GÜNDEM
  • 08-01-2026

    Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan güncel sanat dergisi Sanat Dünyamız’ın sunduğu III. Sanat Dünyamız Film Günleri bu yıl “Kim Kimi Yiyor?” teması ile 23-26 Ocak tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Sanat Loca’da izleyicilerle buluşacak.

    Küratörlüğünü sinema yazarı Engin Ertan’ın yaptığı Sanat Dünyamız Film Günleri, besin kaynaklarının dağılımına, gıda aktivizmine, açlık ve tokluk ikiliğine, tüketen ve tüketilen ilişkisine, mutfaktaki cinsiyet rollerine, yemeğin kültürel ve zamansal boyutlarına odaklanıyor. Tema başlığı “Kim Kimi Yiyor?” olarak belirlenen III. Sanat Dünyamız Film Günleri’nde bu kapsamda yemekle olan bağımızın çeşitliliğini gösteren ve yemeğin metafora dönüştüğü durumlara vurgu yapan yapımlar yer buluyor. Yeni yapımların yanı sıra klasik filmleri de izleyiciyle buluşturacak olan Sanat Dünyamız Film Günleri festival coşkusu yaşatmayı hedefliyor. Seçkide, Çekoslovakya’nın ilk feminist yönetmeni olarak bilinen Vera Chytilova’nın yazıp yönettiği Sedmikrasy (Papatyalar, 1966) ile geçen yıl başrol oyuncusu Léa Drucker’e Antalya Altın Portakal Film Festivali Uluslararası Uzun Metraj Yarışması’nda En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran, Laura Wandel’ın yazıp yönettiği L’intérêt d’Adam (Adam’ın İyiliği İçin, 2025) gibi filmler yer alıyor.

    Sanat Dünyamız Film Günleri bu yıl bir de konuk küratör ağırlıyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Obur Zihin – Yiyeceklerle İlişkimizin Evrimi kitabının yazarı ABD’li antropolog ve yazar John S. Allen, Sanat Dünyamız Film Günleri’ne seçtiği iki filmle katkıda bulunuyor: 2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Macerası, Yön: Stanley Kubrick, 1968) ve Big Night (Büyük Gece, Yön: Campbell Scott & Stanley Tucci, 1996). 2001: A Space Odyssey’de yemek, karakterler için dünyadaki hayatın hatırası ve uzay yemeğinin keşfi hayatta kalmanın bir yolu. Big Night’ta ise 1950’li yıllarda ABD’ye gelen İtalyan göçmeni bir aile üzerinden yemeğin anılarla ve göçle olan ilişkisine bakılıyor. Allen, Film Günleri’nin ardından, “21. Yüzyıl Konuşmaları” kapsamında 27 Ocak saat 19:00’da “İnsan Gözüyle: Çıtır” başlıklı bir konferans verecek.

    ​Güncel sanatla sinemanın kesişiminde yer alan filmleri izleyiciyle buluşturan, kendi alanındaki en özgün programlardan olan Sanat Dünyamız Film Günleri’nde bu yıl tema kapsamında güncel sanat performansları ve bir resim seçkisi de sunuluyor. Sanatçı CANAN film günleri için hazırladığı Zengin Mutfağında Fakir Yemeği – Şeftali Reçeli adlı sunum-performansını izleyicilerle paylaşıyor. Sanatçı Tunca ise KYKEON adlı performansında tarihi bir yemeği tadıma sunuyor. Ayrıca Film Günleri boyunca Loca’da izleyicileri ressam Vardal Caniş’in yemek sofraları ve lokantaları gösteren resimlerinden oluşan bir seçkisi karşılıyor.

    0
    0
    185
  • 08-01-2026

    Collect Gallery’de sanatseverlerle buluşan “Zemin_Siz İstanbul” sergisi kapsamında, Zeynep Sayın, Murat Germen ve Fırat Arapoğlu, Evrim Altuğ moderatörlüğünde düzenlenen sergi konuşması 10 Ocak Cumartesi akşamı saat 17.30’da gerçekleşecek.

    Murat Germen, “Zemin_Siz İstanbul” sergisinde, Batı’nın gelişimini destekleyen ufuk çizgisi ve sabit bir zemine dayalı doğrusal perspektifin aksine çağımızın baskın görsel dili olan dikey perspektifin İstanbul metropolüne uygulanmasına odaklanıyor. Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zemin_Siz İstanbul”, Germen’in son dönem çalışmalarını izleyicilere sunuyor. Sergi kapsamında, 10 Ocak Cumartesi akşamı saat 17.30’da küratör Arapoğlu ile Zeynep Sayın, Murat Germen, Evrim Altuğ moderatörlüğü ile Collect Gallery’de bir araya gelecek. Etkinlikte, sanatçı Germen’in üretiminde öne çıkan coğrafya, bellek, arkeoloji, teknoloji, sosyoloji ve kültürel dönüşüm gibi fenomenlere dair güncel okumalar masaya yatırılacak.

    ​Germen, bilindiği gibi son dönem çalışmalarını son 25 yılda ekonomik, mimari, sosyolojik ve ekolojik işgali daha da gözle görünür hâle gelen mega kentin tepesine konuşlandırdığı son teknoloji drone’lar ve fotografik aygıtlarla ortaya koydu. Sanatçı, bu yapıtlar üzerinde, Türkiye’yi de etkisi altına alan pandemi sürecinde çalışmaya başladı. Çoğunluğu yatay, renkli ve devasa İstanbul panorama fotoğraflarını içeren sergideki eserler, dört ana grupta yer alıyor. Eserler, küratöryal bir yaklaşım ile ölçek, hegemonya, dikey bakış, alt yapı ve ‘Tanrı’nın Gözü’ gibi sanat tarihsel pozisyonları da görünür ve tartışılır kılıyor.

    0
    0
    174
  • 08-01-2026

    Aziz Nesin’in toplumun genel bir görünümünü sunan öykülerinden oluşan “Bar Fedaisi” başlıklı dinleti, 26 Ocak Pazartesi akşamı saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda izleyiciyle buluşacak.

    İş Sanat’ın dinletilerine bu ay Aziz Nesin’in eserleri hayat buluyor. Nesin’in “İntikam”, “Sınır Üstündeki Ev”, “Bar Fedaisi”, “Nasıl Buldunuz?” ve “Çamaşır Günü” adlı hikâyeleri; Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek tarafından seslendirilecek. Metni Atilla Birkiye tarafından hazırlanan dinletinin müzik direktörlüğünü Serdar Yalçın, sahneye uygulanmasını ise Mehmet Birkiye üstlendi. Hikâyelere Şemsa İdil Ural (çello), Seda Subaşı (keman) ve Serdar Yalçın (piyano) eşlik edecek.

    ​İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak düzenlenen hikâye ve şiir dinletileri için Biletix üzerinden rezervasyon yapabilirsiniz.

    0
    0
    192
  • 08-01-2026

    Indie-pop'un yükselen ismi Saint Stacy, 14 Şubat’ta Blind İstanbul’da müzikseverlerle buluşacak.

    Kadebostany’den tanıdığımız Saint Stacy, 2023’te başlattığı solo projesiyle kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. “Feel Like Myself” ve “By The Wind” gibi hit parçalarıyla 20 milyondan fazla dinlenmeye ulaştı. Müziğin yanı sıra şarkı yazarlığı, prodüksiyon ve moda alanındaki vizyonuyla da öne çıkan İsviçre merkezli vokalist, sahne estetiği ve enerjisiyle hızla kendi kitlesini oluşturdu. Saint Stacy, 2025 Ekim ayında ise Beginner Again başlıklı ilk albümünü yayımladı. İlk headline turnesi kapsamında İstanbul’da sahne almaya hazırlanan sanatçı, hayranlarına güçlü ve unutulmaz bir canlı performans sunmaya hazırlanıyor.

    Saint Stacy 2016-2020 yılları arasında Kadebostany ile 20’den fazla ülkede 300’den fazla konser verdi. 14 Şubat 2026’da Blind İstanbul sahnesine çıkacak Saint Stacy, müziği ve görsel estetiğini bir araya getiren performansıyla izleyenlere unutulmaz bir gece yaşatacak.

    ​Black Label Events organizasyonuyla gerçekleşecek Saint Stacy konserinin biletlerine buradan ulaşabilişiniz.

    0
    0
    194
  • 08-01-2026

    Dirimart, Seçkin Pirim ve Jorinde Voigt’un seçili eserlerini bir araya getiren “Kopuşlar ve Ritim” başlıklı sergiyi 15 Ocak-21 Şubat tarihleri arasında Londra’daki mekânında sanatseverlerle buluşturacak.

    Birbirinden farklı ancak yankı uyandıran iki sanatsal pratiği buluşturan “Kopuşlar ve Ritim” başlıklı sergi, kişisel deneyimi kâğıt kesim işleri aracılığıyla karmaşık görsel sistemlere dönüştüren yapıtlar arasında güçlü bir diyalog alanı açıyor. Manuel ve dijital süreçler ile düzen ve bozulum arasındaki denge arayışını odağına alan Pirim ve Voigt, dünyanın kendini dayatan yapıları içinde insanın sahicilik arzusunun nasıl varlığını sürdürdüğünü araştırıyor.

    “Türkiye doğumlu sanatçı Seçkin Pirim (d. 1977, Ankara), kâğıt üzerindeki çalışmalarını tekrarlayan jestlere yönelik bilinçli müdahaleler üzerinden kurgular. Başlangıçta simetrik katmanlar üretmek üzere tasarlanan kâğıt kesimler, sanatçının pratiğinde zamanla karmaşık ve heykelsi formlara dönüşür. Akademik olarak heykel eğitimi almış olan Pirim’in dijital olarak kurguladığı kompozisyonlar, masif ahşaptan oyulmuş izlenimi verse de her bir yapıt aslında emek yoğun bir süreç içerisinde katman katman inşa edilmiş kâğıt yüzeylerden oluşur.

    Pirim’in Gri Sütunlar (2024) ve Diken Bahçesi Serisi (2024) başlıklı son serileri, antik sanatçıların mimari sütunlar aracılığıyla kendilerini ifade etme biçimlerine dair araştırmalarına dayanır; bu mimari unsurlar, antik kentlere dair algımızı şekillendirmeyi günümüzde de sürdürmektedir. Perspektif (2025) adlı yapıt ise Diken Bahçesi Serisi’nin bir çeşitlemesi olarak, Pirim’in pratiğine sürekli nüfuz eden çağdaş dijital müdahale hâline işaret eder.

    Pirim’in işleriyle diyalog hâlinde konumlanan Alman sanatçı Jorinde Voigt (d. 1977, Frankfurt) pratiğini, insan algısının temelini oluşturan doğal akışları kapsayan ve gerçeklik, hakikat ve bilgi gibi kavramlarla ilişki kuran büyük ölçekli kâğıt işleri etrafında şekillendirir. Voigt’in üretimi, güzelliğin hem doğa hem de insan zihni tarafından nasıl üretildiğine dair süregelen bir sorgulamadan beslenir; sanatçı bu merakı, süreç odaklı seriler aracılığıyla sürekli olarak derinleştirir.

    Covid-19 pandemisi sırasında geliştirilen Rhythm serisi (2022), hareketin heykelsi kayıtlarından oluşur. Renkli kâğıtların kesilmesi, parçalanması ve katmanlanmasıyla üç boyutlu olarak oluşturulan çizgiler, çiçekleri ve manzaraları çağrıştırır. Yapısöküm ve yeniden inşaya dayalı bu süreğen süreç, çevremizdeki dünyanın iç içe geçen ritimleriyle canlılık kazanır. The Sum of All Best Practices (2021–22) serisindeki yapıtlar ise Berlin parklarından toplanan tekil yaprak kesitlerinin üç boyutlu düzenlemeler hâlinde bir araya getirilmesiyle oluşur; bu yapılar, tek ve belirli bir nesnenin daha geniş ve karmaşık bir sistemin parçası olabileceği sonsuz ihtimallere işaret eder.

    Seçkin Pirim ve Jorinde Voigt arasındaki bu diyalog, çıkış noktaları farklı iki sanatçının kaos, uyum ve bütünlük arayışına dair yaklaşımlarının nasıl ortak bir zeminde kesiştiğini ortaya koyuyor. Kopuşlar ve Ritim, her iki pratiğin de merkezinde yer alan bu arayışı görünür kılıyor.”

    Künye:
    1. Jorinde Voigt Rhythm (Charged), 2025 Gold leaf, ink, oil chalks, pencil and paper on wood, artist’s frame 107.5 x 89 x 25.5 cm Courtesy of the artist and Dirimart
    2. Jorinde Voigt The Sum of All Best Practices III, 2021 Collage mounted on mirror glass and graphite on paper 106 x 77 x 9 cm Courtesy of the artist and Dirimart
    3. Seçkin Pirim Thorn Garden Series 12, 2024 300 gr bristol paper cut-out 222 x 70 x 6.5 cm Courtesy of the artist and Dirimart
    ​4. Seçkin Pirim Grey Columns, 2024 300 gr bristol paper cut-out 202 x 60 x 5 cm Courtesy of the artist and Dirimart

    0
    0
    173
  • 08-01-2026

    Lanetli Tavşan ile tanıdığımız Bora Chung’un insan doğasının kırılgan ve rahatsız edici yönlerini ortaya koyduğu öykülerinden oluşan kitabı Senin Ütopyan, Sevda Kul’un Korece aslından çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    Senin Ütopyan hem distopik bir evrenin hem de vicdani bir muhasebenin kapısını aralıyor: duyguları öğrenmeye çalışan bir yapay zekâ, yıkımın ortasında anlam arayan bir toplum, kapitalizme direnerek her şeye rağmen hayatta kalmanın bir yolunu bulan doğa…

    ​Bu kitaptaki öyküler yalnızca insan olmanın anlamını yeniden şekillendirmiyor aynı zamanda çağımızın en büyük sorusuna yöneltilmiş güçlü bir bakış sunuyor: “Gerçek mutluluk, kurulan bir ütopyada mı saklıdır, yoksa ondan vazgeçme cesaretinde mi?”

    0
    0
    205
  • 07-01-2026

    Pera Müzesi, British Council Koleksiyonu’ndan 29 sanatçının yapıtlarını bir araya getiren “Ortak Duygular” sergisine paralel olarak hazırlanan “Görünmez Bağlar” başlıklı film programını 9 Ocak-8 Şubat arasında Pera Müzesi Oditoryumu’nda izleyicilerle buluşturacak.

    İngiliz sinemasının altı önemli yapımını bir araya getirerek görünmeyen ama belirleyici bağların izini süren program; bireyler, kurumlar ve gelecek tahayyülleri arasında kurulan ilişkileri sinemanın farklı anlatı olanakları üzerinden ele alıyor. “Görünmez Bağlar”, Ortak Duygular sergisinin üç bölümlü yapısını izleyerek ve bölüm başlıklarına sadık kalarak “Özeni Korumak”, “Tanıdık Yüzler” ve “Hayali Gelecek” başlıkları altında şekilleniyor. Program, sanatın korunmasından kimliklerin temsil biçimlerine, bireysel hafızadan kolektif gelecek kurgularına uzanan geniş bir düşünsel alan açıyor.

    Programın ilk bölümü “Özeni Korumak”, sanat koleksiyonculuğunun politik boyutlarını ve kurumların özen kavramını hangi pratikler üzerinden ürettiğini mercek altına alıyor. Usta belgeselci Frederick Wiseman’ın National Gallery filmi, Londra’nın en köklü kültür kurumlarından birinin gündelik işleyişini gözlemci kamerasıyla takip ederken, müzeyi hem yaşayan bir organizma hem de kolektif bir öğrenme alanı olarak ele alıyor. Restorasyon süreçlerinden küratoryal tartışmalara uzanan film, sanatın toplumsal rolüne dair temel soruları görünür kılıyor.

    Karen Archy’nin “Toplum tarafından geride bırakılmış birini tanıyor muyum?” sorusundan hareketle şekillenen “Tanıdık Yüzler” bölümü, Britanya sinemasında kadın, kuir ve beyaz olmayan anlatıların izini süren dört filmi bir araya getiriyor. Virginia Woolf’un romanından uyarlanan ve yönetmenliğini Sally Potter’ın üstlendiği Orlando, kimliğin ve cinsiyetin akışkanlığını yüzyıllara yayılan bir hikâye üzerinden ele alırken; Derek Jarman’ın ölümünden birkaç ay önce tamamlanan filmi Mavi, AIDS’le geçen bir yaşamın içsel tanıklığını tek bir renk alanı ve ses aracılığıyla aktarıyor. Terence Davies’in yarı otobiyografik yapıtı Uzun Günün Sonu, 1950’lerin Liverpool’unda bir çocuğun dünyasını anıların kırılganlığıyla perdeye taşırken; Joy Gharoro-Akpojotor’un ilk uzun metrajı Hayalperestler, göç, aşk ve dayanışma temalarını güncel bir politik bağlamda ele alıyor.

    Programın “Hayali Gelecek” başlığını taşıyan üçüncü bölümü, nesnelerin, teknolojinin ve insan olma hâlinin geleceğine dair spekülatif yaklaşımlara odaklanıyor. Nicolas Roeg imzalı Dünyaya Düşen Adam, David Bowie’nin unutulmaz performansıyla, yabancılaşma, tüketim kültürü ve insanlık hâllerini bilimkurgu anlatısı üzerinden yeniden düşünmeye açıyor.

    ​“Görünmez Bağlar” başlıklı film programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    396
  • 07-01-2026

    Pg Art Gallery, Ceren İren’in “Superposition” başlıklı sergisini 31 Ocak-7 Mart tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    “Bal arıları, insanlığın kolektif hafızasında daima bereketin, yeniden doğuşun ve birlikte üretmenin simgesi olarak yer alır. Antik Mısır’da Tanrı Ra’nın gözyaşlarının toprağa düşmesiyle oluştuğuna inanılan bal arıları, insanlığa sunulmuş bir armağandır. Bu mitolojik kökenler ile arı toplumunun kusursuz örgütlülüğü birleştiğinde, bal arıları yalnızca doğanın küçük bir unsuru olmaktan çıkar; toplumsal düzen, dönüşüm ve ortak yaşam üzerine düşünmenin sembolü hâline gelir. 

    Ceren İren, bal arılarının form ve davranışlarının oluşturduğu bu çok katmanlı anlam alanını kendi üretim pratiği içinde yeniden kurar. Kovan onun için bir gözlem alanı olmanın ötesine geçerek üretim biçimini dönüştüren bir kaynak hâline gelir. Arı toplumunun dinamizmi, ortak çalışma düzeni ve özellikle oğul verme sırasında ortaya çıkan örgütlü kümelenme, eserlerin temel izleğini oluşturur. Binlerce bal arısından oluşan oğul, kraliçe etrafında örgütlenip küme hâlinde hareket ederek bulunduğu kovanı terk eder ve konumlandığı yeni yüzeyi bir yığın hâlinde kaplar; bu kolektif davranış biçimi, kovandaki eski düzenin sonlanmasıyla yeni bir yaşamın başlangıcını simgeler.   

    Üretim süreci, kovanın çok aşamalı işleyişini anımsatan ritmik bir yapıya sahiptir. Renkli kâğıtlardan delerek elde ettiği daireleri yüzeye tek tek iğneleyerek, kovan içindeki görev dağılımını çağrıştıran küçük ama süreklilik gerektiren tekrarlar üretir. Bu katmanlı uygulama, arıların nektarı bala dönüştürürken izlediği ardışık sürece benzer biçimde, uzun süreli tekrarların bir bütün oluşturduğu yapısal bir yoğunluğa dönüşür. 

    Superposition hem fiziksel hem de kavramsal düzlemde çoklu hâllerin tek bir form içinde birleşmesini tarif eden bir çakışma ve birliktelik hâlidir. Kendi sınırlarını yitirerek yeni bir bütün oluşturan yoğunlaşmış formlarda, belirsizlik ve eşzamanlılık aynı yüzeyde birlikte var olur. Bu süreçte yüzeyde oluşan dokuda arı ile peteğin ayrımı silinir, ikisi tek bir organizma gibi davranan bütüncül bir yapı hâline gelir. Tıpkı bal arılarının kovandaki tüm boşlukları içgüdüsel bir biçimde doldurma eğilimi gibi, bu çalışmalarda da aynı yoğunlaşma, birikme ve boşluğu yok etme itkisi kendini gösterir. 

    Sergi, arı toplumunun form ve davranışlarının insanın üretme, yeniden konumlanma ve dönüşüm hâlleriyle nasıl kesiştiğini görünür kılar. Yüzeyi kaplayan daireler, iğneler ve petek benzeri örgüler; arıların kolektif yapısının, sanatçının üretim pratiğinde yeniden somutlaşmış hâlidir.”

    0
    0
    311
  • 07-01-2026

    François Dosse’un iki zihnin yaratıcı buluşmasından doğan devrimci fikirlerin ardındaki insan deneyimini incelediği kitabı Gilles Deleuze ve Félix Guattari: Kesişen Hayatlar, Aslı Sümer ve Devrim Çetinkasap’ın çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Gilles Deleuze ve Félix Guattari: Kesişen Hayatlar adlı kitap, 20. yüzyıl düşünce tarihinin en çarpıcı ve üretken ortaklığının perde arkasını ilk kez bu denli ayrıntılı biçimde aydınlatıyor. Arşiv belgeleri, mektuplar ve tanıklıklardan yola çıkarak yalnızca entelektüel bir devrimi değil, aynı zamanda kişisel zorlukları, duygusal gerilimleri ve siyasi mücadeleleri de gözler önüne seriyor.

    ​“Deleuze ve Guattari nasıl oldu da bireyselliklerini koruyarak ortak bir ses oluşturabildiler? Bu benzersiz ortaklık hangi kavramların doğmasına yol açtı ve iki düşünürün yaşamlarını nasıl dönüştürdü? Gilles Deleuze’ün felsefi derinliği ile Félix Guattari’nin devrimci psikiyatri pratiği, beklenmedik bir karşılaşma sayesinde buluşarak düşünce tarihinde yeni ufuklar açtı. Bu buluşmadan Anti-Oidipus, Bin Yayla ve Felsefe Nedir? gibi çığır açan eserler doğdu.”

    0
    0
    328
  • 07-01-2026

    Yapımcı Kubi Öztürk, vokalist Alexandra Kimel, filmci ve basçı Simon Baucks ile multi-enstrümantalist Benni Zimmerman’dan oluşan The Guillotines grubu, “pool painted black” isimli ilk şarkısını Tamar Records etiketiyle yayımladı.

    The Guillotines, birbirinden farklı yaratıcı dünyaları tek bir tutarlı sound’da buluşturuyor. Berlin-bazlı grup, şehirlerinin kaos ve düzenini bıçak sırtı bir keskinlik ve yumuşak bir kolaylığın dengesinde yansıtıyor. “pool painted black” şarkısı grubun yolculuğunu atmosferik ve umutlu bir sound ile başlatıyor. Doyumlulukla düşüncelilik arasında bir yerde oturan şarkı, gruptan gelecek diğer şeylere dair de bir işaret niteliği taşıyor ve electronica, blues ile post-rock unsurları arasında bir keşfe çıkıyor.

    “pool painted black” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    Künye:
    Şarkı yazarları: Alexandra J. Kimel, Benjamin Zimmermann, Simon Baucks, Kubi Ozturk
    Sözler: Alexandra J. Kimel
    Vokal: Alexandra J. Kimel
    Davul: Benjamin Zimmermann
    Bas Gitar: Simon Baucks
    Gitarlar: Kubi Ozturk
    Synthesizer: Kubi Ozturk
    Yapımcı: Kubi Ozturk
    Kayıt Mühendisleri: Max Rocco Stroux, v/nusian, Low.End.Freq
    Yardımcı Yapımcılar: Max Rocco Stroux, v/nusian, Low.End.Freq
    Davul ve Bas Gitar Düzenleme: Orçun Ayata
    Miksaj: Kubi Ozturk
    Mastering: Orcun Ayata
    ​Şarkı kapağı ve Görsel Tasarım: Seda Yıldırım / Beats Per Plant

    0
    0
    225
DAHA FAZLA
Geldanlage