
Osman Bozkurt’un “Tersine Dünya” isimli Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, 15 Eylül-3 Kasım tarihleri arasında Daire Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor. Sergide Bozkurt’un 2002’den 2018’e, İstanbul’u ve gündelik hayatımızdaki kırılma noktalarını belgelediği fotoğraf ve video yerleştirmeler yer alıyor.
Fizik terimi olan paralaks'tan ilham alan sanatçı, galeri mekânında bir tersine dünya oluşturuyor. Bozkurt izleyiciyi farklı perspektiflere sahip bir dizi gündelik hayat ve kent manzarasının içine yerleştiriyor. Mekânı dört farklı oda olarak ele alan sanatçı, her odayı çalışmalarının temalarına göre isimlendirerek bir zaman şeridi misali yakın tarihteki siyasal toplumsal ve kişisel kırılma noktalarını vurguluyor. Ayrıca oda içinde oda fikri ile kurgulanan sergi, ayna içinde ayna mantığı ile çok yönlü ve çok katmanlı bir Türkiye gerçekliğini gözler önüne seriyor.
Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl armağan edilen Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün bu yılki sahibi Adalet Ağaoğlu oldu.
Başkanlığını Handan İnci’nin üstlendiği, Asuman Kafaoğlu Büke, Oğuz Demiralp, Sibel Irzık, Cemil Kavukçu, Ömer Türkeş ve Faruk Duman’dan oluşan Seçici Kurul, Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün on birincisinin Adalet Ağaoğlu’na verilmesini kararlaştırdı. Gerekçe olarak şu ifadeler sunuldu: “16 Eylül 2018 Pazar günü toplanan Erdal Öz Edebiyat Ödülü Seçici Kurulu, çağdaş edebiyatımızın temel taşlarından Adalet Ağaoğlu’nu edebiyatımıza sağladığı tüm katkılardan dolayı bu yılki ödüle layık görmüştür. Adalet Ağaoğlu, arka planlarında Türkiye’nin sosyal, siyasi, kültürel yapılarını işlediği romanlarını, yenilikçi anlatım teknikleriyle kaleme almış, günlükleri, öyküleri, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızın doruklarından biri olmuştur.”
Handan Börüteçene’nin tasarladığı bir ödül heykelciği ve 15.000 TL’den oluşan ödül, 22 Ekim Pazartesi günü Dada Salon’da yapılacak törenle Adalet Ağaoğlu’na teslim edilecek.
Artweeks@Akaretler, 17-30 Eylül tarihleri arasında Bilgili Holding ve Sabiha Kurtulmuş organizasyonuyla, Vogue Türkiye ve GQ Türkiye’nin basın sponsorluğunda düzenleniyor.
Artweeks@Akaretler’de Clubfinearts ve Ekrem Yalçındağ “Duality&Infinitiy” başlıklı sergi ile 37 ve 39 numarada yer alacak. Etkinlik kapsamında MERKUR Galeri; Suat Akdemir, Arzu Akgün, Bahar Oganer, Ozan Oganer, Mustafa Yüce, Zeynep Çilek, Şevket Sönmez, Abdülkadir Öztürk ve Nilay Özenbay’ı; artSümer ise Gözde İlkin, Erdal Duman, Yasemin Özcan, Serkan Demir ve Onur Gülfidan’ı 37-39 numarada ziyaretçilerle buluşturacak. Aria Art Gallery ise Beatrice Gallori ve Angelo Brescianini ile sergide bulunacak. Vogue Gallery’de Vogue Türkiye Moda Fotoğrafları Sergisi, GQ Lounge’da ise Emre Yusufi’nin eserleri görülebilecek. Derya Yücel küratörlüğünde Öner Kocabeyoğlu’nun sanat koleksiyonundan bir seçki “Hüzünlü ve Huzursuz” başlığıyla Artweeks@Akaretler’de kapsamında 17 Eylül-15 Ekim tarihleri arasında 55 numarada görülebilecek. Fotoğraf sanatçısı Ziya Tacir’in son dönem çalışmalarının yer aldığı sergisiyle 45 numarada yer alacak. Ayrıca Artweeks@Akaretler kapsamında W OTEL’de sanatçı ve koleksiyoner buluşmaları, sanat sohbetleri, sergi turları gerçekleşecek.
Bilim Akademisi Konferansları çerçevesinde, Prof. Dr. Önder Pekcan’ın konuşmacı olacağı tıp, sosyoloji, sosyal bilimler ve fen-mühendislik alanlarından konuların ele alınacağı bir dizi konferans yıl boyunca Yapı Kredi Kültür Sanat’ın ev sahipliğinde düzenlenecek.
Bunlardan biri fraktalların, yani kesirli boyutlara sahip, kendine benzer (self similar) nesneler ve olayların, Orhan Pamuk’un romanlarıyla ne tür bir ilişkisi olduğunun konuşulacağı “Kardiyolojiden Edebiyata Gündelik Hayatta Fraktallar” başlıklı konferans olacak.
Prof. Dr. Önder Pekcan’ın vereceği konferansta fraktalların ne olduğu anlatılacak ve şu sorulara yanıtlar verilecek: Kıyı uzunluğu çelişkisi ile başlayıp, istatiksel fraktallarda, kutu sayma yöntemi ile boyut ölçme tekniği nedir? Polimer yapılar ve bunların jel oluşum sürecindeki fraktal boyut ölçümleri nasıl yapılır? Tıpta fraktal analiz yöntemlerinden biri olan Elektro Kardiyogram’ın (EKG) incelenmesi ve kutu sayma yönteminin bir uygulaması olarak EKG’nin fraktal boyut hesabı nasıl yapılır? Hasta kalp ile sağlıklı kalbin faz uzayındaki şekillerindeki farklar nelerdir? Sunumun sonunda fraktal hesaplamaların edebiyat alanındaki uygulamaları Orhan Pamuk örneğiyle anlatılacak. Orhan Pamuk romanlarının farklı Zip sayıları üzerinde durulacak ve Türk romanının deterministik mi yoksa keyfi olarak mı yazıldığı tartışılacak.
Konferans 19 Eylül’de saat 18.30’da Yapı Kredi Kültür Sanat – Loca’da gerçekleşecek.
2018 yılı Troya’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne kabulünün 20. yıl dönümü sebebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca Troya Yılı ilan edildi. Bu vesileyle 29 genç sanatçının Troya’yı yorumladığı “Düşler Ülkesi: Troya” adlı sergi ise Çanakkale’den sonra İstanbul’da Darphane-i Amire’de sergilenecek.
Etnik Popüler Sanatları Koruma ve Geliştirme Derneği (EPOS 7) ve BASE iş birliğinde, Kale Grubu’nun destekleriyle düzenlenen sergide baskı, cam, enstalasyon, fotoğraf, grafik tasarım, resim, seramik, video gibi farklı disiplinlerden çalışmalar yer alacak. Derya Yücel’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, 19 Eylül-19 Ekim tarihleri arasında İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne bağlı Darphane-i Amire’de izlenebilecek. Ayrıca sergi www.duslerulkesitroya.com isimli web adresinden 360° görülebilir.
Kubilay Mert Ural’ın “Faniler ve Feza Problemleri” adlı kişisel sergisi, 15 Eylül’de Pilot Galeri’de sanatseverlerle buluştu. Çalışmalarında sanatın ve dünyanın arzuları, düş kırıklıkları ve nihayetinde ihtiyaçlarıyla ilgilenen sanatçı, sonsuz ve tamamlanmayan bir döngüde, kaosun ve düzenin aynı olduğunu vurguluyor.
Resimden heykele, yerleştirmeden videoya farklı disiplinlerde çalışmalar yapan Ural; türler, zamanlar, hisler arasında bir hayali müze kuruyor. Sergi, Pilot Galeri’de 20 Ekim’e dek görülebilecek.
Ezra+Tuba Contemporary Art İstanbul’da, Open House bünyesinde “Algı Kapıları” başlıklı ilk sergisini gerçekleştirecek. William Blake’in “Algı kapıları temizlenmiş olsa, her şey insana olduğu gibi görünürdü: Sonsuz.” cümlesinden ilham alan seçkide, Ezra+Tuba’nın klasik sanattaki estetik kaygılarını içerisinde barındıran teknolojik ve dijital heykelleri yer alıyor. Ses ve ışık teknoloji entegrasyonu ile tasarlanan 3D heykeller, Rönesans döneminin bilimsel çalışmalarının etkilerinden ilham alıyor.
Çağdaş sanatın, teknolojinin tasarlanmış amacını geçerek, yeni ifade ve algı kapılarını açan, farklı disiplinlerden eserlerin yer aldığı sergide ayrıca mimar Sezen Sözeri tarafından hazırlanmış dijital 3D bir tablo, fotoğraf sanatçısı Yasin Baran’ın zaman ve mekânı tek bir süreklilikte iç içe geçiren fotogramları ve farklı disiplinlerden sanatçıların teknoloji ile deneysel maceraları yer alıyor.
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
Aslı Perker’in alternatif hayat hikâyem diye tanımladığı yeni romanı Flamingolar Pembedir, Everest Yayınları etiketiyle yayımlandı.
Altı yaşındaydım; çok karlı bir gece, Kars’ta, gece saat 3’te annem başka bir arabaya bindi ben başka bir arabaya. Onlar öndeydi, biz arkada. Kırmızı ışıklarını takip edecektik ve böylece bilecektik. Neyi? Güvende olduklarını, yaşadıklarını... Kırmızı ışıklar gözden kayboldu, tedirgin oldum, küçücük yaşıma rağmen anladım, ama sanki boğazıma bir şey geldi oturdu, konuşamadım. Ne çırpınabildim ne ağlayabildim. Ve bu konuda, o gece hakkında yıllar yılı hiçbirimiz konuşmadık.
Galeri 77, Zeynep Akgün’ün “Neredeyse” başlıklı üçüncü kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Galeri 77’nin Karaköy’deki yeni mekânında, 13 Eylül’de açılan sergi; devasa, göz kamaştırıcı ama ucuz nesnelerin çevrelediği kadınları merkeze alıyor. Çalışmalarında arada kalma, sıkışma, kapana kısılma gibi tekinsiz durumları resmeden Akgün, ironik ve aldatıcı bir gerçeklik içinde sürreal görseller yaratıyor.
Biçimsel olarak geleneksel resmin temel yönelimlerini kullanan Akgün, bir anlamda geleneğin bilindik alfabesiyle bugünün esnek ve çok dilli yapısını sentezleyerek eserlerinde kendi dilini oluşturuyor. Kadın kimliğine ve varoluşuna odaklanan “Neredeyse”, 4 Kasım’a kadar Galeri 77’de ziyaret edilebilir.
Bu yıl altıncı kez düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin yan etkinlik programında üç farklı sanal gerçeklik deneyimi yer alıyor. Kültürel hayata eşit katılımın yaygınlaşması amacıyla hayata geçen Engelsiz Filmler Festivali’nin bu etkinliği sayesinde sanal gerçeklik (VR) aracılığıyla engelli bireylerin hayatları yakından deneyimlenebilecek.
Sanal gerçeklik programında bu yıl 3 proje sinemaseverlerle buluşacak. İlki Jennifer Brea ve Amaury La Burthe tarafından yaratılan Altüst/Unrest VR. Proje Jennifer Brea’nın görünmez hastalığı ME (kronik yorgunluk sendromu) hakkında izleyicileri bir yolculuğa çıkartıyor. İkincisi yönetmenliğini Anrick Bregman ve Shehani Fernando’nun üstlendiği Parti/The Party, izleyicileri 16 yaşındaki otizmli Layla’nın gözünden dünyayı görmelerini sağlıyor. Son proje ise VRBecerisi: Maxim Kiselev/VRability: Maxim Kiselev. Yönetmenliğini Georgy Molodtsov’un yaptığı proje, tekerlekli sandalye ile buz pateni yapan dünyadaki tek sporcu Maxim Kiselev’in hikâyesini konu alıyor.
Sanal gerçeklik projeleri 8-10 Ekim tarihleri arasında İstanbul, Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu (SineBu); 12 - 14 Ekim tarihleri arasında Eskişehir, Taşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi (Kırmızı Salon); 17 - 21 Ekim tarihleri arasında ise Ankara, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi, Goethe-Institut ve Fransız Kültür Merkezi fuayelerinde görülebilecek.