GÜNDEM
  • 14-07-2026

    Netam’ın elektronik müzik, canlı enstrümanlar ve kişisel hikâyeler arasında kurduğu en kapsamlı çalışması BURNOUT, Kanto Records etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    Tükenmişlik, dönüşüm, özlem, öfke, yakınlık ve özgürleşme gibi temaları farklı duygusal katmanlar üzerinden ele alan BURNOUT, modern elektronik müziği disko, boogie, Anadolu psikedelik ve caz-funk etkileriyle bir araya getiriyor. Berlin ve İstanbul arasında üretilen albümde Netam’a nesly ve Damla Temel vokalleriyle eşlik ediyor.

    İngilizce ve Türkçe sözlerin bir arada yer aldığı albüm, bir yandan dans pistine göz kırparken diğer yandan içsel kırılmaların ve duygusal kontrastların izini sürüyor. Albüm boyunca hipnotik groove’lar, canlı enstrümanlar, analog dokular ve güçlü vokal performansları bir araya gelerek Netam’ın şimdiye kadarki en kişisel ve en çok yönlü ses evrenini oluşturuyor.

    ​Netam’ın BURNOUT albümünü buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    228
  • 14-07-2026

    Handan Börüteçene’nin 1980’lerden günümüze üretimine ışık tutan arşivi Salt Araştırma’da çevrim içi erişime açıldı.

    Garanti BBVA tarafından kurulan Salt, Handan Börüteçene’nin en kapsamlı sergisi “Üç İç Denizin Ülkesi”nin (Salt Beyoğlu, 2023-2024) ardından, sanatçının arşivini sanatseverlerle çevrim içi olarak buluşturdu. Salt Araştırma’daki sanatçı arşivleri arasına eklenen koleksiyon, Börüteçene’nin kırk yılı aşkın sanat pratiğine ayrıntılı bir bakış sunuyor. Koleksiyonda, sanatçının 1980’lerde İstanbul ve Paris’te geçirdiği öğrencilik yıllarından çalışmalarının yanı sıra yurt içi ve yurt dışında katıldığı sergilere dair belge, kupür ve görseller yer alıyor.

    “Handan Börüteçene, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Seramik Bölümü’nde öğrenim gördü. Arkeoloji ve tarihe olan ilgisi sebebiyle 1978’den itibaren kazılara katılmaya başladı. 1981’deki mezuniyetinin ardından kendi olanaklarıyla Paris’e giden sanatçı, École nationale supérieure des Beaux-Arts’da heykel eğitimine devam etti.

    Heykel, enstalasyon, fotoğraf ve metinlerinde Türkiye’nin kültür mirasıyla umulmadık bağlantılar kuran Börüteçene’nin Kır/Gör enstalasyonu, 1985’te 5. Yeni Eğilimler sergisinde başarı ödülüne layık görüldü. Mekâna özgü üretimlerle ilgilenen sanatçı, Aya İrini’de Bütün Denizlerin İçinden Geç, Sessizlik ve Sırdır Ötesi (1991), Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Yeryüzünün Belleği (1995) sergilerini açtı. Farklı zamanlarda Suların Bağladığı / Suların Çözdüğü, Kendime Gömülü Kaldım ve Morla Döndüm. Gömülü Gecemden Sabaha (1999–2023) ismiyle sunulan işinde ise İstanbul’un bilinen en eski kadın şairi Byzantionlu Moiro’ya odaklı bir hikâye üzerinden, 13. yüzyılda yağmalanıp Venedik'e götürülen Bizans kültür mirasını takip etti. Sanatçı, Moiro’ya hak ettiği görünürlüğü kazandırmak için İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenen Azize Eudokia ikonasındaki elbisenin bir benzerini dikti; gösterişli taşlar yerine yok olmuş medeniyetleri çağrıştıran kırık çanak çömlek parçalarıyla süsledi. İstanbul ve Venedik’teki Bizans yapılarında çekilen bir dizi “hatıra” fotoğrafında hep bu elbise vardı.

    Hâlen İstanbul, Paris ve Kaş'ta yaşayan Börüteçene, arkeoloji, tarih, doğa ve kültür mirasının kesişiminde üretimini sürdürüyor.”

    Handan Börüteçene’nin arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    1. Handan Börüteçene, Savaşa Karşı işiyle, 34éme Salon de la Jeune Peinture, Grand Palais (Paris), 1983
    2. Handan Börüteçene, Kitle İletişimsizlik Araçları vs vs zzzz....bızzzz işiyle, 1. Uluslararası İstanbul Çağdaş Sanat Sergileri, Askerî Müze (İstanbul), 1987
    3. Handan Börüteçene, Olympos için, Olimpos Lodge Otel (Antalya), 1992
    4. Handan Börüteçene, Bütün Denizlerin İçinden Geç, Sessizlik ve Sırdır Ötesi sergisinin hazırlığında, Aya İrini (İstanbul), 1991
    5. Handan Börüteçene, Belleklerin Buluşması, 1. Busan Bienali, Busan Museum of Modern Art, 2002

    0
    0
    411
  • 14-07-2026

    Aglaja Veteranyi’nin paramparça bir göçmen hayatı ve bir aile karambolünü konu aldığı romanı Çocuk Neden Mısır Unu Lapasında Pişer, Seda Tunç’un çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    Veteranyi, öğrenmekte olduğu bir dilin içinde oradan oraya seğirten bir sirk cambazı gibi yazıyor hatta “gibi”si fazla. Bazılarına bütün dünya yurt dışıdır, bazıları hep kendi arasında yabancıdır ya...

    ​“El kızı olmasına rağmen onu ablammış gibi seviyorum. Annesi babamın üvey kızı. Ablamın annesi ve annesinin annesi yani ablamın anneannesi ve babamın eski karısı bir akıl hastanesinde yaşıyorlar çünkü delirdiler. Ablan da deli, diyor annem çünkü babam onu bir kadını sever gibi seviyor. Delirmemek için benim de dikkat etmem lazım, o yüzden annem gittiği her yere beni de götürüyor.”

    0
    0
    242
  • 13-07-2026

    Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment ortak yapımı Don Quixote Müzikali, 16 Temmuz'da ilk kez Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda izleyici karşısına çıkacak.

    Işıl Kasapoğlu rejisiyle ve Volkan Akkoç'un müzik direktörlüğünde sahneye taşınan, başrollerini Selçuk Yöntem ve Zuhal Olcay'ın paylaştığı Don Quixote Müzikali, 30 kişilik dansçı ve oyuncu kadrosu, 15 kişilik canlı orkestrası ve toplam 80 kişilik ekibiyle hayal gücü ile gerçeğin iç içe geçtiği etkileyici bir dünyaya kapı aralıyor. Cervantes'in ölümsüz eserinden 1959 yılında Dale Wasserman tarafından uyarlanan müzikal hayal etmenin, umudun ve iyiliğin gücünü merkezine alıyor.

    Don Quixote Müzikali; 16 Temmuz’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda, 17 Eylül’de İzmir Bornova Aşık Veysel Açık Hava Tiyatrosu, 22 Eylül’de ise Bursa Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda sahnelenecek. Oyunun biletlerine Biletinial, Biletix, Bubilet ve Passo’dan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    446
  • 13-07-2026

    Evren Erol’un “Başka Bir Pencere” başlıklı kişisel sergisi 17-31 Temmuz tarihleri arasında Gümüşlük Akademisi’nde sanatseverlerle buluşacak.

    “Evren Erol’un Başka Bir Pencere başlıklı sergisi en sade ifadeyle, ‘doğa bize nasıl bakar, ne görür?’ sorusundan hareket ediyor. Serginin, düşünceden üretime evrilen süreci, Erol’un son birkaç yılda üzerinde çalıştığı temalardan, pek çok günlük yaşam karşılaşmalarından, sanatçının okuma ve araştırmalarından gelişmiş ve bu birikim sergideki formları ortaya çıkarmıştır.

    Başka Bir Pencere izleyiciyi alışık olmadığı bir bakışa davet ediyor: Bir de doğanın gözleriyle yeryüzüne ve üzerinde gelişen ilişkiler bütününe bakmayı öneriyor. İzleyiciyi, doğaya bakarken kendisi görmeye çağırıyor. Faunanın ve floranın gözünden insana doğru yöneltilen bir karşı bakış ihtimalini önümüze getiriyor.

    Sergide sekiz adet kaide üzerinde, iki ayağı üzerinde duran hayvan – insan karışımı metamorfoz bedenler ve on adet duvar heykeli bulunuyor. Kaideler üzerinde yükselen formların oluşturduğu kompozisyonlar ilk bakışta insanlar arası ilişkilerde sıklıkla gördüğümüz gergin, iktidar odaklı bakışı imleyen sahnelerden oluşmakta ancak formlardaki insansı ve hayvansı özelliklerinin bir araya gelişi bir karşı bakış ihtimali olarak doğanın bakışını önümüze getiriyor.

    Erol’un üretim pratiğinde yer alan duvar heykelleri, bu kez floranın bakışı ile ‘insan kimdir ne yaşar, ne yaşatır?’ sorularına odaklanıyor. Her zaman içeriden dış dünyaya baktığımız pencereler bu defa üzerlerinde açılan yırtık ve yarıklarla oluşan görüntülerin taşıyıcısı oluyorlar. Bir bitkinin varoluş formunun aşamaları biçimlerde ifade buluyor. Her pencere yaşanan yüzleşmelere ve karşı karşıya gelme anlarına tanıklık ediyor.

    Anlatının bütünü hayvan, bitki ve insan arasındaki ayrımları askıya alıyor. Evren Erol bizi bazen bir hayvanın gözünden yankılanan, bazen bir yaprağın damarlarında dolaşan, bazen de bir heykelin yüzeyinde şekillenen formlarla baş başa bırakıyor.

    Sergi doğayı dışarıdan izlenen bir nesne olmaktan çıkarıyor ve insanı doğanın bir parçası olarak ele alıyor. İnsan ile insan olmayan tüm canlıları eşitliyor; aralarındaki hiyerarşik ilişkiyi sıfıra indiriyor. Yerine iki yönlü yeni bir ilişki kuruyor. Bir yanıyla gerginliği, kaygıyı, tekinsizliği ya da tahammülsüzlüğü düşündüren durumlar diğer yanıyla huzuru, güveni ve sevgiyi çağrıştıran ortamlar yaratıyor.

    Başka Bir Pencere şu sorulara eğiliyor: İnsan doğanın efendisi değilse, kimdir? Doğa yalnızca çevre değilse, nedir? Ve bakılan olduğumuzu fark ettiğimiz anda varoluşumuz nasıl değişir?”

    Künye:
    1. "İkilem / Dilemma" 42x34x25cm Ahşap / Wood 2026
    2. "Temas / Touch" 45x44x23 cm Ahşap / Wood 2026
    3. "Gelecek / The Future" 36x45x16cm Ahşap / Wood 2026
    ​4. "Başka Bir Pencere / Another Window No:5" 40x40x7 cm Ahşap / Wood 2026

    0
    0
    464
  • 13-07-2026

    Ron Heussen, Anne Mikus ve Farid Rivas’ın yayıncılığı merak eden okurları sonu kitabevinde biten bir yolculuğa çıkardıkları Kitapların Gizli Yaşamı adlı eseri, Sevengül Sönmez’in çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Kitapların Gizli Yaşamı, kitap kurtlarını kendileri ve sevdikleri için en güzel kitapları bulabilecekleri yerlere götürüyor.

    ​Yazar fikirlerini sözcüklere döker, çizer çizimlere renk katar, tasarımcı harflerin arasına nefes alacak boşluklar bırakır. Yayın yönetmeni iyi bir kitabın kokusunu alır, editör güzel bir fikrin ve kitabın peşinden koşar, yazara rehberlik eder. Üretim sorumlusu bir kitap için gerekli her şeyle ilgilenir, matbaacı makineleri çalıştırır, mücellit rengârenk kâğıt yığınlarını kitaba dönüştürür.

    0
    0
    412
  • 12-07-2026

    Müzisyen, akademisyen ve kültür yöneticisi T. Volkan Aslan’ın geleneksel Anadolu enstrümanlarını çağdaş ve minimal düzenlemelerle bir araya getirdiği Seyir adlı ilk stüdyo albümü Sony Music etiketiyle yayımlandı.

    Yedi şarkıdan oluşan enstrümantal albümün tamamı Aslan’ın bestelerinden oluşuyor. BaBa ZuLa ve Deniz Mahir Kartal’ın remix’leri albümün atmosferini farklı yönlere taşıyor. Albümdeki düzenlemeler T. Volkan Aslan, Kerem Can Aslan ve Rodizan imzası taşırken, Cahit Berkay başta olmak üzere, farklı disiplinlerden ve müzikal geleneklerden gelen isimler albüme eşlik ediyor.

    Seyir’de, geleneksel Anadolu çalgılarının karakteri korunurken, çağdaş dokunuşlarla sinematik bir atmosfer oluşturuluyor. Bu birliktelik, geçmiş ile bugünü aynı nefeste buluşturuyor. Albümde; yaylı tamburda Cahit Berkay, trompette Şenova Ülker, meyde T. Volkan Aslan, kemanede Ozan Bircan, neyde Burak Malçok, trombonda Mathew Benjamin Solomon, kemanda Gabriel Jean Jose Meidinger, perküsyonda Kerem Can Aslan ve Alşan Ozan Aslan, kavalda Serkan Yıldırım, gitarda Çağrı Gözeten ve Utku Çakmak, piyanoda Mert Ağırlar, basta Onur Kamer, kamançada Arslan Hazreti, dudukta Gürkan Akyol, saksafonda Deniz Pektaş, tulumda Selim Bölükbaşı, 6 telli oğur sazında Burak Aykaç ve klavyede Mert Ağırlar yer alıyor. Albümün mix ve mastering’i Mert Ağırlar’a, tasarım ve animasyonu Mert Ağbulak ve Ozan Varol’a, fotoğrafları Sami Türk’e ve iletişimi Özlem Demirkıran’a ait.

    ​T. Volkan Aslan’ın ilk albümü Seyir’e tüm dijital platformlardan ulaşabilirsiniz.
    Fotoğraf: Sami Türk 

    0
    0
    389
  • 12-07-2026

    İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 35. Uluslararası Virginia Woolf Konferansı kapsamında hazırlanan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar” başlıklı sergi 24 Temmuz’a kadar Enerji Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    Çağdaş sanatın farklı ifade biçimlerini Virginia Woolf’un edebi dünyasıyla buluşturan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar” sergisi, ses, hafıza ve mekân ekseninde kurguladığı disiplinlerarası yaklaşımıyla Woolf’un eserlerini İstanbul’un kültürel ve duyusal atmosferinde yeniden ele alıyor. Bu yıl “Virginia Woolf ve Ses” teması etrafında şekillenen sergi, Woolf’un eserlerinde öne çıkan ses, sessizlik, hafıza, mekân ve duyusal deneyim kavramlarını çağdaş sanatın farklı ifade biçimleriyle yeniden yorumluyor.

    Küratörlüğünü Demet Karabulut Dede, Levent Tökün ve Derya Sayın'ın üstlendiği sergide; Ayşe Orhon, Bengisu Bayrak, Eda Çekil, Gülsün Orhon, Hasan Nazif Yılmaz, İrem Güngez, Mesrure Melis Bilgin Koen, Naz Işıksoy, Özlem İşbilir, Paola Giorgi, Rebecca Wood, Sinan Aruser ve Zeynep Abacı'nın eserleri yer alıyor.

    ​İstanbul'un kendine özgü ses peyzajından ilham alan sergi, Woolf'un metinlerini yalnızca okunacak eserler olarak değil; görülebilen, duyulabilen ve deneyimlenebilen anlatılar olarak ele alıyor. Metin ile mekân, sessizlik ile yankı, bireysel deneyim ile kolektif hafıza arasındaki ilişkiyi odağına alan sergi, Virginia Woolf’un edebiyatının farklı coğrafya ve kültürlerde yeniden yankılanışına dikkat çekiyor.

    0
    0
    1092
  • 12-07-2026

    Rie Kudan’ın yapay zekâ çağında dilin güzelliği ve kimliğin doğası üzerine kehanet niteliğindeki, Akutagava Ödüllü romanı Tokyo Empati Kulesi, Ebru Sarıkaya’nın çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Kısmen yapay zekâyla yapılan konuşmalardan da ilham alan kitap; insanlar tarafından yazılan dilin gücünün sıra dışı bir savunusunu, hayal gücü dürtüsünün dokunaklı bir keşfini ve modern dünyamızın amansız tek tipliliğinin bir yergisini sunuyor.

    “Yarının Japonya’sına hoş geldiniz. Burada, suçlulara karşı radikal bir empati besleme pratiği norm hâline gelmiştir. Tokyo’nun kalbinde yapılacak büyük bir gökdelenin, suçluları şefkat dolu konforuyla içinde barındırması planlanmaktadır: Tokyo Empati Kulesi.

    ​Ödüllü mimar Sara Makina, şehrin bu yeni gözbebeğini tasarlamakla görevlendirilmiştir ancak kendisi şüpheler içinde kıvranmaktadır. Gençlik yıllarında başından geçen korkunç bir suçun gölgesinde yaşarken, kariyerinin zirvesi olabilecek bu projenin değerlerine karşı olup olmadığını sorgular. Sara bu çelişkili duygularla boğuşurken, kendisinden çok daha genç ve çekici erkek arkadaşıyla ilişkisi de giderek gerilir. Teselli arayan ve yaratıcı bir ilhama ihtiyaç duyan Sara, her şeyi bilen bir yapay zekâ sohbet robotunun bilgece sözlerine sığınacaktır.”

    0
    0
    463
  • 11-07-2026

    Britpop’un efsane gruplarından Suede, Antidepressants albümünün turnesi kapsamında, Epifoni ve Zorlu PSM organizasyonuyla 17 Temmuz akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.

    1990’ların başında Britpop akımının kapılarını aralayan, Britpop’un altın çağını başlatan, bir neslin estetik, müzikal ve duygusal kodlarını şekillendiren Suede, yıllar sonra İstanbul’a geri dönüyor. Glam rock’tan art rock’a uzanan geniş sonik dünyası ve Brett Anderson’ın sahnede yarattığı benzersiz karakter, Suede’i yalnızca bir grup değil, bir kuşağın duygusal belleği hâline getirdi. ​Suede, onuncu stüdyo albümü Antidepressants ile dinleyicilerini yeni bir atmosferin içine çekiyor. Grup, bu albümdeki parçaları İstanbul’da ilk kez canlı seslendirecek.

    ​%100 Müzik katkılarıyla gerçekleşecek konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1429
DAHA FAZLA
Geldanlage