GÜNDEM
  • 08-05-2026

    Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında Meşher ve Sadberk Hanım Müzesi (SHM) iş birliğinde düzenlenen “Seyahat Sanatı: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından” sergisi 8 Mayıs’tan itibaren (bugün) sanatseverlerle buluşuyor.

    15. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan geniş bir zaman diliminde Osmanlı topraklarına yapılan yolculukları, seyahat motivasyonları üzerinden kurgulayan “Seyahat Sanatı: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından” sergisi, Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonları’ndan seçilen nadir eserlerden oluşuyor. Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında açılan sergi, topluluğun 100 yıllık insanî değerlerle örülü yolculuğunu temsil eden bir kurguyla Sadberk Hanım Müzesi tarafından hazırlandı. Sergi, seyahat kavramını yalnızca bir yer değiştirme değil, bilinçli bir seçme ve kaydetme pratiği olarak ele alan seyahatnameleri odağına alıyor. Seyahatnamelerin yanı sıra, dönemin dünyasını yansıtan tablolar ve Osmanlı coğrafyasına dair objeler de bu görsel ve düşünsel üretim sürecinin parçaları olarak sergide görülebiliyor. Küratörlüğünü Sadberk Hanım Müzesi’nden M. Merve Uca’nın, koordinasyonunu ise Sadberk Hanım Müzesi Direktörü Hülya Bilgi’nin üstlendiği sergi, doğanın mucizelerinden diplomatik armağanlara uzanan bir seçkiyle ziyaretçileri çok katmanlı bir tarihsel anlatıya davet ediyor.

    Serginin ana omurgasını Sadberk Hanım Müzesi (SHM) ve Ömer Koç Koleksiyonları oluşturuyor. Buna ek olarak, Rahmi M. Koç ve Caroline N. Koç koleksiyonlarından da seçili ödünç eserler sergide yer alıyor. Özellikle Çiğdem Simavi bağışıyla SHM’ye kazandırılan ve yeni bir koleksiyon grubunun ilk adımlarını teşkil eden diplomatik seyahatler sonucu üretilmiş tablolar ve bir portolan haritası serginin merkezinde yer alıyor. Bunun etrafında seyahat temasını merkeze alan, birbirleriyle ortak bir anlatı oluşturan eserler bir arada görülebiliyor. Öne çıkanlar eserler arasında Albrecht Dürer, Jacopo Ligozzi, Louis-François Cassas gibi tanınmış sanatçıların eserleri, seyahat kitapları, İstanbul manzaraları, diplomatik hediyeler, haritalar ve Osmanlı dünyasını belgeleyen önemli görsel kaynaklar bulunuyor. Sergi, hem bu istisnai koleksiyonların güçlü yönlerini görünür kılmak hem de bütünlüklü bir hikâye anlatmak amacıyla kurgulandı.

    ​Sergi, kronolojik bir anlatıdan ziyade, seyahat motivasyonlarına göre kurgulanmış tematik bölümler üzerinden bir okuma sunuyor. Merak, inanç, diplomasi, savaş, ticaret ve turizm gibi başlıklar altında, insanların neden yola çıktığını ve bu yolculukların nasıl görsel ve maddi izler bıraktığını inceliyor. Batı literatüründe “Ars Apodemica” olarak adlandırılan ve “Seyahat etme sanatı” anlamına gelen külliyattan yola çıkılarak kurgulanan sergide ziyaretçiler, yalnızca geçmişte yapılmış seyahatleri değil, aynı zamanda karşılaşmaların, bilgi alışverişinin ve kültürel etkileşimin nasıl yeni eserler ve yeni bakış açıları ürettiğini görme şansını yakalayacak. Bu yönüyle sergi, seyahati bir hareket olmanın ötesinde, dönüştürücü bir deneyim olarak ele alıyor.

    0
    0
    132
  • 08-05-2026

    Garanti BBVA Genç Konserleri, uluslararası ve yerli sahnenin güçlü isimlerini İstanbul’da buluşturmaya devam ediyor. Konser serisi kapsamında Peter Doherty, Silvana Estrada & Gülinler ve Panda Bear müzikseverlerle bir araya gelecek.

    Garanti BBVA Genç Konserleri, farklı sesleri aynı sahnede buluşturma misyonuyla müzikseverleri bir araya getirmeyi sürdürüyor. Alternatiften indie’ye, Latin tınılarından deneysel popa uzanan geniş bir yelpazede kurgulanan program, İstanbul’un sevilen sahnelerinde güçlü performanslara ev sahipliği yapacak.

    Program kapsamında alternatif müzik sahnesinin dikkat çeken isimlerinden The Roop ve Nova Norda, enerjik performanslarıyla 2 Mayıs’ta Zorlu PSM %100 Studio’da sahne alarak mayıs ayına hızlı bir başlangıç yaptı.

    9-10 Mayıs tarihlerinde Blind sahnesinde müzikseverlerle buluşacak olan Peter Doherty ise kendine özgü tarzı ve güçlü sahne duruşuyla iki gece üst üste unutulmaz performanslara imza atacak. Indie müzik dünyasının ikonik isimlerinden Doherty, dinleyicilere samimi ve etkileyici bir konser deneyimi sunacak.

    15 Mayıs’ta Zorlu PSM %100 Studio’da gerçekleşecek konserde Silvana Estrada ve Gülinler aynı akşam sahne alacak. Latin Amerika müziğinin duygu yüklü tınılarını güçlü vokaliyle yorumlayan Silvana Estrada ile Gülinler, kendi performanslarıyla izleyicilere farklı müzikal dünyaların buluştuğu özel bir deneyim vadediyor.

    Program, 2 Haziran’da Blind sahnesinde gerçekleşecek Panda Bear konseriyle devam edecek. Deneysel pop ve elektronik müziğin önemli isimlerinden Panda Bear, kendine özgü sound’u ve sahne enerjisiyle dinleyicilere farklı bir müzikal yolculuk vaat ediyor.

    ​​Garanti BBVA Genç Konserleri hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    276
  • 08-05-2026

    Çağlar Fidan’ın Osmanlı İstanbul’undaki kahvehanelerde sergilenen müzikal performansları ve bu mekânlara gidenlerin gerek sosyal gerek ekonomik pozisyonlarını ele aldığı çalışması Hep Beraber Çalalım Bir İstanbul Havası - Osmanlı İstanbulu'nda Kahvehanenin Müziği ve Sosyal Topoğrafyası, İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    ​Fidan, kahvehanelerin sosyal topoğrafyasını çıkarıp farklı sosyokültürel grupların müzikal üretimlerinin şehrin ve ülkenin repertuvarına nasıl dahil olduğunu inceliyor. Özellikle “avam-havas” ikiliği çerçevesinde taşra ve şehir kökenlilerin edebiyata, müziğe bakışlarından yola çıkan Fidan, “halva” ve “helva” diyenler arasındaki farkı, bu farkın yarattığı “gri alan”ları sergilemeyi de ihmal etmiyor. Tulumbacıların, memurların, taşralı bekârların, kalem erbabının, “ayaktakımı”nın müziğinin, “incesaz”ın Osmanlı’da nasıl yankılandığını daha yakından duymak, çarpıcı bir toplumsal ve müzikal tarih okumak isteyenler için kaynak bir çalışma.

    0
    0
    165
  • 08-05-2026

    Bu yıl 28. kez düzenlenen, tiyatromuzun prestijli ve uzun soluklu ödüllerinden Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri dün akşam (7 Mayıs) sahiplerini buldu.

    Gecede Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü Şahika Tekand’ın oldu. Oyun yazarlarına adanan Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü ise Lucy adlı oyunuyla Aslı Ceren Bozatlı’ya verildi. Komedi ya da müzikal dalındaki oyunlara verilen Haldun Dormen Özel Ödülü’ne Konken Partisi adlı yapımıyla Tiyatrokare layık görülürken, Yapı Kredi Özel Ödülü Prof. Dr. Merih Tangün’e takdim edildi. Özel ödüller kategorisine bu yıl ilk kez eklenen ve aynı kategoride en az beş kez Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülü kazanan isimlere verilen Afife Onur Ödülü ise Yakup Çartık’ın oldu.

    Tören, sunucular Demet Evgâr ve Atılgan Gümüş’ün genel koordinasyonunda, “Afife” oyununun ensemble ekibinin sahnelediği dünyaca ünlü bir müzikalin açılış sahnesiyle başladı. Dormen Tiyatrosu oyuncuları ve emektarları tarafından ödüllerin takdim edildiği gecede, Haldun Dormen’in hafızalarda iz bırakan müzikallerinden seçilen imza parçalar, Dormen Tiyatrosu’na emek vermiş müzisyenler tarafından canlı olarak icra edildi. Tören boyunca yapılan konuşmalar, büyük ustaya duyulan sevgi ve saygıyı bir kez daha ortaya koyarken; Dormen’in Türk tiyatrosuna bıraktığı güçlü miras, duygu dolu anlarla anıldı. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri Jüri Başkanı Prof. Aslı Yılmaz, şunları söyledi: “Her tiyatro sezonu, içinde bulunduğu dönemin ruhunu sahneye taşır. Bu yıl farklı anlatım biçimlerinin iç içe geçtiği, kolektif yaratıma dayalı yapımların öne çıktığı bir sezona tanıklık ettik. Jüri üyelerimizle birlikte 268 oyunu izleyerek, sahnedeki çeşitliliği ve tiyatro üretimi için ortaya konan emeği dikkat ve heyecanla değerlendirdik. 

    Ancak 28. sezonumuz, tiyatromuzun büyük ustası ve bu gecenin fikir babası, hocamız Haldun Dormen’i kaybetmenin derin hüznünü de taşıyor. Onun tiyatro sahnemize, sanata ve hayata duyduğu saygı ve tutkusu, bizlere bıraktığı en kıymetli miraslardan biri. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri olarak bizler de bu mirası sahnemizde yaşatmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.

    Bu sezon sahneye taşınan her yapımın, aday olsun ya da olmasın, tiyatromuz adına önemli bir değer yarattığına inanıyoruz. Tiyatroya gönül veren tüm sanatçılarımıza, ekiplerimize ve sezon boyunca özveriyle çalışan jüri üyelerimize teşekkür ediyor; tiyatronun gücünü birlikte büyütmeye devam edeceğimize gönülden inanıyorum.”

    28. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri kazananları:

    Yılın En Başarılı Oyunu
    Lucy – Decollage Art Space

    Yılın En Başarılı Yönetmeni
    Arzu Gamze Kılınç – Filler ve Karıncalar

    Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
    Rabia Zehra Şafak – İlk Bakışta Prima Facie

    Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
    Barış Yıldız – Gonzago’nun Öldürülüşü

    Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu
    Pınar Yıldırım – Monologlar Müzesi Pavyon

    Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu
    Hakan Kargidanoğlu – Ganzago’nun Öldürülüşü

    Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı
    Fırat Dövencioğlu & Özgür Kavurmacıoğlu & Umut Kambak – Cehhenem Çiçeği

    Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı
    Dilek Kaplan – Gergedanlar

    Yılın En Başarılı Sahne Müziği
    Gökçe “Cheche” Gürçay & Miray Eslek & Özlem Kaya & Volkan İncüvez – Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş? Çerkez Rıdvan’ın Dolabı

    Yılın En Başarılı Işık Tasarımı
    Burhan Yücel – Birbirimizi Hiç Görmeyecekmişiz

    Yılın En Başarılı Hareket Tasarımı (Koreografisi)
    Ferhat Güneş – Birbirimizi Hiç Görmeyecekmişiz

    Genç Kuşak Sanatçısı Adayları
    Doğa Yiğit – Vanya Dayı

    0
    0
    204
  • 08-05-2026

    Galeri Siyah Beyaz, Gökhan Tüfekçi’nin “Grotesk Fanteziler” başlıklı kişisel sergisini 8 Mayıs-20 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “Grotesk Fanteziler”, Anadolu ve Asya’ya ait kültürel ikonları, toplumsal anıları, kaosu, korkuyu, mitleri ve histerik ruh hâlini ele alıyor. Linç kültürünün var olma ve yok oluş biçimlerini travmatik bir jestle, anakronik bir tavırla yeniden düşünmeye açıyor. Sanatçı, sergideki çalışmalar aracılığıyla, minyatür resim sanatındaki istifleme anlayışını; figür ve mekânda perspektifi bozarak iki boyutluluğa indirgeyen yaklaşımıyla kendi anlatım diline dahil ediyor. Kişileri, nesneleri, olayları ve hikâyeleri ait oldukları bağlamdan koparıp, kurduğu mekân içinde üst üste bindirerek bir anlatı varmış izlenimi yaratıyor. Ancak bu sahneler bütünlüklü bir sonuca ulaşmıyor; anlamı parçalanıyor, çoğalıyor ve izleyiciye dağılıyor.

    ​Grotesk ve teatral bir yaklaşımla izleyici sabit bir bakışa değil, hareketli bir algıya yönlendiriliyor; resim durağan bir yüzey olmaktan çıkarak yoğunlaşmış bir sahneye dönüşüyor. Karanlık, toksik ve histerik duygularla örülü düşüncelerle renkli bir formda görünür hâle geliyor. Şiddet, korku, gösteri ve çöküş gizlenmek yerine doğrudan sahneye taşınıyor; zıt duygular en uç noktalarda eş zamanlı yaşanıyor. Bütünsel bir duygu ön plandaymış gibi görünse de aslında bu duygudan çok bireyin kendi histerik hâlleri ciddiye alınıyor. Bu durum, dönemin gerilimini açıkça görünür kılıyor.

    Künye:
    1. Gökhan Tüfekçi, “Medusa”, 2025, tuval üzerine karışık teknik
    2. Gökhan Tüfekçi, Köyde Jazz, 2026, tuval üzerine akrilik
    3. Gökhan Tüfekçi, Cin Düğünü, 2026, tuval üzerine akrilik

    0
    0
    269
  • 08-05-2026

    Komedyen ve yazar Trevor Noah’ın her yaştan okuru hayal gücü, dostluk ve keşif dolu büyülü bir maceraya davet ettiği kitabı Yabani Çayırlara Doğru, Sabina Hahn’ın resimleri Hilal Dikmen’in çevirisiyle Doğan Çocuk’tan çıktı.

    ​Noah, okurları insanlarla bağ kurmanın, dayanışmanın ve birlikte yol almanın anlamını yeniden düşünmeye çağırıyor. Yabani Çayırlara Doğru, huzurun bazen bir yolculukta, bazen de yanımızda yürüyenlerde saklı olduğunu hatırlatan zamansız bir hikâye sunuyor. Hayal gücünü besleyen anlatısı ve duygu yüklü dünyasıyla Yabani Çayırlara Doğru, paylaşmanın ve birlikte yürümenin değerini anlatan unutulmaz bir okuma deneyimi vaat ediyor.

    0
    0
    314
  • 07-05-2026

    Cevdet Erek’in Venedik Bienali 57. Uluslararası Sanat Sergisi’ndeki Türkiye Pavyonu’nda 13 Mayıs-26 Kasım 2017 tarihleri arasında sergilenen “ÇIN” adlı ses ve mimari yerleştirmesinden yola çıkan aynı isimli plak projesi, Caz Plak etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    Cevdet Erek imzalı “ÇIN”, mekâna özgü bir ses yerleştirmesi olarak, mimari yapı ile işitsel deneyimi bir araya getiriyor. İş, adını Türkçede bir yansıma kelimesi olan ve “çınlama” etkisini çağrıştıran “çın”dan alıyor; bu yönüyle yankı (reverberasyon) ve sesin mekân içindeki dolaşımına odaklanıyor.

    Sanatçı tarafından eş zamanlı üretilen mimari kurgu ve çok kanallı ses düzeni, ziyaretçinin konumuna göre değişen, hareketli ve çevreleyici bir deneyim oluşturuyor. Fiziksel yapı tamamlandıktan sonra mekâna yerleştirilen sesler, izleyiciyi sergi boyunca yönlendiren, kimi zaman ardışık kimi zaman da sınırsız kombinasyonlar hâlinde algılanabilen bir işitsel akış yaratıyor.

    ​“ÇIN”ı buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    331
  • 07-05-2026

    Ülkemizde daha çok Thomas Allom’ın çizimleriyle tanınan, metinlerini Robert Walsh’ın yazdığı Constantinople and the Scenery of the Seven Churches of Asia Minor adlı kitap, Şeniz Türkömer’in çevirisiyle İstanbul Manzaraları – Rumeli’de ve Batı Anadolu’da Gezintilerle adıyla Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    İstanbul Manzaraları’nın resimlerini dönemin önde gelen ressamlarından Thomas Allom yerinde çizdi; metinlerini, İstanbul’daki İngiltere sefaretinin başrahibi Robert Walsh kaleme aldı.

    ​“Bu kitabın yazılış saikleri konusunda kayıtlı bir bilgi olmamakla birlikte, tahmin yürütmek zor değildir. Batı Avrupa’da Doğu dünyasına ve Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik ilgi, 15. yüzyıldan beri var olan, ama 18. yüzyılda sayılarında büyük artış görülen seyahatnamelerde ifadesini buluyordu. 1830’lu yılların sonlarında baskı tekniğinde kaydedilen gelişmeler, çelik kalıplara kazınan gravürlerle büyük miktarlarda basım yapmanın maliyetini o güne dek görülmemiş ölçüde düşürmüştü. Bu da seyahatnamelerin görsel açıdan alışılmadık derecede zenginleşmesini sağlamıştı.

    0
    0
    261
  • 07-05-2026

    Animal Collective’in kurucu üyelerinden Panda Bear, Garanti BBVA Genç Konserleri kapsamında 2 Haziran’da Blind sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.

    Animal Collective ile yayımlanan Sung TongsFeels ve Merriweather Post Pavilion gibi albümler, modern pop müziğin yönünü belirleyen dönüm noktaları arasında yer alırken; Noah Lennox’un Panda Bear projeleri bu estetiği içe dönük, melodi merkezli ve samimi bir forma dönüştürdü. 2007 tarihli Person Pitch, yalnızca Panda Bear’ın kariyerinde değil, çağdaş müzik tarihinde de referans kabul edilen bir albüm olarak öne çıktı. Psychedelic pop, dub, folk ve sample kültürünü özgün bir duygusal dünya içinde birleştiren bu albüm, pek çok sanatçı için ilham kaynağı oldu.

    Bu yaratıcı çizgi Tomboy ve Panda Bear Meets the Grim Reaper ile gelişmeye devam ederken, Noah Lennox Daft Punk, Solange, Dean Blunt ve Paramore gibi farklı sahnelerden isimlerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle türler arası yaklaşımını daha da genişletti. Domino Records etiketiyle yayımlanan son Panda Bear albümü Sinister Grift, Lizbon’da, Noah’ın uzun yıllardır birlikte çalıştığı Animal Collective üyesi Josh “Deakin” Dibb ile kaydedildi. Albümde Cindy Lee, Spirit of the Beehive’dan Rivka Ravede, Maria Reis ve ilk kez bir Panda Bear albümünde Animal Collective’in tüm üyeleri yer alıyor.

    ​Panda Bear konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    236
  • 07-05-2026

    Bozlu Art, Gamze Taşdan’ın “Hoş Vakit” başlıklı kişisel sergisini 8 Mayıs-4 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Gamze Taşdan, “Hoş Vakit” sergisinde, erken Cumhuriyet döneminde modern yaşamın inşasını eğlence kültürü üzerinden ele aldığı yeni üretimlerine yer veriyor ve kadınların kamusal eğlence hayatında görünür olmalarını kendine has üslubu ile ortaya koyuyor.

    Serginin başlığı olan “Hoş Vakit” keyifle geçirilen bir zamanı ya da zihinsel bir dinlenme hâlini ifade ediyor olsa da sadece eğlenmekten ibaret bir anı tanımlanıyor. Alt metninde bir modern yaşam inşası barındırıyor. Genç Cumhuriyet’te eğlencenin sadece boş zaman pratiği değil yeni bir toplumsal kimliğin sahnesi olduğunu vurguluyor. Bu sahnenin başrol oyuncuları olan kadınlar Taşdan’ın resimlerinde odak merkezini oluşturuyor.

    “1923 ve 1950 yılları arasına tarihlenen Erken Cumhuriyet dönemi, Osmanlı’dan devralınan eğlence alışkanlıklarının hızla dönüşüp modern ‘Batılı’ bir şehir kültürüne evirildiği çok canlı bir zaman dilimidir. Osmanlı’daki meddah, Karagöz-Hacivat, orta oyunu gibi sözlü ve doğaçlama eğlenceler yerini giderek tiyatroya, operete ve sinemaya bırakmaya başlamış, özellikle İstanbul ve Ankara bu dönüşümün sahnesi olmuştur. Bu değişim sürecinin en önemli yanı kadınların kamusal eğlence hayatına daha görünür şekilde katılmasıdır. Batı müziği ve dansların hızla popülerleşmesiyle karma eğlence ortamları yaygınlaşmıştır.

    Erken Cumhuriyet’in en karakteristik eğlence mekânları dönemin gazinoları, barlar ve kulüplerdi. Yeni Maksim, Garden Bar, Taksim Belediye Gazinosu, Kristal Gazinosu, Kulüp 12, ve Rejans İstanbul’un en popüler mekânlarıydı. Bunların yanı sıra dönemin sembolik etkinliklerinden biri de balolardı. Cumhuriyet baloları sadece eğlence amaçlı partiler değil, aynı zamanda devlet eliyle kurulan ideolojik birer vitrindi. Pera Palas Oteli, Park Otel ve Ankara Palas gibi yerler hem seçkin konaklama mekânları hem de baloların merkeziydi. Bu balolar, yeni Cumhuriyet’in vatandaşlarının nasıl yaşayacağını gösteren bir model olurken, kadınların kamusal alanda dans etmesi bile başlı başına bir devrimdi.

    Sokaklar ve yarı kamusal alanlar da Erken Cumhuriyet dönemi eğlence kültürünün en canlı biçimde yaşandığı alanlardı. Büyük oteller ve gazinolar daha çok vitrinse, sokak, mesire ve ada kültürü gündelik hayatın kendisiydi. Özellikle Büyükada, Heybeliada ve Burgazada hafta sonu eğlencesinin merkezleriydi. Erken Cumhuriyet döneminde kadınlar ilk kez bu kadar yoğun biçimde kamusal eğlence hayatının parçası hâline geldiler. Balolara katılmak, akşam yürüyüşlere gitmek, Lebon ya da Markiz pastanesinde oturmak kadınları ‘eşlik eden’ olmaktan çıkarıp sosyal hayatın öznesi hâline getirmişti.  Dönemin en popüler ‘modern’ alışkanlığı olan dans kadınlar için çarpıcı dönüşümlerden birini de beraberinde getirdi. Dans daha önce de belirtildiği gibi insanlara özgürlük ve sosyal cesaret sunarken, öte yandan kadınlar için toplumsal cinsiyet bağlamında zarafet sınırlarını aşmamak ve sürekli bir denge kurmak gibi sınırlar da çiziyordu.

    Erken Cumhuriyet’i doğrudan bir tarih anlatısıyla sunmak yerine dönemin atmosferini ve kolektif hissiyatını yansıtan görsel bir dil üreten Taşdan, eserlerinde belgeci bir yaklaşımı değil, hafıza ve temsil üzerine odaklanan bir bakış açısını benimsiyor. Bu bağlamda ‘Hoş Vakit’ yalnızca bir boş zaman etkinliğini, eğlence anlarını değil; inşa edilen bir dönem kültürünü ve kadınların bu süreçte yaşadıkları ikilemleri görünür kılıyor ve içinde yaşadığımız krizlerle örülü dünyada geçmişteki keyifli zamanları hatırlatarak feminen bir direniş olasılığını gündeme getiriyor.”

    Künye:
    1. Gamze Taşdan, Beyaz Kuğu, 2026, tuval üzerine akrilik, 95 x 130 cm
    2. Gamze Taşdan, Kızılay Balosu, 2026, kâğıt üzerine akrilik, 35 x 50 cm
    3. Gamze Taşdan, Kulüp 18, 2026, kâğıt üzerine akrilik, 25 x 35 cm
    4. Gamze Taşdan, Macar Artistleri, 2025, kâğıt üzerine akrilik, 35 x 50 cm
    ​5. Gamze Taşdan, Safiye Ayla, 2026, kâğıt üzerine akrilik, 35 x 25 cm

    0
    0
    249
DAHA FAZLA
Geldanlage