GÜNDEM
  • 17-06-2024

    İş Sanat, bayram tatili dönemine özel olarak düzenlediği çeşitli atölyeleri 18-30 Haziran tarihleri arasında Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde çocuklarla buluşturacak.

    Çocuklar ücretsiz olarak gerçekleştirilecek atölyelerde Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’ndeki eserleri ve sanatçılarını tanırken aynı zamanda eserlerin üretim teknikleri, sergilenmesi ve restorasyonu hakkında bilgi edinecek; tablolar ve heykellerden ilhamla kendi ürünlerini tasarlayacak.

    18-30 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek ücretsiz atölyeler hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, rezervasyon yaptırmak için rhm.atolye@issanat.com.tr adresine e-mail atabilirsiniz.

    Atölye Programı:

    Benim Kumbaram
    18 Haziran Salı, 13.00
    Yaş grubu: 6-9 yaş

    GEÇMİŞTEN GELEN MİSAFİR
    19 Haziran Çarşamba, 14.00 & 22 Haziran Cumartesi, 16.00
    Yaş grubu: 7-12 yaş

    Kartpostallarda Saklı İstanbul Hatıraları
    20 Haziran Perşembe, 14.00
    Yaş grubu: 7-12 yaş

    Fikret Mualla ve Abidin Dino’dan İlhamla Kartpostallarla Dostluk Atölyesi
    21 Haziran Cuma, 13.00
    Yaş grubu: 7-12 yaş

    Eserleri Koruyor, Onarıyorum
    23 Haziran Pazar, 16.00
    Yaş grubu: 9-12 yaş

    Zühtü Müridoğlu’ndan İlhamla Yaratıcı Heykel Atölyesi
    30 Haziran Pazar, 16.00
    ​Yaş grubu: 9-12 yaş

    0
    0
    152
  • 17-06-2024

    Arter’de sanatseverlerle buluşan “Farz Et Ki Sen Yoksun” ve “GLOSSOLALALA” sergileri kapsamında 26 ve 27 Haziran’da iki söyleşi gerçekleştirilecek.

    Sanat tarihçisi Claudia Swan’ın Arter’in ilk özel koleksiyon sergisi “Farz Et Ki Sen Yoksun” bağlamında yapacağı konuşma “Bir Harikalar Diyarı” başlığıyla 26 Haziran Çarşamba akşamı 19.00’da sanatseverlerle buluşacak. “Nadirlik” ve “hayret” kavramlarını merkeze alan bir konuşmada, Swan, sergiye eşlik eden kitap için kaleme aldığı “Bir Harikalar Diyarı” başlıklı metniyle de ilişki kuran konuşmasında özel koleksiyonların doğuşunu şekillendiren nadire kabineleri üzerinden sanat tarihine kapsamlı bir bakış sunacak. Swan konuşmasında ayrıca bu koleksiyonların uyandırdığı “hayret” duygusunun, insanın tarih boyunca süren öğrenme ve keşfetme arzusuna dair neler söylediğine de değinecek.

    27 Haziran Perşembe akşamı 19:00’da Johanna Gustafsson Fürst ve Dilek Winchester’ın bireysel üretimlerini bir araya getiren “GLOSSOLALALA” sergisi bağlamında düzenlenecek etkinlikte, iki sanatçı ve küratör Selen Ansen, süreci ve serginin çoksesli yapısını odağına alan bir söyleşi gerçekleştirecek. Tekil sanatsal pratiklerle ortak bir deneyim alanı yaratmanın ve çok sesli birliktelikler inşa etmenin imkânlarını irdeleyen “GLOSSOLALALA” sergisi, sanatçıların dil meselesi etrafında kurguladıkları ve dili ses, yazı, beden ve mekânla ilişkilendiren yapıtlarından oluşuyor. Söyleşide Johanna Gustafsson Fürst, Dilek Winchester ve Selen Ansen eserlerin mekânla, birbirleriyle ve yaşamla kurdukları ilişkilerin izini sürecek.

    Arter Öğrenme Programı’nın Yorumlama Etkinlikleri kapsamında ücretsiz olarak düzenlenen etkinliklere kayıt yaptırmadan katılabilirsiniz.

    Künye:
    1. "Farz Et Ki Sen Yoksun" Sergiden yerleştirme görüntüsü Küratör: Selen Ansen Arter, 2024 Fotoğraf: Orhan Cem Çetin
    2. "GLOSSOLALALA" Sergiden görünüm Küratör: Selen Ansen Arter, 2024 Fotoğraf: flufoto (Barış Aras ve Elif Çakırlar)

    0
    0
    204
  • 17-06-2024

    Lesley M. M. Blume’nin gençlerin kendi benliklerini keşfetmeleri ve sınırlarını zorlamaları için ilham verici bir öykü anlattığı Alice’in Dünya Turu adlı romanı Genç Timaş’tan çıktı.

    Alice için yaz tatili deniz manzaralı Fransız villasına vardıklarında başlar. Bu tatil Alice’in annesinin kaybıyla başa çıkmayı ve hayattan yeniden zevk almayı öğrenmesini sağlar. Blume, yaz tatili boyunca sanat, edebiyat ve dans gibi konularda didaktik olmayan bir eğitim almak, okul dışı öğrenmenin ve kitap okumanın önemini ve değerini vurguluyor bu kitabıyla.

    “Yakın zamanda annesini kaybeden Alice, bakıcısının verdiği derslerden kaçmak için her şeyi yapardı. Bir gün, sıkıntıdan sersemleyip uyuyakalınca bakıcısı panikleyip bir doktor çağırır. Doktor ziyareti sonrası, Alice’in babası onun bu hallerinden endişelenir ve onu eski haline döndürmek için hayat dolu aile dostlarının yanında bir tatile yollar.

    Deniz manzaralı Fransız villasına vardıklarında, Alice için muhteşem bir yaz başlar. Yalınayak koşturduğu, eşeklere bindiği ve dönemin ünlü isimleriyle tanıştığı bir yaz tatili… Pablo Picasso ile bir hurdalığı ziyaret eder ve sanat eserine dönüştürecek nesneler bile arar. Ballet Russes ile gök cisimlerinden esinlenen büyüleyici bir dans sergiler ve Zelda ve F. Scott Fitzgerald ile büyülü maceralar yaşar.”

    0
    0
    240
  • 16-06-2024

    Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, 21’inci yılında 20-30 Haziran tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak.

    Pandemi nedeniyle üç yıldır çevrim içi olarak gerçekleştirilen Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, bu yıl İBB Beyoğlu Sineması, Fransız Kültür Merkezi ve İBB Mahalle Evleri’nde izleyicileri ağırlayacak. “Kadınların Sineması”, “Parola: Barış”, “Yerel Siyaset Yerinden Sinema”, “Feminist Bellek”, “Hak Odaklı Sinema” bölümlerinde filmler, forumlar, atölyeler ve film sonrası söyleşilere ev sahipliği yapacak festival, “Sektör Buluşmaları” bölümünde ise bu yıl film eleştirmenlerini konuk edecek. Festival açılışında Filistin’de devam eden savaşa odaklanacak. Filmmor’un sosyal medya hesaplarından paylaşılacak linkle sinemaseverler açılış filmi Filistin’i İşlemek’i açık seansta izleyebilecek.

    “Feminist Bellek” bölümünde Kim Mihri ve Retroterapi filmleriyle hafızaları tazelemeye hazırlanan 21. Filmmor, Türkiye’de “sinemanın kadınları”ndan “kadınların sineması”na varılmasını mümkün kılan yönetmenlerden Bilge Olgaç’ı, 30. ölüm yıldönümü vesilesiyle Kaşık Düşmanı filmiyle anacak.

    0
    0
    304
  • 16-06-2024

    Collect Gallery, Zafer Akşit’in “Bunu İzleyebilir Miyim Bilmiyorum” başlıklı kişisel sergisini 30 Haziran’a kadar Juma binasındaki mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.

    “28 Mart 1757 tarihinde, binlerce kişiden oluşan büyük bir seyirci kitlesi Robert-François Damiens’nin idamına tanıklık etmek için Place de la Grève meydanında toplandı. Kral 15. Louis’ye suikast girişiminde bulunan Damiens, girişiminde başarısız olmuş olsa da vatana ihanet ya da kral katili gibi en ağır suçlar için verilen son derece korkunç bir ceza olan dörde bölme yöntemi (quartering) ile parçalanarak öldürülme cezasına çarptırılmıştı. Bu korkunç cezanın infazı, Fransız Devrim’inde Kral 16. Louis’yi idam eden cellat olarak ünlecek olan kraliyet celladı Charles-Henri Sanson tarafından gerçekleştirilecekti. Sanson, Damiens’nin kollarını ve bacaklarını dört farklı ata bağlarken, büyük kalabalık şahit olacakları korkunç gösteriyi endişeli ama hevesli bir sabırsızlıkla beklemekteydi. Atlar karşılıklı yönlere sürüldüğünde ise seyircilerin şevkli bekleyişi, meydanı dolduran nefret dolu bağırışlar, sevinç̧ tezahüratları ve gök gürültülü alkışlarla coşku dolu bir cümbüşe dönüştü.

    Bu gibi halka açık infazlar, tarih boyunca iktidarın üstünlüğünü gözler önüne seren, otorite sahiplerinin yetkileri altındakilerin önünde güçlerini sergileme araçları olan, caydırıcı merasimler olarak kullanılmış olsalar da tanıklık eden kalabalık için, bir kontrol mekanizmasının isleyişi değil, en basit hâliyle korkuyu, arzuyu ve şiddeti bir araya getiren, halkın gözleri önünde muhteşem bir gösteriye dönüşen popüler bir eğlence biçimiydi.

    Bu tür arkaik ve aleni tehditler ile yönetilmeyi barbarca bulan günümüz toplumu olarak ise, her an üstümüzde olan gözetimin bedeli olarak bitmek bilmeyen eğlence çeşitleri talep ediyoruz. Gösteri toplumunun yayılmacı uzuvları da bu talebimize zevkle yanıt veriyor. Yüzeyde kendini ehlileştiren iktidarın yürürlüğe koyduğu denetim uzuvları makul, çekici, modern iştahlarımız için daha da karşı konulamaz bir şekilde çoğalıyor, yoğunlaşıyor ve sürekli mevcut hâle geliyor. Ancak bu dönüşüm, fiziki ve sanal her uzamı kapsayan gösteriyi eskisinden daha az rahatsız edici ve mide bulandırıcı hâle getirmek için bir çaba sarf etmiyor. Bugün şiddetle arzuladığımız gösterinin hâlâ hastalıklı olduğunu biliyoruz. Bu hastalıklı arzunun karşılığını insanların giyotinle ya da dörde bölünerek sonlarının gelmesi olarak değil, gerçekliğin, anlamlı insan etkileşimlerinin, kendi kaderini tayin hakkının ve benlik duygumuzun ölmesi ile deneyimliyoruz. Gördüklerimizden hâlâ iğreniyoruz ve yine de gözlerimizi başka tarafa çeviremiyoruz, alkışlıyoruz, vahşice uluyoruz.”

    0
    0
    313
  • 16-06-2024

    Amanda Rees ve Charlotte Sleigh’in tarihte, kültürde, mitolojide, bilimde, sanatta ve siyasette insanın izini sürerek Öteki’nden nerede ve nasıl ayrıldığına odaklandıkları çalışmaları İnsan (Ne Olduğunu Biliyor muyuz?), Hilal Dikmen’in çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.

    “İnsan nedir?” ile “İnsan olmayan nedir?” sorularına yanıt arıyorlar. Bunu yaparken de insanı hayvan, hominini, makine, kadın, tanrı ve yabancıyla mukayese ederek insan tanımının sınırlarının nasıl çizilebileceğine bir yol arıyorlar. İnsan, benzersizlik iddiası taşıyan bir grubun, yani insanın tanımını yapmaya çalışmanın zorluğunu yansıtırken, birey olarak insanın da neye benzediğini bizzat kavramaya çalıştığını gösteren, düşünmeye sevk eden bir eser olarak okurla buluşuyor.

    “İnsanlığın, tanımlanması namümkün bir şey olduğunu ve belki de türlerin sınırları içinde düşünülmemesi gerektiğini ileri sürüyoruz. Aksine, içeriye alınan şeyin ya da kimsenin muhteviyatına bakmadan, insanlığı çerçeveleyen bir kapsama hareketi bu. İnsanlık –öyle bir şey varsa tabii– ne talep edilebilir ne de bahşedilebilir, yalnızca kırılgan, geçici bir takdimle, yani Öteki ile olan ilişkinin idrakiyle var olabilir.”

    0
    0
    298
  • 15-06-2024

    Bu sene 28 Eylül-13 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 34. Akbank Caz Festivali’nde sahne alacak ilk isimler açıklandı.

    Akbank Sanat’ın, organizasyonunu ve içerik programlamasını Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirdiği festival, 30’dan fazla caz müzisyenini sahnesinde ağırlayacak. Festivalin ilk açıklanan isimleri arasında; 25 yıllık kariyerinde 16 kez aday gösterildiği Grammy Ödülü’nü iki kez kazanan efsanevi caz vokalisti Kurt Elling, 2005’te Montreux Jazz Piano Yarışması’nı kazanan ve Latin caz müziğe kattığı yorumla adını duyuran Kübalı piyanist Harold López-Nussa, Narcos dizisinin soundtrack’i “Tuyo” ile dünyaya adını duyuran şarkıcı-söz yazarı, multi-enstrümanist, besteci ve aranjör Rodrigo Amarante, Vanity Fair’in “caz sahnesini silkeleyen milenyal” olarak tanımladığı Tatiana Eva-Marie, orkestrası The Chosen Few ile hem sahnede hem stüdyoda sürükleyici diyaloglar yaratan saksafon virtüözü Isaiah Collier ve modern klasik kompozisyon ve doğaçlamanın renkli kesişimini sahnesinde sunan Tomas Fujiwara 7 Poets Trio yer alıyor.

    34. Akbank Caz Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, festivalin biletlerini ise buradan satın alabilirsiniz.

    34. Akbank Caz Festivali Programı:

    Tomas Fujiwara 7 Poets Trio
    3 Ekim 19.00 / Akbank Sanat

    Kurt Elling
    7 Ekim 20.30 / Cemal Reşit Rey Konser Salonu

    Tatiana Eva-Marie 
    8 Ekim 20.30 / Ses 1885 - Ortaoyuncular Tiyatrosu

    Harold López - Nussa 
    10 Ekim 20.30 / Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi

    Rodrigo Amarante
    11 Ekim 2024 22:00 // Babylon 

    0
    0
    276
  • 15-06-2024

    Pera Müzesi Öğrenme Programları, “Ters Yüz PƎRⱯ” sergisinden ilhamla hazırladığı “Pera’dan Ötesine” başlıklı atölye programını 30 Haziran’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi Öğrenme Programları’nın “Ters Yüz PƎRⱯ” sergisi kapsamında yetişkinlere yönelik düzenlediği atölyeler, katılımcılarına serginin çıkış noktasını oluşturan Pera Müzesi’ne, Beyoğlu’na ve İstanbul’a farklı disiplinlerin penceresinden bakma imkânı sunuyor. Serginin şehir ve mimari tasarım elemanları ile kurumların kentsel çevreleriyle ilişkilerini irdeleyen yapısı, alanında uzman sanatçı ve eğitmenlerin yürüttüğü disiplinlerarası atölyelere ilham oluyor. 18 yaş ve üzeri herkesin katılımına açık olan “Pera’dan Ötesine: Yetişkinler için Atölyeler”, kent belleği, mimarlık ve tasarım konularına odaklanan atölyelerden oluşuyor.

    Sanatçılar Arek Qaddra ve Berka Beste Kopuz’un yürütücülüğünü üstlendiği “Yaratıcı Dekolaj: Renk Paletleriyle Yeni Sanatsal İfadeler” atölyesi, “Ters Yüz PƎRⱯ” sergisinin verili olanı dönüştüren ve spekülatif olana alan açan yapısından ilham alıyor. Pera Müzesi’nin baskın renk dokusu örneklerinden oluşturulan renk paletlerini geleneksel anlayışların dışına çıkarak yeniden keşfeden katılımcılar, yaratıcı resim ve kolaj çalışmaları yapıyor.

    “Beyoğlu Hafıza Haritası” atölyesi, tarihi yarımadanın tam karşısında konumlandığı için Yunancada “karşıyaka”, “öte” anlamına gelen Pera adıyla anılagelmiş Beyoğlu’ndan ilham alıyor. Sokaklar, parklar, binalar, mahalleler gibi Beyoğlu’nun kentsel bellekte ve kişisel hafızalarda yer etmiş öğeleri, haritalar, kumaşlar, ipler ve boyalarla yeniden yorumlanıyor. Kendi hafıza haritalarını oluşturan katılımcılar, ortaya çıkan haritalar arasındaki benzerlik ve farklılıkları üzerine düşünme fırsatı buluyor.

    Pley Studio’nun yürütücülüğünde gerçekleştirilecek “İstanbulca İzler: Çok Boyutlu Müdahale” atölyesi İstanbul apartmanlarının kullanıcı müdahalesi ile şekil değiştirmiş, yapay dokusuna odaklanıyor. İstanbul’un alışılagelmiş apartman formları yerine, Bauhaus ekolünü de yansıtan yapı formlarına odaklanan atölye, şehrin karmaşasını ve kişiliğini çağrıştıran tasarımlara ilham oluyor. Çeşitli geometrik şekiller ve kutuları birleştirerek modern yapılar oluşturan katılımcılar, bu üç boyutlu yapılara “İstanbulca" müdahalelerde bulunuyor.

    ​“Pera’dan Ötesine” başlıklı atölye programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilir, biletlerini ise Biletix üzerinden satın alabilirsiniz.

    0
    0
    342
  • 15-06-2024

    Filiz Ali’nin kişisel hayatında derin izler bırakan Carl Ebert’in Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir opera kurulması ve opera kültürünün oluşması için yaptıklarını, kültür hayatımızdaki önemini anlattığı çalışması Bir Tutkunun Peşinde Carl Ebert - Genç Cumhuriyet’in Tiyatro ve Opera Serüveni, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Bu kitap; Carl Ebert’in Ankara’da geçirdiği 11 yılda bir opera kurulması ve opera kültürünün oluşması için yaptıklarını, eğitim anlayışını, çalışma arkadaşlarını ve öğrencilerini anlatırken Cumhuriyet’in ilk yıllarında sanat ve kültür hayatımızdaki gelişmeleri ve bu sürecin aktörlerini de tüm ayrıntılarıyla ele alıyor. Ankara’da bir Musiki ve Temsil Akademisi ve bunun devamı olarak Devlet Tiyatro ve Operası’nı kurmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından davet edilen Carl Ebert, 1936’da yazdığı raporla bir yol haritası hazırlar. Bu rapor doğrultusunda kurucu kadroya dahil olan uzmanlarla birlikte son derece disiplinli bir çalışma süreci başlar. Carl Ebert, dört yıl gibi kısa bir sürenin sonunda Türk seyircisine Türkçe olarak oynanan iki opera örneği sunarak Atatürk’e verdiği sözü tuttuğunu gösterir.

    “Onunla tanıştığımda çok küçüktüm. O zamana kadar tanıdığım hiç kimseye benzemiyordu. İlk görüşte müthiş etkilenmiş olmalıyım. O etki bugüne kadar devam etti. Konservatuvardaki tiyatro ve opera provalarını, temsillerini izleyerek, ama en çok büyülenmiş gibi onu izleyerek büyüdüm. Öğrencilerinin onun ağzından çıkan her sözcüğü, gösterdiği her jest ve mimiği nasıl hayranlıkla özümsediklerine tanık oldum. Öğrencilerle aynı dili konuşmamalarına rağmen babamın aracılığıyla kurulan müthiş dinamiği deneyimledim.”

    0
    0
    291
  • 14-06-2024

    Yorgos Lanthimos’un yeni filmi Merhamet Hikâyeleri (Kinds of Kindness) vizyona girmeden önce İKSV Galaları ile 1 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Kadıköy Sineması’nda, 2 Temmuz Salı akşamı saat 21.00’de Atlas 1948’de izleyicilerle buluşacak.

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından gerçekleştirilen İKSV Galaları’nda 11 dalda Oscar adayı olan ve Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanan Zavallılar’ın (Poor Things) yönetmeni Yorgos Lanthimos’un yeni filmi Merhamet Hikâyeleri, vizyona girmeden önce GetirAraç sponsorluğuyla gösterilecek. Dünya prömiyerini mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde ana yarışmada yapan ve Jesse Plemons’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran filmin oyuncu kadrosunda Emma Stone, Jesse Plemons, Willem Dafoe, Margaret Qualley, Hong Chau, Joe Alwyn, Mamoudou Athie ve Hunter Schafer yer alıyor. Filmin müzikleri ise Zavallılar’ın da müziğini besteleyen Jerskin Fendrix imzası taşıyor.

    Yorgos Lanthimos’un senaryosunu Köpek Dişi ve The Lobster’da iş birliği yaptığı Efthimis Filippou ile birlikte yazdığı Merhamet Hikâyeleri, farklı öyküler anlatan “üç parçalı bir masal” olarak izleyici karşısına çıkıyor. Hikâyeler, hayatının kontrolünü ele geçirmeye çalışan çaresiz bir adamı, denizde kaybolan karısının geri döndüğünü ancak farklı biri gibi göründüğünü fark eden bir polis memurunu ve özel yeteneklere sahip birini bulmaya kararlı bir kadını izliyor.

    ​Yorgos Lanthimos imzalı Merhamet Hikâyeleri filminin biletlerini Passo üzerinden satın alabilirsiniz.

    0
    0
    333
DAHA FAZLA
Geldanlage