03 EYLÜL, PERŞEMBE, 2015
Sezonun Yeni Sergileri Birer Uyarıcı Gibi!

How to tell of peace to a living dove?, 2015, Videostill

Sezonun Yeni Sergileri Birer Uyarıcı Gibi!

Parçalanmış Zaman, 2009 Taş ve video projeksiyonu 200 x 220 x 70 cm

Sezonun Yeni Sergileri Birer Uyarıcı Gibi!

Kürşat Bayhan, “Water Bottle” serisinden (2014)

Sezonun Yeni Sergileri Birer Uyarıcı Gibi!

AKBANK SANAT Louise Bourgeois Sergisi  - Lit gros édredon

Sezonun Yeni Sergileri Birer Uyarıcı Gibi!

Piero Manzoni - Achrome (Photo by Linda Inconi-Jansen, 2014)


Sezonun Yeni Sergileri Birer Uyarıcı Gibi!

Sergi açılışlarının ardı ardına gerçekleştiği, galeriden galeriye koştuğumuz şu haftalarda yazarlarımıza heyecanla bekledikleri sergileri sorduk, yorumlarını aldık.

İlk olarak Seda Yörüker’den açılış maratonunda aklında kalan sergileri dinledik.

Bienalin ve sanat fuarlarının yarattığı heyecan, müzelerden galerilere, sanat kurumlarından küçük oluşumlara çeşitli yerlerde sayısız etkinliği aynı zaman diliminde ortaya çıkarıyor. Bu durumda ‘kaçırılmaması gerekenler’i bir soru olarak kendimize de yöneltiyoruz. Her şeyi takip etmek mümkün ve kuşkusuz gerekli de değil, zira beğinimiz ve ilgimiz neye doğru açılıyorsa onu kaçırmasak iyi olur. Cevaplarımızın öznelliği, bu sorunun yegane ilginç tarafı olabilir. Seza Paker’in Galerist’de gerçekleşen “Absinthe” sergisi bana heyecan verici gelenlerin başında yer alıyor. Sanat ve kültür tarihinde yeri olan absinthe içkisi etrafında katmanlanan bu sergi, zamanları ve mekânları kopuk kopuk birbirine bağlıyor; Pera’dan Paris’e uzanan bir belleği gündeme taşıyor. Diğer yandan Absinthe’in bir hazırlama ritüeli, ödürücü kimyasal yanı ve imgesel anlamda yeşil olma özelliği gibi başka açılımları da var. Bu sergi kültürel ve bilimsel, sezgisel ve entelektüel bir uyarıcı gibi.

Hareket ve mekanik üzerinde çalışan ve bu eksende yıllardır çalışma mekânında kendine bir evren kurmuş olan Server Demirtaş’ın Bozlu Art Project’de açılan “Evvel Zaman Makinesi” görmeye değer bir başka sergi. Demirtaş’ın sergisi bir yandan daima ortalıkta olmayan ama dikkate değer bir tarihsel serüveni olan sanatçının harekete ilişkin sonsuz tutkusunun ortaya çıkarttığı sıradışı dünyayla karşılaşmak adına, diğer yandan günümüzde beden ve makine estetiğinin super-finished, endüstriyel veya software temelli değil; ilksel, yabani ve bir ölçüde de mizahi yanlarıyla karşılaşmak adına ilginç.

Co-Pilot’da açılan Şener Özmen’in “Çıkış Var” isimli sergisi sanatçının sanatındaki büyük dönüşümü görmek adına mutlaka görülmeli. Özmen’in bu sergide geçmiş işlerine kıyasla daha kavramsal, derinlikli, mesafeli ve şiirsel işler ürettiğini görüyoruz. Onun sanatındaki kırılmayı, başkalaşmayı ve dolayısıyla sanatçının aldığı yolu, kendini sorgulamasını ortaya koyan bu sergi çok heyecan verici. Ancak büyük sanatçılar kendini yıkıp yeniden yapabilir.

Bir başka sergi “(re)present exhibist: 2 years”. Mixer’de gerçekleşecek sergi, bu sanat mekânının çok odaklı ve ilişkisel bir platform olma halini temsil ediyor. İkinci yılını geride bırakan exhibist’in belleğini bu sanat yayınında yer almış sanatçılardan meydana gelen bir sergi ile karşımıza çıkaran Mixer, sanat yazımı ile sanatsal hareket arasında en başından beri kurduğu korelasyonun adeta altını çiziyor. Candaş Şişman, Aslı Narin, Sibel Horada, Güneş Terkol, Civan Özkanoğlu gibi farklı bağlamlarda çalışan sanatçıların güçlü işlerinin yer aldığı sergi yazıdan sanat işine, yayından sanat mekânına devam eden sanatçıya ve onun sunumu fikrine odaklanıyor. Nereden bakılsa esaslı bir mesele.

Ayrıca görsel sanatlar açısından bilinçli bir koleksiyonu olan Borusan Contemporary’nin “Görünenin Ardındaki” sergisi, Krzysztof Wodiczko ve Michal Rovner gibi çok önemli disiplinlerötesi sanatçıların çalışmalarını görmek açısından önem taşıyor. Bu serginin zihinsel olarak kolaylıkla tüketilemeyecek işleri, İstanbul’da sıklıkla karşımıza çıkan kolay hazmedilen, mesaj içerikli, politik didaktik işlerden farklı.

Bu sergilerin yanısıra Sabancı Müzesi’ndeki avangard hareket “Zero”, Şekerbank Açık Ekran’daki “Ulay'ın Erken Dönem İşleri: Kimliksizleşme ve Dönüşme” ve Akbank Sanat’taki “Louise Bourgeois: Dünyadan Büyük” sergilerini kaçırmamak gerekir demek bile fazla! Sanat tarihine bugün(den) ve her gün bakmak lazım. Louise Bourgeois ve Ulay hem kişisel hikâyesiyle bir birey olarak hem de sanat tarihinde eşsiz bir aktör olarak çok şey söylüyorlar. Sanat sadece nesnelerin değil, en çok da bireylerin sanatı. Bu nedenle sergileri böyle bir ilgiyle gezmek, bir sergiden daha büyük bir dünyaya açılmayı sağlayabilir.

0
3657
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage