
Dirimart, Ghada Amer’in galeriyle ilk sergisinden on yedi yıl sonra gerçekleşen “Aurora” başlıklı ikinci kişisel sergisini 9 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasında Dolapdere’deki mekânında sanatseverlerle buluşturacak.
Ghada Amer’in son dönem üretimlerinden seçili bronz heykellerini, ikonik nakış resimlerini, aplike tekniğini öne çıkaran yeni tuval serisini ve ahşap üzerine yaptığı resimlerini bir araya getiren sergi, sanatçının güncel pratiğine genel bir bakış sunuyor. Dikiş ve nakış gibi tarihsel olarak “kadın işi” addedilen geleneksel teknikleri çağdaş sanat içinde yeniden konumlandıran Amer, pratiğinde kadın bedenini ve cinselliğini toplumsal normların ve temsil biçimlerinin dışına taşıyarak güçlü bir görsel alan açıyor. Sanatçı, uzun yıllara yayılan pratiğinde cinsiyet politikaları, arzu, temsil ve kadın öznesinin sanat tarihindeki görünürlüğü üzerine cesur sorular ortaya koyuyor.
Amer’in pratiği, genellikle pornografik dergilerden ödünç aldığı cinselleştirilmiş imgeleri yeniden yorumlamaya dayanıyor. Eril bakışın dayattığı kalıpları altüst eden sanatçı, kadınları coşku, zevk ve şefkat anlarında güçlü ve özerk figürler olarak sunuyor. Çoğu zaman yaramaz ve kışkırtıcı olan bu figürler, iplik katmanları, nakış yüzeyler ve bronz formlar altında kısmen gizlenerek izleyiciyi yakından bakmaya davet ediyor. Bu katmanlı yapı güç, özgürlük ve kadın deneyimi arasındaki karmaşık ilişkileri görünür kılıyor.
Künye: Ghada Amer, Twins, 2023, Tuval üzerine akrilik, nakış ve jel Acrylic, embroidery and gel medium on canvas 153 x 127 cm
Eboni Booth’un kaleme aldığı 2024 Pulitzer Drama Ödülü sahibi Primary Trust, Türkiye’de Yelda Baskın’ın yönetmenliğinde Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi adıyla sahneye taşınıyor.
27 Nisan’da UNIQ Hall’de tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanan Tiyatro B23 yapımı oyunun oyuncu kadrosunda Berker Güven, Hare Sürel, İbrahim Arıcı ve Tayfun Erarslan yer alıyor.
Pulitzer jürisinin “derin insani duyarlılığı ve sade ama etkileyici dili” ile öne çıkardığı Primary Trust (Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi), modern insanın yalnızlık, aidiyet ve yeniden başlama cesareti üzerine kurduğu incelikli anlatımıyla dünya sahnelerinde büyük yankı uyandırdı. Oyun, sıradan görünen bir hayatın içindeki kırılma anlarını ve bir insanın kendi kabuğundan çıkma hikâyesini anlatıyor.
Prömiyerini 27 Nisan’da UNIQ Hall’de gerçekleştirecek Çok Küçük Bir İhtimalin Hikâyesi’nin biletleri satışta.
Dünyaca ünlü virtüöz David Garrett, 29 Ağustos’ta Stagepass organizasyonuyla Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluşacak.
Otuz yılı aşan kariyeri boyunca klasik müziğin zamansız gücünü pop ve rock enerjisiyle buluşturan David Garrett, Millennium Symphony turnesi kapsamında en sevilen pop ve rock klasiklerini özgün yorumuyla sahneye taşıyacak. Biletler, 2 Nisan Perşembe günü saat 12.00’de Biletinial üzerinden satışa çıkacak.
Daha önce Guns N’ Roses, Metallica ve Nirvana gibi rock ikonlarının şarkılarını yorumladığı Rock Symphonies projesiyle uluslararası listelerde üst sıralara yerleşen ve milyonlarca dinleyiciye ulaşan David Garrett, son albümü Millennium Symphony ile bu kez son 25 yılın hafızalara kazınan pop hitlerini senfonik bir bakış açısıyla yeniden ele alıyor. Beyoncé, Rihanna, Taylor Swift, The Weeknd ve Ed Sheeran gibi isimlerin şarkıları, Garrett’ın kemanında sinematik bir derinlik kazanıyor. Sanatçı, geçtiğimiz yıl Avrupa’da gerçekleşen ve tamamı kapalı gişe geçen arena turnesinin ardından 2026 yazında Avrupa’nın açık hava mekânlarında sahne almaya hazırlanıyor.
Ferda Art Platform, Merve Şenel’in “Ruha Prelüt” başlıklı ilk kişisel sergisini 18 Nisan’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
İsmini bir başlangıcı, bir eşiği işaret eden “prelüt” kavramından alan “Ruha Prelüt”, ruhun derinliklerine doğru açılan sezgisel bir yolculuğun ilk titreşimlerini görünür kılıyor. Şenel’in büyük ölçekli tuvallerinde hayat bulan kompozisyonlar, izleyiciyi tamamlanmamış anlatıların, kırılgan dengelerin ve varoluşsal döngülerin içine çekerken, zamanın doğrusal akışını askıya alan bir deneyim alanı kuruyor.
Sanatçı, resimlerinde izleyiciyi temsiliyetin ve dilin ötesinde gelişen fenomenolojik bir karşılaşmaya davet ediyor. Cesur fakat ölçülü bir görsel dil aracılığıyla kurulan bu alan, algının bir gözlem olmaktan çıkarak doğrudan deneyimlendiği, aracısız ve yoğun bir bağın mümkün olduğu bir eşik hâline geliyor. Renk, form ve yüzey; tanımlanabilir olanın sınırlarını aşarak, izleyiciyi kendi içsel manzarasına doğru yönlendiriyor. Katmanlar, izler ve boşluklar arasında kurulan hassas gerilim, yalnızca görsel bir kompozisyon değil, aynı zamanda zamana yayılan bir düşünme ve hissetme biçimi öneriyor.
Bu yüzeylerde beliren ve kaybolan imgeler, kesinlikten bilinçli bir şekilde uzaklaşarak, anlamın sabitlenmesini erteliyor; böylece izleyiciye, algının sürekli dönüşen doğasına eşlik etme imkânı tanıyor. Resimler, bir anlatıyı tamamlamaktan ziyade, onu sürekli askıda tutar ve her bakışta yeniden kurulan, her karşılaşmada farklılaşan bir deneyim olarak var oluyor. Bu bağlamda, eserler yalnızca görülen değil, içinde kalınan; yalnızca çözümlenen değil, hissedilerek kat edilen alanlara dönüşüyor. “Ruha Prelüt”, bu yönüyle yalnızca bir başlangıç değil, aynı zamanda içsel bir hareketin sürekliliğini öneriyor. İzleyiciyi kesinliklerden uzaklaştırarak belirsizliğin, sezginin ve henüz adlandırılmamış olanın izini sürmeye davet ediyor; böylece her karşılaşmayı, kendi içinde çoğalan ve derinleşen bir varoluş deneyimine dönüştürüyor.
Künye:
1. Merve Şenel, Bitmemiş Senfoni - The Unfinished Symphony Tuval üzerine yağlı boya Oil on canvas 200 x 450 cm (Triptik, her biri 200 x 150 cm Triptych, each 200 x 150 cm
2. Merve Şenel, Kader - Fate Tuval üzerine yağlı boya Oil on canvas 200 x 300 cm
Murat S. Dural’ın eski dünyanın tanrıları ile yeni dünyanın sıradanlaşmış vahşetini karşı karşıya getirdiği ilk romanı Fırtına Çıkmazı, Epona Kitap tarafından yayımlandı.
Fırtına Çıkmazı; okuru cam binaların, performans kaygılarının ve beyaz yakalı yaşamın uzağında; Ege’nin ve bilinen gerçekliğin ötesinde bir arayış yolculuğuna davet ediyor. Tüm anlamlı yolculuklar gibi bu yolculuk da gizem, korku, tedirginlik ve rüyalarla örülü. Bu roman, yalnızca ülkeleri ayıran sınırların değil; dünyanın geçmişi, bugünü ve dönüşeceği gelecek arasındaki sınırların ötesine geçmek için bir çağrı niteliği taşıyor. Gökdelenlerin, ofislerin, hırs ve başarı arzusunun şekillendirdiği modern yaşamın perdelediği bir hakikate işaret eden bir rehber sunuyor.
“Güneş olması gereken yerde değil! Güneş, doğru yerde değil!”
“Uzun süredir hiçbirimiz olmamız gereken yerde değiliz Ramiz...”
Dünyaca ünlü R&B yıldızı Craig David, müzik kariyerinin 25. yılında, TS5 konsepti ile iTicket Production ve Allaturca ortak organizasyonuyla 11 Ekim’de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verecek.
Kariyeri boyunca birçok hite imza atan Craig David, TS5 performansında DJ setinin başına geçerek kendi vokaliyle canlı performansı bir araya getiriyor. R&B, UK garage, hip-hop ve house ritimlerinin iç içe geçtiği bu şov, izleyicilere adeta bir yaz partisi atmosferi yaşatıyor. “7 Days”, “Fill Me In” ve “Walking Away” gibi zamansız hit’lerin yanı sıra, modern sound’larla harmanlanmış sürpriz performanslar da gecenin öne çıkanları arasında yer alacak. TS5 konseptiyle dünyanın dört bir yanında kapalı gişe performanslara imza atan sanatçı, İstanbul’da unutulmaz bir geceye hazırlanıyor.
Craig David, müzik kariyerinde 25. yılını kutladığı bu dönemde, global sahnedeki etkisini ve kalıcılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. 1999 yılında yayımlanan ve eleştirmenler tarafından büyük övgü toplayan ilk albümü Born To Do It ile müzik dünyasına adım atan sanatçı, bu albümle yalnızca güçlü bir çıkış yapmakla kalmadı; aynı zamanda kendine özgü Britanya sound’unu tüm dünyaya kabul ettirdi. UK garage akımını underground’dan ana akıma taşıyan Craig David, bir dönemin en belirleyici seslerinden biri hâline geldi.
Craig David Presents: TS5 konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Nelumbo Studios, “The Green Lotus” adlı projesinin ikinci edisyonunu 26 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Nil Nuhoğlu’nun üstlendiği programda yer alan sanatçılar Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal ve Melek Baydar; açık çağrı başvuruları sonucunda Barış Çakmakçı, Murat Görgülü ve Yasemin Green’den oluşan jüri tarafından belirlendi. Sergi, alan açmanın bilinçli eylemini sürdürüyor.
Nelumbo Studios, her yıl şubat ayında yeni üretim biçimlerine odaklanan dinamik bir mekâna dönüşüyor. Programda yer alan dört sanatçı, onar günlük periyotlarla galeriyi devralıyor. Bu sergiler, bireysel deneyim sürecini ve sanatsal arayışları kamusal alana taşıyor; izleyiciyle kurulan etkileşimi zamansal olarak yoğunlaştırarak düşünsel bir dolaşım üretiyor. İkinci sezonun seçilen sanatçıları; Güliz Kayahan (26.02.2026-08.03.2026), Eren Kenar (12.03.2026-29.03.2026), Kaan Ünal (02.04.2026-12.04.2026) ve Melek Baydar (16.04.2026- 26.04.2026), farklı kaygılarla, farklı medyumlar ve yöntemlerle sürece dahil oluyor. Aralarındaki ortaklık estetik bir benzerlik değil, bir eşikte bulunma hâli. “The Green Lotus”, bu dört sanatçı arasında birikimle, görünürlükle ve üretimin kamusal alana açıldığı anın yarattığı gerilimle bir yakınlık kuruyor.
Alanı bir boşluk olarak değil bir koşul olarak ele alan sergi, henüz sonuçlanmamış, hâlâ biçim değiştiren üretimin içinde kalabileceği bir atmosfer kurmayı önemsiyor. Erken dönem pratiğinin kendine özgü kırılganlığına odaklanmayı önceliklendiren “The Green Lotus”, sanatçının bir duruş geliştirdiği ancak söz dağarcığının henüz yerleşmediği, üretimin etki ile icat arasında salındığı eşikte konumlanıyor.
Hazal Altunal’ın hafıza ve doğa örüntüleri paralelliğini işlediği çalışmalarından oluşan kişisel sergisi “Unutma Beni - Oluş Örüntüleri”, 27 Nisan’a kadar Dolapdere BIRD Atelier’de sanatseverlerle buluşuyor.
Batik tekniği ile sezgisel figürleri birleştirdiği resimlerinde hafızayı pasif bir arşivden ziyade canlı bir güç olarak inceliyor Altunal. Hatırlamanın sadece geriye bakmak değil, kim olduğumuzu sürekli olarak yeniden inşa etmek olduğu fikri üzerinden hareket ediyor. “Unutma Beni”, hatırlamanın melankoli içinde var olmak olduğu gerçeğinin etrafında geziniyor. Kimlik, sürekli değişen, tekrarlayan örüntülerden oluşan bir dizilime dönüşüyor.
Serginin merkezinde, insanın tekrarın içinde anlam bulma dürtüsü olan örüntü tanıma yatıyor. Katmanlama, direnç ve kontrollü bir öngörülemezliğe dayanan bir teknik olan batik ile çalışılmış resimler, niyet ile teslimiyet arasındaki bu gerilimi somutlaştırıyor. Yüzeyler ve katmanlar zamanı kaydediyor. Biçimler ve desenler ışıkla birlikte çatlıyor, yeniden birleşiyor ve yeniden yapılanıyor; bu da hafızanın doğasına işaret ediyor. Sabit görünen her şey, her zaman bir "oluş" sürecindedir.
Anathema’nın kurucu üyelerinden Vincent Cavanagh, görsel ve işitsel sınırları zorlayan sinematik projesi The Radicant ile 11, 12 ve 13 Nisan’da Türkiye’de müzikseverlerle buluşacak.
The Radicant’ın ilk Türkiye turnesi, 11 Nisan’da Ankara Tosca Play, 12 Nisan’da IF Performance Hall Beşiktaş ve 13 Nisan’da İzmir SoldOut Performance Hall’da gerçekleşecek. Bu turne, Vincent Cavanagh’ın yeni dönem üretimini canlı ve bütüncül bir deneyim olarak izleme fırsatı sunarken, Anathema’nın zamansız ruhunu da farklı bir formda yeniden hissettirecek. Türkiye turnesi kapsamında gerçekleşecek bu özel performanslarda, The Radicant repertuvarının yanı sıra Anathema’dan seçilmiş parçalar da sahnede yer alacak. Bu bölümlerde Vincent Cavanagh’a, Anathema’nın ikonik vokallerinden Lee Douglas eşlik edecek.
The Radicant’ın çıkış EP’si “We Ascend”, Vincent Cavanagh’ın Anathema ile özdeşleşmiş atmosferik dünyasından beslenirken, müzikal olarak daha deneysel ve elektronik bir alana yöneliyor. EP’de drum’n’bass ritimlerinden sinematik elektronik dokularına uzanan geniş bir ses paleti dikkat çekiyor. Melodik psikedelik, ambient ve elektronik unsurların iç içe geçtiği bu yapı, hem Anathema dinleyicilerine tanıdık bir duygusal derinlik sunuyor hem de Cavanagh’ın yeni ifade alanlarını keşfettiğini açıkça hissettiriyor. Kayıt süreci ise Fransız prodüktör Ténèbre ile yapılan iş birliği sayesinde güçlü, berrak ve görsel çağrışımı yüksek bir prodüksiyonla tamamlandı.
Vincent Cavanagh, The Radicant ile birlikte müziği yalnızca işitsel bir anlatım olmaktan çıkarıp görsel sanatlarla doğrudan ilişki kuran bir forma taşıyor. Daha önce sergiler, enstalasyonlar ve farklı disiplinlerden sanatçılarla yürüttüğü projeler, bu yaklaşımın temelini oluşturdu. Canlı performanslarda müzik, görsel anlatı ve sahne tasarımı bir bütün olarak ele alınıyor; ortaya klasik bir konserden çok, izleyiciyi içine çeken sinematik bir deneyim çıkıyor.
%100 Metal Sunar: The Radicant + Selected Anathema Songs with Lee Douglas konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Sanem Özdemir’in “Bravado” başlıklı kişisel sergisi 29 Mart-25 Nisan tarihleri arasında Bursa’da Meteor Balat Kültürevi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Ömer Uğurluoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği “Bravado”, çağdaş dünyada cesaret, güç ve görünürlük kavramlarının nasıl performatif bir yapıya dönüştüğünü sorgulayan kapsamlı bir seçki sunuyor. Özdemir’in işleri, abartının sürdürülemez doğasına işaret ederken, günümüzün rekabet ve görünürlük odaklı yapısında “güçlü görünme” zorunluluğunu mercek altına alıyor. “Bravado”, cesaretin etik bir duruş olmaktan çıkarak izlenmeye değer bir performansa dönüştüğü bir çağda, bu gösterinin kırılgan anlarını görünür kılıyor. Sergi, “gösteriden vazgeçme ve kırılganlığın görünür olmasına izin verme cesareti”ni alternatif bir varoluş biçimi olarak öneriyor.
Sergi, güçlü görünmenin konforlu ancak sınırlayıcı alanı ile kırılganlığın açtığı özgürleşme ihtimali arasında bir yüzleşme öneriyor. Sergi, “sahte bir otoritenin gürültüsünden de samimi bir aptallığın sessiz bilgeliğinin bizi gerçeğe daha çok yaklaştıracağını” savunarak izleyiciyi kendi hakikatiyle karşılaşmaya davet ediyor.
Künye:
1. Döngüyü Kır, 134 x 180 cm. Tuval üzerine yağlı boya,2025
2. Cehennem, 182 x 175 cm. Tuval Üzerine Yağlı Boya, 2025
3. Umut, 24 x 18 cm. linolyum üzerine yağlı boya, 2025