
Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında Meşher ve Sadberk Hanım Müzesi (SHM) iş birliğinde düzenlenen “Seyahat Sanatı: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından” sergisi 8 Mayıs’tan itibaren (bugün) sanatseverlerle buluşuyor.
15. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan geniş bir zaman diliminde Osmanlı topraklarına yapılan yolculukları, seyahat motivasyonları üzerinden kurgulayan “Seyahat Sanatı: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından” sergisi, Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonları’ndan seçilen nadir eserlerden oluşuyor. Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında açılan sergi, topluluğun 100 yıllık insanî değerlerle örülü yolculuğunu temsil eden bir kurguyla Sadberk Hanım Müzesi tarafından hazırlandı. Sergi, seyahat kavramını yalnızca bir yer değiştirme değil, bilinçli bir seçme ve kaydetme pratiği olarak ele alan seyahatnameleri odağına alıyor. Seyahatnamelerin yanı sıra, dönemin dünyasını yansıtan tablolar ve Osmanlı coğrafyasına dair objeler de bu görsel ve düşünsel üretim sürecinin parçaları olarak sergide görülebiliyor. Küratörlüğünü Sadberk Hanım Müzesi’nden M. Merve Uca’nın, koordinasyonunu ise Sadberk Hanım Müzesi Direktörü Hülya Bilgi’nin üstlendiği sergi, doğanın mucizelerinden diplomatik armağanlara uzanan bir seçkiyle ziyaretçileri çok katmanlı bir tarihsel anlatıya davet ediyor.
Serginin ana omurgasını Sadberk Hanım Müzesi (SHM) ve Ömer Koç Koleksiyonları oluşturuyor. Buna ek olarak, Rahmi M. Koç ve Caroline N. Koç koleksiyonlarından da seçili ödünç eserler sergide yer alıyor. Özellikle Çiğdem Simavi bağışıyla SHM’ye kazandırılan ve yeni bir koleksiyon grubunun ilk adımlarını teşkil eden diplomatik seyahatler sonucu üretilmiş tablolar ve bir portolan haritası serginin merkezinde yer alıyor. Bunun etrafında seyahat temasını merkeze alan, birbirleriyle ortak bir anlatı oluşturan eserler bir arada görülebiliyor. Öne çıkanlar eserler arasında Albrecht Dürer, Jacopo Ligozzi, Louis-François Cassas gibi tanınmış sanatçıların eserleri, seyahat kitapları, İstanbul manzaraları, diplomatik hediyeler, haritalar ve Osmanlı dünyasını belgeleyen önemli görsel kaynaklar bulunuyor. Sergi, hem bu istisnai koleksiyonların güçlü yönlerini görünür kılmak hem de bütünlüklü bir hikâye anlatmak amacıyla kurgulandı.
Sergi, kronolojik bir anlatıdan ziyade, seyahat motivasyonlarına göre kurgulanmış tematik bölümler üzerinden bir okuma sunuyor. Merak, inanç, diplomasi, savaş, ticaret ve turizm gibi başlıklar altında, insanların neden yola çıktığını ve bu yolculukların nasıl görsel ve maddi izler bıraktığını inceliyor. Batı literatüründe “Ars Apodemica” olarak adlandırılan ve “Seyahat etme sanatı” anlamına gelen külliyattan yola çıkılarak kurgulanan sergide ziyaretçiler, yalnızca geçmişte yapılmış seyahatleri değil, aynı zamanda karşılaşmaların, bilgi alışverişinin ve kültürel etkileşimin nasıl yeni eserler ve yeni bakış açıları ürettiğini görme şansını yakalayacak. Bu yönüyle sergi, seyahati bir hareket olmanın ötesinde, dönüştürücü bir deneyim olarak ele alıyor.