GÜNDEM
  • 04-04-2026

    Şilili yönetmen ve yazar Manuela Infante imzalı Vampyr, 27 ve 28 Haziran’da Kundura Sahne’de izleyicilerle buluşacak.

    Estado Vegetal ve Cómo Convertirse en Piedra ile başlayan sahne araştırmasının üçüncü parçası Vampyr, Beykoz Kundura’nın ortak yapımcıları arasında yer aldığı ve Şili başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen yaratıcı ekibiyle İstanbul’a konuk olmaya hazırlanıyor. Vampyr, tiyatroyu klasik anlatı biçimlerinin ötesine taşıyan bir yaklaşımla kurgulanıyor. Uluslararası tiyatro çevrelerinde özellikle deneysel dili ve disiplinler arası üretimleriyle tanınan Manuela Infante, bu yapıtında sahte belgesel formunu sahneye taşıyarak izleyiciyi çok katmanlı bir anlatının içine davet ediyor.

    Şili coğrafyasından beslenen Vampyr, doğa/kültür ayrımını reddeden, biçim değiştiren varlıkların izini sürüyor. Yarı insan, yarı hayvan; yarı canlı, yarı toprak olarak var olan bu figürler, Şili’de kontrolsüz biçimde kurulan rüzgâr türbini sahalarında dolaşırken kimi zaman yarasa, kimi zaman gece vardiyasında çalışan işçiler olarak sahnede karşılık buluyor. Eser, bu hibrit varlıklar üzerinden tükenmişlik, enerji üretimi, çalışma ve dinlenme gibi kavramları sorgularken, insan dışı canlılarla kurulan ilişkilere de eleştirel bir perspektif getiriyor.

    Kara mizah ve absürt öğelerle kurulan sahne dili, Avrupa vampir miti ile Şili’de yaşayan hematofag yarasa türleri arasında ironik bir bağ kuruyor. Bu bağlamda Vampyr, günümüzde “yeşil enerji” söylemleri etrafında şekillenen yeni sömürü biçimlerine de sahneden yanıt üreten politik bir katman barındırıyor.

    Beykoz Kundura’nın ortak yapımcılığında hayata geçen eser; Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili) ve NAVE iş birliğiyle uluslararası bir üretim sürecinin sonucu olarak sahneye taşınıyor. Bu çok ortaklı yapı, farklı coğrafyalardan sanatçıların bir araya geldiği kolektif bir üretim modelini görünür kılıyor.

    Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yönetmen & Metin: Manuela Infante
    Yapım: Carmina Infante Güell
    Oyuncular: Marcela Salinas, David Gaete
    Tasarım: Rocio Hernández
    Yönetmen Yardımcısı & Teknik Sorumlu: Pablo Mois
    Hareket & Koreografi: Dian C. Guevara
    Ses Tasarımı: Manuela Infante
    Ses Teknisyeni: Víctor Muñoz
    Araştırma & Dramaturgi: Camila Valladares
    Kostüm: Elizabeth Pérez
    Ortak Yapım: Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili), NAVE, Beykoz Kundura
    ​Destekleyenler: Universidad Academia Humanismo Cristiano, Oxiluz Iluminaciones, Cultura Violeta

    0
    0
    206
  • 04-04-2026

    Taner Şekercioğlu’nun “Düzenlenmiş Bir Yüzey Olarak Manzara” başlıklı kişisel sergisi, 2 Mayıs’a kadar One Arc Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Filiz Ağdemir’in üstlendiği Taner Şekercioğlu’nun yeni kişisel sergisi “Düzenlenmiş Bir Yüzey Olarak Manzara”, sanatçının uzun yıllara yayılan fotoğraf ve kolaj çalışmalarından oluşan arşivsel bir seçkiyi “prolog” olarak konumlandırıyor. Fotoğrafı bir kanıt değil, dünyayı anlama ve kurma biçimi olarak ele alan sergi, yeryüzünü temsil etmekten çok onun nasıl ölçülen, bölünen ve işlenen bir yüzeye dönüştüğünü görünür kılıyor. İnsan–çevre ilişkisinin uyumdan müdahaleye, olaydan yeni bir zamana evrilen sürekliliğini ele alan yapıtlar, sonuç imgeleri üretmekten ziyade bakışın yükselişini ve yüzeyin değişimini kaydeden birer notasyon gibi işliyor. Bu yönüyle sergi, izleyiciyi yeryüzüne bakmaya değil, manzaranın nasıl kurulduğunu ve bugün içinde yaşadığımız dünyanın artık bir görüntüden çok katmanlı bir yüzey-zaman düzeni olarak biçimlendiğini düşünmeye davet ediyor.

    ​“Düzenlenmiş Bir Yüzey Olarak Manzara”, sanatçının ilerleyen dönemde üç boyuta taşan, çok katmanlı geometrik duvar panolarına evrilecek üretimlerinin düşünsel temelini görünür kılan bir eşik niteliği taşıyor. Sergi, Şekercioğlu’nun disiplinler arası yaklaşımını ve kavramsal sürekliliğini izleyici ve koleksiyonerler için bütünlüklü bir çerçevede sunuyor.

    0
    0
    230
  • 04-04-2026

    İstanbul Modern, Semiha Berksoy’un çok katmanlı sanat pratiğini odağına alan “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi kapsamında düzenlenen kamusal etkinlikte, akademisyen Prof. Dr. Esra Aliçavuşoğlu’nu ağırlayacak.

    İstanbul Modern Şef Küratörü Öykü Özsoy Sağnak ve Küratör Deniz Pehlivaner’in moderatörlüğünde gerçekleşecek Prof. Dr. Esra Aliçavuşoğlu’nun 9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 18.00’de gerçekleşecek olan söyleşisinin bağlığı “Tuvalde Özne ve Benlik: Semiha Berksoy’un Resimlerinde Kendilik Temsili ve İnşası” olacak. Opera sahnesindeki dramatik varlığıyla tanınan Berksoy’un resimleri, otoportre ile performans, kamusal kimlik ile kişisel bellek arasında kurulan çok katmanlı bir özne inşasına işaret ediyor. Flormar sponsorluğunda gerçekleştirilen serginin bu etkinlikğinde, sanatçının resimlerinde temsil ve inşa arasındaki bu ikili yapıya odaklanarak Berksoy’un pratiğine yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor.

    ​9 Nisan 2026 Perşembe günü saat 18.00’de gerçekleşecek “Tuvalde Özne ve Benlik: Semiha Berksoy’un Resimlerinde Kendilik Temsili ve İnşası” başlıklı söyleşiye katılım ücretsiz ancak salon kapasitesi ile sınırlı olacak.

    0
    0
    227
  • 03-04-2026

    Güneş, “Al Ya Da Bırak” isimli yeni teklisini Sony Music Türkiye etiketiyle sinemaseverlerle buluşturdu.

    “Al Ya Da Bırak”, Güneş’in duygusal gelgitleriyle girdiği mücadelede keskin bir netleşme anına odaklanıyor. Euphoric nakaratı ve dinamik flow’larıyla melodic hip-hop ve urban pop sound’unu bir araya getiren “Al Ya Da Bırak”, sözlerinde taşıdığı “ya hiç gelme ya da tamamen terk et” duygusuyla, ilişkilerdeki belirsizliklere karşı güçlü bir duruş ortaya koyuyor. Söz ve müziği Güneş’e ait olan şarkının prodüksiyon ve mix sürecinde GOKO!’nun imzası bulunurken, şarkının mastering’ini Kendrick Lamar, Future ve Doechii gibi global sahnenin öne çıkan isimleriyle yaptığı iş birlikleriyle dikkat çeken MillionDollarSnare üstleniyor. Bu şarkı aynı zamanda Güneş’in yakın zamanda yayınlanacak yeni EP’sinin de habercisi niteliğinde.

    Daha önce “Şehir Uyumaz” klibini de Fransa’da çeken Güneş, bu projede video klibini yeniden Fransa’da hayata geçirdi. YEEIID yönetmenliğinde, Ocurens prodüksiyonunda ve OCTANE iş birliğiyle hazırlanan projenin yapımcılığını Germain Robin üstleniyor.

    ​Güneş’in “Al Ya Da Bırak” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    237
  • 03-04-2026

    Derya Geylani Vuruşan’ın “Sessizce Yükselen” başlıklı sergisi 4 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında Pg Art Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.

    “Sessizce Yükselen”, Derya Geylani Vuruşan’ın camla kurduğu uzun süreli ilişkinin yeni bir evresine işaret ediyor. Önceki üretimlerde “sıçrama” olarak beliren imgesel hareket, burada tekil bir anın temsili olmaktan çıkıyor; zamana yayılan, kendi içinde dönüşen ve süreklilik kazanan bir dalga formuna evriliyor.

    Üfleme camdan oluşan birimler, her biri kendi zamansallığını taşıyan parçalar olarak var olurken, bir araya geldiklerinde doğrusal olmayan bir hareket örgüsü kuruyor. Bu örgü, yükselme ve geri çekilmenin, yoğunlaşma ve seyrelmenin iç içe geçtiği bir salınım hâli. Sergide karşılaşılan bu dalga, belirli bir doruk noktasına ulaşmayı ya da bir çözülmeyi işaret etmiyor; aksine, sürekli dönüşen bir deneyimin, tekrar eden ama asla aynı kalmayan ritimlerin izini sürüyor.

    ​Sanatçının kişisel yaşamındaki dönüşümler, bu seride doğrudan bir anlatıya dönüşmeden, malzemenin hafızasına siniyor. Adapte olma ve kabulleniş, camın katmanlarında ve hareketinde görünür hâle geliyor. Bedensel devinimler, içsel ve dışsal salınımlar camın donmuş akışkanlığında yankı buluyor; böylece kişisel olan, evrensel bir deneyime açılıyor.

    0
    0
    278
  • 03-04-2026

    Alternatif müziğin sevilen isimlerinden Can Güngör, dinleyicisini sevilen puslu ve samimi dünyasına davet ettiği yeni teklisi “burda bitti mi”yi yayımladı.

    Silik Düşler ve Sular Dar albümlerinden ve takip eden tekli çalışmalarından alışık olduğumuz derinlikli sound, bu yeni teklide “Ne güzel üzülüyoruz / Ne güzel yanıyor canım” diyen dürüst bir hesaplaşmaya dönüşüyor.

    Mabel Matiz’den Melike Şahin’e kadar pek çok ismin mutfağında prodüktör olarak yer alan Can Güngör, bu şarkıda da aranjör kimliğini konuşturarak sinematik bir atmosfer kuruyor. Şarkı; kapıyı çalmadan gelen kışın, odada kalan bir hırkanın ve biten bir sevginin ardından gelen boşluk hissini en saf haliyle anlatıyor. Geçmişte Jose Gonzalez ve Blonde Redhead gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşan sanatçı, Murat Beşer’in tabiriyle “kent ozanlığı sahnesinde ikinci raund” bu şarkıyla iyice alevleniyor.

    ​8 Nisan’daki Blind İstanbul konseri öncesi “burda bitti mi” ile duygusal bir yolculuğa buradan çıkabilirsiniz.

    0
    0
    310
  • 03-04-2026

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı, koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali 20. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nda sergilenecek projenin belirlenmesi amacıyla iki aşamalı bir açık çağrı başlattı.

    Venedik Bienali 20. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu’nda yer alacak projeyi belirlemek için başlatılan çağrıya; küratör, mimar, sanatçı, tarihçi, tasarımcı, teorisyen ve eleştirmenlerin yanı sıra, mimarlık ve ilişkili disiplinlerde üretim yapan herkes başvuru yapabiliyor. 8 Mayıs–21 Kasım 2027 tarihleri arasında düzenlenecek Venedik Bienali 20. Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ve T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın himayesinde, Schüco Türkiye ve VitrA’nın eş sponsorluğunda gerçekleştirilecek. 

    Türkiye Pavyonu için yapılacak başvurularda ilk aşama için sunulacak önerilerin mimarlık alanındaki güncel sorunları yeni fikir ve kavramlar üzerinden yerel, bölgesel ve küresel boyutlarda tartışmaya açabilen, mimarlık kavramlarını disiplinlerarası ve/veya disiplinlerüstü yaklaşımlarla irdeleyen, alışılagelen anlatıların dışına çıkabilen, tutarlı bir küratoryal metin ortaya koyması bekleniyor.

    Sergide yer alacak projenin güçlü bir görsel anlatımı olmasının yanı sıra temanın anlaşılır ve erişilebilir olması da önem taşıyor. Çağrı, içinde Türkiye’den bir ekip liderinin yer aldığı çokuluslu ekiplerin de katılımına açık.

    Sergide yer alacak projenin 20. Uluslararası Mimarlık Sergisi’nin küratörleri Wang Shu ve Lu Wenyu’nun yapacağı çağrı ve temayla temas eden bir yaklaşım geliştirmesi bekleniyor. Tema mayıs başında Venedik Bienali 20. Uluslararası Mimarlık Sergisi küratörleri tarafından açıklanacak ve İKSV internet sitesinde ilgili sayfada paylaşılacak.

    ​Açık çağrı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    431
  • 03-04-2026

    Hüsamettin Koçan’ın “Ben Bu” başlıklı sergisi, 29 Nisan tarihine kadar CerModern’de sanatseverlerle buluşuyor.

    “Ben Bu”, Koçan’ın kendisiyle hesaplaşmasının ve kendi varlığını sorgulamasının sergiye dönüşmüş hâli olarak izleyici karşısına çıkıyor. Bu başlık, dışarıya verilmiş bir mesajdan çok, sanatçının kendi içinde açtığı bir tartışma alanını işaret ediyor. Sergi, izleyiciyi bir sanatçının içsel diyaloğuna tanıklık etmeye davet ederken, aynı zamanda sanatın mekânla, tarih ile ve üretim biçimleriyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye çağırıyor. Koçan’ın sanatını anlamak için, onun en kapsamlı yapıtı olarak görülebilecek Baksı Müzesi’ne bakmak gerekiyor. Neden bir dağın başında, neden merkezden uzakta, neden yerleşik örneklerin dışında ve neden alışıldık mimari yaklaşımlar olmadan? Bu sorular, yalnızca bir müze yapısına değil, bir düşünme biçimine işaret ediyor.

    “Baksı’nın kuruluş sürecinde yerelin insan ölçeğinde değişen hikâyesi belirleyici oldu. Köy odalarının hiyerarşisinde başköşeye televizyonun yerleşmesi, yaşlıların söz hakkını yitirmesi ve gençlerin gelecek arayışı, bu dönüşümün sembolleridir. Koçan, sorun çözme yönteminin merkezine insanı koyar. Bu insan, yerini kaybetmiş yaşlı ile yönünü arayan genç arasında salınır. Geçmiş ile gelecek arasında kurulan bu “ikiz model”, Baksı’nın düşünsel omurgasını oluşturur.

    Göç, gurbet ve kültürel yabancılaşma, bu omurganın doğal uzantılarıdır. Üretim, geleneği önemseyen ama çağın hayalleriyle temas eden bir bütünlük içinde ele alınır. Doğal zenginlikler ve yerel hafıza, çağdaş sanatın diliyle yeniden kurulur. Bu nedenle Baksı, sanatçının yalnızca bir kurumu değil, başyapıtı olarak görülebilir.

    Koçan, çevreyi kendi mekânı kabul eder; ‘nehri sanatla yıkar’, ‘Akarsu Üstünde Konuşmalar’ düzenler, kıraçta heykel etkinlikleriyle doğayı üretimin sahnesine dönüştürür. Atölye çalışmalarını dış mekânla buluşturan ‘Ütopya Etkinlikleri’ ile bu yaklaşımını sürdürür. Aynı çizgi, Anadolu’nun farklı mekânlarına taşınan sergilerle genişler; tarihsel ve mekânsal bağlamlar çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlanır.

    Bu sergi, Koçan’ın yolculuğunun bir durağıdır. Yapıtların bir bölümü Baksı’dan, bir bölümü ise İstanbul’daki atölyesinden gelmiştir. Bu yönüyle sergi, bir hasret kavuşmasıdır. Eserler, doğum tarihinin ötesine uzanarak Şamanizm’den Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar farklı kültürel katmanlara temas eder. Zamanlar ve teknikler bir araya gelir; geçmiş ile bugün arasında çok katmanlı bir dil kurulur.

    Koçan’ın sanatında teknik, sabit bir kimlik değildir; ele alınan konuya ve döneme göre biçim değiştirir. Toprak, boya ile birleşir; tuvalle yüzleşir. Camaltı resimlerdeki kırılganlık, silikon malzemede kırılmayan bir geçirgenliğe dönüşür. Dijital baskılar, kitsch öğeler ve düz kâğıt yüzeyler Anadolu bozkırının renkleriyle yeniden anlam kazanır.

    Heykellerde seramik ve metal, demonlara ve Şahmaran figürlerine beden olur. Mitolojik ve kültürel imgeler çağdaş bir temsil alanında yeniden varlık bulur.

    ‘Ben Bu’, çoklu bir dilin mihenk taşında, farklı kültür zamanlarında insanın temsilini sunar. Sanatçı, tarihin tozlu sayfalarından bugüne seslenirken izleyiciye şu soruyu yöneltir:

    Sen bu musun?”

    0
    0
    331
  • 03-04-2026

    Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın Koç Topluluğu’nun 100. yılına özel düzenlediği “Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat” sergisi 8 Nisan-29 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.

    Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan serginin küratörlüğünü Yapı Kredi Galeri’nin direktörü Didem Yazıcı ve yardımcı küratörlüğünü Zehra Begüm Kışla üstlenirken, sergi tasarımı Yeşim Demir Pröhl’e ait. Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra temelleri atılan Koç Topluluğu’nun yüzyıllık yolculuğu, bu sergide kültür ve sanat alanında yaptığı çalışmalar üzerinden ele alınıyor. 1920’lerden günümüze uzanan seçki; sanat eserleri, objeler, fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle zengin bir içerik sunuyor.

    ​“Yüzyılın İzleri”, özel girişimlerin sanat alanındaki rolüne odaklanarak Türkiye’nin çok katmanlı sanat tarihine ışık tutuyor. Sergi; mimarlık, tasarım, arkeoloji ve güncel sanat gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek, Koç Topluluğu’nun sanatla kurduğu ilişkiye toplu bir bakış sunuyor. Koç Topluluğu’na bağlı kurum ve koleksiyonlardan derlenen eserler, kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurguluyor. Sergi aynı zamanda özel sektörün sanatın gelişimindeki katkısını görünür kılmayı amaçlıyor.

    0
    0
    597
  • 02-04-2026

    Amerikalı yazar Max Wolf Friedlich’in kaleme aldığı, Kerem Deren ve Çisil Hazal Tenim’in uyarlayıp yönettiği Job, 26 Nisan Pazar akşamı Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’de prömiyer yapacak.

    Leyla Tanlar ve Sarp Akkaya’nın başrolleri paylaştığı oyun, izleyiciyi yaşadığımız dünyanın en hassas konularıyla yüzleşmeye davet ediyor. Satsuma Sahne yapımı oyunda, başrollerdeki Leyla Tanlar ve Sarp Akkaya kendilerini giderek yükselen bir psikolojik gerilimin merkezinde buluyor. Job; travmaların, jenerasyon çatışmasının, güç dinamiklerinin ve terapist -danışan ilişkisinin en ham ve kritik katmanlarıyla seyirciyi karşı karşıya bırakıyor.

    Yüksek tempolu iş dünyasının baskısıyla kırılma noktasına gelen bir kadının, bir terapist karşısında çözülmeye başlayan zihni üzerinden ilerleyen Job, ilerledikçe yalnızca bireysel travmaları değil; güç dinamiklerini, kontrol arzusunu ve gerçekliğin ne kadar kırılgan olduğunu da sorguluyor. Seans derinleştikçe sınırlar bulanıklaşıyor, roller yer değiştiriyor ve izleyici gerçeğin kimin gerçeği olduğunu sorguluyor.

    Künye:
    Yazan: Max Wolf Friedlich
    Proje Tasarım ve Yöneten: Kerem Deren, Çisil Hazal Tenim
    Çeviren: Kerem Deren, Çisil Hazal Tenim
    Oyuncular: Leyla Tanlar, Sarp Akkaya
    Yapımcı: Alara Hamamcıoğlu Bayraktar
    Sahne ve Işık Tasarımı: Kerem Çetinel
    Kostüm Tasarım: Çisil Hazal Tenim
    Müzik & Ses Tasarımı: Ömer Sarıgedik
    Yardımcı Yönetmen: Zeynep Sevi Yılmaz
    Video Tasarım: Ozan Yoleri
    Fotoğraf: Ayşegül Karacan
    Afiş Tasarım: Ezgi Ulusoy
    Sahne Tasarım Asistanı: Asya Başkan
    Kostüm Şefi: Atakan Güre
    Yapım Asistanı: Sezin Mutlu, Duru Su Çil
    Reji Asistanlar: Hüseyin Cem Uz, Yusuf Çendik, Enes Sekizsu
    Prodüksiyon Amiri: Ataberk Öğe
    Uygulayıcı Yapım: Lemur Company
    ​Yapım: Satsuma

    0
    0
    366
DAHA FAZLA
Geldanlage