
MUBI, haziran ayında Yasujirô Ozu’dan Özcan Alper’e, Albert Serra’dan Hong Sang-soo’ya usta yönetmenlerin öne çıkan filmlerini sinemaseverlerle buluşturacak.
MUBI’nin yeni programının öne çıkanları arasında; Park Chan-wook’un son filmi Başka Yolu Yok (No Other Choice), László Nemes’in yeni filmi Yetim (Orphan), Cansu Baydar’ın Venedik Film Festivali, Sundance ve pek çok prestijli duraktan övgüyle dönen kısa filmi Neredeyse Kesinlikle Yanlış, Özcan Alper’in suç, yüzleşme ve kolektif vicdan temalarını ele aldığı Karanlık Gece yer alıyor.
Ayrıca dünya sinemasının büyük dehalarından Yasujirô Ozu’nun zamansız eserleri MUBI’de bir araya geliyor. Çağdaş sinemanın radikal yönetmenlerinden Albert Serra’nın son dönemde çektiği üç önemli filmi bir araya getiren bir seçki de bu ay izleyicilerle buluşuyor. Güney Kore sinemasının en üretken ve kendine has yönetmenlerinden Hong Sang-soo’nun insan ilişkilerini, rastlantıları ve melankoliyi merkezine alan üç filmi haziran ayında MUBI’de gösterime girecek.
Mehmet Ekşioğlu’nun ilk kişisel sergisi “Alternative Plan by 64”, 20 Haziran’a kadar İMÇ 6. Blok’ta sanatseverlerle buluşuyor.
“Alternative Plan by 64”, Mehmet Ekşioğlu’nun çocukluktan bu yana sürdürdüğü görsel günlük pratiğini; spontane, filtresiz ve doğrudan bir ifade dili üzerinden bir araya getiriyor.
Kelimelerden çok çizimle düşünmeyi tercih eden Ekşioğlu; gündelik hayatın içinden geçen kişisel hikâyelerini, duygularını ve gözlemlerini üretimlerinin merkezine taşıyor. Yağlı boya, sprey boya, marker ve pastel gibi farklı malzemeleri; tuvalin yanı sıra kâğıt ve karton kutu gibi gündelik yüzeylerle buluşturan sanatçı, kontrollü ve kusursuz bir estetik anlayışı yerine dürtüsel, hızlı ve doğaçlama bir üretim pratiğini benimsiyor.
Serginin merkezinde yer alan “64” kavramı ise sanatçı için yalnızca bir sayı değil; zaman içinde kişisel bir işarete, bir üretim alanına ve ortak bir enerjiye dönüşen bir fikir etrafında şekilleniyor. Rekabet yerine paylaşımı, hiyerarşi yerine birlikte üretmeyi önemseyen bu yaklaşım; serginin ruhunu belirleyen temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Ekşioğlu’nun eserlerinde sıkça karşılaşılan yarım kalmış cümleler, semboller, karakterler ve hızlı müdahaleler; sanatçının anlık ruh hâlini doğrudan yüzeye taşıyan görsel notlar gibi ilerliyor. Bu yönüyle “Alternative Plan by 64”, sterilize edilmiş estetik kalıpları reddeden; sokağın ritmini, gençliğin enerjisini ve ham ifade biçimlerini sahiplenen bir dünya kuruyor.
Daha önce karma sergilerde yer alan Ekşioğlu’nun ilk kişisel sergisi “Alternative Plan by 64”, sanatçının kendi kurallarını yazmaya hazırlanan yeni döneminin ilk manifestosu niteliğini taşıyor.
Amerikalı yazar Catherine Lacey’nin kimliğin gerçekliğini sorgulayan, hakikat ile kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştıran romanı X’in Biyografisi, Püren Özgören’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Lacey, fotoğraflar, dipnotlar ve David Bowie’den Tom Waits’e gerçek figürlerin yer aldığı bu devasa anlatıda, biyografi türünün sınırlarını zorluyor.
Geleneklere karşı çıkan ressam ve yazar X öldükten sonra geriye sarsıcı bir külliyatın yanı sıra, titizlikle inşa edilmiş bir boşluk bırakır. Ardından eşi C.M. Lucca, yasın getirdiği amansız bir hakikat arayışıyla bu boşluğu doldurmaya karar verdiğinde, tanıdığını sandığı kişinin aslında hiç var olmadığını keşfeder. X, hayatını bir sanat eseri gibi kurgulamış; geçmişini ise uydurulmuş belgeler, çalınmış biyografiler ve siyasi firarların gölgesine gizlemiştir. Peki X kimdir? Bir sanatçı mı, bir sahtekâr mı, yoksa kendi hayatını baştan sona kurgulamış bir anlatı mı?
Canlı performanslarıyla son yıllarda melodik elektronik müziğin öne çıkan isimlerinden Ben Böhmer, 4 Temmuz Cumartesi akşamı KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.
Konserde Ben Böhmer’e, canlı vokalleri, duygusal derinliği ve elektronik müziği indie estetiğiyle buluşturan performanslarıyla dikkat çeken Jan Blomqvist eşlik edecek.
Ben Böhmer, duygusal katmanlarla örülü prodüksiyonları, sinematik atmosferi ve derin melodik anlatımıyla dünya çapında sadık bir dinleyici kitlesi yarattı. Organik dokuları elektronik müzikle buluşturan sanatçı, festival sahnelerinden ikonik açık hava performanslarına uzanan live setleriyle modern elektronik müziğin en karakteristik isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Generic Music ve URU iş birliğiyle düzenlenen The Moment Presents: Ben Böhmer konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Müze Gazhane, sanatın dönüştürücü gücünü hayvan hakları savunuculuğuyla buluşturan “Barı-n/m-ak” sergisini 31 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
İBB Kültür ve İBB Miras tarafından gerçekleştirilen “Barı-n/m-ak” sergi, sanat aracılığıyla hem bir farkındalık yaratmayı hem de somut bir dayanışma modeli sunmayı hedefleyen sosyal sorumluluk projesi “Barı-n/m-ak” ile aynı başlığı taşıyor. Küratörlüğünü Hicran Aksöz’ün üstlendiği sergide 27 çağdaş sanatçı, izleyiciyi kentte birlikte yaşam, barınma hakkı ve türler arası dayanışma üzerine düşünmeye davet ediyor.
Sanatçıların bir kısmının temaya özel yeni eserler ürettiği, bir kısmının ise mevcut eserleriyle katıldığı “Barı-n/m-ak” sergisinde Özge Akdeniz, Ozan Atalan, Vahap Avşar, Melis Baçaru, Beyza Boynudelik, Cins, Yağmur Çalış, Bekir Dindar, Alea Pınar Du Pre, Çağdaş Erçelik, Arzu Ertekin, Güler Güçlü, Osman Gültepe, Seydi Murat Koç, Mehmet Sinan Kuran, Burak Kutlay, Gönül Nuhoğlu, Tuğba Öztopçu, Lebriz Rona, Ezgi Sandıkçı, Gonca Sezer, Nilüfer Şatana, Erkut Terliksiz, Cansu Yıldıran, Çiğdem Yıldırım, İpek Yücesoy ve Baysan Yüksel’in çalışmaları yer alıyor.
Tipografik bir müdahaleyle oluşturulan sergi başlığı, “barınak” ve “barınmak” kavramlarını aynı anda sorgulayarak izleyiciyi kentte birlikte yaşam, barınma hakkı ve türler arası dayanışma üzerine düşünmeye davet ediyor. Sözcükteki tireler ve harf aralığı, kelimenin yapısını bozarak şu soruları gündeme getiriyor: Barınma hakkı nedir? Kentte kimler barınır, kimler barınamaz? Hayvanlar için barınak bir sığınak mı yoksa bir tecrit alanı mıdır? İnsan eliyle açılan veya kapatılan yaşam alanları nasıl şekilleniyor? Eksik ya da fazla harfler, hayvanların tamamlanmayı bekleyen yuvalarını ve insanın bu eksikliği tamamlama sorumluluğunu ima ediyor.
“Barı-n/m-ak” sergisi kapsamında düzenlenecek sanatçı söyleşilerinde katılımcı sanatçılar, eserleri ve proje süreci hakkında izleyicilerle bir araya gelirken, atölye çalışmaları çocuklar ve yetişkinler için hayvan hakları temalı sanat etkinliklerini kapsayacak. Sergi sonunda ise sanatçılar, kendi inisiyatifleriyle eserlerini koleksiyonerlerle buluşturacak ve bu buluşmadan sağlanan destekle Beşiktaş Belediyesi Barınakları ve Angels Farm'ın acil ihtiyaç listelerindeki malzemeler doğrudan temin edilecek.
Künye:
1. Baysan Yüksel, Totoro Dark, 2017 64 x74 cm Tuval Üzerine Akrilik
2. Tuğba Öztopçu, Huzur, 2026, 80x80 cm, Tuval üzerine Yağlı boya
3. Mehmet Sinan Kuran, Gift, 2026, Tuval üzerine akrilik, 80x100 cm
4. Melis Baçaru, İsimsiz, 2026, Karışık Teknik, 70x50 cm
5. Seydi Murat Koç, “İnsanlar Alemi Serisinden” 2023, Çap 80 cm, Tuval Üzerine Akrilik, Yağlı boya
Matthew Ward’un kaleme aldığı, Scott Magoon’un resimlediği minik okurları denemekten vazgeçmemenin neşeli ve ilham verici dünyasına davet ettiği Henüz Uçamıyoruz, Betül Yılmaz’ın çevirisiyle Biblio Kids Yayınevi’nden çıktı.
3-5 yaş grubundaki çocuklara hitap eden bu kitap, uçmak için kanatları olan ama bir türlü başaramayan üç kafadar kuşun hikâyesini anlatıyor. Henüz Uçamıyoruz, çocuklara “başarısızlık” kavramına bambaşka bir pencereden bakmayı öğretiyor. Kitap boyunca spor yapan, roket inşa eden, hatta karmaşık matematik hesaplarına girişen kahramanlarımız; düşseler de balonları patlasa da pes etmiyorlar. Çünkü onlar biliyor ki yeterince çabalarlarsa bir gün mutlaka başaracaklardır. Bu kitap, yeni bir yetenek kazanmaya çalışan veya hayallerinin peşinden giden tüm çocuklar için cesaret verici bir rehber sunuyor.
Sevil Dolmacı Gallery, Alman sanatçı Leif Trenkler’in “Cosmic Change” başlıklı kişisel sergisini 10 Haziran-15 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
“Yeni Figürasyon” hareketinin önde gelen temsilcilerinden Leif Trenkler, “Cosmic Change” sergisinde ışık, mimari ve doğa arasındaki kırılgan ilişkiyi şiirsel bir görsel dil aracılığıyla ele alıyor. “Cosmic Change”, sanatçının ışık, mimari ve hafıza arasındaki ilişkiyi merkezine aldığı yeni bir görsel evren kuruyor. Palm Springs, Los Angeles, Miami ve Saint-Tropez gibi şehirlerden yola çıkan sanatçı; havuzlar, teraslar, yıldızlarla örülü geceler ve modernist evler aracılığıyla izleyiciyi gerçek ile düş arasında salınan atmosferlere davet ediyor. Gerçek mekânlardan hareketle düşsel imgeler yaratan Trenkler, zamanı neredeyse askıya alan eşik mekânlar kurguluyor.
Sanatçının resimlerinde ışık yalnızca görüneni aydınlatmıyor; farklı bir atmosfer kurguluyor, duyguyu yoğunlaştırıyor ve bakışı yavaşlatıyor. Pembe, mor, mavi ve turkuazın titreşen geçişleri; su yüzeyindeki yansımalar, yıldızlarla aydınlanan gece ve keskin mimari çizgilerle birleşerek baştan çıkarıcı olduğu kadar kırılgan bir dünya yaratıyor. Bu seçkide ev, havuz, pencere ve ufuk çizgisi yalnızca birer kompozisyon unsuru değil; içerisi ile dışarısı, mahremiyet ile gösteri, huzur ile yabancılaşma arasındaki geçirgen sınırların taşıyıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Trenkler’in pratiğinin merkezinde organik doğa ile insan yapımı yapılar arasındaki gerilim yer alıyor. Sanatçının mekânları yalnızca estetik kompozisyonlar değil; insanın doğa ile kurduğu mesafenin, kontrol arzusunun ve modern yaşamın yarattığı kırılgan huzurun metaforları hâline geliyor. Figürün kimi zaman geri çekildiği, kimi zaman ise uzak bir iz olarak belirdiği bu resimlerde sessizlik de başlı başına etkin bir tema olarak öne çıkıyor.
Künye:
1. Spiegelbilder 42x33cm, Öl auf Spiegelfolie im Holzrahmen
2. Perfect Day 100 x 200cm, 2026
3. The Little Angler, 100cm Diameter 2024
4. Mountain Valley 80x60cm, 2025
5. Mysterious Light, 2025 Leif Trenkler, 60x50 cm
Art On İstanbul, Fran Aniorte’nin “Balearic Constellations” başlıklı kişisel sergisini 6 Haziran-11 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşacak.
Fran Aniorte, “Balearic Constellations” sergisinde sanat ile zanaatin, toprak ile ışığın, madde ile ruhun kesişiminden doğan şiirsel bir evren kuruyor. Her bir eser, daha büyük bir takımyıldızının parçası olarak kurgulanıyor; dokunuşun, ateşin ve dönüşümün hafızasını taşıyan seramik bir yıldız gibi varlık kazanıyor. Fran Aniorte’nin Balear coğrafyasının kendiliğindenliğini ve özgür ruhunu yansıtan işleri, ışıldayan, sezgisel ve hafifçe gerçeküstü bir Akdeniz atmosferi yaratıyor.
Bu dünyada Pablo Picasso ve Joan Miró’nun mirası bir referans olarak değil, yaşayan bir enerji olarak ele alınıyor; elin, kusurun ve yaratımın oyun ile keşfe dönüştüğü anın kutlanması olarak yeniden yorumlanıyor. Akdeniz hafızasından beslenen yıldızlar, gökyüzü, kuşlar, bitkiler ve tohumlar gibi yalın ve temel formlar, serinin çıkış noktasını oluşturuyor. Bu motifler, manzara, hayal gücü ve malzeme ile kurulan sezgisel ilişkinin iç içe geçtiği kişisel bir görsel dile dönüşüyor.
Dag Solstad’ın 2022 yılında yazdığı ve ölümünden sonra yayımlanmasını vasiyet ettiği son kitabı Nihayet! Mutluluk. Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam., Banu Gürsaler Syvertsen’in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Nihayet! Mutluluk. Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam., bu cümleyle başlıyor ve hayat hikâyesinin ancak ömrünün son yıllarında su yüzüne çıkan dönüm noktalarına yakından bakıyor. Bu kitap zamana, hafızaya, çocukluğa ve aileye dair otobiyografik bir roman, Solstad’ca bir veda kitabı.
“Zor olacak, anlıyorum, hatta belki de imkânsız, ama bunu, edebi metinler üzerinde hafızama dayanarak çalıştığım son bir yıldır yaptığım gibi yapmam gerekecek.”
Klasik Müziği farklı bir sahne yaklaşımı ile yorumlayan çellist Jodok, “JODOKCELLO” projesiyle 1 Kasım’da Atatürk Kültür Merkezi’nde müzikseverlerle buluşacak.
Uluslararası sahnede dikkat çeken çellist Jodok, klasik müziği güncel bir anlatım diliyle ele aldığı crossover kategorisindeki “JODOKCELLO” projesi kapsamında ilk defa İstanbul’a geliyor. Klasik müziği farklı anlatım katmanlarıyla ele alan konser, sanatçının müziğe yaklaşımını sahneye taşıdığı özel bir buluşma niteliği taşıyor.
Henüz çocuk yaşlarda başladığı müzik yolculuğunda çelloyu merkezine alan Jodok, yıllar içinde teknik yetkinliğinin ötesine geçerek güçlü bir anlatım dili geliştirdi. “JODOKCELLO” adıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, klasik müziği doğa, görsellik ve dijital anlatımla buluşturan yaklaşımıyla öne çıkıyor. Yıllar boyunca Avrupa’da solist, oda müziği sanatçısı, orkestra müzisyeni ve eğitmen olarak sahne alan Jodok’un kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri, müziğini sosyal medya aracılığıyla dünyayla paylaşmaya başlaması oldu. Doğanın içinde gerçekleştirdiği performanslar ve güçlü görsel atmosferle desteklenen videoları, klasik müziğe daha çağdaş ve erişilebilir bir yaklaşım kazandırdı. Sinematik anlatım dili ve güçlü yorumuyla öne çıkan sanatçı, performanslarında müziği yalnızca işitsel değil, aynı zamanda görsel ve duygusal bir deneyim olarak ele alıyor. Kendi elleriyle yaptığı çello ile sahneye çıkması ise bu deneyimi daha kişisel ve özgün bir boyuta taşıyor.