03 OCAK, SALI, 2023

Önlenemez Krizlerin Yankısı

Lauren Wolk’un ekonomik kriz yüzünden hayatları değişen bir aile üzerinden dayanıklılık, mücadele ve dostluk hikâyesi anlattığı romanı Yankı Dağı hakkında bir yazı.

Önlenemez Krizlerin Yankısı

Her büyük değişimin ve yenilenmenin ardında büyük ekonomik krizler vardır. Dünya son üç yılda geçirdiği değişimlerle şekil değiştirse de hâlihazırda tüm dünya ciddi bir ekonomik krizin içinde. Fakat bu sefer önce pandemi, sonra daha pandemi etkileri sürerken sıcak savaş ve tüm bunların toplamıyla karşımızda beliren devasa bir ekonomik kriz mevzu bahis. Yankının sesi bildiğimiz şekilde kulağımıza gelmiş olabilir fakat bu sefer borsaların çöküşü, ekonomik spekülasyonlar gibi sebeplerden değil. Ekonomideki çöküş farklı bir yol izledi, evet, fakat hangi dönem olursa olsun bir kez daha gördük ki ekonomik krizler insanların hayatını kökünden değiştiriyor.

​Genç Timaş etiketiyle yayımlanan Newbery Onur Ödüllü yazar Lauren Wolk’un romanı Yankı Dağı, iki büyük dünya savaşının arasındaki tarihte -1934 yılında- Amerika borsasının çöküşüyle yaşanan Büyük Buhran dönemini bize aktarıyor. Tam da içinde bulunduğumuz ekonomik krize denk geldiği için hikâyeye olan merakımız okudukça artıyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik krizin yankısı bu defa bize ulaşmak için farklı bir yol izlese de 1934 yılı itibariyle insanların ekonomik kriz kapsamında içine düştükleri buhran şimdikiyle aynı. Çünkü krizin adı ne olursa olsun (ekonomik kriz, sosyal kriz, iklim krizi, çevre krizi, göç krizi) odaktaki en önemli faktör insan ve insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri olduğu için günümüzden 88 yıl evvel yaşanmış olan büyük buhrana dair anlatılan hikâye her aşamasıyla yakalıyor bizleri.

Parasız Kalmanın Yankısı

Yankı Dağı, 1934 yılı itibariyle açılışını yapıyor ve bizler ilk olarak küçük Ellie ile tanışıyoruz. Tüm hikâyeyi baştan sona Ellie’nin ağzından dinliyoruz. Ellie’nin bize söylediği ilk cümle şu oluyor: “Kurtardığım ilk kişi, bir köpekti.” Annesinin ısrarla “göm şunu” demesine rağmen gömmeyerek aslında yaşayan yeni doğmuş yavru köpek Uslu’yu kurtaran Ellie romanın anlatıcısı ve en önemli karakteri. Ailenin borsa krizinden sebep tüm düzeninin terse dönmesiyle aslında baştan sona sarsıcı ve dramatik olan böyle bir hikâyeyi Ellie’nin yani bir çocuğun gözünden ve algılarından dinlediğimizde çok kötü diyebileceğimiz tüm dramatik unsurlar ortadan kalkıyor. Onun umudunu yitirmeyen kurtarıcı kimliği her şey kötüye gitse de hikâyenin tamamına yayılıyor.

“Ben de birçok açıdan tuhaf biriydim zaten. Üstelik tuhaf olan başka şeyleri de seviyordum. Örneğin, cevap bulmaya değer soruları (bu sorular, kısa bir süre sonra beni bıçağını ustaca konuşturan bir çocukla ve Cate isimli bir otacı kadınla tanışacağım Yıldızlı Tepe’ye götürecekti) ve o günlerde öğrendiğim başka şeyleri seviyordum. Bunların bazıları iyi, bazıları kötü şeylerdi ama hepsi Uslu’nun doğduğu o gün, içimde her zamankinden daha parlak yanan o alevle yakından ilgiliydi."

Her şeylerini geride bırakıp Yankı Dağı sırtlarına gelmelerine sebebiyet veren borsa krizi öncesi Ellie’nin babası terzilik, annesi de müzik öğretmenliği yapmaktadır. Kendisinden küçük bir erkek kardeşi, bir de ablası olan Ellie’nin ailesi aslında borsada para kaybetmemişlerdir fakat borsada çoğu kişi parasının tamamını kaybettiğinden artık kimse terziye elbise diktirmemekte, kasaba halkı başka bölgelere göçerek iş aradıkları için evler, okullar, kamu binaları terk edilmeye başlanmıştır. Ekonomik kaynaklı bu büyük göç Ellie ve ailesini Yankı Dağı eteklerine getirir. Bu öyle bir krizdir ki yanlarında onlarla gelen Uslu’yu nasıl doyuracakları bile bir problemdir.

​Tuhaf olan her şeyi seven ve çevresindeki her şeyle büyük bir merakla ilgilenen Ellie, bir müddet sonra ormanda başına büyük bir felaket gelen ve neredeyse ayağını kaybetmekte olan Cate ve yine o civarlarda yaşayan bir çocuk olan Larkin ile tanışır. Başta gizemli bir hikâyesi olacak şekilde aileyi tanıdığını anladığımız Cate’in durumu Ellie’yi etkilerken ve onu iyileştirebilmek için büyük çaba harcarken babasının başına da büyük bir felaket gelir. Annesi ile Ellie’nin arası bu yüzden gergin bir hâl alır çünkü Ellie kendisinin ve ablasının çocukluğunu çok iyi bilen Cate ile ilgilenir. Üstelik bir müddet sonra Cate’e daha iyi bakabilmek adına birlikte zar zor inşa ettikleri evlerine getirir. Kendileri zaten karınlarını çok zor doyururken bu durum evdeki gerginliği daha da artırır. Yankı Dağı’nda kurmaya çalıştıkları yaşam onları her geçen gün daha da zorlamaya başlar.

Lauren Wolk

Krizin Tüm Etkileri

Dağılan yaşamlar, birleşen yaşamlar derken romanın sonuna doğru Lauren Wolk’un Ellie’nin odağından anlattığı hikâyede, herhangi bir kriz olduğunda bu krizden sadece insanlar değil tüm canlı varlıkların önemli ölçüde etkilendiğini gösteriyor. Bu yüzden kriz sonrası kurulan komün hayatların yaşama tutunma biçimleri ve seçimleri önemli. Ellie, mecburen girilen bu yeni komün hayatta başta -yerküreyi diğer tüm canlılarla paylaştığımıza dikkat çekmek adına- hayvanlara yardım etmeye başlayıp, sonrasında ne kadar büyük gerginlikler yaşansa da kendi ailesine, Cate’e ve Larkin’e yardımcı olmaya çalışır.

Lauren Wolk’un bir çocuğun ağzından hikâyenin tamamını yazmasının, onun algısıyla böylesine derin bir krizi anlamaya çalışma meselesinin gayet bilinçli bir tercihle yapmasının, geçmişte yapılan yanlışları düzelterek geleceğe dair umutlu olabilmenin tek yolunun çocukların varlığı ile şekilleneceğini bilmesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. 88 yıl sonrasında da yaşadığımız tüm krizlerde geleceğe dair umudumuz çocuklar ve kadınlar. Aynı Ellie’nin öğretmen annesi ve Cate gibi. Güçlü kadınlar aradaki gerginlik unsurları ne olursa olsun tüm krizlere rağmen dünyanın geleceğini şekillendirecekler.

​Son olarak Yankı Dağı’nın çevirisini yapan ve Genç Timaş’ta yayımlanan birçok kitaba çevirileriyle imzasını atan Esma Fethiye Güçlü’ye de teşekkür etmek isterim.

0
4333
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage