
Hande Ortaç’ın günümüz Türkiye’sinin nefes alışverişini, klavye tıkırtılarını her satırda hissettirdiği yeni romanı Sus, İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Ortaç, Sus’ta dijital zorbalığın karanlık ve hınç dolu odalarından kadınların görünmez kılınan hayatlarına sarsıcı bir köprü kuruyor. İstanbul’un beton blokları arasında iki yabancı; iki ayrı hayat. Bir yanda sahte kimliklerin ardına saklanıp internet âleminde vatan savunması yapan bir trol. Diğer yanda toplumun üçüncü sayfa haberi olarak gördüğü hamile bir kadın. Yolları bir apartman dairesinde kesişiyor. Hem suç ortağı oluyorlar hem de düşman.
“Bir av partisinin en masumu avın ta kendisi değil midir? Avcı silah kuşanır. Ganimetinin doğal ortamına sızar. Ona hissettirmeden yaklaşmak, onu iyice görmek, aman ha görünmemek için kamuflajını kuşanır mutlak sessizlik ister. Duyulmaması mühimdir. Etrafındaki her şeyi susturur. Şşt! Av başladı bile. Kulaklarımız sağır olana kadar susalım.”