04 TEMMUZ, CUMA, 2025

“Yaşama ve Ölüme Aynı Yerden Bakmaya Çabalıyoruz”

Şebnem İşigüzel’in Hanene Ay Doğacak başlıklı öykü kitabında yer alan üç hikâyeden Büke Erkoç ve Ersin Yaşar tarafından sahneye uyarlanan The Future Looks Bright (Hanene Ay Doğacak) izleyicilerle buluşmaya devam ediyor. Büke Erkoç’un tek kişilik performansıyla izleyicilerle buluşan The Future Looks Bright, aile, dostluk, aşk, toplum gibi birçok meseleyi tartışmaya açıyor ve herkes için derin bir sorgulama vadediyor.

Şebnem İşigüzel’in aynı başlıklı kitabındaki üç öyküden uyarlanan Hanene Ay Doğacak, birçok farklı duyguyu içerisinde barındıran çok yönlü bir metin/oyun. Öncelikle söz konusu üç öykünün oyuna nasıl el verdiğini, bu hikâyenin sizin için nerede ve nasıl başladığını sormak istiyorum.

Hanene Ay Doğacak’ı seçme kararımız, en çok yazarın genç yaşta gösterdiği cesaretin bize verdiği ilhamdan kaynaklıydı bence. Şebnem İşigüzel’in bu kitaptaki dili olağanüstü cesur. İlk kez bu kitabı onun yazdığı yaşlardayken okumuştum ve büyülenmiştim. Anlatımındaki korkusuzluk beni hem etkilemiş hem de sarsmıştı. “Nasıl olur da bu kadar ‘kim ne der’ diye düşünmeden yazabilir insan?” diye düşünmüştüm. Ben o yaşlarda hep kendimi engelleyen biri olarak, onun bu cesaretiyle ilk kez başka bir ihtimali gördüm.

Özellikle “Tabut” adlı öykü beni çok etkilemişti bir göçmen olarak. Kendi ülkesinden göç etmek zorunda kalmış bir insanın, hayatta kalabilmek için başka bir yere sığınması ama yine de ölümünde bile kendi toprağına gömülmeyi istemesi… Başka toprakların onu tüküreceğine, yalnızca doğduğu yerin toprağının bedenini kabul edeceğine dair o derin korku… O kadar tanıdıktı ki, bu öyküyü tekrar okuduğumda hemen Ersin Yaşar’a gittim ve “Gel bu kitaptan bir oyun yapalım,” dedim. Uyarlama süreci böyle başladı.

Kitabın yapısı gereği öyküler aslında birbirinden bağımsızdı. Tematik bir bütünlük vardı ama hikâyeler yapısal olarak iç içe geçmiyordu. Bu noktada, metinleri birbiriyle iç içe geçirme ve o şekilde oyunlaştırma fikri Ersin Yaşar’dan geldi. Uyarlamamız da onun bu dramatik kurgulama önerisiyle şekillenmeye başladı. Kitaptaki her hikâye o kadar heyecan veriyordu ki bize bir yandan da, seçemediklerimizi başka bir oyuna saklayıp o dönemde en çok bağ kurduğumuz üç hikayeyi seçip üzerine çalışmaya başladık.

Hanene Ay Doğacak benim için sadece edebi olarak değil, politik olarak da büyüleyici bir kitap. Bir kere yazar tarafından çok genç yaşta yazılmış ve sansüre uğramış bir metin. Çünkü dönemin Muzır Kurulu kitabı “muzır” bulmuş, yani uygunsuz ilan etmiş. Can Yayınları, bir dönem kitabı siyah bantlarla sansürlenmiş hâliyle basmak zorunda kalmış hatta. Daha da unutulmazı, Şebnem İşigüzel’in tek cümlelik açıklaması “Demek kitabımı iki yıl önce yazmış olsaydım ben de okuyamayacaktım”. Yaşar Kemal, Pınar Kür, Latife Tekin, Orhan Pamuk gibi yazarlar “Edebiyat sansürlenemez” bildirisi imzalamış kitap için. O kopyalardan biri Şebnem İşigüzel’in oyun sonrası bana hediye ettiği nüsha ve ben evde kasada saklıyorum (güler).

Yani, sanırım bizi en çok etkileyen şey, bütün bu baskıya rağmen Şebnem İşigüzel’in o yaşta bu kitabı yayımlamış olmasıydı. Hanene Ay Doğacak’ı sahneye taşımamızın ardında en çok sanırım bu cesaretle kurduğumuz bağ ve hayranlık var.

0
1
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage