09 ARALIK, ÇARŞAMBA, 2015

“Fotoğraflarda Sentetik Bir Dil Yaratmaya Çalışıyorum”

Egemen Tuncer, hiç kuşkusuz günümüzün genç ve yükselen sanatçılarından biri. Hazır, 42 Maslak Art!SPACE, “Gallery Spotlight” etkinliklerinin ilkinde Mixer’i ağırlarken sanatçıyla bir araya gelerek sergideki işi Kepenk serisi, teknik açılımlarını sorguladığı fotoğraf medyumu ve genç bir sanatçı olarak İstanbul sanat dünyasına dair düşüncelerini konuştuk.

“Fotoğraflarda Sentetik Bir Dil Yaratmaya Çalışıyorum”

Bu atölyede ne zamandır üretim yapıyorsun ve ne sıklıkla vakit geçiriyorsun? Başka bir sanatçıyla atölyeni paylaşmak nasıl bir duygu?

Taşınalı henüz bir yıl olmadı. Dijital ortam dışındaki çalışmalarım için bu alanı kullanıyorum, tasarladığım işlerin çekimlerini burada gerçekleştiriyorum. Atölye öncesi üretim alanım dışarısı ve bilgisayarken şimdi stüdyo ve bilgisayara evrilmiş durumda. Ortam, çalışma şeklini bir hayli değiştirebiliyor. Atölye sadece üretimin değil, sanat tüketiminin de olduğu bir yer, dolayısıyla bir başka sanatçıyla bunu paylaşmak heyecan verici.

Egemen Tuncer ve Naz Cuguoğlu ©Korhan Karaoysal

Egemen Tuncer ve Naz Cuguoğlu ©Korhan Karaoysal

Marmara Üniversitesi Fotoğraf Bölümünden lisans dereceni, aynı üniversitenin resim bölümündense yüksek lisans dereceni aldın. Bu iki farklı medyumda eğitim almak sanatını nasıl etkiledi?

Lisansta ağırlıklı olarak teknik ve malzemeye yönelik bir eğitim aldım. Bu durum, herhangi bir disiplini iletişim aracı olarak kullanmaktan çok, o disiplinin doğasına yönelik çalışan ve biçimsel özelliklerini problem edinen bir sanatçı için oldukça önemli. Yüksek lisans programında resim bölümünü tercih etmemin sebebiyse disiplinlerarası alanda özellikle teorik anlamda bana fayda sağlayacağını düşünmem. Teori dışında da elbette farklı medyumlar ve üretim olanakları hakkında bilgi sahibi olmak kişiye birçok şey katıyor. 

Çalışmalarını fotoğraf medyumu üzerinden sürdürüyor ve onun teknik ve semantik açılımlarını sorguluyorsun. Kendine dert ettiğin belli başlı kavramsal çerçeveler var mı? 

Fotoğraflama ediminin kendisi üzerine çeşitli çözümlemeler yapmaya çalışıyorum. Fotoğrafın herhangi bir nesnenin temsili olarak okunmasından ziyade, onun üretim biçimine dair verileri işaret etmesi üzerinde duruyorum. Bu noktada fotoğrafı belge olma konusunda sorunsallaştıran Düsseldorf ekolünden etkilendiğimi söyleyebilirim. Kullandığım nesneleri mümkün olduğunca yalınlaştırıp kurguladığım fotoğraflarda sentetik görünen bir dil yakalamaya çalışıyorum. İşin sonunda bu görsellerin kurmaca veya tesadüfi olana değil de, bir belge estetiğine hizmet ettiğini düşünüyorum. Belge ile fotoğraf arasında kurmaya çalıştığım ilişkide maketlerden, proplardan veya hazır malzemelerden yararlanıyorum. 

  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysalv
  • ©Korhan Karaoysal
  • ©Korhan Karaoysal

©Korhan Karaoysal

Katmanlar serisi ve Kepenk serisi gibi işlerinde de gördüğümüz gibi genelde seriler halinde üretim yapıyorsun. Seriler halinde çalışmak senin için ne ifade ediyor?

Bu seçimi yapmak işin içeriğine bağlı elbette. İşlerim tekrar eden yapılar üzerine kurulu olduğunda seri halinde çalışma fikriyle örtüşüyor, ister istemez ona yöneliyorum. Örneğin, Kepenk serisinde bunu okumak mümkün. Keza kutular kullanarak yaptığım bir başka çalışmada da kurgularımı birim-bütün ilişkisi üstüne inşa ettiğimden dolayı, seri olmalarının bu düzene katkı sağladığını düşünüyorum. Yani seri, bu çoğaltma, istifleme eylemiyle paralel olduğu için veya içeriğe yönelik bir söylem oluşturmak için başvurduğum bir sistem.

Bu serilerden biri olan Kepenk serini şu an 42 Maslak Art!SPACE’de sergiliyorsun. Fotoğrafladığın pikselleri dijital ortamda çoğaltarak oluşturduğun dükkan kepenklerini bir araya getiren bu serinin ortaya çıkış sürecinden bahsedebilir misin?

Yeniden üretim ya da bir yüzeyi bir başka yüzeye taşıma üzerine düşünüyordum. O sırada kepenkler ilgimi çekince biraz konsepti değiştirdim. Kepenkteki endüstrik tekrarı fotoğrafladım ve en ufak kesiti klonlayarak yeniden oluşturdum. Ve plan olarak birebir ölçekte baskılarını aldım. Bu aynı zamanda fotoğrafın perspektifini saf dışı bıraktığından ulaşmak istediğim nesnel etkiyi de oluşturmamı sağladı.

  • "27 kutu", fotoğraf, 100x66cm, parlak kağıt üzerine c-print diasec, 2014
  • "depo I" , fotoğraf, 100x66cm, parlak kağıt üzerine c-print diasec, 2014
  • "depo II" , fotoğraf, 100x66cm, parlak kağıt üzerine c-print diasec, 2014

"depo II" , fotoğraf, 100x66cm, parlak kağıt üzerine c-print diasec, 2014

Çağdaş sanatın özellikle genç yeteneklerini keşfeden ve özgün sanat eserlerine herkesin ulaşabilmesini amaçlayan sanat platformu Mixer, aynı zamanda online sanat akımının İstanbul’daki öncülerinden. Böyle bir platformun parçası olmak kariyerine nasıl etki etti?

Mixer, genç sanatçılara kendilerini ifade etme olanağı sağlayan bir platform. Ve yaptığı programların da zengin içerikli olduğunu düşünüyorum. Onun dışında iletişim ağı açısından bir galeriyle birlikte çalışmak özellikle genç sanatçılar için katkı sağlıyor.

  • "kepenk #2", 200x124cm, metalik kağıt üzerine c-print diasec, 2014
  • "kepenk #4", 200x124cm, metalik kağıt üzerine c-print diasec, 2014
  • "kepenk #5", 200x124cm, metalik kağıt üzerine c-print diasec, 2014

"kepenk #5", 200x124cm, metalik kağıt üzerine c-print diasec, 2014

Contemporary Istanbul’da işlerini gördük. Genç bir sanatçı olarak fuarları nasıl değerlendiriyorsun?

Bu tip büyük organizasyonlar sanat çevresi için dinamik bir ortam yaratıyor ve geniş kitleleri bir araya getirme imkanı sunuyor. Ekonomik ve politik boyutuna dair getirilen haklı eleştiriler elbette var ancak uluslararası büyük çaplı sanat etkinliklerinin kültürel anlamda olumlu gelişmeler olduğunu düşünüyorum.  

İşlerin Yves Zlotowski (Paris) ve Taviloğlu (İstanbul) gibi önemli özel koleksiyonlarda yer alıyor. Özellikle İstanbul sanat dünyasında koleksiyonerlik anlayışının zaman zaman çok tartışıldığı günümüzde bu durumu nasıl değerlendiriyorsun? Koleksiyonerlerin desteğini hissediyor musun?

Sanat üretiminin devamlılığı bir anlamda sanatçı-koleksiyoner ilişkisine bağlı ve bu yüzyıllardır sürdürülen bir tartışma. Son zamanlarda Türkiye sanat piyasasında canlanma ve büyüme olduğundan söz ediliyor. Bu durum koleksiyonerlerin etkisini artırmış görünüyor. Ben elbette koleksiyonerlerden önce, sanatçıların ve sanatsal tartışmaların yön verdiği bir ortamı tercih eder ve daha verimli bulurum. 

  • Egemen Tuncer ve Naz Cuguoğlu ©Korhan Karaoysal
  • Egemen Tuncer ©Korhan Karaoysal

Egemen Tuncer ©Korhan Karaoysal

İleriye yönelik projelerin neler? Seni nelerde göreceğiz?

Yeni bir seri üzerinde çalışıyorum şu anda. Dosya kağıtları gibi tipik ofis malzemeleri kullanarak bir takım düzenlemeler yapıyorum. Onun dışında Paris'te yeni bir galeri için edisyon işi yapmıştım, onun hazırlıkları sürüyor. 

0
4704
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle