış) bölümünden ödülle ayrılan Miyazma Kampı (Camp Miasma), festival kapsamında Türkiye prömiyerlerini gerçekleştirecek. Cannes Film Festivali’nde gösterilen Arthur Harari imzalı The Unknown ile Na Hong-jin’in yönettiği Hope da Türkiye’de ilk kez MUBI FEST İstanbul’da izleyiciyle buluşacak.

    Festival programında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, canlı müzik performansları ve öğrencilere yönelik etkinlikler de yer alacak. Festival alanında yeme-içme bölümleri de bulunacak.

    ​Biletlerin MUBI üyelerine özel ön satışı 12 Ağustos’ta başlayacak, genel satış ise 14 Ağustos’ta açılacak. Festival süresince düzenlenecek bazı etkinliklere ve öğrencilere ayrılan özel alana ücretsiz katılım sağlanabilecek. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    553
  • 10-08-2026

    Zeyrek Çinili Hamam, Brezilyalı sanatçı Alex Červený’nin “Karşılaşmalar Atlası” başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisini Anlam de Coster küratörlüğünde 24 Eylül 2026-31 Ocak 2027 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    16. yüzyıldan günümüze ulaşan Mimar Sinan yapısı Zeyrek Çinili Hamam’ın altında yer alan Bizans sarnıcında gerçekleşen sergi, astronomi, şehir, mimarlık ve beden arasındaki ilişkileri haritalayan otuzdan fazla eseri bir araya getiriyor. Sergi, Červený’nin Zeyrek Çinili Hamam’ın davetiyle İstanbul’da yürüttüğü araştırma sürecinden doğan yeni yapıtları, sanatçının ilk Türkiye seyahatinden ilhamla ürettiği ve daha önce gösterilmemiş eserlerle bir araya getiriyor.

    Sergide tuval üzerine resimler, parşömen bir heykel, tarihî astronomi risaleleri ve İstanbul gravürleri üzerine müdahaleler ile nakış işlemeli peştemal yerleştirmeleri yer alıyor. Červený’nin üretimleri, “düşüncelerimi barındırmak için ideal bir mekân” olarak tanımladığı sarnıç boyunca açılan bir kitabın sayfaları gibi yerleştiriliyor.

    Alex Červený’nin sarnıç için ürettiği yeni eserler arasında İstanbul Boğazı’ndan esinlenen desen ve resimler bulunuyor. Hollandalı ressam ve seyyah Cornelis de Bruyn’un sanatçının özel koleksiyonunda yer alan Voyage Au Levant kitabından iki İstanbul gravürünün tıpkıbasımları üzerine gerçekleştirdiği yeni desenlerde sanatçının İstanbul’la kurduğu ilişkinin izini sürülebiliyor. Sergide ayrıca Boğaz’ı merkeze alan ve sanatçının alamet-i farikası olan sembol ve kaligrafi öğelerine yer veren üç yeni yağlı boya resim de yer alıyor.

    Künye:
    1. Alex Červený Astronomi Defteri Serisi, 2009 Kâğıt üzerine suluboya ve tempera 23 x 30 cm
    2. Alex Červený Astronomi Defteri Serisi, 2009 Kâğıt üzerine suluboya 23,5 x 30 cm
    3. Alex Červený Boğaz, 2026 Tuval üzerine yağlıboya 27 x 35 cm
    4. Alex Červený Baklava, 2026 Tuval üzerine yağlıboya 27 x 35 cm
    ​5. Alex Červený Cornelius, 2026 Kağıt üzerine print, gümüş varak ve kalem 32,6 x 39 cm

    0
    0
    526
DAHA FAZLA
Geldanlage