20 EYLÜL, ÇARŞAMBA, 2017

İstiklal’in Ortasında Bir Masal Diyarı

Daha sezona yeni “merhaba” demişken bu yılın tartışmasız en iyi sergilerinden biri olacağının işaretlerini veren CANAN'ın yeni sergisi "Kaf Dağı'nın Ardında", şenliklerle beklenen sergi ve fuarlara inat kendinden emin sakinliğiyle geçtiğimiz hafta açıldı. İstiklal'e bir bahar havası katan serginin en mühim noktası CANAN'ın pratiğine çevirdiği kapsamlı bakış. 

İstiklal’in Ortasında Bir Masal Diyarı

Bundan bir yıl önce “Işıl Işıl Karanlık” sergisi vesilesiyle buluşup konuşmuştuk CANAN ile. Işık-gölge oyunlarının ağırlıklı olarak karşımıza çıktığı Rampa’da yer alan sergi, belki de sanatçının yeni sergisinin ilk adımı olan tüllerden oluşan enstalasyon, fotoğraf, video, heykel ve ışıklı tabelaları bir araya getiriyordu. Sanatçının bir yıl aradan sonra Arter’de açılan "Kaf Dağı'nın Ardında" adlı kapsamlı kişisel sergisi ise yedi yeni iş ile bizi buluştururken cennet, cehennem, Araf arasındaki ince çizgide dolaşıyor. Dişil ve eril sistemi sorgulayarak sanatçının bilinçaltının izlerini çırılçıplak karşımıza çıkarıyor.

​CANAN’ın sergi için ürettiği işleri, daha önce hiç sergilenmemiş eski çalışmalarıyla bir bütün olarak bizi selamlıyor. Nakışlar serginin odak noktasını oluştursa da heykel, fotoğraf, video, enstalasyon ve minyatür esintileri serginin çok sesli dinamiğini yansıtan diğer unsurlar arasında yer ediniyor. Seçkinin masalsı diliyle örtüşen adı "Kaf Dağı'nın Ardında" üç ana bölümden oluşuyor: Cennet, Araf ve Cehennem. Bu üç ana bölüm alışılmışın aksine cehennemi göğe, cenneti zemine yakın tutuyor. Arter'in odalarına kendi dünyasını kuran CANAN, bizi bir bakıma ruhani bir seramoniye teslim ediyor. Şamanik, mistik, hayali, bilinçaltı, metafizik, sembolik ögeler arasında sanatçının zihninde dolaşıyor ve kapalı kapıları aralıyoruz. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Sergide ilk olarak "Cennet" teması ile karşılaşıyoruz. Bu bölümün muhtemelen en dikkat çeken işlerinden biri, bizi bir fabl masalına götüren Hayvanlar Alemi yerleştirmesi. Mekâna özel olarak üretilen ve Arter'in İstiklal'e açılan cephesinden göz kırpan çalışma renkli ve parlak kumaşlarla kaplı hayvan figürlerinden oluşuyor. Anka kuşu, ejderha, yılan ve çeşitli yaratıklar kendi auralarında odada süzülürken suretleri ise sergi davetiyesindeki sticker'larda ve İstiklal sokaklarında yerde gölgeler olarak karşımıza çıkıyor. Bu çalışmanın konumunun mekânın dışıyla kurduğu diyalog için çok doğru bir tercih olduğunu belirtmek gerek. Yine aynı temada karşımıza çıkan Cennet adlı çalışma ise ışık ve gölge oyunu üzerinden bizi fantastik bir evrene sürüklüyor. Bir silindir çerçevesinde tavandan yere kadar uzanan kendi etrafında dönen tül bir kumaş; kumaşın üzerindeki insan, hayvan ve yaratık figürleri; parlak işlemeler ve payetler; merkezde yer alan bir ışık kaynağı sebebiyle çevreye yayılan ve silindirle birlikte dönen gölgeler... 

  • ARTER - Şahmeran 2011 Minyatür Fotoğraf Baskısı
  • ARTER - Ay Işığında Yıkanan Kadınlar 2017 HD Video, 4'42''
  • ARTER - Ay Işığında Yıkanan Kadınlar 2017 HD Video, 4'42''
  • ARTER - Ay Işığında Yıkanan Kadınlar 2017 HD Video, 4'42''

ARTER - Ay Işığında Yıkanan Kadınlar 2017 HD Video, 4'42''

Aynı bölümde yer alan Kibele adlı fotoğraf, Şahmeran ve Şehretün'nar figürleri ise sanatçının üretim pratiğinden referanslar verirken kurduğu bağlar ve alt metinleri sebebiyle serginin yapı taşları olarak karşımıza çıkıyor. Tanrıça Kibele göndermesi ve mitolojik figürler sanatçının üretiminin önemli örnekleri olarak hafızamızı yokluyor.

​Kadın figürünü çalışmalarının odağına yerleştiren CANAN'ın sergide yer alan Ay Işığında Yıkanan Kadınlar adlı yerleştirmesi ise sergiyi korumak için üretilmiş bir ritüeli andırıyor. Dolunaylı bir Burgazada gecesinde çekilen video aralarında sanatçının da olduğu kadınların, kurt gibi uluyup, kahkahalar atıp ardından ay ışığı eşliğinde denizde yıkandıkları bir ayini hatırlatıyor. Bu ayin aynı anda kadınların hem isyan hem de sevinç çığlıkları gibi.


​“Araf” temalı bölümde ilk karşımıza çıkan iş: Kuş Kadın. Zemini kaplayan 100’den fazla kuş figürü ve taşa oyulan yarı kuş yarı insan kadın figüründen oluşan yerleştirme şehirde kuş besleyen insanları hatırlatırken pagan döneme de atıfta bulunuyor. Aynı bölümde yer alan Hezeyan adlı video ise serginin tüm mistik havasının dışında güncele dokunarak sanatçının sesinden hüzünlü bir sanal aşk hikâyesi anlatıyor. Sanal sohbet odasında tanışıp aşık olan bir kadın ve onu gün geçtikçe delirten aşk ilişkisi… Erkek figürünün hayal olup olmadığını sık sık sorgulatan video gerçek ile düş arasında geziniyor. Bu deliliğin bir devamı olarak karşımıza çıkan Dışarıda Çok Kötülük Var adlı yerleştirme ise bir akıl hastası odasını gözetleme deneyimi yaşatıyor. Hatta ondan (hasta) izinsizce istediğimiz gibi kurcalamamızı sağlıyor belki de... Odada tüm duvar, yatak ve yastık örtüsü sanatçının el yazısıyla kaplanmış durumda. Bir bilinç kusması gibi tüm odayı kaplayan cümleler aslında mahrem bir odayı ziyaret ediyormuşuz izlenimi yaratırken bir yandan da kendi zihnimizde dolaşıyormuşuz gibi hissettiriyor.

  • Yerleştirme fotoğrafı | Installation ShotKaf Dağı’nın Ardında | Behind Mount QafCANANArter, Istanbul, 2017Foto | Photo: Murat Germen
  • ARTER - Araf 2017 Heykel Tül
  • ARTER - Garâibü'l-mevcûdât 2017 Yerleştirme Kumaş

ARTER - Garâibü'l-mevcûdât 2017 Yerleştirme Kumaş

Bölümün temasıyla aynı adı taşıyan Araf ise alt kattaki Cennet ile aynı köşede ve ona referans vererek dönmeye devam ediyor. Bu defa renkli ve parlak değil gri tonlarda bir kumaş bizi karşılıyor. Ve Araf’ın kimliksizliğinde melekler ve kuşlar sanki bir şeyi bekler gibi süzülüyorlar. Bölümdeki son iş ise: Şeffaf Karakol. Tüm şeffaflığıyla karşımızda duran çalışma pleksiglas tuğla ve fotoğraflardan oluşuyor. Fotoğrafların hepsinde sanatçıyı görüyoruz. 90’ların sonunda dönemin Türkiye başbakanının karakolların şeffaf olacağını söylemesinden referans alan çalışma eleştirel diliyle düşündürüyor.

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Son bölüm olan “Cehennem”in ise tamamı tek işten oluşuyor. Garâibü'l-mevcûdât adlı yerleştirme alt katlardaki Cennet ve Araf işleriyle bir bağlantı kuruyor. Bu defa insan, hayvan ve melek figürleri kayboluyor, sahne cinlere kalıyor. Parça tüllerdeki floresan boyalar ile resmedilen cinler zifiri karanlıkta aklımızı kurcalıyor. Karanlık bölüme ilk girdiğimizde arasında gezindiğimiz cinlerin etkisinde kalmamamız pek de mümkün değil. Tam bu büyüye kapılmışken periyodik olarak açılıp kapanan ışık ise bizi kendimize getiriyor, ortamın gerçekliğini sorgulatıyor. 

Sanatçı kimliğinin yanında aktivist karakteriyle de tanıdığımız CANAN; iktidar yapılarını, toplumsal cinsiyet üzerindeki siyasi uygulamaları, ataerkil sistemi ve bunların bireysel beden üzerindeki tahakkümü üzerine sorgulamalarına devam ediyor. Sanatçının üretim pratiğine derinlemesine bir bakış sunan “Kaf Dağı’nın Ardında” 24 Aralık tarihine dek Arter’de görülebilecek.

0
9025
0
Fotoğraf: Nazlı Erdemirel
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle