GÜNDEM
  • 16-06-2026

    Başrollerinde Greta Lee ve Wagner Moura’yı buluşturan yeni Netflix filmi Son Ev, 7 Ağustos’ta yayımlanacak.

    Netflix, Son Ev filminin fragmanını ve filmden yeni kareleri paylaştı. Louis Leterrier’in yönetmenliğini üstlendiği, senaryosunu ise Matthew Robinson’ın kaleme aldığı filmde başroller Greta Lee ve Wagner Moura’ya Gabriel Barbosa, Emma Ho, Noah Alexander Sosnowski ve Riley Chung eşlik ediyor. Bilim kurgu ve gerilim türlerini bir araya getiren filmin yapımcılığını Peter Chernin, Jenno Topping, Kori Adelson, Louis Leterrier ve Oly Obst, yürütücü yapımcılığını ise Thomas Benski, Cecile Gaget, Lars Sylvest, Thorsten Schumacher ve Damian Anderson üstleniyor. 

    Dört kişilik bir aile aniden evlerinde mahsur kalır ve hiçbir çıkış yolu bulamazlar. Kaynakları hızla tükenirken, aile bireyleri kendilerini tutsak eden ve giderek yaklaşan gizemli tehdide karşı hayatta kalmak için el ele vermelidir. 

    Son Ev filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    74
  • 16-06-2026

    Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının Elkitabı ile okura arkeolojiyi kolay ve anlaşılır bir dille anlatan Erman Ertuğrul’un yaşadığımız toprakların arkeolojisine dair yeni kitabı Arkeofili: Taşlar, Kemikler, Efsaneler, Mundi Kitap’tan çıktı.

    Arkeoloji ve popüler bilim platformu Arkeofili'nin kurucusu Erman Ertuğrul, kitaplarıyla okuru geçmişi keşfetmeye davet ediyor. İlk büyük boyutlu çıplak kadın heykelinin Muğla'da sergilendiğini ya da fosilleri kanıt olarak kullanan ilk insanlardan birinin İzmirli olduğunu biliyor muydunuz? Kitap bu ve benzeri birçok sorunun cevaplarını veriyor.

    Aslan gövdeli, kartal başlı griffon efsanesini Antik Yunan dünyasına tanıtan bir Balıkesirliydi; at eğitimi üzerine bilinen en eski metin Çorum'da yazıldı. Bu bilgilere daha önce pek denk gelmemiş olabilirsiniz. Çünkü çoğunlukla başka dillerde yazılıp dilimize çevrilen popüler bilim kitaplarını okuyor, geçmişe başkalarının merceğinden bakıyoruz. Neolitik dönem anlatılırken Göbeklitepe yerine Stonehenge’in hikâyesini öğreniyor, antik dünyanın yedi harikasından ikisinin Türkiye'de olduğunu fark edemiyoruz. Oysa bu topraklar, insanlık tarihinin pek çok döneminde en önemli merkezlerinden biri oldu. Kitap yalnızca Anadolu’nun geçmişine odaklanmasa da pek çok konuda bu topraklardan örnekleri, insanları ve olayları kapsıyor.

    0
    0
    154
  • 16-06-2026

    Şilili yönetmen ve yazar Manuela Infante imzalı Vampyr, 27 ve 28 Haziran’da Kundura Sahne’de izleyicilerle buluşacak.

    Estado Vegetal ve Cómo Convertirse en Piedra ile başlayan sahne araştırmasının üçüncü parçası Vampyr, Beykoz Kundura’nın ortak yapımcıları arasında yer aldığı ve Şili başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen yaratıcı ekibiyle İstanbul’a konuk olmaya hazırlanıyor. Vampyr, tiyatroyu klasik anlatı biçimlerinin ötesine taşıyan bir yaklaşımla kurgulanıyor. Uluslararası tiyatro çevrelerinde özellikle deneysel dili ve disiplinler arası üretimleriyle tanınan Manuela Infante, bu yapıtında sahte belgesel formunu sahneye taşıyarak izleyiciyi çok katmanlı bir anlatının içine davet ediyor.

    Şili coğrafyasından beslenen Vampyr, doğa/kültür ayrımını reddeden, biçim değiştiren varlıkların izini sürüyor. Yarı insan, yarı hayvan; yarı canlı, yarı toprak olarak var olan bu figürler, Şili’de kontrolsüz biçimde kurulan rüzgâr türbini sahalarında dolaşırken kimi zaman yarasa, kimi zaman gece vardiyasında çalışan işçiler olarak sahnede karşılık buluyor. Eser, bu hibrit varlıklar üzerinden tükenmişlik, enerji üretimi, çalışma ve dinlenme gibi kavramları sorgularken, insan dışı canlılarla kurulan ilişkilere de eleştirel bir perspektif getiriyor.

    Kara mizah ve absürt öğelerle kurulan sahne dili, Avrupa vampir miti ile Şili’de yaşayan hematofag yarasa türleri arasında ironik bir bağ kuruyor. Bu bağlamda Vampyr, günümüzde “yeşil enerji” söylemleri etrafında şekillenen yeni sömürü biçimlerine de sahneden yanıt üreten politik bir katman barındırıyor.

    Beykoz Kundura’nın ortak yapımcılığında hayata geçen eser; Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili) ve NAVE iş birliğiyle uluslararası bir üretim sürecinin sonucu olarak sahneye taşınıyor. Bu çok ortaklı yapı, farklı coğrafyalardan sanatçıların bir araya geldiği kolektif bir üretim modelini görünür kılıyor.

    Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yönetmen & Metin: Manuela Infante
    Yapım: Carmina Infante Güell
    Oyuncular: Marcela Salinas, David Gaete
    Tasarım: Rocio Hernández
    Yönetmen Yardımcısı & Teknik Sorumlu: Pablo Mois
    Hareket & Koreografi: Dian C. Guevara
    Ses Tasarımı: Manuela Infante
    Ses Teknisyeni: Víctor Muñoz
    Araştırma & Dramaturgi: Camila Valladares
    Kostüm: Elizabeth Pérez
    Ortak Yapım: Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili), NAVE, Beykoz Kundura
    ​Destekleyenler: Universidad Academia Humanismo Cristiano, Oxiluz Iluminaciones, Cultura Violeta

    0
    0
    1276
  • 16-06-2026

    Galeri Bosfor’un “Az israf, çok hazla uzayda seyir halindeyiz” başlıklı yeni sergisi, 17 Haziran-29 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

    “‘Az israf, çok hazla uzayda seyir halindeyiz’ efsanevi Sade’nin ‘Smooth Operator’ şarkısından bir dize. Bu yaz Bosfor’da, seramik, mermer, yağlı boya, fotoğraf, kâğıt, bronz, mermer ve daha fazlasını bir araya getiren yoğun bir salon sergisi sunuyoruz. Gündelik hayatın özünden süzülmüş zengin anları yan yana diziyoruz. Hayat akıp gidiyor; biz onun en parlak kesitlerini sıralıyoruz ancak duyularınız açık olduğunda fark edilen sekanslarla.”

    Sergide yer alan isimler; Ahmet Çerkez, Ahmet Elhan, Barış Göktürk, Betül Özkan, Burcu Erden, Erman Özbaşaran, Funda Susamoğlu, Gökhan Tanrıöver, Ilgın Seymen, Işıl Kapu, Laurent Champoussin, Mithat Şen, Neslihan Başer, Uğur Daştan, Yasha Butler.

    Künye:
    1. Galeri Bosfor, “Az israf, çok hazla uzayda seyir halindeyiz” Sergisi
    ​2. Erman Özbaşaran Artefakt 36, 2026 Tuval üzerine yağlı boya | Oil canvas 82 x 94 cm

    0
    0
    253
  • 16-06-2026

    Davranış bilimleri uzmanı psikolog Zelana Montminy’nin zihinsel gücümüze göz diken bir dünyada onu geri kazanmanın yollarını ele aldığı kitabı Odağınızı Geri Kazanmak - Dikkat Dağıtıcılar Çağında Odağınıza Sahip Çıkma Kılavuzu, Mercan Yurdakuler’in çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Montminy, ayartıcıların çekimine kapılmadan yaşamanın pratik ipuçlarını verirken en önemli kaynağımızın dikkatimiz olduğunu hatırlatıyor.

    “Bir zamanlar insanlığın başarısının temel taşı olan odaklanma kabiliyetimiz giderek yok oluyor. Üzerimize çığ gibi çöken yapılacak işler listelerinin, devamlı çeşitlenip genişleyen dijital ayartıcıların baskısı altında, her an eksiklik ve parçalılık duygusuyla mücadele etmeye çalışıyoruz. Bu arada zihnen bitap düşüyor, gürültü patırtının arasında kendi iç sesimizi duyamaz oluyoruz. Peki tüm bunlar ne pahasına? Bu, özel veya bireysel bir mücadele, zamanı yönetememe ya da iradesizlik meselesi değil, toplumsal bir salgın.

    ​Bölünmeden bir konuyu enikonu düşünmek neden lükse dönüştü? Odağımızı çalan ayartıcılar nelerdir, nasıl tespit edilir? Günlük hayatımızda her an bir ödül vaadiyle yanıp sönen telefon bildirimleri konsantrasyonumuzu nasıl kemiriyor? Dikkat emiciler nörokimyasal açıdan bizi nasıl tuzağa düşürüyor ve bizi nasıl kendilerine bağımlı kılıyor? Her an bağlantıda olmak üretkenliği artırıyor mı, düşürüyor mu? Parçalı ve dağınık düşüncelerden zihinsel berraklığa nasıl geçiş yapılır? Hayatı gerçek zamanlı olarak deneyimlemek ne demektir ve uyaran bombardımanına karşı koymak için neden elzemdir? Beslenme, spor, uyku ve doğada vakit geçirmenin, dikkat ve odaklanma kapasitemiz üzerinde ne gibi etkileri var? Gerçek kişilerle derin ve anlamlı bağlar kurmak, bilişsel işlevlerimize ne yolla katkı sağlar?”

    0
    0
    264
  • 15-06-2026

    Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi ev sahipliğinde, Mehmet Efendi sponsorluğunda düzenlenen Ayvalık Açık Hava Film Geceleri, 11-19 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek.

    Beş yıldır Ayvalık’ın gelenekselleşen kültür sanat etkinliklerinden biri olan film gecelerinde; dünya festivallerinde dikkat çeken, Oscar ve Altın Küre’den ödüllerle dönen, Cannes, Berlin, Venedik ve Toronto film festivallerinde prömiyerini yapan yılın dikkat çeken yapımları sinemaseverlerle buluşacak. Ayvalık Belediye Binası’nın bahçesinde kurulacak açık hava sinemasında yapılacak gösterimler her akşam saat 21.30’da başlayacak.

    Açık Hava Film Geceleri, 11 Temmuz akşamı Oscar ödüllü usta yönetmen Chloé Zhao’nun imzasını taşıyan büyüleyici dönem draması Hamnet ile başlayacak. 12 Temmuz akşamı, Marslı’nın yazarı Andy Weir’ın romanından uyarlanan bilimkurgu türündeki Kurtuluş Projesi / The Project Hail Mary beyazperdede olacak. 13 Temmuz’da usta yönetmen François Ozon’un dünya edebiyatının en büyük klasikleri arasında yer alan Albert Camus’nün ikonik eserinden uyarladığı Yabancı / The Stranger, Ayvalık’ta gösterilecek. 14 Temmuz akşamı yıldız oyuncular Zendaya ve Robert Pattinson’ın başrollerini paylaştığı, şimdiden yılın en çok konuşulan yapımlarından biri olan Drama / The Drama seyirciyle buluşacak.

    ​Fatih Akın’ın merakla beklenen yeni tarihî draması Amrum, 15 Temmuz akşamı gösterilecek. 16 Temmuz akşamı, bu yıl İsviçre’nin Oscar adayı olarak seçilen sürükleyici dram ve gerilim filmi Gece Vardiyası / Late Shift beyazperdede olacak. Pop müziğin kralı olarak anılan Michael Jackson’ın yaşamını beyazperdeye taşıyan Michael filmi 17 Temmuz akşamı sinemaseverlerle buluşacak. Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci’nin rol aldığı ikonik film Şeytan Marka Giyer 2 / The Devil Wears Prada 2, 18 Temmuz akşamı gösterilecek. Ayvalık Açık Hava Film Geceleri, 19 Temmuz akşamı izleyiciye, John Wick’in yaratıcısı Derek Kolstad ile başroldeki Breaking Bad yıldızı Bob Odenkirk’ün birlikte kaleme aldığı polisiye gerilim Normal ile sona erecek.

    0
    0
    279
  • 15-06-2026

    İstanbul Modern’in “Müzeler Konuşuyor” programı, bu yıl Hollanda’dan müze profesyonellerini ağırlamaya devam ediyor. Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle düzenlenen program, Groningen Müzesi’nin Artistik Direktörü Roos Gortzak’ı 24 Haziran’da konuk edecek.

    İstanbul Modern’in 2012 yılından bu yana dünyanın önde gelen müze profesyonellerini sanatseverlerle buluşturduğu “Müzeler Konuşuyor” programı, Groningen Müzesi’nin Artistik Direktörü Roos Gortzak’ı sanatseverlerle bir araya getirecek. Şubat 2025’ten bu yana Groningen Müzesi’nin artistik direktörlüğünü üstlenen Roos Gortzak, “Geleceğe Dönüş” başlıklı konuşmasında müze için geliştirdiği vizyonu katılımcılarla paylaşacak. Göreve başladığı dönemde müzenin mevcut durumuna ilişkin yaptığı gözlemler ve bu yapıyı dönüştürmek üzere attığı adımlar, konuşmanın odak noktalarını oluşturacak.

    Önceki küratöryel projelerinden örnekler sunarak çalışma yönteminin arka planını görünür kılacak olan Gortza, Groningen Müzesi’nin yanı sıra genel olarak müzelerin gelecekte kendi dönemlerinin bağlamı içinde nasıl anlamlı kalabileceğini de tartışmaya açacak.

    Künye:
    1. Istanbul Modern Seyir Terası, Fotoğraf: Cemal Emden
    ​2. Roos Gortzak Fotoğraf: Marleen Annema

    0
    0
    398
  • 15-06-2026

    Mahir Ünsal Eriş’in bir rüyanın peşinden Osmanlı coğrafyasına uzanan benzersiz bir yolculuğa davet ettiği kitabı Mehmed Nüvid Bey’in Harikalar Lügati, Doğan Kitap’tan çıktı.

    Eriş, romanını yaşayan bir sözlük gibi kuruyor. Osmanlıca harflerle ilerleyen bölümler, birer lügat maddesi gibi açılıyor; her maddede yalnızca ana hikâye değil, yol boyunca dinlenen başka hayatlar, başka sırlar, başka acayip ve garaip hikâyeler de anlatıya dahil oluyor. Gebze’de Zenniye eşkıyasının uğursuz hikâyesi… Anadolu’yu karış karış dolaşarak hayatın sesini arayan Layoş Farkaş… Konaklar, hanlar, köyler, tekkeler, çöller… Aşkın, hakikatin peşinde dağlar tepeler aşılır; aylar, mevsimler geçer; Mehmed Nüvid Bey belde belde gezerek birbirinden acayip ve garaip 99 hikâye dinler. Hepsinde nemikadan bir şey vardır ve Nüvid Bey’e kendi lügatini yazdırır.

    “19. yüzyılın son yılları…

    Büyük âlim Şemseddin Sami Bey’in sözlük çalışmalarındaki en yakın yardımcısı Mehmed Nüvid Bey, bir gece gördüğü tuhaf bir rüyayla sarsılır. Rüyasında nurdan bir elif belirir ve ona yalnızca tek bir cümle söyler: “Nemika seni bekler.”

     Uyandığında bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmemektedir. Ne bir sözlükte karşılığı vardır ne de zihninde bir açıklaması… Ancak artık geri dönüşü olmayan bir çağrı başlamıştır.

    ​Şemseddin Sami’nin de teşvikiyle Mehmed Nüvid Bey, yardımcısı Nikolaki Efendi’yi yanına alarak “nemika”nın izini sürmek üzere İstanbul’dan Anadolu’ya, oradan Ortadoğu’ya uzanan uzun ve tekinsiz bir yolculuğa çıkar. Fakat Harikalar Lügatı yalnızca bir yol hikâyesi değildir.”

    0
    0
    315
  • 15-06-2026

    Metal müziğin önemli grupların Trivium, Stagepass organizasyonuyla 30 Haziran Salı akşamı Maximum Uniq Açıkhava sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.

    1999 yılında Orlando, Florida’da kurulan Trivium, melodik metalin akılda kalıcılığını, extreme metalin öngörülemezliğini, black metalin karanlık ve epik atmosferini ve rock’n’roll ruhunu ustalıkla bir araya getirerek modern metalin sınırlarını sürekli ileri taşımayı başardı.

    Metallica ve Iron Maiden gibi devlerle aynı sahneyi paylaşabilen Trivium, aynı zamanda on binlerce kişiyi çevrim içi platformlarda da kendine bağlayabilen nadir gruplardan biri. 22 yılı aşan kariyerleri boyunca 1 milyondan fazla albüm satışı, yüzlerce kapalı gişe konser ve yarım milyarı aşan dinlenme rakamlarına ulaşan ve GRAMMY® ödülüne de aday olan dörtlü, 10. stüdyo albümleri In the Court of the Dragon ile güçlerini bir kez daha kanıtladı.

    Matt Heafy (vokal, gitar), Corey Beaulieu (gitar), Paolo Gregoletto (bas) ve Alex Bent’ten (davul) oluşan grup, 2005 yılında yayımlanan ve metal tarihinin modern klasikleri arasında yer alan Ascendancy albümüyle büyük bir çıkış yakaladı. Albüm, Kerrang! tarafından “Yılın Albümü” seçildi, Birleşik Krallık’ta altın plak kazandı ve dünya çapında 500.000’den fazla satışa ulaştı. Metal Hammer ise albümü “Yüzyılın En İyi Metal Albümleri” listesinde Top 15’e dahil etti.

    ​Trivium konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1366
  • 15-06-2026

    Şule Gazioğlu Gallery, küratörlüğünü Feride Çelik’in üstlendiği “Kobalt Rotalar” başlıklı karma sergiyi 18 Haziran-12 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Kobalt Rotalar”, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan Doğu Asya porselen geleneğini çağdaş sanatın farklı ifade biçimleriyle buluşturarak, kobalt mavisinin kültürler ve yüzyıllar arasında kurduğu görsel ve tarihsel bağları araştırıyor. Serginin çıkış noktasını, Giritli bir deniz ticaret ailesinin nesiller boyunca koruduğu Ming, Kangxi, Qianlong ve Edo dönemlerine ait mavi-beyaz porselenler oluşturuyor. Çin’den Japonya’ya, oradan Doğu Akdeniz’e uzanan bu seçki, yalnızca estetik değeri yüksek nesneler değil; farklı coğrafyalar arasında yüzyıllar boyunca taşınmış kültürel hafızanın, ticaret ağlarının ve karşılaşmaların izlerini taşıyan tanıklar olarak sergide yer alıyor. Kobalt mavisinin yüzeylerde bıraktığı bu tarihsel izler, çağdaş sanatçıların üretimlerinde yeni anlam katmanları kazanıyor.

    Sergide yer alan sanatçılar, bu ortak hafızayı farklı mecralar üzerinden yeniden yorumluyor. Payidar Şeyma Alışır, fotoğraf ve dijital görüntü üretimi aracılığıyla porselen yüzeylerdeki motifleri insan bedeni ve zihinsel imgelerle buluşturarak zaman, kimlik ve belleğin geçirgen sınırlarını araştırıyor. Setenay Alpsoy ise mimari yapılar ve kent dokularından hareketle geliştirdiği resimlerinde, tekrar eden geometriler ve mekânsal hafıza üzerinden tarihsel desenlerin çağdaş karşılıklarını sorgulayan bir görsel dil kuruyor. Payidar Şeyma Alışır’ın fotoğraf çalışmaları, bu tarihsel nesnelere yeni bir ontolojik boyut kazandırıyor. Sanatçı, porselenlerin üzerindeki çiçek, ejderha ve geometrik desenleri çağdaş figürlerle buluşturarak, nesnenin durağan tarihini yaşayan bir anlatıya dönüştürüyor. Porselen tenli kadın figürleri ve parçalanmış portreler, sergideki fiziksel objelerin kavramsal izdüşümleri olarak izleyici karşısına çıkıyor. Setenay Alpsoy ise kent dokusuna odaklanan resimleriyle sergiye çağdaş bir mekân algısı getiriyor. İstanbul ve Londra arasında şekillenen üretim pratiğinde sanatçı, mimari yüzeyleri, tekrar eden geometrileri ve kent yaşamının görünmez katmanlarını inceliyor. Alpsoy’un yapı cephelerinde ortaya çıkan ritim, porselenlerin üzerindeki desen örgüleriyle görsel bir rezonans yaratırken; kobalt mavisinin tarihsel yolculuğu, bu kez modern kentin beton ve cam yüzeylerinde yankılanıyor. Sanatçının kent manzaraları, geçmişin dekoratif motifleri ile günümüzün mimari hafızası arasında beklenmedik bağlantılar kuruyor.

    Sergide yer alan çukur taslar, tabaklar, kupalar ve çay bardakları; Ming Hanedanlığı’nın klasik formlarından Kangxi ve Qianlong dönemlerinin incelikli işçiliğine, Edo döneminin zarif estetiğine uzanan geniş bir seçki sunuyor. Tarihsel nesneler ile çağdaş sanat üretimlerini aynı mekânda buluşturan “Kobalt Rotalar”, mavi ve beyazın yüzyıllardır süregelen görsel dilini yeniden düşünmeye davet ediyor.

    ​Künye:

    1-2. Payidar Şeyma Alışır

    3-4. Setenay Alpsoy

    0
    0
    529
DAHA FAZLA
Geldanlage