GÜNDEM
  • 06-04-2026

    Ali Ekber Kumtepe’nin “Ben bir şey yapmıyorum” başlıklı kişisel sergisi, 15 Nisan’a kadar Bursa’da yer alan Konum Balat’ta sanatseverlerle buluşuyor.

    Marcus Graf küratörlüğünde gerçekleşecek olan sergi, Ali Ekber Kumtepe’nin malzemenin fiziksel yapısını ve kültürün yankılarını kendine özgü bir görsel dile dönüştürdüğü çalışmalarını bir araya getiriyor. Ali Ekber Kumtepe, düşünce manzaralarında doğayı medeniyetin kalıntılarıyla birleştirerek dinamik bir gerilim yaratıyor. Sanatçıya göre her katman, neyi gördüğümüz üzerine bir sorgulamadır. Bu deneysel form, doğa ve eleştirinin birleşimi, sanatçının resimlerine günümüz resim söylemi içinde yankılı bir güç ve anlamlı bir yer kazandırıyor.

    ​Ali Ekber Kumtepe’nin resimleri, peyzajı çağdaş bir dönemde yeniden hayal ediyor. Pastoral sahneler yerine, mekânları boşaltılmış, insan varlığının sadece çitler, yollar, kapılar gibi kültürel kalıntılarla ima edildiği isimsiz harabeler… Bu eserler evrensel, fakat ıssız bir atmosfer uyandırıyor, uzak, belki kaybolmuş bir medeniyeti yansıtıyor. Kumtepe’nin sahneleri bir yol filminden kareler gibi ama aynı zamanda nostaljiyi veya idealleştirmeyi reddediyor; bunun yerine, insan yokluğuna dair eleştirel, neredeyse distopik bir yansıma öneriyor.

    0
    0
    362
  • 06-04-2026

    Karşı Atölye’nin sahnelediği, Frederik Brattberg’in kara mizah dolu metni Eve Dönüşler İstanbul, Ankara ve Bursa’da tiyatroseverlerle buluşuyor.

    Fırat Aygün’ün yaratıcı yönetmenliğini üstlendiği, Ferdi Çetin’in Türkçeleştirdiği ve hareket düzenini Yasin Yürekli’nin yaptığı oyunun oyuncu kadrosunda Nazan Yerli, Fatih Pazvantoğlu ve Baran Can Eraslan yer alıyor. Eve Dönüşler; aile, kayıp, yas ve kabulleniş üzerine absürt ve grotesk bir ritüele dönüşüyor. Oyun, seyirciye alışılagelmiş anlatı yapısını bozan ve sahne plastiğini yeniden tanımlayan bir performans sunuyor. Eve Dönüşler’de bir anne ve baba kaybolan çocuklarının yasını tutarken oyun açılır. Fakat hikâye çocuğun tekrar eve dönmesiyle tuhaf bir döngüye girer. Çocuk eve geri döner, ancak kısa bir süre sonra tekrar kaybolur. Bu kayıp ve geri dönüş döngüsü, oyunda defalarca tekrarlanır. Oyun, acıklı, trajik unsurlarla ironik kara komedi unsurları arasında gidip gelir. Oyun boyunca ailenin ritüelleri, tepkileri ve özellikle de travma ile kurdukları çarpık ilişki her tekrar edilişte daha grotesk, daha trajikomik bir hâl alır. Oyun alışkın olduğumuz aile yapısını, ebeveyn ve çocuk ilişkisini ve hatta alıştığımız yas tutma biçimlerini sorgulayan bir yapıyı sahne üzerinde kurar. Sahnedeki bu grotesk ve absürt dünya ebeveyn olma, sorumluluk, umut ve yas gibi konuları tekrar düşündürür.​

    Eve Dönüşler’i 10 Nisan ve 7 Mayıs’ ta Kadıköy Pax Sahne’de, 16 Nisan’da Kült Kavaklıdere’de ve 8 Mayıs’ta Ekim Sanat Bursa’da izleyebilirsiniz.

    KÜNYE
    Yazar: Frederik Brattberg
    Çevirmen: Ferdi Çetin
    Yönetmen: Fırat Aygün
    Hareket Düzeni: Yasin Yürekli
    Müzik Tasarımı: Umut Eser
    Oyuncular: Nazan Yerli, Fatih Pazvantoğlu, Baran Can Eraslan
    Teknik: Barış Kuş
    İletişim, Basın & Turne Organizasyon: Serhan Karataş
    1 Saat, Tek perde, +16

    0
    0
    57
  • 06-04-2026

    Polisiye edebiyat yazarı Algan Sezgintüredi’nin suç araştırmaları uzmanı Mesut Demirbilek ile birlikte kaleme aldığı “Kavgaz” serisinin yeni kitabı Armatör, April Yayıncılık’tan çıktı.

    Gerçek olaylardan ilham alan Kavgaz Armatör, yalnızca ortadan kaybolan bir armatörün değil, dönemin ruhunun, karanlığın ve gücün izini sürüyor. Hikâye, Türkiye’nin en çalkantılı dönemlerinden birinde açılıyor. 1990'lı yılların ateşi dört bir yanda hissedilirken, dünya değişirken, Türkiye sarsılırken memleketin en güçlü armatörlerinden biri ortadan kayboluyor. Dosya, İstanbul Cinayet Büro’da genç bir komiser yardımcısının masasına düşüyor: Mutlu Kavgaz.

    “1990. Yaz. Sıcak.

    Gazetelerin üçüncü sayfaları kalabalık. Polis telsizi susmuyor.
    Nelson Mandela 27 yıl sonra serbest bırakılıyor. Ruanda’da soykırıma varacak iç savaş patlak veriyor.
    Adnan Menderes’in naaşı İmralı Adası'ndan İstanbul'a getirilip, Topkapı'da yaptırılan anıt mezara devlet töreniyle defnediliyor.  Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok öldürülüyor.
    İstiklal Caddesi’nin simgesi tramvay, 30 yılın ardından hizmete açılıyor.
    Windows 3.0 piyasaya sürülüyor.
    Bu sırada…
    Memleketin en meşhur armatörü sırra kadem basıyor.
    Deniz ticareti, nakliyat, gemiler, kıtalararası işler. Hepsi onda. Adı Talip Uzunkaya. Dosyaya göre Tarabya’daki köşkünden 21 Nisan Cumartesi sabahı, saat sekiz civarı çıkıyor.
    Çıkış o çıkış.
    O sabah uşağı hariç evin tüm çalışanları izinli. Uşak ortada yok.
    Kızı konuşuyor. Damadı konuşuyor. İş ortakları konuşuyor.
    Kimse adamın nereye gittiğini bilmiyor.
    İşte tam bu noktada…
    İstanbul Cinayet Büro’da, 25 yaşındaki komiser yardımcısı Mutlu Kavgaz’ın masasına bir dosya bırakılıyor. Üzeri övgülerle örtülse de tehdit net: Muamma çözülemezse hesap herkese kesilecek.”

    0
    0
    323
  • 05-04-2026

    Tan Sağtürk sanat yönetmenliğinde kurulan topluluk Genç Bale Tan Sağtürk Akademi’nin klasik baleyi hip hop ile bir araya getirdiği SWANS, Dünya Dans Günü’ne özel olarak 28 ve 29 Nisan tarihlerinde Paribu Art sahnesinde izleyicilerle buluşacak.

    Duende Global yapımcılığında hayata geçirilen SWANS, Kuğu Gölü’nü bambaşka bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor. Genç Bale Tan Sağtürk Akademi’den yıllardır büyük emekler verilerek yetiştirilen 57 öğrencinin sahne alacağı yapımda; dans, müzik ve teknolojiyi bir araya getirerek klasik kalıpların ötesinde genç ve güçlü bir sahne dili sunuyor.

    SWANS, Volkan Ersoy tarafından modern ve neo-klasik bale estetiğini dinamik bir kurgu içinde izleyiciye sunuyor. Tchaikovsky’nin zamansız besteleri, günümüz sahne anlayışına uygun şekilde yeniden kurgulanırken; klasik bale dansçılarına eşlik eden hip hop sanatçıları esere ritim, enerji ve fiziksel güç katıyor. Yaklaşık 75 dakika süren SWANS, iki perdeden oluşuyor.

    Genç yıldızların rol alacağı yapımda ödüllü başbalerin Nilay Tahiroğlu konuk sanatçı olarak başrolde yer alacak. Uluslararası Moskova, Seul yarışmalarının ikincisi ve İstanbul Bale yarışmasının birincisi yıldız sanatçı İngiltere’de 7 ayrı şehirde Kuğu Gölü eseri ile 29 temsile imza attıktan sonra Genç Bale Tan Sağtürk Akademi topluluğu ile birlikte sahnede yer alacak. Diğer başrol Prens Siegfred rolünü canlandıracak balet Bartucan Şimşir ise Prix Lausenne, Bosphorus Bale Festivali ve İstanbul Bale yarışmalarında ödül sahibi.

    Bu yorumda Rothbart ve onun dünyası, yalnızca bir karakter değil, karanlığın sahnedeki kolektif temsiline dönüşüyor. Dünya Breaking Şampiyonluğu ile Avrupa Hip Hop Şampiyonluğu unvanlarına sahip Ceylin Han Çinkitaş’ın hayat verdiği Rothbart, güçlü grup sahneleri ve fiziksel performansla hikâyenin çatışmasını daha görünür kılıyor. Beyaz ve siyah kuğular arasındaki karşıtlık ise sahnede etkileyici bir görsel dile dönüşüyor.

    Klasik anlatıya sadık kalan SWANS, prens ve Odette arasındaki aşkı merkezine alırken; soytarılar ve akrobatik koreografilerle anlatıya hareket, özgürlük ve çağdaş bir ritim katıyor. Bale, hip hop ve çağdaş dansın iç içe geçtiği bu özgün yapı, izleyiciye hem tanıdık hem de sürprizlerle dolu bir deneyim vadediyor. Köklerinden beslenen ama bugünün diliyle konuşan yapım, iyiliğin ve sevginin karanlığa galip geldiği umut dolu finaliyle sahneden ayrılıyor.

    ​Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    409
  • 05-04-2026

    Merve Turan’ın son dönem resimlerini bir araya getiren “İhtimaller Evreni” başlıklı kişisel sergisi, 4 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında Labirent Sanat’ta sanatseverlerle buluşacak.

    Merve Turan’ın “İhtimaller Evreni” sergisi; olasılık, hatırlama ve dönüşüm kavramlarını su, derinlik ve taşıma metaforları üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.

    “‘İhtimaller Evreni’, Ursula K. Le Guin’in insanlık anlatısının kökenine dair radikal bir önerme sunduğu ‘Çuval Kuramı’ ile Merve Turan’ın üretim pratiğinde belirginleşen akvaryum metaforu arasında bir akrabalık kuruyor. Le Guin’e göre insanlığın ilk kültürel aracı bir silah değil; tohumları, kökleri ve hikâyeleri bir araya getiren, yaşamı taşıyan bir çuvaldır. Turan’ın akvaryumu da benzer biçimde doğrusal ve kahraman merkezli bir anlatıyı reddeder. İçinde yüzdüğümüz ama çoğu zaman fark etmediğimiz bir ortam olarak akvaryum, yaşamın büyük anlatılar yerine küçük, çoğul ve kırılgan parçalarla kurulduğunu hatırlatır.

    Sergi, tek bir gerçeği işaret etmek yerine aynı suyun içinde farklı derinliklerde var olan olasılıkları görünür kılar. Burada cesaret, bir zirveye ulaşmak değil; derine inmeyi göze alabilmektir. Akvaryumun dibindeki taşlar ve kumlar, çuvalın içinde biriken nesneler gibi ele alınır. Yerleşmiş düşüncelere ve dokunulmamış katmanlara temas edildiğinde su bulanır; çuval karışır. Tam da bu hareketin içinden yeni hikâyeler doğar. İyileşme ise bir zaferden çok, taşları yerinden oynatmanın sorumluluğunu almak ve geçmişle daha yumuşak bir temas kurabilmek anlamına gelir.

    Turan’ın eserlerinde tekrar eden formlar, sanatçının yaşam boyunca çuvalında biriktirdiği nesneler ve kişisel koruyucular olarak belirir. Bu formlar, hikâyeyi fetih üzerinden değil yaşamın sürekliliği üzerinden okumayı önerir. Bu evrende zaman doğrusal değildir; geçmiş, şimdi ve gelecek çuvalın içinde yan yana duran parçalar gibi birbirine değerek aynı akışta taşınır.

    Sergideki işlerin yüzeyindeki neşe ve renkli doku, derinlikteki bulanıklığı inkâr etmez. Tıpkı çuvalın içindeki karmaşanın yaşamı mümkün kılması gibi, akvaryumun dibindeki hareket de yüzeye bir titreşim olarak yansır. ‘İhtimaller Evreni’, bir kahramanın yolculuğundan ziyade; taşıdığımız yüklerle birlikte ilerleyebilmenin, belirsizlikle yaşamayı öğrenmenin ve ihtimallerin açık kalmasına izin vermenin şiirsel bir ifadesini sunar.”

    Künye:
    1. Dünya Hali II, 2021, kağıt üzerine karışık teknik, 30x40cm
    2. Yeni Ay, 2025, kağıt üzerine karışık teknik, 35x50cm
    ​3. Ay Tutulması, 2025, kağıt üzerine karışık teknik, 35x50cm

    0
    0
    401
  • 05-04-2026

    Mem Fox’un çocuklara yüksek sesle kitap okumanın sıradan bir alışkanlık olmaktan çıkıp, bir çocuğun hayatına eşlik eden kalıcı bir armağana nasıl dönüştüğünü anlattığı kitabı Okumanın Büyüsü, Abbas Karakaya’nın çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı.

    Fox, Okumanın Büyüsü’nde düzenli okumanın dikkat dağınıklığından dil gelişimine, öğrenme isteğinden empati kurma becerisine kadar pek çok alanda çocukların dünyasını nasıl dönüştürdüğünü kendi uzun yıllara dayanan deneyimi ve gerçek örneklerle aktarıyor.

    Okumanın Büyüsü, karmaşık yöntemler, pahalı kurslar ya da özel programlara gerek kalmadan, sadece sevgiyle, istikrarla ve her gün ayrılan birkaç dakikayla çocuklarla kurulan bağın nasıl güçlendiğini, okumanın hayal gücünü ve öğrenme kapasitesini nasıl kökten değiştirdiğini yazarın tecrübesinden damıtılmış örneklerle ortaya koyuyor.

    0
    0
    395
  • 04-04-2026

    Şilili yönetmen ve yazar Manuela Infante imzalı Vampyr, 27 ve 28 Haziran’da Kundura Sahne’de izleyicilerle buluşacak.

    Estado Vegetal ve Cómo Convertirse en Piedra ile başlayan sahne araştırmasının üçüncü parçası Vampyr, Beykoz Kundura’nın ortak yapımcıları arasında yer aldığı ve Şili başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen yaratıcı ekibiyle İstanbul’a konuk olmaya hazırlanıyor. Vampyr, tiyatroyu klasik anlatı biçimlerinin ötesine taşıyan bir yaklaşımla kurgulanıyor. Uluslararası tiyatro çevrelerinde özellikle deneysel dili ve disiplinler arası üretimleriyle tanınan Manuela Infante, bu yapıtında sahte belgesel formunu sahneye taşıyarak izleyiciyi çok katmanlı bir anlatının içine davet ediyor.

    Şili coğrafyasından beslenen Vampyr, doğa/kültür ayrımını reddeden, biçim değiştiren varlıkların izini sürüyor. Yarı insan, yarı hayvan; yarı canlı, yarı toprak olarak var olan bu figürler, Şili’de kontrolsüz biçimde kurulan rüzgâr türbini sahalarında dolaşırken kimi zaman yarasa, kimi zaman gece vardiyasında çalışan işçiler olarak sahnede karşılık buluyor. Eser, bu hibrit varlıklar üzerinden tükenmişlik, enerji üretimi, çalışma ve dinlenme gibi kavramları sorgularken, insan dışı canlılarla kurulan ilişkilere de eleştirel bir perspektif getiriyor.

    Kara mizah ve absürt öğelerle kurulan sahne dili, Avrupa vampir miti ile Şili’de yaşayan hematofag yarasa türleri arasında ironik bir bağ kuruyor. Bu bağlamda Vampyr, günümüzde “yeşil enerji” söylemleri etrafında şekillenen yeni sömürü biçimlerine de sahneden yanıt üreten politik bir katman barındırıyor.

    Beykoz Kundura’nın ortak yapımcılığında hayata geçen eser; Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili) ve NAVE iş birliğiyle uluslararası bir üretim sürecinin sonucu olarak sahneye taşınıyor. Bu çok ortaklı yapı, farklı coğrafyalardan sanatçıların bir araya geldiği kolektif bir üretim modelini görünür kılıyor.

    Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yönetmen & Metin: Manuela Infante
    Yapım: Carmina Infante Güell
    Oyuncular: Marcela Salinas, David Gaete
    Tasarım: Rocio Hernández
    Yönetmen Yardımcısı & Teknik Sorumlu: Pablo Mois
    Hareket & Koreografi: Dian C. Guevara
    Ses Tasarımı: Manuela Infante
    Ses Teknisyeni: Víctor Muñoz
    Araştırma & Dramaturgi: Camila Valladares
    Kostüm: Elizabeth Pérez
    Ortak Yapım: Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili), NAVE, Beykoz Kundura
    ​Destekleyenler: Universidad Academia Humanismo Cristiano, Oxiluz Iluminaciones, Cultura Violeta

    0
    0
    391
  • 04-04-2026

    Taner Şekercioğlu’nun “Düzenlenmiş Bir Yüzey Olarak Manzara” başlıklı kişisel sergisi, 2 Mayıs’a kadar One Arc Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Filiz Ağdemir’in üstlendiği Taner Şekercioğlu’nun yeni kişisel sergisi “Düzenlenmiş Bir Yüzey Olarak Manzara”, sanatçının uzun yıllara yayılan fotoğraf ve kolaj çalışmalarından oluşan arşivsel bir seçkiyi “prolog” olarak konumlandırıyor. Fotoğrafı bir kanıt değil, dünyayı anlama ve kurma biçimi olarak ele alan sergi, yeryüzünü temsil etmekten çok onun nasıl ölçülen, bölünen ve işlenen bir yüzeye dönüştüğünü görünür kılıyor. İnsan–çevre ilişkisinin uyumdan müdahaleye, olaydan yeni bir zamana evrilen sürekliliğini ele alan yapıtlar, sonuç imgeleri üretmekten ziyade bakışın yükselişini ve yüzeyin değişimini kaydeden birer notasyon gibi işliyor. Bu yönüyle sergi, izleyiciyi yeryüzüne bakmaya değil, manzaranın nasıl kurulduğunu ve bugün içinde yaşadığımız dünyanın artık bir görüntüden çok katmanlı bir yüzey-zaman düzeni olarak biçimlendiğini düşünmeye davet ediyor.

    ​“Düzenlenmiş Bir Yüzey Olarak Manzara”, sanatçının ilerleyen dönemde üç boyuta taşan, çok katmanlı geometrik duvar panolarına evrilecek üretimlerinin düşünsel temelini görünür kılan bir eşik niteliği taşıyor. Sergi, Şekercioğlu’nun disiplinler arası yaklaşımını ve kavramsal sürekliliğini izleyici ve koleksiyonerler için bütünlüklü bir çerçevede sunuyor.

    0
    0
    426
  • 04-04-2026

    İstanbul Modern, Semiha Berksoy’un çok katmanlı sanat pratiğini odağına alan “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi kapsamında düzenlenen kamusal etkinlikte, akademisyen Prof. Dr. Esra Aliçavuşoğlu’nu ağırlayacak.

    İstanbul Modern Şef Küratörü Öykü Özsoy Sağnak ve Küratör Deniz Pehlivaner’in moderatörlüğünde gerçekleşecek Prof. Dr. Esra Aliçavuşoğlu’nun 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 18.00’de gerçekleşecek olan söyleşisinin bağlığı “Tuvalde Özne ve Benlik: Semiha Berksoy’un Resimlerinde Kendilik Temsili ve İnşası” olacak. Opera sahnesindeki dramatik varlığıyla tanınan Berksoy’un resimleri, otoportre ile performans, kamusal kimlik ile kişisel bellek arasında kurulan çok katmanlı bir özne inşasına işaret ediyor. Flormar sponsorluğunda gerçekleştirilen serginin bu etkinlikğinde, sanatçının resimlerinde temsil ve inşa arasındaki bu ikili yapıya odaklanarak Berksoy’un pratiğine yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor.

    ​9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 18.00’de gerçekleşecek “Tuvalde Özne ve Benlik: Semiha Berksoy’un Resimlerinde Kendilik Temsili ve İnşası” başlıklı söyleşiye katılım ücretsiz ancak salon kapasitesi ile sınırlı olacak.

    0
    0
    413
  • 03-04-2026

    Güneş, “Al Ya Da Bırak” isimli yeni teklisini Sony Music Türkiye etiketiyle sinemaseverlerle buluşturdu.

    “Al Ya Da Bırak”, Güneş’in duygusal gelgitleriyle girdiği mücadelede keskin bir netleşme anına odaklanıyor. Euphoric nakaratı ve dinamik flow’larıyla melodic hip-hop ve urban pop sound’unu bir araya getiren “Al Ya Da Bırak”, sözlerinde taşıdığı “ya hiç gelme ya da tamamen terk et” duygusuyla, ilişkilerdeki belirsizliklere karşı güçlü bir duruş ortaya koyuyor. Söz ve müziği Güneş’e ait olan şarkının prodüksiyon ve mix sürecinde GOKO!’nun imzası bulunurken, şarkının mastering’ini Kendrick Lamar, Future ve Doechii gibi global sahnenin öne çıkan isimleriyle yaptığı iş birlikleriyle dikkat çeken MillionDollarSnare üstleniyor. Bu şarkı aynı zamanda Güneş’in yakın zamanda yayınlanacak yeni EP’sinin de habercisi niteliğinde.

    Daha önce “Şehir Uyumaz” klibini de Fransa’da çeken Güneş, bu projede video klibini yeniden Fransa’da hayata geçirdi. YEEIID yönetmenliğinde, Ocurens prodüksiyonunda ve OCTANE iş birliğiyle hazırlanan projenin yapımcılığını Germain Robin üstleniyor.

    ​Güneş’in “Al Ya Da Bırak” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    417
DAHA FAZLA
Geldanlage