25 ŞUBAT, ÇARŞAMBA, 2026

Özlem Günyol ve Mustafa Kunt “Dışarı çıkmak istiyorsan, içeri gir” Sergisiyle Dirimart Londra’da

Özlem Günyol ve Mustafa Kunt’un “Dışarı çıkmak istiyorsan, içeri gir” başlıklı sergisi 5 Mart-11 Nisan tarihleri arasında Dirimart Londra’da sanatseverlerle buluşacak.

Sanatçı ikilisi heykel, performans, video ve yerleştirmeden oluşan altı yeni işiyle akla hayale sığmayacak sosyal ve siyasi durumların nasıl yavaşça yeni normale dönüştüğünü sorguluyor. Sergi, heykel, performans, video ve yerleştirmeyi bir araya getirirken siyasal şiddetin, gözetimin ve kamusal ile özel alanlar arasındaki sınırların aşınmasının giderek normalleşmesini ele alıyor.

Mayfair’deki Açılış (2026) başlıklı çalışmada sanatçılar, kamusal alandaki gözetim ve muhbirliğin açık uçlu niteliğine dikkat çekiyor. Londra metrosunda yapılan “See it. Say it. Sorted.” [Gör. Söyle. Çöz.] anonsundan hareketle kurgulanan performans, sergi açılışı sırasında kimliği sanatçılar tarafından dahi bilinmeyen bir dedektif tarafından kaleme alınan raporları içeriyor. Yapıt, galeri mekânının kamusal niteliğine ve küresel politik iklimde bu kamusallığı biçimlendiren ve giderek artan otoriter baskılara dikkat çekiyor.

Günyol ve Kunt’un sergi için ürettiği işlerden olan The Dirty Work (2026), Almanya Şansölyesi’nin Haziran 2025’te, İsrail’in İran’a saldırılarının die Drecksarbeit [kirli iş] olarak nitelenmesini memnuniyetle sahiplenmesinden hareketle üretilmiş heykellerden oluşuyor. Etrafında 360 derece dönerek askeri mühimmat görüntüsüne dönüşen heykelsi harfler, sivil kayıpları görünmez kılan siyasi retoriğin şiddetini görünür kılıyor.

Türkiye’deki haksız tutuklamalara odaklanan çalışmalar arasında yer alan Ben bu renkleri sevmedim! (2026) eseri, gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde siyasetçi, entelektüel ve gazetecilerin karşılaştığı renkleri merkezine alıyor. Yerleştirme, sanatçıların basın yayın organlarındaki haberlerden dijital olarak topladıkları polis üniforması, polis arabası, nezarethane, adliye koridorları, sorgu odaları, hücre kapıları ve duvarlara ait renklerden oluşan bir renk paleti sunuyor. Çepeçevre (2026) başlıklı çalışmada ise bu renkler, Türkiye hapishanelerindeki mevcut tek kişilik bir hücreye eşdeğer büyüklükteki bir mekânı çevreleyerek kendi sınırlarını inşa eden bir duvar resmi oluşturuyor. Bu eserler hem bireysel özgürlüklerin kısıtlanmasını hem de zorunlu tecrit koşulları altında zaman algısının bozulmasını ele alıyor.

Zamansallığa atıfta bulunan bu söz konusu yerinden edilme hâli, sanatçıların kendi kalp atışlarını referans noktası olarak kullanarak ürettikleri otoportre video çalışmalarından oluşan Aynı Zaman(da) (2026) başlıklı seride daha da derinleşiyor. İkilinin, 20. yüzyılın başından bu yana tutukluların hapishanelerde boncuklarla ürettiği elişlerinden biri olan ve halk sanatının önemli bir parçası hâline gelmiş “hapishane işi” adındaki örgü tekniğini kullanarak ürettiği Günbegün (2026) eseri ise, bittiğinde bir yıllık bir süreci işaret edecek.

​Sanatçıların Hollanda’nın Delft kentindeki bir parkta yürüyüşe çıktıkları bir ânı belgeleyen Bir anekdot: Öteki (2020), çalışması sekteye uğrayan lambalardan birine mors alfabesiyle “Free Osman Kavala” [Osman Kavala’ya Özgürlük] ifadesini tekrar ettirmeleriyle oluşturulmuş bir eser. İkilinin geçmiş yıllarda ürettiği bir diğer eser olan ve Türkiye Anayasası’nda 36 kere geçen “hak” kelimesini grafik olarak bir araya getirmeleriyle oluşan Hak (2015) ise, güncelliğini sürekli yeniden üreten bir eser olarak bir anayasanın temel görevinin, bütün bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunmasını güvence altına almak olduğuna dikkat çekiyor.

​Künye: Özlem Günyol & Mustafa Kunt_Right_2015 (detail)_Fine art print on Hahnemühle photo rag ultra smooth 305 g_m²_41.2×60 cm_Ed 3+2 AP_Courtesy of Özlem Günyol & Mustafa Kunt and Dirimart

0
82
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage