
Emel Kayin’ın “Kül Tepesi” başlıklı Emrah Çoban küratörlüğünde gerçekleşen ilk kişisel sergisi 24 Mayıs’a kadar Barın Han’da sanatseverlerle buluşuyor.
Emel Kayin’in üretim pratiği, mekânı durağan bir düzlemin dışında dönüşen ve iz biriktiren canlı bir yapı olarak ele alıyor. Farklı disiplinlere yayılan çalışmalarında sanatçı, bulunduğu alanın arşivsel niteliğini görünür kılıyor.
“Kül Tepesi”, mekânın tekil bir deneyim alanı olarak kavranmasına karşılık, farklı zamansal katmanların eşzamanlı olarak var olabildiği bir yapı öneriyor. Bu yaklaşım, sürekli yeniden kurulan bir zamansallık üzerinden geçmişe ait izlerin, kırılmaların ve katmanların iç içe geçtiği çoğul bir oluş alanını düşündürüyor.
Sergide yer alan resimler mevcut mekânın içine yeni zamansal katmanlar açarak, görünür olan ile saklı kalan arasındaki ilişkiyi açığa çıkarıyor. Katmanlar arasında oluşan boşluklar, geçmişe ait izlerin mevcut anın içinde yeniden belirmesine imkân tanıyor. Böylece mekân, bir yüzey olmaktan çıkıyor; geçmişin tortularını taşıyan canlı bir hafıza alanına dönüşüyor.
Sergiye adını veren “Kül Tepesi”, bu birikim hâlinin metaforu olarak ortaya çıkıyor. Kül, geride kalan bir kalıntıyı ve dönüşümün izini taşıyor. Bu anlamıyla sergi, mekânın içinde biriken zamansal izleri görünür kılarak, geçmiş ile şimdi arasındaki geçirgen ilişkiye odaklanıyor.
Künye:
1. Emel Kayin, Tablo | The Painting, 2026, Tuval üzerine mum boya | Wax Crayon on canvas, 65x84 cm
2. Emel Kayin, Halı | The Carpet, 2026, Tuval üzerine mum boya | Wax Crayon on canvas, 48x73,5 cm
3. Emel Kayin, Kül Tepesi | Ash Heap, 2025, Tuval üzerine mum boya | Wax Crayon on canvas, 115x55 cm