08 AĞUSTOS, CUMA, 2014

Bir Yol Anlatısı

Noah Baumbach’ın 2012 tarihli “Frances Ha” adlı filminden yola çıkan iki küratör Esra Sarıgedik Öktem ve Lara Fresko’nun kalabalıklar arasında kaybolan bireyin, insan ilişkileri ve toplumsal hareketler içerisindeki konumunu irdeledikleri bir seçki olan  “Burnumuzun Ucunda Duran Gizli Bir Dünya “ adlı sergisi Rampa’da ortaya koyuldu. 

Bir Yol Anlatısı

Filmin yönetmeni Baumbach’ın tabiriyle “evden eve geçen bir yol filmi” olarak tanımlanan “Frances Ha” aslında bizi duygusal bir yolculuğa çıkartırken gerçekler ile de temas içinde tutarak sürekli uyanık kalmamızı sağlar. 
Filmin başında Frances’ın Sophie ile birlikte mutlu beraberliklerine tanık oluruz. Günler ağır bir “hafiflik” içerisinde geçer. Frances dans atölyesine gider, Sophie ise editörlük işine. Aslında “sevişmeyen bir lezbiyen çift” gibidirler. Hayat hep aynı ritimle devam edecek, profesyonel bir dansçı olacak, Sophie ile yaşayacak ve her zaman şimdiki gibi dertsiz tasasız bir hayat sürecekler gibi gelir Frances’a. Bu süreç böyle sürecek gibi gelse de araya yabancı biri katılınca bir anda kurulan duygusal diyalogların değişmeye başladığını görürüz. 

Rampa’daki “Burnumuzun Ucunda Duran Gizli Bir Dünya” sergisi bu diyalogların derlendiği bir giriş ile açılıyor. Sergi mekân içerisinde üç farklı yolculuk teması içerisinde kodlanarak düzenlenmiş. 

Serginin ana merkezinde yolculuk, sınır aşma, ütopik ve ya distopik kavramlarını buluşturan çalışmalar ele alınmış. Özellikle bu bölümde Hüseyin Bahri Alptekin’in “Karadeniz Haritası” ile İz Öztat’ın“Bir Ada Teşkil Etmek” adlı işleri ütopya ve yolculuk kavramlarını ele alırken bize ironik bir pencere açarak tasavvur edemeyeceğimiz bir serüvene sürüklüyor. 

Serginin ikinci bölümü olarak tanımlanan alanda ise Beyrutlu sanatçı Etel Adnan‘ın soyutlamalarına eşlik eden ve daha çok video çalışmaları ile tanıdığımız Ergin Çavuşoğlu’nun kare formlar üzerine yaptığı resimlerin yüzeyleri hem biçim hem de içerik olarak mekâna anlam katıyor. Etel Adnan’ın soyutlamaları uzaklarda tanımlayamadığımız manzaraların hayalini kurmanın heyecanını sunarken, Çavuşoğlu’nun “Place” serisinde ise bu durum dilsel olarak görselleşiyor. 


Performatif bir düzenleme olarak eserler mekâna dağıtıldığı için her adımda yüzleşilen farklı bir hikaye izleyiciye başka öyküler kurma fırsatı da veriyor. Son bölüm olarak tanımlanan alan ise Frances Ha’nın  gündelik karşılaşmalar ve rastlantılar sonucu yaşadığı şaşkınlıkların – aslında bizim – kişisel olarak coğrafya ve tarih ile kurduğumuz ilişkiler üzerine örülü. Bu bölümde yer alan Kiki Smith’in “Her Yer” adlı serisi hayvanların dünyasındaki bakış ve algı biçimlerine dair bize ipuçları verirken bireyin kendisine açık bir kapı bırakmıyor. Funda  Özgünaydın da  insan – hayvan ilişkisi üzerinden kurguladığı kolajlarıyla,  algısından uzak olduğumuz hayvan dünyasına dair farklı bir bakış açısı sunuyor. Yine bu durumla ilişkili olabileceğini belirtilebileceğim, Nilbar Güreş’in “Örümcek Kadın, Anne” adlı çalışması da aslında ağının dışındakileri göremeyince, kendi dünyasında sakin ve güçlü bir şekilde köşesine çekilmiş tekinsizce avını bekleyen bir kadının ironik halini göstermektedir.

“Burnumuzun Ucunda Duran Gizli Bir Dünya”  karma sergisi her ne kadar duygusal bir ilişkiden referans olarak hazırlanmış görünse de, çalışmaların bütünlüğü yaşadığımız dünyadaki bazı gerçekliklerin aslında ütopik olmadığını işaret etmesi açısından olumlu bir önerme olarak karşımızda duruyor. Daha öncesinde Rampa’da deneyimleme şansı yakaladığım farklı sergilerde dikkatimi çeken, içeriksel yapı eksikliğini kırması açısından da bakıldığında, bu sergiyle taşların yerlerine oturmaya başladığını dile getirebiliriz.


Funda Özgünaydın Domuz-İnsan I / Pig-Human I, 2014 Kolaj / Collage, 30 x 40 cm Sanatçının ve Rampa'nın izniyle / Courtesy of the artist & Rampa Istanbul Chroma photography : Andre Carvalho ve Tugba Karatop

0
2519
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle