
Pulitzer ve National Book Award adayı Laila Lalami’nin rüyaların bile gözetim altında olduğu yakın gelecekte geçen, bir kadının boyun eğmez direnişine dair romanı Rüya Oteli, Sevda Deniz Karali’nin çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Lalami; The Arthur C.Clarke Ödülü Finalisti, Women’s Prize Adayı Kurgu 2025 ödüllü bu romanında okurunu özgürleştirme vaadiyle hayatlarımıza sızan teknolojinin nasıl birer prangaya dönüştüğünü gösteriyor.
Romanda; yurt dışında katıldığı bir konferanstan dönen Sara, Los Angeles Havalimanı’na henüz adım atmışken Risk Değerlendirme Dairesi görevlileri tarafından alıkonulur. Gerekçe akıl almazdır: Rüyalarını analiz eden algoritma Sara’nın hayatta en çok sevdiği insana, yani kocasına zarar verme riski taşıdığını saptamıştır. Kocasının güvenliği için yirmi bir gün boyunca Rüya Oteli adıyla anılan tecrit tesisinde “muhafaza edilmesi” gerekmektedir. Sara kendini, henüz işlemedikleri suçlar yüzünden masumiyet mücadelesi veren diğer “rüya gören” kadınların arasında bulur. Tesisin katı ve ucu açık kurallarından sapılan her an, esaret süresini biraz daha uzatır. Aylar geçer ve Sara özgürlüğüne bir adım bile yaklaşamaz; ta ki tesise gelen yeni bir kadın tüm düzeni altüst edene dek.