
Sema Kaygusuz’un okurunu alışık olduğu anlatı formunun dışına çıkaran yeni romanı Saf Canavar, Metis Yayınları tarafından yayımlandı.
“Dünyasını yitirenler, ancak o zaman evreni keşfeder.
İçime doğanı sakınacak değilim. Bundan kaçamam zaten. Ama gördüğünüz gibi anlattıkça kayıp veren ulu bir cahilim ben. Bir kelleyi bulmakla lanetli, kendi mahvımı anlatıyorum. Yazılmışla yazılamaz arasındaki sınırı hâlâ bilmiyorum. O yüzden gerekeni siz yapın lütfen. Bütün bu anlattıklarımla az sonra anlatacaklarımı ateşe tutmayı unutmayın.”
Blind ve Epifoni ortak organizasyonu, %100 Müzik katkılarıyla düzenlenen Blind Fest, bu sene 23 ve 24 Haziran tarihlerinde Life Park’ta müzikseverlerle buluşacak. Festivalin 24 Haziran’daki headliner’ı ise “DREAMWORLD – The Greatest Hits Live” turnesi kapsamında uzun bir aradan sonra Türkiye’ye gelmeye hazırlanan elektronik pop müziğin efsanevi grubu Pet Shop Boys olacak.
Neil Tennant ve Chris Lowe’dan oluşan ikili, “West End Girls”, “It’s a Sin”, “Always on My Mind” ve “Go West” gibi zamansız hitleri ve çarpıcı sahne prodüksiyonlarıyla büyük bir dinleyici kitlesine sahip. Blind Fest’in diğer isimleri ise önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Bilal Yılmaz’ın “Form-Zanaat-Aktivizm” başlıklı kişisel sergisi 7 Mayıs-7 Haziran tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Nazlı Pektaş’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi, zihnin analitik yapısı ile malzemenin doğası arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Bu birliktelik bir yandan imgeye varıyor, diğer yandan zanaatla düşünmenin modern dünyadaki imkânlarını sorguluyor. Bilal Yılmaz; zanaatı, malzemeyle kurulan fiziksel bir ilişkiden öte; toplumun hafızasını taşıyan, dinamik bir üretim biçimi olduğunu belgeliyor ve bunu birlikte çoğaltmak için kamu ile paylaşıyor. Bu yaklaşımın pratikteki karşılığı ise CraftNet’te somutlaşıyor. Sanatçının İstanbul’da bir araştırma projesi olarak başlattığı bu platform, şehirlerin zanaat ekosistemini haritalandırırken, görünmez kılınan zanaatkârlara dijital bir kimlik kazandırıyor ve zanaatkârlarla yaratıcı aktörleri yaratıcı bir zeminde buluşturuyor. Böylece sanatçı; zanaatı, miadını doldurmuş bir üretim formu olmaktan çıkarıp, emeğin toplumsal değerinin tekrar inşa edildiği, bir araştırma ve üretim aracına dönüştürüyor.
Galeri alanı bu sergide buluntu nesnelerin, prototiplerin ve mekanik kurguların çarpıştığı bir araştırma sahasına evriliyor. Çizimler, notlar, ses yerleştirmeleri ve ışık oyunları; her biri zihnin karmaşık yapısının hayati parçaları olarak karşımızda duruyor. Sanatçı, üretirken belli anlarda kendini mekanik bir devinimin ritmine bırakıyor. El maharetini, disipline edilmiş bir tekrarın uç sınırlarına dek zorluyor.
Künye:
1-2. Seri Zanaat - KIT, 2024 Kinetik Heykel - Eğitim Seti Plywood, Akrilik, Pirinç, Kauçuk 40 x 50 x 56 cm
3. Seri Zanaat, 2024 Kinetik Yerleştirme Plywood Kasnak, Metal Göbek, Kayış, Motor Kutusu
4. Dirt Is The Color Of Labor, 2022 Fotografik Belgeleme Forex Üzerine Fine Art Photo Rag Baskı 70 x 50 cm
Doğanın, kuşların, ağaçların şairi olarak tanıtılan Jean Giono’nun okurlarını düşlerin ve özgürlüğün hoş kokusunu duyabileceği bir kır gezintisine çıkardığı kitabı Ufku Görmek İsteyen Çocuk, Goncagül Artam’ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
“Doğan Kardeş” kategorisinde yayımlanan, François Place’in resimleriyle renklenen bu kitap 8 yaş ve üstü tüm okurları manzarayı görmeye davet ediyor.
Küçük bir çocuk babasıyla gezintiye çıkar ama yolu çevreleyen devasa ağaçların ve bitkilerin oluşturduğu çitler manzarayı görmelerine engel olur. Akşam olunca, düşünde kendisini bir ağacın dibinde bulur. En tepeye tırmanır ve derken...
Fas asıllı Belçikalı rapçi ve prodüktör DYSTINCT, 7 Ağustos’ta Maximum Uniq Açıkhava’da sahne alacak. İlk İstanbul konserini vermeye hazırlanan DYSTINCT, Morad ile kaydettiği “Mansory” isimli yeni teklisini de geçtiğimiz günlerde yayımladı.
“YAMA” ve “TA3AL” gibi hitlere imza atan DYSTINCT, BABABA WORLD albümünün ardından Morad ile yeniden bir araya geliyor. İkili, son olarak DYSTINCT’in albümünde yer alan “RS6” parçasıyla dünya genelinde 65 milyonun üzerinde dinlenmeye ulaşmıştı.
“Mansory” ile DYSTINCT ve Morad, daha güçlü ve daha net bir duruşla geri dönüyor. Parça, hayranların uzun süredir dile getirdiği “eski DYSTINCT” sound’una dönüşü temsil ediyor. Sanatçı, kariyerinin ilk dönemlerinde öne çıkan duygusal ve samimi anlatımını yeniden ön plana çıkarırken, bunu bugün ulaştığı global prodüksiyon seviyesiyle birleştiriyor.
“Mansory”, aşk, kayıp ve bu duyguların ardından kalan izleri konu alıyor. DYSTINCT, birine her şeyini verdikten sonra geriye kalan boşlukla yüzleşmeyi anlatıyor. Mansory model arabasındaki boş yolcu koltuğu, biten bir ilişkinin ardından geride kalan duyguların sembolü olarak öne çıkıyor. Arapça, İspanyolca ve Fransızca’nın bir arada kullanıldığı parça, iki sanatçının temsil ettiği kültürel köprüyü bir kez daha ortaya koyuyor. İkili bu yaklaşımla global müziğin sınırlarını genişletmeye devam ediyor.
“Mansory” şarkını buradan dinleyebilir, konserin biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
PSM Loves Summer by %100 Müzik’in beşinci yıl programına eklenen yeni isim, elektronik müziğin öncülerinden The Prodigy oldu.
Zorlu PSM’nin yaz aylarını uluslararası müzik sahnesinin güçlü isimleriyle buluşturduğu PSM Loves Summer by %100 Müzik, beşinci yılını programına eklenen yeni bir isimle kutlamaya devam ediyor. Moby, Sex Pistols, Skunk Anansie ile JMSN’in ardından The Prodigy ile bu özel yılın kadrosunu tamamlıyor. The Prodigy, 7 Ağustos’da %100 Müzik katkılarıyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak. Konserin biletleri 6 Mayıs Çarşamba günü saat 15.00’te Passo üzerinden satışa çıkacak.
90’lı yılların ortasından bu yana elektronik müziği dans pistlerinden çıkararak ana akım sahnenin merkezine taşıyan The Prodigy; “Firestarter”, “Breathe” ve “Smack My Bitch Up” gibi kültürel birer kırılma noktasına dönüşen hitleriyle İstanbul’a geliyor. 20’den fazla ülkede albüm listelerinin zirvesine yerleşen ve elektronik müziğin karakteristik yapısını geniş kitlelerle buluşturan ekip, yüksek enerjili sahne yapısını 7 Ağustos akşamı Turkcell Sahnesi’ne taşıyor.
Moby, Sex Pistols ve Skunk Anansie gibi her biri kendi alanında ekol hâline gelmiş isimleri bir araya getiren PSM Loves Summer by %100 Müzik, beşinci yılına özel hazırlanan bu iddialı programla yaz ayları boyunca sezonun en dikkat çeken buluşmalarından birine ev sahipliği yapacak.
Margaret Atwood ve Douglas Preston tarafından derlenen, 36 yazarı anlatılarla karantinanın klostrofobik atmosferinde bir araya getiren adeta bir Decameron projesi olan On Dört Gün, Sıla Okur’un çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.
John Grisham’dan Celeste Ng’ye, Tess Gerritsen’den Dave Eggers’a kadar pek çok seçkin yazarın sesinin birbirine karıştığı bu ortak romanda okur, bir gizemin peşine düşer gibi hangi sesin kime ait olduğunu keşfetmeye davet ediliyor. Aşk, ihanet ve hayatta kalma arzusuyla dokunmuş bu anlatılar, öykü anlatma eyleminin ruhu iyileştiren sihirli gücünü bir kez daha kanıtlıyor. “Bizi biz yapan hikâyelerimizdir” mottosuyla yola çıkan bu kitap, edebiyatın birleştirici gücüne ve anlatıların ölümsüzlüğüne sunulmuş görkemli bir saygı duruşu.
“Dünya durduğunda ve New York sokaklarını korku esir aldığında, Aşağı Doğu Yakası’ndaki köhne bir binanın çatısında “kılıç artıkları” olarak nitelenen bir grup komşu bir araya gelir. Her akşam saat yedideki ritüellerinin ardından, belirsizliğe karşı en kadim silahlarını kuşanırlar: Hikâyeler.”
Alternatif pop sahnesinin önemli isimlerinden LP, Epifoni’nin 10. yılına özel konser serisi kapsamında Ankara, İzmir ve İstanbul’u kapsayan üç konserlik bir turne gerçekleştirecek.
Turnenin ilk durağı 11 Ağustos’ta CerModern olacak. LP, ardından 12 Ağustos’ta Tarihi Havagazı Fabrikası sahnesine çıkacak. Türkiye turnesinin son konseri ise 14 Ağustos’ta KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek.
Duygusal yoğunluğu yüksek şarkıları, güçlü vokali ve sahnedeki enerjisiyle geniş bir uluslararası dinleyici kitlesine ulaşan LP, 3 milyarı aşan toplam dinlenme sayısı ve 150’den fazla şehirde gerçekleştirdiği kapalı gişe performanslarla dikkat çekiyor. Sanatçının dünya çapında büyük çıkış yakaladığı “Lost on You” ise kariyerinin en bilinen parçaları arasında yer alıyor.
Los Angeles çıkışlı sanatçı, solo kariyerinin yanı sıra Rihanna, Cher ve Christina Aguilera gibi isimler için yazdığı şarkılarla da müzik endüstrisinde önemli bir yer edindi. LP, 2023 yılında yayımladığı Love Lines albümünde akustik baladlardan alternatif rock etkilerine uzanan geniş bir müzikal yelpaze sunmuştu. Sanatçı, Türkiye konserlerinde hem sevilen klasiklerini hem de yeni dönem şarkılarını seslendirecek.
Eda Sütunç’un “Sıcak Prova” başlıklı kişisel sergisi 7 Mayıs-27 Haziran tarihleri arasında SANATORIUM Tophane’de sanatseverlerle buluşacak.
Heykel, fotoğraf, video ve metinlerden oluşan “Sıcak Prova” sergisi; taşıma, bağ kurma ve kırılganlık ekseninde bu dünyada var olmanın alternatif yollarını araştırıyor. Eda Sütunç’un pratiği, kusursuzluk ve verimlilik üzerine kurulu normatif değer sistemlerini sorgularken, spekülatif akrabalık biçimleri öneriyor. Üretkenliği yalnızca sonuç üzerinden tanımlayan performatif rejimlere karşı geliştirilen bu yaklaşım; ritüel, tekrar ve salınım üzerinden ilerleyen işler aracılığıyla, taşımanın sınırlarını ve taşıyamama anında dahi bağ kurmanın mümkün olup olmadığını düşünmeye açıyor.
Sanatçı, bedeni yalnızca bir temsil alanı olarak değil; düşünmenin, sınamanın ve dönüşümün gerçekleştiği bir zemin olarak ele alıyor. Süreç odaklı pratiği, üretimi bağımsız bir araştırma biçimi olarak konumlandırarak serginin omurgasını oluşturuyor. “Sıcak Prova”, taşıma eylemini fiziksel bir hareket olmanın ötesinde etik ve duygusal bir strateji olarak yeniden ele alıyor. Yük, burada yalnızca ağırlık değil; sorumluluk, bakım ve karşılıklı bağımlılık üzerinden anlam kazanıyor. Sergi, insan ve insan-olmayan yaşam formları arasındaki ilişkileri kırılganlık ve süreksizlik üzerinden yeniden düşünerek, dünyada yer açmayı bir üretim pratiği olarak öneriyor.
Kapalı ve sınırları belirlenmiş bir anlatı sunmak yerine belirsizlikle birlikte kalmayı öneren sergi, izleyiciyi yalnızca tanıklığa değil; kendi taşıma kapasitesini, kurduğu bağların yönünü ve dünyada nasıl yer açtığını yeniden düşünmeye davet ediyor. Nesli tükenmekte olan türler, sistem içinde varlığı zorlaştırılan yaşamlar ve deneyimlerle temas kuran sergi, izleyiciyi rıza, güven ve karşılıklı bağımlılık üzerine kurulu simbiyotik bir ağın parçası olmaya çağırıyor.
Martin Stewart’ın zeki bir mucit ve amatör dedektif olan Bridget’ın gizem, umut, kahkaha ve tariflerle dolu maceralarını konu aldığı kitabı Bridget Vanderpuff ve Pastamanya, Ayşe Tuba Ayman’ın Mundi Çocuk’tan çıktı.
Stewart’ın 10 ve üzeri genç okurlar için yazdığı Bridget Vanderpuff ve Pastamanya, korkunç Bayan Acrid’in gölgesindeki yetim Bridget’ın, sevgi dolu bir yuvaya kavuşma ve büyük bir tuzağı cesaretiyle alt etme hikâyesini eğlenceli bir dille anlatıyor.
Bridget Baxter, Serseri Çocuklar Yetimhanesi’nde kalan son yetimdi. Kaderi, korkunç Bayan Acrid’in ve onun kötü kokulu sandviçlerinin insafına kalmıştı. Bayan Acrid’in tek bir amacı vardı: Bridget’ın hayatını çekilmez hale getirmek. Köyün fırıncısı iyi kalpli Bay Vanderpuff’ın yetimhaneye gelişiyle her şey değişti. Bridget’ın artık bir yuvası ve fırını vardı. Ne var ki kısa süre içinde çok önemli bir gerçek ortaya çıktı: Bridget hamur yoğurma işlerinde hiç ama hiç iyi değildi. Tam her şey yoluna girecekken, Bayan Acrid korkunç bir intikam planıyla geri döndü. Bridget’ın artık tek bir seçeneği vardı: Kilitli ve Gizemli Kapı’yı açmak, Bayan Acrid’in tuzaklarla dolu planlarını altüst etmek ve olmayan fırıncılık yeteneklerini kullanarak yeni ailesini büyük bir felaketten kurtarmak.