
Tate Modern yeni sergisiyle pop art konusunda alışılmış kalıpları kırmayı hedefliyor. "The World Goes Pop" isimli sergisiyle pop art kültürünün sadece batı tüketim kültüründen ibaret olmadığı gerçeğiyle yüzleşmemizi sağlayan sergi, kafalarımızı karıştırmaya kararlı. Serginin en önemli özelliklerinden biri; pop art denildiğinde Andy Warhol, Lictenstein gibi ilk akla gelen ikonik isimleri tekrar tekrar karşımıza çıkatmaktan vazgeçmesi.
Tanınmamış pop art sanatçılarıyla karşılaştığımız, standartlar dışına çıkmayı amaç edinen sergi pop art ile paralel olarak dünyada üretilen sanata odaklanıyor. Bir nevi görünenin arka yüzünü kurcalayan "The World Goes Pop", salt batının dışında Latin Amerika’dan Asya’ya Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş bir skalaya mercek tutuyor.
Bu sıralar yolu Londra'ya düşenlere uğramalarını ısarla tavsiye ettiğimiz, 17 Eylül'de sanatseverlerle buluşan sergi 24 Ocak'a dek Tate Modern'de ziyaret edilebilecek.
İlk görselin künyesi: Ushio Shinohara, Doll Festival 1966, Fluorescent paint, oil, plastic board on plywood, Hyogo Prefectural Museum of Art( Yamamura Collection) ©Ushio and Noriko Shinohara