GÜNDEM
  • 17-06-2026

    Anadolu’nun kadın hafızasından beslenen, kara mizah ile gotik anlatıyı buluşturan Hortlak Kızın Hikayesi, 25 Haziran tarihinde DasDas Açık Sahne’de dünya prömiyerini yapacak.

    Türkiye ve İngiltere ortak yapımı olan oyun, 19 Haziran’da Londra’daki Collective Theatre’da gerçekleştirilecek ön gösterimin ardından ilk kez İstanbul seyircisiyle buluşacak. Yazar Derem Çıray’ın kaleme aldığı, yönetmenliğini Işık Kaya’nın üstlendiği ve genç oyuncu Iraz Akçam’ın tek kişilik performansıyla sahneye taşınan oyun, kuşaklar boyunca susturulan, dışlanan ve “öteki” ilan edilen kadınların hikâyelerini fantastik bir anlatı üzerinden sahneye taşıyor.

    Deneysel tiyatro ile kara mizahı bir araya getiren oyun, on yedi yaşındaki Cazu’nun ölümünün ardından başlayan sıra dışı yolculuğunu konu alıyor. Ölüm sebebini bilmediği için öteki dünyaya kabul edilmeyen Cazu, bir hortlak olarak yaşayanların arasına geri döner. Kendi ölümünün izini sürerken dostluklar, ihanetler ve sırlarla örülü bir dünyanın kapıları aralanır. Ancak bu arayış yalnızca ölümünün gizemini çözmekle kalmaz, Cazu aynı zamanda kendi hikâyesini yeniden yazmaya başlar.

    “Cadı”, “Deli”, “Cinli”, “Albastı” gibi sıfatlarla yaftalanan kadınların kolektif hafızasına dokunan oyun, kadınların bastırılan seslerini sahneye taşıyarak seyirciyi karanlık, şiirsel ve düşündürücü bir anlatının içine davet ediyor.

    ​Tek kişilik performansıyla oyunun merkezinde yer alan Iraz Akçam, oyundaki karakterlerin pek çok farklı sanatçı tarafından seslendirilmesiyle ve oyuna özel bestelenen müzikleri içeren özgün bir ses tasarımı eşliğinde seyirciyle buluşacak. Deneysel anlatım dili, fiziksel performans öğeleri ve kara mizahın iç içe geçtiği yapım, güncel tiyatronun disiplinlerarası yaklaşımını sahneye taşıyor.

    0
    0
    107
  • 17-06-2026

    Ferda Art Platform ve Culture & Animals Foundation (CAF) iş birliğiyle düzenlenen “Kaç Bacak?” sergisi 4 Temmuz’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Küratörlüğünü Büşra Kaya’nın üstlendiği “Kaç Bacak?”, 15 sanatçının video, fotoğraf, heykel ve resim alanlarındaki çalışmalarını bir araya getiriyor. Sergi, insan-hayvan ilişkilerinin etik, politik ve duygusal boyutlarını empati sorusu üzerinden inceliyor. Taksonomiye ya da biyolojik farklılıklara odaklanmak yerine, proje; bacak sayısının, beden biçiminin ya da tür sınıflandırmasının, kimin yaşamının bakım, korunma ya da yas tutulmaya değer görüldüğünü belirleyip belirlemediğini sorguluyor.

    Sergi kavramı, Jeremy Bentham’ın, tür ya da bedensel form gibi fiziksel özelliklerin duyarlı bir varlığa ahlaki değerlendirme hakkını tanımamayı gerekçelendiremeyeceği yönündeki argümanından besleniyor. Bu düşüncenin tarihsel derinliğine rağmen, insanmerkezci bakış açıları hâlâ kent yaşamını, endüstriyel üretimi, kültürel temsilleri ve hukuki çerçeveleri şekillendirmeye devam ediyor. “Kaç Bacak?”, bu sistemlerin çatlaklarında konumlanarak “insan” yaşamı ile “hayvan” yaşamını ayıran sınırları görünür kılıyor.

    Sergide; Annika Eriksson, Deniz Tapkan Cengiz, Doğu Özgün, Ekin Keser, Elmas Deniz, Ferhat Özgür, Havva Zorlu, Hesen Chalak, İrem Yüksekbilgili, Jakup Ferri, Müge Akçakoca, Ozan Atalan, Özlem Gök, Sinan Orakçı ve Yunus Çermik yer alıyor.

    Fotoğraf: Dilara Açıkgöz

    0
    0
    204
  • 17-06-2026

    İstanbul Modern, “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi kapsamında 23 Haziran Haziran akşamı, Semiha Berksoy ve Nâzım Hikmet’in mektuplarını Yetkin Dikinciler’in yorumuyla sanatseverlerle buluşturacak.

    Semiha Berksoy’un çok katmanlı sanat pratiğini odağına alan ve Flormar sponsorluğunda gerçekleştirilen “Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisi paralelinde düzenlenecek etkinlikte Semiha Berksoy ve Nâzım Hikmet arasında yıllara yayılan dostluğun izini süren mektuplardan bir seçki sunulacak. Semiha Berksoy ve Nâzım Hikmet’in 1932 yılında Dârülbedâyi’de (İstanbul Şehir Tiyatrosu) başlayan ve zamanla derin bir dostluğa dönüşen ilişkilerinin izlerini taşıyan mektuplar; iki sanatçı arasındaki bağın yanı sıra, bir dönemin kültürel ve duygusal atmosferini de görünür kılıyor.

    ​23 Haziran Salı günü 19.00’da İstanbul Modern Süreli Sergi Salonu’nda gerçekleşecek etkinlik biletli ve kontenjanla sınırlı olacak. Biletlere buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    214
  • 17-06-2026

    Progressive rock tarihine damga vuran eski King Crimson üyeleri Adrian Belew ve Tony Levin ile gitar virtüözü Steve Vai ve Tool’un efsanevi davulcusu Danny Carey’den oluşan BEAT, 11 Temmuz akşamı Stagepass organizasyonuyla Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak.

    BEAT’in merkezinde King Crimson’ın 1980’lerde yayımladığı albümler yer alıyor. Ancak proje, bu eserleri nostaljik bir bakışla yeniden üretmekten çok, bugün hâlâ çağdaş duyulan müzikal yaklaşımlarını günümüz sahnesine taşımayı amaçlıyor. Poliritmik yapılar, asimetrik ölçüler, katmanlı gitar düzenlemeleri ve minimalist kompozisyon anlayışı, modern sahne teknolojileri ve güncel yorumlarla yeniden hayat buluyor.

    Adrian Belew’in deneysel gitar teknikleri ve karakteristik vokali, Tony Levin’in Chapman Stick ve bas gitar üzerindeki yenilikçi yaklaşımı, Steve Vai’nin teknik ustalığı ve Danny Carey’nin çok katmanlı, matematiksel davul anlayışı bir araya gelerek progressive rock tarihinin en özgün repertuvarlarından birine yeni bir boyut kazandırıyor.

    ​BEAT konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    217
  • 17-06-2026

    Pera Müzesi’nin “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisi kapsamında düzenlediği “Halil Paşa’nın Edebiyatla Diyaloğu: Araba Sevdası’ndan Süvari’ye” başlıklı konuşma 25 Haziran Perşembe 18.30’da gerçekleşecek.

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı” sergisi kapsamında yeni bir konuşma düzenliyor. “Halil Paşa’nın Edebiyatla Diyaloğu: Araba Sevdası’ndan Süvari’ye” başlıklı etkinlik, Halil Paşa’nın edebiyat dünyasıyla kurduğu ilişkileri, görsel anlatı ile edebî temsil arasındaki etkileşim üzerinden ele alacak. Etkinlikte küratör Özlem İnay Erten ve sanat tarihçisi Pelin Şahin Tekinalp, Halil Paşa’nın Araba Sevdası illüstrasyonları ve Süvari tablosu üzerinden geç Osmanlı döneminde resim, edebiyat ve modernleşme arasındaki ilişkiye odaklanılacak.

    Geç Osmanlı döneminde resim, edebiyat ve modernleşme deneyimi arasındaki ilişkiyi tartışmaya açan etkinlik, Halil Paşa’nın görsel anlatım dilini dönemin kültür ve sanat ortamı içinde konumlandıracak. Konuşmada, sanatçının Servet-i Fünûn çevresiyle kurduğu ilişkiler, entelektüel bağları ve üretimini şekillendiren kültürel atmosfer de ele alınacak. Etkinlikte ayrıca, Halil Paşa’nın aile arşivinde yer alan ve “Suyun Kıyısında” sergisinde ilk kez izleyiciyle buluşan Araba Sevdası desen çalışmaları da üretim sürecine ışık tutan örnekler olarak değerlendirilecek. Bu çalışmalar, sanatçının edebî bir metni görsel dile aktarırken geliştirdiği yaklaşımı ve geç Osmanlı sanat ortamında resim ile edebiyat arasında kurulan yaratıcı diyaloğu görünür kılıyor.

    “Halil Paşa’nın Edebiyatla Diyaloğu: Araba Sevdası’ndan Süvari’ye” etkinliği hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    209
  • 17-06-2026

    Behiç Ak’ın yazıp resimlediği sevilen “Tombiş Kitaplar” serisinin yeni hikâyesi Bizim Tombiş Evden Hiç Anlamıyor, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Çocukların kendi sorularını sormaları ve çevrelerindeki dünyayı gözlemlemeleri için esin kaynağı olan Bizim Tombiş Evden Hiç Anlamıyor’da, meraklı Memo ile arkadaşı Tombiş bu kez Memo'nun dedesinin evine yürürken mahalleyi belirleyen işaretleri izliyorlar. Evlerin ve mahallelerin; insanları, hikâyeleri, kokuları ve sesleriyle anlam kazandığını duyumsatan bu öykü, okuru ayrıntıların farkına varmaya davet ediyor.

    “Tombiş, Memo'nun dedesini ziyarete giderken, evin adresini merak eder. Ama Memo ne sokak adı ne de kapı numarası söyler. Bir evi bulmak için adres gerekmez mi?..”

    0
    0
    242
  • 16-06-2026

    Pg Art Gallery, “Tutunma Biçimleri” başlıklı grup sergisini 17 Haziran-17 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Tutunma Biçimleri” sergisinde; Ayla Turan, Ayşe Wilson, Ayşe Gül Süter, Cansu Sönmez, Ceren İren, Emre Namyeter, Derya Geylani Vuruşan, Devran Mursaloğlu, Gözde Can Köroğlu, Hasan Pehlevan, Je M'appelle Macid, Kemal Tufan, Lara Törün, MEMO, Metin Ertürk, Ömer Faruk Yaman, Sevim Kaya, Sinem Demirci yer alıyor.

    “Balat’ın katmanlı tarihini taşıyan yapı içerisinde kurgulanan sergi, Temas, Sapma ve İz başlıklı üç bölüm hâlinde kurgulanmıştır. Zaman içinde biriken izleri ve dönüşümleri taşıyan yapının dokusu, serginin çıkış noktalarından birini oluşturur. İzleyici, odalar arasında ilerledikçe yalnızca farklı eserlerle değil, birbirini dönüştüren ilişkiler ağıyla da karşılaşır. Tutunma Biçimleri, koruma ile kırılganlık, hareket ile süreklilik, yakınlaşma ile uzaklaşma arasındaki gerilimlere odaklanır. Sergide yer alan sanatçılar, birbirinden farklı malzeme ve ifade biçimleriyle çalışsalar da üretimlerinde ortak bir soru etrafında buluşurlar: Bir şey nasıl varlığını sürdürür? Bir yüzey, bir beden, bir hafıza ya da bir mekân; kendisini nasıl korur, nasıl dönüştürür ve nasıl iz bırakır? Temas, Sapma ve İz. Bu bölümler birbirinden kesin çizgilerle ayrılan kategoriler değil; aynı sürecin farklı evreleri, birbirine dönüşen ve birbirini besleyen hareket alanlarıdır.

    TEMAS
    Bu bölüm serginin başlangıç noktasını oluşturur. Burada ilişki henüz kurulmakta, yüzeyler birbirine yaklaşmakta ve formlar karşılıklı etkilenmeye başlamaktadır. Temas yalnızca fiziksel bir karşılaşmayı değil, bakışların, hafızaların, duyguların ve deneyimlerin birbirine değdiği alanları da içerir. Bir bedenin başka bir bedenle, bir yüzeyin başka bir yüzeyle, bir canlının çevresiyle kurduğu ilişki, karşılıklı bir dönüşüm sürecini başlatır. Bu bölümde temas, bir yakınlaşmadan çok, yeni olasılıkların ortaya çıktığı bir eşik olarak belirir.

    SAPMA
    Temasın ardından hiçbir şey olduğu gibi kalmaz.

    Sapma, ilişkilerin yarattığı değişimin görünür hâle geldiği bölümdür. Burada dönüşüm karşımıza doğrusal ilerleyen bir süreç olarak çıkmaktansa, yön değiştiren, geciken, çoğalan, çözülüp yeniden kurulan hareketler olarak ele alınır. Bu bölümde biçimler, belirli bir kimliğe ulaşmaktan çok dönüşüm hâlinde kalır. Sapma, bozulma ya da kayıp değil, yeni yönlerin ve yeni olasılıkların ortaya çıkışıdır.

    İZ
    Her temas ve her dönüşüm geride bir iz bırakır. Bu bölüm her hareketin ardından yüzeylerde, nesnelerde, bedenlerde ve mekânlarda kalan tortular etrafında şekillenir. Burada hafıza yalnızca zihinsel bir süreç olarak görülmez; maddesel ve mekânsal bir birikim olarak ele alınır. İz, burada geçmişe ait donmuş bir kalıntı değil; biçim değiştirerek yaşamaya devam eden bir varlık hâli olarak düşünülür.”

    Künye:
    1. Ayşe Gül Süter,  Sinem Demirci 
    2. Derya Geylani Vuruşan, Ayla Turan
    3. Emre Namyeter
    4. Gözde Can Köroğlu, Ayşe Wilson
    5. Ömer Faruk Yaman
    6. Ayla Turan

    0
    0
    300
  • 16-06-2026

    Başrollerinde Greta Lee ve Wagner Moura’yı buluşturan yeni Netflix filmi Son Ev, 7 Ağustos’ta yayımlanacak.

    Netflix, Son Ev filminin fragmanını ve filmden yeni kareleri paylaştı. Louis Leterrier’in yönetmenliğini üstlendiği, senaryosunu ise Matthew Robinson’ın kaleme aldığı filmde başroller Greta Lee ve Wagner Moura’ya Gabriel Barbosa, Emma Ho, Noah Alexander Sosnowski ve Riley Chung eşlik ediyor. Bilim kurgu ve gerilim türlerini bir araya getiren filmin yapımcılığını Peter Chernin, Jenno Topping, Kori Adelson, Louis Leterrier ve Oly Obst, yürütücü yapımcılığını ise Thomas Benski, Cecile Gaget, Lars Sylvest, Thorsten Schumacher ve Damian Anderson üstleniyor. 

    Dört kişilik bir aile aniden evlerinde mahsur kalır ve hiçbir çıkış yolu bulamazlar. Kaynakları hızla tükenirken, aile bireyleri kendilerini tutsak eden ve giderek yaklaşan gizemli tehdide karşı hayatta kalmak için el ele vermelidir. 

    Son Ev filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    256
  • 16-06-2026

    Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının Elkitabı ile okura arkeolojiyi kolay ve anlaşılır bir dille anlatan Erman Ertuğrul’un yaşadığımız toprakların arkeolojisine dair yeni kitabı Arkeofili: Taşlar, Kemikler, Efsaneler, Mundi Kitap’tan çıktı.

    Arkeoloji ve popüler bilim platformu Arkeofili'nin kurucusu Erman Ertuğrul, kitaplarıyla okuru geçmişi keşfetmeye davet ediyor. İlk büyük boyutlu çıplak kadın heykelinin Muğla'da sergilendiğini ya da fosilleri kanıt olarak kullanan ilk insanlardan birinin İzmirli olduğunu biliyor muydunuz? Kitap bu ve benzeri birçok sorunun cevaplarını veriyor.

    Aslan gövdeli, kartal başlı griffon efsanesini Antik Yunan dünyasına tanıtan bir Balıkesirliydi; at eğitimi üzerine bilinen en eski metin Çorum'da yazıldı. Bu bilgilere daha önce pek denk gelmemiş olabilirsiniz. Çünkü çoğunlukla başka dillerde yazılıp dilimize çevrilen popüler bilim kitaplarını okuyor, geçmişe başkalarının merceğinden bakıyoruz. Neolitik dönem anlatılırken Göbeklitepe yerine Stonehenge’in hikâyesini öğreniyor, antik dünyanın yedi harikasından ikisinin Türkiye'de olduğunu fark edemiyoruz. Oysa bu topraklar, insanlık tarihinin pek çok döneminde en önemli merkezlerinden biri oldu. Kitap yalnızca Anadolu’nun geçmişine odaklanmasa da pek çok konuda bu topraklardan örnekleri, insanları ve olayları kapsıyor.

    0
    0
    274
  • 16-06-2026

    Şilili yönetmen ve yazar Manuela Infante imzalı Vampyr, 27 ve 28 Haziran’da Kundura Sahne’de izleyicilerle buluşacak.

    Estado Vegetal ve Cómo Convertirse en Piedra ile başlayan sahne araştırmasının üçüncü parçası Vampyr, Beykoz Kundura’nın ortak yapımcıları arasında yer aldığı ve Şili başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen yaratıcı ekibiyle İstanbul’a konuk olmaya hazırlanıyor. Vampyr, tiyatroyu klasik anlatı biçimlerinin ötesine taşıyan bir yaklaşımla kurgulanıyor. Uluslararası tiyatro çevrelerinde özellikle deneysel dili ve disiplinler arası üretimleriyle tanınan Manuela Infante, bu yapıtında sahte belgesel formunu sahneye taşıyarak izleyiciyi çok katmanlı bir anlatının içine davet ediyor.

    Şili coğrafyasından beslenen Vampyr, doğa/kültür ayrımını reddeden, biçim değiştiren varlıkların izini sürüyor. Yarı insan, yarı hayvan; yarı canlı, yarı toprak olarak var olan bu figürler, Şili’de kontrolsüz biçimde kurulan rüzgâr türbini sahalarında dolaşırken kimi zaman yarasa, kimi zaman gece vardiyasında çalışan işçiler olarak sahnede karşılık buluyor. Eser, bu hibrit varlıklar üzerinden tükenmişlik, enerji üretimi, çalışma ve dinlenme gibi kavramları sorgularken, insan dışı canlılarla kurulan ilişkilere de eleştirel bir perspektif getiriyor.

    Kara mizah ve absürt öğelerle kurulan sahne dili, Avrupa vampir miti ile Şili’de yaşayan hematofag yarasa türleri arasında ironik bir bağ kuruyor. Bu bağlamda Vampyr, günümüzde “yeşil enerji” söylemleri etrafında şekillenen yeni sömürü biçimlerine de sahneden yanıt üreten politik bir katman barındırıyor.

    Beykoz Kundura’nın ortak yapımcılığında hayata geçen eser; Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili) ve NAVE iş birliğiyle uluslararası bir üretim sürecinin sonucu olarak sahneye taşınıyor. Bu çok ortaklı yapı, farklı coğrafyalardan sanatçıların bir araya geldiği kolektif bir üretim modelini görünür kılıyor.

    Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Künye:
    Yönetmen & Metin: Manuela Infante
    Yapım: Carmina Infante Güell
    Oyuncular: Marcela Salinas, David Gaete
    Tasarım: Rocio Hernández
    Yönetmen Yardımcısı & Teknik Sorumlu: Pablo Mois
    Hareket & Koreografi: Dian C. Guevara
    Ses Tasarımı: Manuela Infante
    Ses Teknisyeni: Víctor Muñoz
    Araştırma & Dramaturgi: Camila Valladares
    Kostüm: Elizabeth Pérez
    Ortak Yapım: Centro Cultural Matucana 100, Espacio Checoeslovaquia, Centro Cultural de España (Şili), NAVE, Beykoz Kundura
    ​Destekleyenler: Universidad Academia Humanismo Cristiano, Oxiluz Iluminaciones, Cultura Violeta

    0
    0
    1351
DAHA FAZLA
Geldanlage