GÜNDEM
  • 19-04-2026

    2Cellos ile dünya çapında geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Luka Šulić, “Life Tour” kapsamında Entertainment organizasyonuyla 27 Kasım’da Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluşacak.

    2Cellos ile dünya çapında büyük başarılara imza atan Luka Šulić, solo kariyerinde ortaya koyduğu güçlü yorumuyla uluslararası müzik sahnesinin etkileyici isimleri arasında yer alıyor. Klasik müzik geleneğini modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan sanatçı, kendine özgü tarzıyla geniş bir dinleyici kitlesine hitap ediyor.

    Wigmore Hall, Concertgebouw Amsterdam ve Viyana Musikverein gibi dünyanın en prestijli salonlarında sahne alan Šulić, The New York Times tarafından “klasik crossover’ın zaferi” olarak tanımlanan performanslarıyla dikkat çekiyor. Sir Elton John gibi efsane isimlerle aynı sahneyi paylaşan sanatçı, arena ve stadyum konserlerinde milyonlarca dinleyiciye ulaştı. Sanatsal üretiminde besteci ve aranjör kimliğiyle de öne çıkan Luka Šulić, derinlikli yaylı orkestrasyonları ve güçlü duygusal anlatımıyla müziğinde geniş bir ilham yelpazesi sunuyor. Beethoven’dan çağdaş pop prodüksiyonlarına uzanan bu yaklaşım, klasik müziği günümüz dinleyicisiyle buluşturan güçlü bir köprü kuruyor.

    ​2019 yılında yayımlanan Vivaldi Four Seasons albümüyle ABD Klasik Albümler listesinde 1 numaraya yükselen sanatçı, uluslararası yarışmalarda elde ettiği başarılar ve erken yaşta başlayan müzik eğitimiyle de kariyerini sağlam temeller üzerine inşa etti.

    0
    0
    326
  • 19-04-2026

    Kültürel mirası koruma vizyonuyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restore edilen ve Haliç Sanat 1-2-3 adlarıyla yeniden açılan Balat’taki Fener Evleri üç yeni sergiye ev sahipliği yapıyor.

    Havva Kılıçbay’ın ilk kişisel diorama sergisi “Sessizliği Dinle” Haliç Sanat 1’de, Çağla Celayir’in Haliç Sanat 2’de açılan “Topraklanma” başlıklı sergisi ve minyatür sanatçısı Emine Navruz’un Alice’in Harikalar Diyarı’nı eğlenceli bakış açısıyla yeniden yorumladığı “Tavşan Deliği” başlıklı sergisi ise Haliç Sanat 3’te 19 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Havva Kılıçbay, ilk kişisel diorama sergisi “Sessizliği Dinle” ile sanatseverleri Haliç’in tarihi dokusunda masalsı ve bir o kadar gerçekçi bir yolculuğa davet ediyor. Mekânların ruhunu mikro ölçekte yeniden kurgulayan Kılıçbay, izleyiciyi sadece minyatür dünyalara bakmaya değil; terk edilmiş mekânların, yarım kalmış hikâyelerin ve görünmeyen hayatların izini sürmeye çağırıyor. Sessizliği Dinle”, geleneksel modelleme anlayışının ötesine geçerek dioramayı güçlü bir anlatım dili olarak konumlandırıyor. Kayıp, yalnızlık, hatırlama ve terk edilme gibi evrensel temaları milimetrik detayların içine ustalıkla yerleştiren sanatçı, harabe bir evin önünde unutulmuş bir bisikletten tozlu raflarla çevrili bir yazar odasına, boş bir gelinliğin bıraktığı hüzünden yaşanmışlıkların izini taşıyan metruk köşelere kadar geniş bir anlatı evreni sunuyor.

    Çağla Celayir’in “Topraklanma” başlıklı sergisi, insanın hafıza, zaman ve varoluşla kurduğu ilişkiyi sorgulayan kavramsal bir sanat serisi olarak izleyiciyle buluşuyor. Küratörlüğünü Şerif Yaşar’ın üstlendiği sergi, “topraklanma” kavramını yalnızca elektriksel ya da fiziksel bir süreç olarak değil; aynı zamanda bilinç, bilinçdışı ve hafızanın dönüşümünü düşünmeye imkân veren felsefi bir metafor olarak ele alıyor. Elektriksel anlamda bedenin fazlalık yüklerini nötralize eden toprak, bu seride insan zihninin ve deneyimlerinin biriktirdiği görünmez yükleri taşıyan bir hafıza alanı olarak yorumlanıyor. Sergi, toprağı yalnızca gömen ya da saklayan bir yüzey olarak değil; geçmişi dönüştüren, zaman içinde yeniden anlamlandıran ve yeni varoluş biçimlerine alan açan canlı bir arşiv olarak düşünmeye davet ediyor.

    Minyatür sanatçısı Emine Navruz, “Tavşan Deliği” sergisinde Alice’in Harikalar Diyarı’nı eğlenceli bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Sanatçı, Alice’in macerasını iskambil kartlarına taşırken her kart hem tanıdık hem de bambaşka bir sahneye dönüşüyor. Sergi, bir kaçış değil; gerçeği eğip bükerek yeniden görmenin, küçülerek büyümenin bir daveti olarak izleyici karşısına çıkıyor.

    Künye:
    1-2. Havva Kılıçbay,  “Sessizliği Dinle”
    3-4. Çağla Celayir, “Topraklanma” 
    ​5-6. Emine Navruz, “Tavşan Deliği”

    0
    0
    335
  • 19-04-2026

    Hayatta Kalanlar, Malma İstasyonu romanları ile tanıdığımız Alex Schulman’ın geçmişin hayaletleriyle bugünün gerçeklerini birbirine düğümlediği romanı 17 Haziran, Yonca Mete Soy’un çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Eleştirmenlerin ortak görüşüne göre 17 Haziran, yazarın bugüne kadarki en olgun ve en sarsıcı romanı. Bu kitap okuruna hafıza, suç ve kefaret üzerine bir hikâye anlatıyor.

    ​Romanın kahramanı Vidar’ın hayatı, öğretmenlik yaptığı okulda karıştığı bir olay ve sonrasında gelen açığa alınma kararıyla altüst olmuştur. Ancak asıl sarsıntı, eski bir kutuda bulduğu telefon numarasıyla başlar. Bu, ailesinin 1980’lerdeki yazlık evinin numarasıdır. Vidar numarayı çevirdiğinde, hattın ucunda geçmişten bir ses yankılanır: Uzun zaman önce ölen babasının sesi.

    ​17 Haziran 1986. O gün, Vidar’ın çocukluğunda bir şeyler sonsuza dek değişmiştir ve şimdi bu gizemi çözmek için her gün aynı tarihe telefon açmaktadır. Hakkında yürütülen polis soruşturması ve üzerindeki baskı artarken Vidar, çocukluğunun o güneşli ama tekinsiz gününe hapsolur. Belleğin labirentlerinde ilerledikçe, sorduğu sorular onu hem kendi karanlığıyla hem de ailesinin saklı kalmış yaralarıyla yüzleştirecektir.

    0
    0
    400
  • 18-04-2026

    Grammy ödüllü Gregory Porter, 5 Temmuz akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda konser verecek.

    Modern cazın en güçlü ve etkileyici vokallerinden biri olan Gregory Porter, Pozitif Müzik organizasyonuyla İstanbul’da sahne almaya hazırlanıyor. Soul, caz ve gospel’i derin bir duygusallık ve ustalıkla harmanlayan sanatçı, iki kez Grammy ödülü kazandı.

    Porter, özellikle Liquid Spirit ve Take Me to the Alley albümleriyle çağdaş cazın en önemli figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Güçlü bariton sesi, samimi yorumu ve sahnedeki karizmatik duruşuyla dinleyicileriyle derin bir bağ kuran sanatçı, her performansında müziğin ruhunu sahneye taşıyor.

    ​​Gregory Porter’ın zengin repertuvarından seçkiler ve zamansız klasiklerle şekillenecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    364
  • 18-04-2026

    Andrea Knezović ve Yeşim Akdeniz’in işlerini bir araya getiren “Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman” başlıklı sergi 25 Nisan-30 Mayıs tarihleri arasında Kasa Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.

    Küratörlüğünü Àngels Miralda’nın üstlendiği sergi, ilk olarak 2025’te Amsterdam’da ortaya konan bir araştırmanın İstanbul’daki ikinci durağı olarak izleyici karşısına çıkıyor. Göç, emek ve zaman arasındaki gerilimi, Kasa Galeri’nin banka kasasında kurulan mekânsal ve kavramsal düzenek içinde ele alan sergi, kültürel üretimin giderek daha fazla bürokratik, ekonomik ve politik koşullara bağlı hâle geldiği bir çağda, “dışarıdan olan”ın konumunu merkezine alıyor. Sandıkta alınan kararların, sesi olmayanların yaşamlarını belirlediği bir düzende; geçim, aidiyet ve kalma hakkı, zamana yayılan bir performansa dönüşüyor. Bu bağlamda sergi, kimliği sabit bir kategori olarak değil, süreğen bir müzakere alanı olarak düşünmeye davet ediyor.

    Kasa Galeri’nin kasa mekânında yeniden kurgulanan bu ikinci bölüm, zaman, para ve iktidar arasındaki ilişkileri daha da keskinleştiriyor. Yeşim Akdeniz’in heykelsi ve duvar temelli yerleştirmeleri; halk söylemleri, gündelik dil ve göçün kolektif hafızasını ironik ve katmanlı bir görsel dile dönüştürürken, manuel emek ile bedenin ölçüleri üzerinden cinsiyetlendirilmiş emeğin izini sürüyor. Andrea Knezović ise el yazısı ve vinil kesim metinlerle, zaman ve değer kavramlarını mekân içinde dolaşıma sokuyor. Sanatçının işleri, izleyiciyi bireysel ve kolektif psikocoğrafyalar arasında hareket etmeye davet ederken, dil aracılığıyla yeni karşılaşma ve tartışma alanları açıyor. Metal kinetik yerleştirme In Our Times (2025), ritmik hareketiyle mekânı bir metronoma dönüştürerek, içinde yaşadığımız çok katmanlı zaman politikalarını görünür kılıyor. “Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman”, kültür üretiminin görünmeyen koşullarına, emeğin sürekliliğine ve zamanın iktidarla kurduğu ilişkiye dair güçlü bir öneri sunuyor.

    Künye:
    1. Yeşim Akdeniz, GUTE NACHT #3, 2025. Textile, silicone, paint, metal, upholstery, wood, 150x190cm.
    2. Andrea Knezović, As Above, So Below (The Constellation Series), 2025. Large-scale vinyl diagrammatic spatial installation, variable dimensions.
    ​3. Andrea Knezović, The Anatomy of Anxiety, 2025. Hand drawing, paper & red pen. 21x29.7 double-sided museum glass frame.

    0
    0
    338
  • 18-04-2026

    Emrah Arslan’ın 10 yaş ve üzeri okurları ansiklopedik bilgilerden uzak, macera dolu bir zaman yolculuğuna çıkardığı kitabı Bilimin Öyküsü, Berna Dörtpınar’ın resimleriyle Mundi Çocuk’tan çıktı.

    Kitap, bilimin formüllerden ibaret olmadığını, aynı zamanda bitmek bilmeyen bir sorgulama serüveni olduğunu gösteriyor. İlk yerleşik toplulukların gözlemlerinden Newton’ın devrim yaratan fikirlerine uzanan bu yolculuk sunuyor.

    ​Zamanda yolculuk yaparak bilimin doğuşuna tanıklık etmeye hazır mısın? İlk yerleşik toplulukların pratik gözlemlerinden Newton devrimiyle şekillenen modern bilimsel yönteme kadar uzanan bu zaman yolculuğunda bilimin sadece bir buluşlar silsilesi değil, bitmek bilmeyen bir merak ve sorgulama serüveni olduğunu göreceksin. Üstelik bu kitap sıkıcı ansiklopedik bilgilerden oluşmayacak; bilimin en eğlenceli yönlerini de keşfedeceksin.

    0
    0
    413
  • 17-04-2026

    Richard Wagner tarafından bestelenen ve librettosu yazılan, bestecinin ilk başyapıtı olarak kabul edilen Uçan Hollandalı operası, ünlü Alman rejisör Sebastian Welker’in çarpıcı sahne yorumu ile 23, 25, 29 Nisan ve 2 Mayıs tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda sahnelenecek.

    Opera repertuvarının en etkileyici eserlerinden biri olan Uçan Hollandalı, Wagner’in müzikal dilinin şekillenmeye başladığı dönemi temsil ederken, leitmotif (ana tema) kullanımının güçlü örneklerini de barındırıyor. Bestecinin dramatik anlatımı müzikle bütünleştiren yaklaşımı, bu eserde kendini belirgin biçimde gösteriyor. Sebastian Welker’in rejisi, eserin karanlık atmosferini çağdaş bir sahne diliyle yeniden yorumlarken, izleyiciyi zamansız bir hikâyenin içine çekiyor. Görsel tasarım, ışık kullanımı ve sahne estetiği, müziğin dramatik gücünü tamamlayan önemli unsurlar arasında yer alıyor. Tutkunun, kaderin ve kurtuluşun iç içe geçtiği bu güçlü eser hem müzikal hem de dramatik açıdan izleyicisine unutulmaz bir gece vaat ediyor.

    İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği eserin dekor tasarımı Efter Tunç, kostüm tasarımı Serdar Başbuğ, ışık tasarımı Yakup Çartık, koreografisi Emre Karaca imzalı. İDOB Koro Şefi ise Paolo Villa. Temsillerde; “Der Holländer” rolünde; Alper Göçeri / Murat Güney; “Senta” rolünde Mine Kurtoğlu / Evren Ekşi; “Daland” rolünde Tuncay Kurtoğlu /Göktuğ Alpaşar, “Erik” rolünde Efe Kışlalı / Hüseyin Likos, “Mary” rolünde Aylin Ateş / Deniz Likos, “Der Steuermann” rolünde Yoel Keşap / Efe Doğrukul sahnede olacak.

    “Fırtınalı denizlerde geçen hikâyede, bir zamanlar Tanrı’ya meydan okuduğu için lanetlenmiş, doğaüstü bir Hollandalı, sonsuza dek denizlerde dolaşmaya mahkûm edilmiştir. Ona yalnızca yedi yılda bir karaya çıkma izni verilir ve bu kısa sürede, kendisine sonsuza dek sadık kalacak bir kadının aşkını bulabilirse lanetten kurtulabilecektir. Bu umutsuz arayış sırasında yolu, Norveçli denizci Daland ve onun kızı Senta ile kesişir. Senta, Hollandalı’nın efsanesini yıllardır tutkuyla dinlemiş, onun trajedisine derin bir bağ kurmuştur. Onunla karşılaştığında, bu hikâyenin bir parçası olmayı ve onu kurtarmayı adeta kaderi olarak benimser. Dünyevi bir aşk ile lanetlenmiş bir ruhu kurtarma ideali arasında kalan Senta’nın kararı hem kendi kaderini hem de Hollandalı’nın yazgısını belirleyecektir.”

    Uçan Hollandalı operasının biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    398
  • 17-04-2026

    Atalay Yavuz’un “Infrathin” başlıklı kişisel sergisi 30 Nisan-9 Haziran BüroSarıgedik’te sanatseverlerle buluşacak.

    “Sanat çoğu zaman gördüğümüzde değil, gördüğümüz ile gördüğümüzü sandığımız arasındaki o neredeyse algılanamaz aralıkta belirir. Marcel Duchamp’ın “infrathin” olarak adlandırdığı bu alan; niyet ile gerçekleşme, nesne ile imgesi, anlam ile algı arasındaki ince, kaygan farktır. Tanımlanamaz, ancak deneyimlenebilir.

    Atalay Yavuz’un ‘Infrathin’ başlıklı sergisi, bu eşiği bir kavramdan çok bir üretim zemini olarak ele alır. İşler, görünür olan ile henüz biçim kazanmamış olan arasında, tekrar ile farkın birbirine karıştığı kırılgan alanlarda konumlanır. İlk bakışta benzer görünen yüzeyler ve formlar, dikkat yoğunlaştıkça ayrışır; minimal sapmalar, özdeş olanın içindeki farkı açığa çıkarır. Yavuz’un pratiği, form üretmekten ziyade farkı izole etmeye yönelir. Mekân, bu ince ayrımların dolaşıma girdiği bir yüzeye dönüşür; tekrarlar, aralıklar ve varyasyonlar izleyiciyi sürekli karşılaştırmaya, ayırt etmeye ve yeniden görmeye davet eder.

    Bu sergi, kesinlikten çok olasılıkla ilgilenir. Her iş, sabit bir anlam önermek yerine çoğul okumalar için açık bir yapı kurar. Dil, şarkı sözlerinden çıkarılan başlıklar aracılığıyla bu kayma alanına girer.

    ‘Infrathin’, karşıtlıkları çözmekten çok aralarındaki mesafeyi görünür kılar. Bu mesafe ne kapanır ne sabitlenir, sürekli yer değiştirir. Yavuz’un işleri tam da bu hareketin içinde var olur; neredeyse fark edilmeyen farklılıkların, algıyı dönüştürdüğü bir eşikte.”


    Künye:
    1. Atalay Yavuz, Gölgede aynı (It's the same in the shade) 2026 Tuval üzerine yağlıboya 147.32x147.32cm (DetayFotoğraf)
    2. Atalay Yavuz, Gölgede aynı (It's the same in the shade) 2026 Tuval üzerine yağlıboya 147.32x147.32cm (DetayFotoğraf)

    0
    0
    425
  • 17-04-2026

    Uluslararası Booker ödüllü çevirmen Jennifer Croft’un dünyaca ünlü bir yazarın ansızın ortadan kaybolmasını ve onu arayan sekiz çevirmenin hikâyesini anlattığı Irena Rey’in Yok Oluşu adlı kitabı Seda Çıngay Mellor’un çevirisiyle Delidolu’dan çıktı.

    Bu kitap; yalnızca bir roman değil çevirmenlerin, yazarların ve metinlerin birbirine nasıl bağlı olduğunu, farklı bakış açılarıyla gerçeğin nasıl değişebileceğini gösteren zihin açıcı ve katmanlı bir okuma deneyimi sunuyor. Hikâye, güvenilmez anlatıcılar, şaşırtıcı sırlar ve mantar metaforlarıyla katmanlı bir yapı sunarken; mizahi yaklaşımıyla çeviri dünyasının kuralları, yayıncılık ve sanat dünyasındaki iktidar ilişkilerini sorgulatıyor.

    ​“Kitapları pek çok ülkede yayımlanan, eleştirmenlerin göklere çıkardığı, Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasına kesin gözüyle bakılan Polonyalı romancı Irena Rey, başyapıtı olması beklenen yeni romanı Gri Eminans’ın “çeviri zirvesi” için sekiz çevirmeni evine davet etmiş ve bir anda ortadan yok olmuştur. Polonya-Belarus sınırındaki kadim Białowieża Ormanı’nda geçen bu serüvende çevirmenler, yazarın evinde ve metinlerinin satır aralarında ipuçları ararken hem kendi kimlikleriyle hem de birbirleriyle yüzleşirler.”

    0
    0
    441
  • 16-04-2026

    CI BLOOM 2026 bugün kapılarını açtı. Contemporary Istanbul tarafından hayata geçirilen ve bu yıl 5. edisyonu düzenlenen fuar, 15 Nisan’daki ön izleme gününün ardından 16-19 Nisan tarihleri arasında genel ziyarete açılarak sanatseverleri Lütfi Kırdar Rumeli Salonu’nda ağırlamaya başladı.

    Genç, dinamik ve yenilikçi yapısıyla öne çıkan CI BLOOM; Türkiye’nin farklı şehirlerinden galerileri, sanat inisiyatiflerini ve yeni nesil üretimleri bir araya getirerek İstanbul’un kültür-sanat sahnesine canlılık kazandırmayı sürdürüyor. Fuar bu sene, Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörü olduğu BMW partnerliğinde; Pernod Ricard Türkiye co-partnerliğinde; Türk Hava Yolları | Miles&Smiles resmi hava yolu partnerliğinde ve Samsung’un Art TV partnerliğinde gerçekleştiriliyor. Ayrıca Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın uluslararası tanıtım desteği ve İBB Kültür AŞ.’nin şehir içi iletişim desteğiyle hayata geçirilen fuar, The Marmara Taksim ve The Bank Hotel Istanbul iş birlikleriyle uluslararası sanat profesyonellerini İstanbul’da ağırlıyor.

    Bu yılki edisyon kapsamında Borusan Otomotiv, BMW’nin Neue Klasse mimarisinin ilk seri üretim temsilcisi olan Yeni BMW iX3 modeliyle fuarda yer alırken; dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Edward Burtynsky’nin çevresel dönüşüm ve insanın doğa üzerindeki etkisini ele alan çalışmaları Borusan Contemporary katkılarıyla izleyiciyle buluşuyor. Samsung ise The Frame üzerinden kürate edilen ve geniş bir dijital sanat arşivine dayanan “Art TV” seçkisiyle fuar deneyimini teknolojiyle bir araya getiriyor.

    Sürdürülebilir bir modelle galerileri desteklemeyi amaçlayan CI BLOOM’un 5. edisyonu, mevcut ekonomik koşullar gözetilerek geliştirilen yaklaşımıyla sanat ekosistemiyle dayanışma içinde büyüme vizyonunu yansıtıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden galeriler ile uluslararası açılımları bir araya getiren fuarda; Anna Laudel, Art On Istanbul, Belm’art Space, Bozlu Art, C.A.M. Gallery, DG Art Gallery & Project, DİFOART Collective, DİRİMART, Galeri 77, Martch Art Project, Muse Contemporary, One Arc Gallery, Pi Artworks, Piramid Sanat, Rıdvan Kuday, Ruzy Gallery, SANATORIUM, Summart, Taksim Sanat, Vision Art Platform, x-ist ve ZILBERMAN gibi galeriler yer alıyor. Bu yıl ilk kez katılan galeriler arasında EArt, rast. GALLERY, Kun Art Space, Collect Gallery, FAAR Gallery ve offgrid art project / Otmar Uras bulunurken; Loading Art Space, NOKS Art Space, KOLİ Art Space ve Are Projects de sanat inisiyatifleri olarak fuara dahil oluyor.

    CI BLOOM, sanatın daha geniş kitlelere ulaşmasını destekleyen yaklaşımıyla 16 ve 17 Nisan’da 17.00-20.00 saatleri arasında yükseköğretim öğrencilerine ücretsiz ziyaret imkânı da sunuyor.

    ​CI BLOOM, 16-18 Nisan tarihlerinde 11.00-20.00 saatleri arasında, 19 Nisan’da ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuarın biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    602
DAHA FAZLA
Geldanlage