
BİENAL BELLEĞİ -V-
PİLOT Galeri yardımcı direktörü Amira Akbıyıkoğlu 14. İstanbul Bienali’ndeki en sevdiği işin Susan Philipsz’in Elettra isimli çalışması olduğunu söylüyor. Ve Elettra’yı şöyle anlatıyor:
“Bienal turum sonlanmadı, ama Susan Philipsz’in Büyükada Mizzi Köşkü’ne yerleşmiş Elettra’sı şu ana dek görüp etkilendiğim işlerin başında geliyor. Philipsz, radyonun ve telsiz telgrafın mucidi Marconi’ye ait batık gemi Elettra ve mucidin, sesler bir kez oluştuktan sonra asla yok olmaz, zayıflar ama ses dalgaları olarak evrende var olmaya devam ederler, önermesinden yola çıkıyor. Dünyanın farklı noktalarına dağılmış Elettra’nın deniz altındaki kalıntılarının fotoğraflarına, sualtı kayıtlarından ve bir radyo sinyalinden oluşan çok kanallı ses enstalasyonu eşlik ediyor.
Ses dalgalarının görünmez ve sonsuz oluşunu büyüleyici buluyorum. Herhangi bir bitişe meydan okumalarını da... Ayrıca Marconi’yle, Elettra’yı ziyaret etmeden önce, şu an okuduğum Tom McCarthy’nin C’si sayesinde tanıştım ve köşkten çıktığımda, (ana karakter) Serge Carrefax bu işi görse ne kadar etkilenirdi, diye düşünüyordum. O yüzden en doğrusu Serge’in hissettikleriyle bitirmek:
“Burada katı ve dokunulabilir halde duran bu şeylerin, arkalarındaki kulaklıkta devam eden tiz ve madeni sese oranla çok daha büyük bir mevcudiyeti var. Ses de maddi bir varlık olarak aralarında gezinmekte: Serge ses dalgalarının gökyüzünde bir yılan şeklinde ilerleyişini görüyor; hava ve nem, kaya ve metal, meşe, çam ve bambu dolu koridorlardan aşağıya inerken gökyüzünün atan nabzına katılıyor...””