
Filmleriyle İtalyan ve dünya sinemasında önemli bir yeri olan Pier Paolo Pasolini’nin sanatın, kurumların ve toplumun arkasını döndüğü bir sınıfa adadığı kült romanı Kenar Mahalle Çocukları, Nazlı Birgen’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Alberto Moravia’nın “20. yüzyıl İtalya’sının en önemli ozanıdır.” dediği Pasolini, sınırları sürekli zorlayan aykırı zihninden faydalanan bir roman sunuyor okura.
Hissedilen ne lodos sıcağıydı ne de kavurucu bir sıcak; yalnızca sıcaktı. Sanki esintiye, kenar mahallelerin sararmış duvarlarına, çimenlere, el arabalarına, kapılarında yolcuların üzüm taneleri gibi üst üste yığıldığı otobüslere bir kat boya sürülmüştü: Şimdiki ve geçmişteki tüm yaz gecelerinin neşesi ve sefaletini taşıyan bir kat boya. Ebedî şehir Roma’nın tozlu ve yıkık kenar mahallelerinde yetişen, kimsesizlik ve yoklukla sınanan, öfkeyle büyüyen ve beslenen Caciotta, Lenzetta, Begalone, Alduccio gibi çocuklar. Riccetto da onlardan yalnızca biri; onun şehirdeki ilk Komünyon’uyla başlayan ve 1950’lere uzanan hikâyesinde aileleri dünya ve Tanrı tarafından başıboş bırakılan bu çocukların ne pahasına olursa olsun hayatta kalma mücadelesine tanık oluruz.