GÜNDEM
  • 10-07-2026

    Thrash metalin iki köklü grubu Kreator ve Overkill, 15 Kasım Pazar akşamı Stagepass organizasyonuyla Volkswagen Arena’da aynı sahneyi paylaşmaya hazırlanıyor.

    Kırk yılı aşkın kariyerleri boyunca thrash metalin gelişiminde önemli rol oynayan iki grup, klasikleşmiş şarkılarının yanı sıra güncel repertuvarlarından parçaları da İstanbul’daki dinleyicileriyle buluşturacak.

    1982 yılında Almanya’nın Essen kentinde kurulan Kreator, bu yıl yayımladığı 16. stüdyo albümü Krushers of the World kapsamında hazırladığı turne ile İstanbul’a gelecek. Grup, yeni albümden şarkıları Türkiye’de ilk kez canlı seslendirecek. Albüm öncesinde yayımlanan Hate & Hope belgeseli ve solist Mille Petrozza’nın otobiyografisi de grubun son dönem çalışmalarını oluşturuyor.

    1980 yılında ABD’nin New Jersey eyaletinde kurulan Overkill ise iki yıl aradan sonra yeniden İstanbul’da sahne alacak. Agresif riffleri ve solist Bobby “Blitz” Ellsworth’ün karakteristik vokaliyle tanınan grup, Feel the FireTaking Over ve The Years of Decay gibi albümleriyle thrash metalin klasik yapımları arasında gösteriliyor.

    Avrupa ve Amerika thrash metal sahnesinin önde gelen temsilcileri arasında yer alan Kreator ile Overkill, 15 Kasım’da Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    236
  • 10-07-2026

    Sergen Şehitoğlu’nun “Çatallanan Yollar” başlıklı kişisel sergisi, 25 Temmuz’a kadar SANATORIUM’da sanatseverlerle buluşuyor.

    Adını Jorge Luis Borges’in “Yolları Çatallanan Bahçe” adlı hikâyesinden alan sergi; sürekli seçimler, çıkışsız yollar ve sonsuz tekrarlar üzerinden kurgulanan bir labirent modeli aracılığıyla, içinde yaşadığımız dünyanın yapısal dinamiklerine odaklanıyor. Serginin merkezinde yer alan labirent, gözetim, yönlendirilmiş seçimler ve kaçışsızlık gibi günümüz varoluş koşullarına dair güçlü çağrışımlar üretirken; izleyiciyi bu sistemin işleyişiyle doğrudan yüzleşmeye davet ediyor. Mekânsal düzen, çıkış noktaları, çıkmaz sokaklar ve sonsuz döngüler aracılığıyla belirli bir algoritmik zorunluluğun sonucu olarak şekilleniyor. Bu yapı içerisinde her yol, önceden tanımlanmış değişkenlerin bir çıktısı olarak ortaya çıkarken; izleyici, sistemin dışında değil, doğrudan içinde konumlanıyor.

    ​René Descartes’ın analitik geometri yaklaşımından ilhamla geliştirilen proje, matematiği estetik bir formdan çok bir sistem ve süreç olarak ele alıyor. Satranç tahtasını andıran ızgara düzeni üzerinden koordinat sisteminin mekânsal bir karşılığı kurulurken, matematiksel fonksiyonlar bu zemin üzerinde işleyerek dinamik bir yapı oluşturuyor. Şehitoğlu, matematiksel bir formu fiziksel bir mekâna dönüştürerek, soyut bir sistemin somut karşılığını üretiyor. Koşulları önceden belirlenmiş 64x64 boyutlu bir komşuluk matrisine dayanan bu yapı, katı bir düzenin ifadesi olmanın ötesinde, kendi kurallarına göre işleyen kapalı bir sistem olarak var oluyor. Bu bağlamda matematik, temsiliyetten sıyrılmış, kendi kendine yeterli bir ifade biçimi olarak konumlanıyor. Sergide yer alan 17 dakikalık video ise bu kapalı sistemin dışına, dış dünyanın akışına yöneliyor. Labirentin soyut ve matematiksel yapısıyla karşıtlık kuran video, bireyin dış dünyayla kurduğu ilişkiyi düşünceler, duygular ve içsel yönelimler üzerinden ele alıyor.

    0
    0
    1590
  • 10-07-2026

    Otuz beş yıldır çocuklar için kitaplar kaleme alan Angelo Petrosino’nun kalpleri ısıtan bir öğretmen-öğrenci hikâyesi anlattığı kitabı Merhaba Öğretmenim, Merhaba Çocuklar, Sara Not’un resimleri ve Eren Cendey’in çevirisiyle Can Çocuk’tan çıktı.

    9 yaş ve üzeri tüm okurlara bu kitap küçük ayrıntıların, emeğin ve özenin nasıl büyük fark yarattığını anımsatıyor.

    ​Okulu eğlenceli kılan, muhteşem hikâyeler anlatan, öğrencilerini dinlemeyi bilen ve büyüme maceralarına eşlik eden bir öğretmeniniz varsa her şey ne kadar harikadır, değil mi? Artık emekli olan Eugenio, bir gün evinde, öğretmenlik yaptığı yıllardan kalma fotoğraflar, günlükler ve defterler bulur. Ve azimli, akıllı, meraklı öğrencilerine dair anılar hemen zihninde canlanır.

    0
    0
    229
  • 09-07-2026

    Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, caz odağındaki yeni projesi “Say Plays Jazz on Tour with Škoda” ile bu yaz Türkiye turnesine çıkıyor. Pozitif Müzik organizasyonuyla gerçekleşecek turne, Türkiye genelinde 7 şehir ve 10 konserle müzikseverlerle buluşacak.

    “Say Plays Jazz on Tour with Škoda”, Fazıl Say’ın cazla kurduğu ilişkinin bugüne kadarki en kapsamlı ifadesi olarak öne çıkarken; sanatçının caz formuna yalnızca yorumcu olarak değil, doğrudan besteci ve proje kurucusu kimliğiyle yaklaştığı özgün bir üretim modeli sunacak. “Say Plays Jazz”, Fazıl Say’ın bugüne dek geliştirdiği müzikal anlatının yeni bir evresi olarak öne çıkıyor. Sanatçı, bu projede cazla kurduğu bağı yalnızca yorumcu olarak değil, doğrudan üretici kimliğiyle derinleştiriyor. Bu projede, caz beşlisi için özel olarak bestelediği yeni eserlerin yanı sıra, geçmiş dönem çalışmalarının caz formundaki yepyeni düzenlemeleri de yer alıyor.

    Fazıl Say Jazz Quintet, alanlarında uluslararası başarıya sahip müzisyenleri bir araya getiriyor. Güçlü ve çok yönlü vokaliyle Ezgi Alaş, flütün büyüleyici tınısıyla Aslıhan And Say, saksafondaki dinamik stiliyle Serdar Barçın ve caz sahnesinin en önemli davulcularından Ferit Odman’ın ritmik zenginliği bu projede bir araya geliyor. Beşlinin sahnede yaratacağı yüksek enerji ve doğaçlama yeteneği, her bir konseri benzersiz bir müzik şölenine dönüştürecek.

    Konser tarihleri:
    19 Temmuz Pazar / Balıkesir / Ayvalık Amfi Tiyatro
    24 Temmuz Cuma / İzmir / Çeşme Açıkhava Tiyatrosu
    25 Temmuz Cumartesi / İzmir / Efes Antik Tiyatrosu
    26 Temmuz Pazar / Muğla / Bodrum Antik Tiyatro
    2 Eylül Çarşamba / İstanbul / Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu
    3 Eylül Perşembe / İstanbul / Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu
    13 Eylül Pazar / İzmir / İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu
    16 Eylül Çarşamba / Denizli Hierapolis Antik Tiyatrosu
    17 Eylül Perşembe / Antalya / Antalya Açıkhava Tiyatrosu
    27 Eylül Pazar / Ankara / Bilkent Odeon

    0
    0
    1237
  • 09-07-2026

    Borusan Contemporary, yeni sezonda İtalyan sanatçı Olivo Barbieri’nin “Zaman Mekân Geometri” başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisi ile Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan eserleri bir araya getiren “Perili / Haunted” sergisini sanatseverlerle buluşturacak.

    Fotoğraf sanatında ölçek, perspektif ve mekân algısını sorgulayan özgün yaklaşımıyla tanınan Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, sanatçının kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, izleyicileri farklı coğrafyalar arasında görsel bir yolculuğa çıkarırken Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun özel siparişi üzerine Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan eserlerini de ilk kez gün yüzüne çıkarıyor.

    Barbieri; antik kentlerden metropollere, şelalelerden Alp zirvelerine ve Capri kıyılarına uzanan fotoğraflarında ölçek ve perspektifle oynayarak tanıdık manzaraları beklenmedik ve neredeyse gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Sanatçı, bu sayede izleyiciyi dünyaya bakmanın ötesinde, görüleni yeniden anlamlandırmaya ve düşünmeye davet ediyor.

    Yeni sezonun heyecan uyandıran projelerinden biri de artistik direktörlüğünü Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren’in üstlendiği “Perili / Haunted” başlıklı koleksiyon sergisi olacak. Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola ile Kemal Önsoy’u bir araya getiren seçki, yapay zekâ, veri teknolojileri ve dijital kültürün şekillendirdiği çağdaş imge dünyasına, soyut figüratif geleneği de anımsayarak bakmayı öneriyor.

    Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen eserler, günümüzün görsel dünyasına dair farklı yaklaşımları bir araya getiriyor. Gerçeklik, hafıza ve özne gibi kavramları farklı perspektiflerden ele alan sergi, izleyicilere yeni düşünme alanları açıyor. Perili Köşk’ün tarihî atmosferiyle diyalog kuran sergi, yapının hafızasını ve ona eşlik eden romantik söylenceleri dijital çağın yeni bilinmezleriyle buluşturuyor. “Perili / Haunted”, izleyiciyi zamanın katmanları arasında dolaştırırken tanıdık olduğu kadar tekinsiz bir görsel evrene davet ediyor.

    Künye:
    1. Olivo Barbieri ALPLER COĞRAFYALAR VE İNSANLAR 2012
    2. Olivo Barbieri CAPRI 2013
    3. Olivo Barbieri Efes Türkiye 2023 Borusan Contemporary Art Collection
    4. Olivo Barbieri mekâna özgü_HOUSTON 12 2012
    ​5. Memo Akten Dalgalar 2.0: Toprak 2023 Özel yazılım, yapay zekâ, makine öğrenmesi, derin öğrenme, gizil difüzyon modelleri 8' döngü Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu

    0
    0
    395
  • 09-07-2026

    Orjin Sanat Koleksiyonu'nun depo alanında korunan eserlerinden oluşan bir seçki sunan “Eser Deposu” sergisi 22 Ağustos’a kadar Orjin Sanat galeri alanında sanatseverlerle buluşuyor.

    Elif İnci Gökgöz’ün küratörlüğündeki sergi Erken Cumhuriyet döneminden modern Türk resmine, Paris Okulu sanatçılarından günümüz çağdaş sanat pratiklerine uzanan bir seçki sunuyor. Serginin çıkış noktasını Orjin Sanat Koleksiyonu'nun eser deposu oluşturuyor. Galeri mekânının erişime kapalı olan deponun hemen yanında konumlanması, serginin mekânsal kurgusuna doğrudan yön veriyor.

    ​Doğrusal bir sanat tarihi anlatısı kurmak yerine eserler arasında yeni karşılaşmalara alan açan sergi, farklı zamanlarda ve farklı bağlamlarda üretilmiş eserleri yan yana getirerek yeni okuma olanakları sunuyor.

    Künye:
    1- Mustafa Horasan
    2 - Eren Eyüboğlu
    3- Azade Köker

    0
    0
    355
  • 08-07-2026

    Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden 29 koroyu bir araya getirmeye hazırlanan 4. Uluslararası İstanbul Koro Festivali, 9-12 Temmuz tarihleri arasında İstanbul’un farklı noktalarında gerçekleşecek.

    İBB Orkestra tarafından organize edilen festival, dört gün boyunca konserlerin yanı sıra ücretsiz atölye ve eğitim programlarıyla koro müziğini şehrin farklı mekânlarına taşıyacak. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin ana konser mekânı olarak ev sahipliği yapacağı festival kapsamında Kadıköy Müze Gazhane, Artİstanbul Feshane ve Anadolu Hisarı’nda da etkinlikler gerçekleştirilecek. Azerbaycan, Kolombiya, Birleşik Krallık ve Sırbistan’dan gelen koroların yanı sıra İstanbul, Manisa, İzmit ve Rize'den topluluklar da festivalde sahne alacak. Farklı kültürleri ortak bir müzik dili etrafında bir araya getiren festival, İstanbul’un uluslararası sanat yaşamındaki güçlü konumunu da pekiştirmeyi hedefliyor.

    Konser programının yanı sıra eğitim odaklı etkinlikleriyle de dikkat çeken 4. Uluslararası İstanbul Koro Festivali kapsamında dünyanın önde gelen koro şeflerinden Gary Graden yönetiminde, dört gün sürecek ücretsiz Festival Korosu çalışmaları gerçekleştirilecek. Farklı korolardan ve bireysel başvurularla bir araya gelen katılımcılar, yoğun prova sürecinin ardından festivalin kapanış konserinde sahne alacak.

    ​Festival süresince ayrıca uluslararası alanda önemli çalışmalara imza atan Tori Longdon ve Jonas Rasmussen tarafından, koro şefleri, koristler, müzik eğitmenleri ve koro müziğine ilgi duyan herkesin katılımına açık olarak ücretsiz atölye çalışmaları düzenlenecek.

    0
    0
    449
  • 08-07-2026

    Amerikan punk rock sahnesinin etkili gruplarından The Offspring 20 yıl aradan sonra Türkiye’deki izleyicileriyle 10 Temmuz akşamı İstanbul LifePark’ta bir araya gelecek.

    1990’ların ortasında yayımlanan Smash, yalnızca grubun kariyerinde değil, punk rock tarihinin akışında da belirleyici bir dönüm noktası oldu. Dünya genelinde 11 milyondan fazla satan albüm, bağımsız bir plak şirketinden çıkan en başarılı rock albümlerinden biri olarak müzik tarihindeki yerini koruyor. Self Esteem ve Come Out and Play ile geniş kitlelere ulaşan grup, yıllar içinde “The Kids Aren’t Alright, Pretty Fly (For a White Guy)” ve “You’re Gonna Go Far”, “Kid” gibi parçalarla alternatif müziğin en kalıcı repertuvarlarından birini oluşturdu. Mizahı sert gitarlarla, melodiyi yüksek tempoyla buluşturan müzikal kimlikleri ise onları yalnızca bir punk rock grubu olmaktan çıkarıp küresel bir kültürel fenomene dönüştürdü.

    ​Konser günü kapılar 17.00’de açılacak. Ana konserin öncesinde DJ setleriyle Soley Akça ile Duygu Çiftçioğlu, 90’lar ve 2000’lerin punk, skate punk ve alternatif rock klasiklerinden oluşan seçkileriyle dinleyicileri konser atmosferine hazırlayacak. İngiltere’nin yükselen alternatif rock topluluklarından Mouth Culture, dinleyiciyi modern alternatif rock’ın enerjisiyle buluştururken, Türkiye punk rock sahnesinin en köklü gruplarından Second ise ana grup öncesinde sahne alarak gecenin temposunu zirveye taşıyacak. Saat 21.00’de sahneye çıkacak The Offspring, yaklaşık 90 dakika boyunca yüksek enerjili performansıyla LifePark’ı dev bir açık hava punk rock festivaline dönüştürecek.

    0
    0
    371
  • 08-07-2026

    Bozlu Art'ta sanatseverlerle buluşan Gamze Taşdan’ın “Hoş Vakit” başlıklı kişisel sergisi 25 Temmuz tarihine kadar uzatıldı.

    Gamze Taşdan, “Hoş Vakit” sergisinde, erken Cumhuriyet döneminde modern yaşamın inşasını eğlence kültürü üzerinden ele aldığı yeni üretimlerine yer veriyor ve kadınların kamusal eğlence hayatında görünür olmalarını kendine has üslubu ile ortaya koyuyor.

    Serginin başlığı olan “Hoş Vakit” keyifle geçirilen bir zamanı ya da zihinsel bir dinlenme hâlini ifade ediyor olsa da sadece eğlenmekten ibaret bir anı tanımlanıyor. Alt metninde bir modern yaşam inşası barındırıyor. Genç Cumhuriyet’te eğlencenin sadece boş zaman pratiği değil yeni bir toplumsal kimliğin sahnesi olduğunu vurguluyor. Bu sahnenin başrol oyuncuları olan kadınlar Taşdan’ın resimlerinde odak merkezini oluşturuyor.

    “1923 ve 1950 yılları arasına tarihlenen Erken Cumhuriyet dönemi, Osmanlı’dan devralınan eğlence alışkanlıklarının hızla dönüşüp modern ‘Batılı’ bir şehir kültürüne evirildiği çok canlı bir zaman dilimidir. Osmanlı’daki meddah, Karagöz-Hacivat, orta oyunu gibi sözlü ve doğaçlama eğlenceler yerini giderek tiyatroya, operete ve sinemaya bırakmaya başlamış, özellikle İstanbul ve Ankara bu dönüşümün sahnesi olmuştur. Bu değişim sürecinin en önemli yanı kadınların kamusal eğlence hayatına daha görünür şekilde katılmasıdır. Batı müziği ve dansların hızla popülerleşmesiyle karma eğlence ortamları yaygınlaşmıştır.

    Erken Cumhuriyet’in en karakteristik eğlence mekânları dönemin gazinoları, barlar ve kulüplerdi. Yeni Maksim, Garden Bar, Taksim Belediye Gazinosu, Kristal Gazinosu, Kulüp 12, ve Rejans İstanbul’un en popüler mekânlarıydı. Bunların yanı sıra dönemin sembolik etkinliklerinden biri de balolardı. Cumhuriyet baloları sadece eğlence amaçlı partiler değil, aynı zamanda devlet eliyle kurulan ideolojik birer vitrindi. Pera Palas Oteli, Park Otel ve Ankara Palas gibi yerler hem seçkin konaklama mekânları hem de baloların merkeziydi. Bu balolar, yeni Cumhuriyet’in vatandaşlarının nasıl yaşayacağını gösteren bir model olurken, kadınların kamusal alanda dans etmesi bile başlı başına bir devrimdi.

    Sokaklar ve yarı kamusal alanlar da Erken Cumhuriyet dönemi eğlence kültürünün en canlı biçimde yaşandığı alanlardı. Büyük oteller ve gazinolar daha çok vitrinse, sokak, mesire ve ada kültürü gündelik hayatın kendisiydi. Özellikle Büyükada, Heybeliada ve Burgazada hafta sonu eğlencesinin merkezleriydi. Erken Cumhuriyet döneminde kadınlar ilk kez bu kadar yoğun biçimde kamusal eğlence hayatının parçası hâline geldiler. Balolara katılmak, akşam yürüyüşlere gitmek, Lebon ya da Markiz pastanesinde oturmak kadınları ‘eşlik eden’ olmaktan çıkarıp sosyal hayatın öznesi hâline getirmişti.  Dönemin en popüler ‘modern’ alışkanlığı olan dans kadınlar için çarpıcı dönüşümlerden birini de beraberinde getirdi. Dans daha önce de belirtildiği gibi insanlara özgürlük ve sosyal cesaret sunarken, öte yandan kadınlar için toplumsal cinsiyet bağlamında zarafet sınırlarını aşmamak ve sürekli bir denge kurmak gibi sınırlar da çiziyordu.

    Erken Cumhuriyet’i doğrudan bir tarih anlatısıyla sunmak yerine dönemin atmosferini ve kolektif hissiyatını yansıtan görsel bir dil üreten Taşdan, eserlerinde belgeci bir yaklaşımı değil, hafıza ve temsil üzerine odaklanan bir bakış açısını benimsiyor. Bu bağlamda ‘Hoş Vakit’ yalnızca bir boş zaman etkinliğini, eğlence anlarını değil; inşa edilen bir dönem kültürünü ve kadınların bu süreçte yaşadıkları ikilemleri görünür kılıyor ve içinde yaşadığımız krizlerle örülü dünyada geçmişteki keyifli zamanları hatırlatarak feminen bir direniş olasılığını gündeme getiriyor.”

    Künye:
    1. Gamze Taşdan, Beyaz Kuğu, 2026, tuval üzerine akrilik, 95 x 130 cm
    2. Gamze Taşdan, Kızılay Balosu, 2026, kâğıt üzerine akrilik, 35 x 50 cm
    3. Gamze Taşdan, Kulüp 18, 2026, kâğıt üzerine akrilik, 25 x 35 cm
    4. Gamze Taşdan, Macar Artistleri, 2025, kâğıt üzerine akrilik, 35 x 50 cm
    ​5. Gamze Taşdan, Safiye Ayla, 2026, kâğıt üzerine akrilik, 35 x 25 cm

    0
    0
    2244
  • 08-07-2026

    James Baldwin’in “yetişkinler için yazdığım çocuk kitabım” diye adlandırdığı, yakın arkadaşı Parisli ressam Yoran Cazac’ın resimlediği kitabı Küçük Adam, Küçük Adam, Begüm Kovulmaz’ın çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Küçük Adam, Küçük Adam’ın bu edisyonunda, Baldwin’in yeğenleri Tejan “TJ” Karefa-Smart’ın önsözü ve Aisha Karefa-Smart’ın sonsözünün yanı sıra, iki Baldwin araştırmacısının da giriş yazısı yer alıyor.

    Küçük Adam, Küçük Adam’da dört yaşındaki TJ günlerini Harlem’de, en iyi arkadaşları WT ve Kırpışık’la oynayarak ve komşuları için ufak tefek işler yaparak geçirir. Büyük hayalleri olan bu “küçük adam”, yetişkinlerin dünyasıyla ve bu dünyanın acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Okurlar TJ’in çocuk gözlerinden yoksulluğun, toplumsal eşitsizliğin, şiddetin ve ayrımcılığın yıkıcı etkilerini sürdürdüğü 1970’lerin siyah kent yaşamını içeriden keşfeder.

    0
    0
    336
DAHA FAZLA
Geldanlage