28 HAZİRAN, SALI, 2022

Gölgelerde İnşa Edilen Varlığın Anlatımı

20. yüzyıl Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından Cuniçiro Tanizaki’nin modernleşen dünyayı karanlık ve ışık üzerinden, Doğu ve Batı toplumlarının ilerleme karşısındaki reflekslerini de mukayese ederek masaya yatırdığı kitabı Gölgeye Övgü hakkında bir yazı.

Gölgelerde İnşa Edilen Varlığın Anlatımı

1923’teki Kanto Depremi, Cuniçiro Tanizaki’nin yaşamını geri döndürülemez biçimde değiştirmişti. Yazar, bu noktadan sonra, Japonya’nın edebî ve estetik geleneklerini tekrar keşfetmişti. Tanizaki, Japonya’daki yaşamın, estetiğin ve sanatın sınırlarını genişletme ve muhafaza etme sınırına değinirken Doğu ve Batı’ya bakıştan hareketle çözümlemeler yaptı. Yazar, kitaplarında Japon kültürünü incelerken okuru Batı’ya götürdü; ayakları ülkesinin topraklarına basan karakterler aracılığıyla evrensel sorunlara yöneldi. Buradaki başarısının en önemli nedeni, Japonya’daki değişiminin merkezinde yer almasıydı.

Tanizaki, depremden on yıl sonra, tüm bu meseleleri heybesinde taşıyarak Gölgeye Övgü (Çeviren: Burcu Erol, İthaki Yayınları)’yü yazdı ve yakın geçmişin güzellik ve geleneklerini, zihnindeki soruların yanıtlarını muğlaklaştırarak anımsama yoluna gitti.

Estetik değerler ve gelenekler konusunda bilinç akışı tekniğiyle kaleme aldığı metinlerden oluşan Gölgeye Övgü, Tanizaki’nin yitip gitmesinden üzüntü duyduğu Japon estetiğine bir ağıt gibi okunabilir. Evlerden kadınlara, tuvaletlerden lake kaplı eşyalara dek Japonya’daki estetik algısının değişimine değinen yazar, gölgede kalan ve zamanla yok olan bir dünyaya bakıyor.

Geleneksel ev, iş yeri ve tuvalet mimarisi âdeta şiirsel bir coşku yaratıyor Tanizaki’de. Bunları, “Japon mimarisinin eşsiz meziyetleri” diye niteliyor. Özellikle tuvaletin konumu, orada kullanılan malzeme ve içeri sızan ışık, yazarın kalemini çalıştırıyor.

​Tanizaki’nin metinlerindeki ortak nokta, modernleşen (Batılılaşan) Japonya ile yavaş yavaş nostaljik bir hâl alan gelenekler ve kültürel farklılığı yansıtan öğeler. Geçmişin ince zevklerini ve ayırt edici özelliklerini anarken “zamanımızın pırıltısı” ve “elimizin kirinin ışıltısı” dediği zarafet yoksunu kimi yenilikleri eleştiriyor: Parlak alet edevatlara sahip Batı dişçisindense geleneksel tarzda döşenmiş bir mekânda hizmet veren Japon dişçisini tercih edeceğini söylüyor. Benzer bir yorumu, Japon yemekleri ve mutfağı için de yapıyor.

Edebî Gölgeler

Tanizaki’nin metinleri, Doğu-Batı karşılaştırması olarak okunabileceği gibi geleneksel Japon sanatının, mimarisinin ve estetiğinin anlatımı aynı zamanda. Yazar; ev, çatı, oda tasarımı, gölge ve ışığın dengesi gibi öğeler üzerinden hem söz konusu karşılaştırmayı yapıyor hem de Japon tarzını aktarıyor. Kendisini Japon sanat tarihinin büyüleyiciliğine ve yalınlığındaki zenginliğe kaptıran Tanizaki, geçmişin her kesitinde gölgenin ve gölgede kalanın güzelliğini bir kez daha duyumsuyor.

​Kitabı yazdığı tarihte, ışıkların insanları fazlasıyla uyuşturduğunu söyleyen Tanizaki’nin gölgeyi anımsatmasında, hem teknik hem de sanatsal bir amaç olduğu söylenebilir. Gölge, onun elinde eleştirel bir metafora da dönüşüyor.

Tanizaki, estetik görüşünü, geçmiş ve kitabı yazdığı zaman arasındaki farkları yansıtmakla kalmayan, buna Batı ile Doğu arasındaki mimari ve sanatsal farkları da katan kendisine has denemeler kaleme almış. İlgi ve bilgi alanı hayli geniş olan Tanizaki, dışına taşmakla birlikte edebiyatla bağını koparmıyor, ülkesinin geçmişiyle 1930’lardaki hâli arasında geziniyor. Yer yer coşkuya rastlasak da metinlerinde özlem ağır basıyor.

​Kitaba önsöz yazan Kengo Kuma, bu coşkuyu ve özlemi gözden ırak tutmadan, Gölgeye Övgü’nün esprisini açıklıyor okura: “Fark ettim ki Tanizaki, gölgelerin güzelliği içerisinde varlıklarını inşa eden insanların fiziksel özelliklerini açıkça görebiliyor ve okurlarına kültürel bir çalışmanın ötesinde bir şey sunmak istiyordu. İnsan diye bilinen yaşayan varlığın doğal bedensel işlevleri üzerine pratik, ekolojik bir bilimsel tez sunmayı amaçlıyordu (...) Tanizaki’yi kendi geleneklerine, bizi de Tanizaki’ye çeken şey, varoluşun hakikatlerine gösterilen bu kararlı ilgidir. Ona ait bu çağdaş duyarlılık ve keskin mizah anlayışı sayesinde eserleri karşısında yüreğim tekrar tekrar hayranlıkla dolup taşar.”

Başlıktaki görsel künye:

Kawase Hasui (1883-1957) - Matsushima, Futagojima, Showa period, 20th century

0
2490
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage