29 MAYIS, PAZAR, 2016

Şairlerin İntiharlarına Bir Nevi Tanıklık Etmek

"Ey dünya, her halinle her ne kadar sana başladığımız an usul usul ölüyorsak da sen bize ölümü unutturmak için varsın. Yani ölüme doğan bir hayat, dünyaya doydukça ölümü aklına getirmez. Aksine unutmak ister. Peki ya dünyadan taşanlar! Aklından ölümü hiç çıkarmayanlar! Onlar, kendi ölümlerini tasarlayarak iz bırakarak bunu göstere göstere yaşarlar."

Şairlerin İntiharlarına Bir Nevi Tanıklık Etmek

İnsanın her zaman en çok bilinmez, görünmez, anlaşılmaz olan ilgisini çekmiştir. Dinler de kutsal kitaplar da bu bilinmezleri yasak ve buyruklarıyla anlamlandırma yoluna gitmiştir. Ölüm, bu bilinmez ülkelerden en büyüğüdür. Aynı zamanda farklı sahalardaki sanatların da en çok üzerine düşündüğü karanlık ormandır. Ormanın karanlık hayatın parlak durmadığı zamanları yaşayanlar dünyayı terk etmek için sebebini çoğaltır. Bir ışığı kapayıp öbür ışığı yakmaya çalışan el ölerek hafiflemeye çalışır. Dünyanın ağırlığına, hayatın acısına, yaşamın çilesine, otoritenin zalimliğine, insanın vicdansızlığına, faninin büyüklüğüne, kibrine ve adaletsizliğine dayanamayan ince ruhlu hayatlar, kara bir güneş gibi onları çağıran intihara varmak için biriktirdikleri güçleriyle koşarlar. Durmadan koşarlar. Oysa biz onları içimizde yaşar, yanımızda oturur, sokakta yürür, karşımızda konuşur, uzakta bekler, yakında özler diye aklımızdan, içimizden geçiririz. Onlarsa sadece hep bir gitmek içinde hayatın karanlığına kendilerini ekleyip varacakları yere yaklaşmayı çoğaltırlar. Bu arayışlarını yaptıkları eylemlerle, uğraştıkları işlerle, yazdıkları yazılarla, yayımladıkları dergilerle, ortaya koydukları şiirlerle ince ince sızdırırlar. Ama biz hayatın ışığına, dünyanın rengine, günün neşesine dalanlar yanımızda karanlığı koyultanları, kravatıyla asılanları, betona çakılanları, kuyularda boğulanları, ağzını gaza dayayanları, bileğini jiletle sınayanları, boynuyla tren raylarına koşanları, ceplerinde taşlarla sulara vurulanları görmeyiz, duymayız, bilmeyiz ya da unuturuz. O çok sevdiğimiz unutmayı isteriz çünkü. 

Ey dünya, her halinle her ne kadar sana başladığımız an usul usul ölüyorsak da sen bize ölümü unutturmak için varsın. Yani ölüme doğan bir hayat, dünyaya doydukça ölümü aklına getirmez. Aksine unutmak ister. Peki ya dünyadan taşanlar! Aklından ölümü hiç çıkarmayanlar! Onlar, kendi ölümlerini tasarlayarak iz bırakarak bunu göstere göstere yaşarlar. İnsanlığı, hareket eden bir banttaki nesne gibi şaşkınlıkla gezdiren, düşünmekten alıkoyan günümüz üretim ilişkisi, aklımıza ölümü getiremeyecek kadar kendine çalıştırmak ister ödülleriyle, parasıyla, sunduğu yaşamıyla, şöhretiyle, yorgunluğuyla, zamansızlığıyla, izinleriyle, cezasıyla...

İşte bunca çabayla bizi ölümü unutturmak için oyalıyorken dünya, bazılarımızı da her gün o kara ışığa çalıştırıyor. Çünkü onların oyalanamayacağı dünyanın içi dışından, dışı içinden korkunç ve bu cinnetten sadece kaçarak kurtulmak mümkün. Dünyayı anlamlı kılacak, insanı mutlu hissettirecek ortalama ölçülerde hayat, iş, ev, çocuk, dünyevi araçlar... Hiçbiri intiharın kendisi kadar çekici gelmemiştir bu arzuyu içinde taşıyan yolcuya. Elbette “Hiç kimse yaşamında bir yanlışlık olmadığı sürece intihar etmez” diyen Alvarez'in ifadesi de açıklayamaz gitmeye yazgılı insanın halini açıklamaya.  

Rodrigo Guajardo

Sözü edebiyatımıza getirirsek; ölüm, intihar olgusu edebiyatımızda  da geniş yer tutmuştur. Ancak bu yer daha çok verili göstergeler yani ölümle Tanrı'yı kucaklama, yeni dünyaya varma, ölümle eşitlenme etrafındadır. İlk kez Abdülhamit Tarhan, karısının ardından yas tutup ölüyü, ölümü sorgulama, Tanrı'yla hesaplaşma üzerinden Makber adlı şiiriyle alışkanlıkları yıkmıştır. Önceki tüm şiirlerde ölüm tanrıyla bir olma, eşitlenme ve vatan için canını verip şehit olma üzerinden yüceltilirken Makber'de (1886) adeta ölümün muhasebesi yapılır.

1891'de intihar eden Sadullah Paşa ile şiirimizde kıpkırmızı bir intihar ırmağı hiç durmadan akmaya, konuşmaya, konuşulmaya başlamıştır. Bu sahadaki intiharın kapladığı alana bakmak isteyenler için farklı kalemlerin yorumlarıyla 31 şairin intiharına tanıklık eden dostlarının değerlendirmesiyle Enver Ercan'ın hazırladığı İntihar Şairleri  dikkat çekici bir çalışma. Kitap, Müslüm Yücel'in kapsamlı bir yazısıyla açılıyor ve intihar eden şairlerin hayatları, eserleri üzerine değerlendirmeleri ve şiirleri kronolojik olarak bünyesinde taşıyor. Burada yer alan hemen her şairin şiirinde ölüm olgusu, intihar kavramına rastlamak mümkün. Hatta bazılarında intihar; kitap adı, dize olarak ya da çeşitli işaretlerle şiirlerinde adeta arayanın bulabileceği zor bir bulmaca ya da oyun gibi tasarlanmış.

Pek çoğu genç yaşta intihar eden şairlerin; hassas, kırgın, değişken, ölüme yatkın, hayata uzak, yersiz ve yurtsuzluk duygusunda olmaları kadar ölümle ilgili gerçekçi ve kurgusal metinlere özel ilgi duymalarından da bahsetmemiz gerekir. Başta Silvia Plath, Virginia Woolf, Cesare Pavese, Sadık Hidayet, Nerval olmak üzere  tercihle dünyadan ayrılmış şairlerin, yazarların hayatlarından, eserlerinden sıklıkla bahsetmeleri gündelik hayatta onlarla ve metinleriyle ilişki kurmaları sanıyorum ki ait hissetmedikleri bu dünyadan kopup bir buluşma arzusu olarak açıklanabilir.  

Ait olmadığı dünyadan ayrılmaktan başka çare bulamayan Sadık Hidayet'in durmadan tekrarladığı “yaşama utancını” bağrında taşıyan o kara ölüme yazgılı hayatlar, yaşadıkları ağırlıkla sözlerinin yetmediği dünyaya ölümleriyle adeta bir not bırakır, son bir şey söyler. Bu son söz; “Sanıldığının aksine, sanatın işlevsel amacı, düşünmeyi teşvik etmek, bir düşünce iletmek ya da bir örnek oluşturmak değildir. Hayır, sanatın amacı, daha çok, insanı ölüme hazırlamak, onu iç dünyasının en gizli kösesinden vurmaktır.” diyen Tarkovski'ye inat yaptıkları sanatla, yaşadıkları hayatla, beklenilen güne ve saate hiçbir hazırlık yapmadan çekip gitmeyi göze alanların başta Tanrı, erk, devlet, baba, tabiat ve hayat olmak üzere verili olan her şeye karşı bir itirazıdır. Doğumuna karar veremeyen insanın arzusuyla ölmesi unutulmayı hak etmeyecek bir isyandır.   

Başlık görseli Margaux Lefevre'ye aittir.

0
10182
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlagen
Sultanbeyli Escort