
Yeşim Özkan ve Abdullah Güler’in üretimlerini Nazlı Pektaş küratörlüğünde buluşturan “Zaman Kasası” başlıklı sergi, 9 Ocak-20 Şubat tarihleri arasında Kasa Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.
“Zaman Kasası”, zamanı çizgisel ya da ölçülebilir bir akış olarak kurgulamak yerine; silinmiş mekânların kalıntılarında ve bastırılmış anlatıların boşluklarında filizlenen duyu alanı yaratarak kurguluyor. Özkan’ın koordinatları kaymış, kimliği aşınmış alanlara sızan harita araştırmalarıyla, Güler’in kerpiç ve kentsel göstergeler (tabelalar, güvercin imgesi) üzerinden kurduğu dil sergide kesişiyor. Böylece hatırlama; bellek kaydı olmanın ötesinde taşıma, saklama ve yeniden inşa etme süreci olarak yeniden tanımlıyor.
“Serginin düşünsel çerçevesi, iki sanatçının zamana ve mekâna dair farklı duyarlılıklarını ortak bir mesele etrafında birleştiriyor: Unutulan ve yerinden edilenlerin geri dönüş mekanizmaları. Bireysel hafıza ile kolektif bellek arasındaki geçirgenlikte dolaşan bu anlatı; nelerin görünür kılındığı, nelerin ise bilinçli bir biçimde silindiği sorusunun peşine düşüyor. ‘Zaman’, sabitlenemez varlığıyla hem sergiye hem de içinde bulunduğu ‘kasa’ya yerleşiyor. Kasa, bir anda akıp gideni zapt etme denemesinin sembolik karşılığına dönüşüyor.
Yeşim Özkan üretimlerinde, ‘yer’ kavramını coğrafi bir nokta olmaktan çıkararak ele alır. Sanatçı; resimler, haritalar ve toprak dolu kutular aracılığıyla, ismi silinmiş ya da koordinatları kasten saptırılmış mekânların izini sürer. Özkan’ın müdahalesiyle harita, yön bulmaya yarayan bir araç olmaktan çıkarak bedensel bir yüzeye yahut manzaraya evrilir. Koordinatları ve isimleri aşındırılmış bu haritalar; kâğıt gibi aracı yüzey yerine, doğrudan toprak ve kınanın fiziksel gücüyle şekillenir. Kınanın kültürel belleğimizdeki ritüelistik karşılığı, toprağın ağırlığıyla birleşerek haritayı yaşayan bir ‘tene’ dönüştürür. Özkan, bir yerin nerede olduğundan ziyade; orada olmanın (veya artık olamamanın) bıraktığı izi sorgular.
Abdullah Güler’in disiplinler arası arayışı ise toprağın ve gündelik nesnelerin bellekle kurduğu ilişkiyi yeniden inşa eder. Sanatçının videosunda öne çıkan güvercin figürü; bir haberci ve taşıyıcı metaforu üzerinden, belleğin hangi güzergâhlarda kesintiye uğradığını düşündürür. Güler; video, sanatçı kitabı, kerpiç ve tabelalardan oluşan bu katmanlı anlatıda, özellikle doğduğu kent Mardin üzerinden kentin turistik imaja indirgenerek ‘müzeleştirilmesini’ eleştirir. Bu cilalı görüntünün ardındaki asıl dokuyu; pişmemiş toprağı, yani kerpici galeriye taşır. Peki kerpiç tuğlalar, burada yapı malzemesi midir? Çatlayan, nefes alan ve zamanın etkisini üzerinde taşıyan yaşayan birer karşı-arşiv olarak konumlanmışlardır.
Böylece Özkan ve Güler, toprağın, kınanın ve kerpicin maddeselliği üzerinden, tarihin kıyısında kalan hafıza fragmanlarını ortak bir ‘şimdi’de düğümlüyor. ‘Zaman Kasası’, izleyiciyi geçmişin izlerini bugünün diliyle yeniden okumaya davet eden bir yüzleşme zeminine çağırır.”
Künye:
1. kayıp zaman hattı -yeşim özkan
2. harita kaydı - yeşim özkan
3. Abdullah Güler-Müstahak
4. kerpiç